Hakan Yüzbaşı'na aşıktım. Ama o, duygularıma "tek gecelik ilişkiler" diyerek karşılık verdi. Her bakışında beni yok sayıyor, her sözüyle kalbimi kırıyordu. Ta ki o geceye kadar... Bir anlık zayıflıkla dudaklarım onunkine değdi. İlk başta direndi, ama sonra... Bana karşılık verdiği gibi değil, bir fırtına gibi beni sardı. Beni yatağa doğru yatırdı, ağırlığı üzerimdeydi. Bir eli belimi sıkıca kavrarken, diğeri saçlarıma dolaştı. "Sana yapma dedim," diye homurdandı nefes nefese, alnı alnıma dayalı. "Ben seni üzerim." Ama bedeni tamamen farklı bir şey söylüyordu. Nefesinin sıcaklığı boynumda, kasılmış vücudu benimkine yapışmıştı. "Sen benim doktorumsun," diye fısıldadı dudaklarıma çok yakın, "benimse kalbimde kurşun var. İkisini de... iyileştirebilir misin?" ------- 'Yeni Başlangıç ' -Dr Sumru Kaya - Bu ünvanı alabilmek için yıllarca çok çalıştım. üç amca kızı hayalimiz vardı üç kuzen okuyup atanıp aynı yerde çalışacaktık. Sonunda hayalimiz gerçek oldu. Kuzenlerimle birlikte Iğdır-Tuzluca'ya atandık. Ben Tuzluca Askeri Birliğine Birlik doktoru olarak. Kuzenim Hazal Kaya mahalle sağlık ocağına hemşire olarak. Hazal'ın kardeşi diğer kuzenim Delal Kaya'da okul öncesi öğretmeni olarak. Hayallerimizi birbir yaşıyoruz. Delal bizden önce gidip orda bize eşyalı bir lojman tuttu genelde askerlerin kaldığı. Herşeyi ayarladı evi temizleyip eşya düzenlemesi yapmış. Bizde yarın Hazal'la gidiyoruz. Aşırı heyecanlıyız çünkü hepimizin ilk görev yeri. Delal erken gittiği için çalışacağı okulu ve bizim de yerlerimize gidip bakmış. Hepsi çok yakın iç içe dedi. Ertesi gün uçakla Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanına indik. Bir taksiye atlayıp Delal'in bize attığı konumla oraya gittik. Hazal'la birlikte lojmanların önüne geldik. Birbirimize bakıp hadi bakalım gazamız mübarek olsun dedim. Ben yarın birliğe gidip başlayacaktım. Hazal'da iki güne başlayacaktı. Delal iki hafta sonra okullar açılınca başlayacaktı. Kalacağımız daireye çıkıp kapıyı çaldık Delal açtı büyük sevinçle karşıladı bizi. Heyecanla bize küçük ama huzurlu dairemizi gezdirdi. 2+1 çok minnoş bir evimiz vardı. Delal bize yemekte hazırlamış oturup yedik birlikte toparladık. Sağolsun bizden önce alışveriş temizlik herşeyi halletmiş. Yol yorgunu olduğumuz için duş felan aldık biraz ütü felan yaptık TV izleyip yattık. Benim için yarın çok heyecanlı bir gün. Yarın ilk doktor olarak işime başlıyorum. Çok mutluyum çok. Sabah olunca uyanıp hemen hazırlanmaya başladım. siyah havuç pantolon üstüne dar beyaz gömlek topuklu ayakkabı giydim. Saçlarımı hafif maşa yaparak birazda makyaj yaptım. Delal birliğin çok yakın olduğunu yürüyerek 5 dkda gidebileceğimi söylemişti. Evden çıkıp birliğe doğru gittim. Birliğin önüne gelince kalbim yerinden çıkacak gibiydi kapıdaki görevli askere kendimi tanıttım. Oda Albay'ın beni beklediğini söyledi ve beni odasına doğru götürdü. Albay'ın odasını tıklatıp içeriye girdim. "Merhaba Albay'ım ben Doktor Sumru Kaya.Yeni görev yerim sizin birliğiniz sizlerle çalışmaktan onur duyacağım" diyip tokalaştım. Albay çok şirin tatlı birşey çokta babacan birine benziyor. "Hoşgeldiniz doktor hanım bende Albay Yusuf Yılmaz. Kendi komutanlarıma mesaj attım şimdi gelirler. Onlarla tanışmanı istiyorum çünkü genelde sahada onlarla çalışacaksın. " "Memnuniyetle Albay'ım siz nasıl uygun görürseniz." Kapı açıldı ve içeriye mankenlik ajansından fırlamış gibi boylu poslu kaslı 6 tane yakışıklı girdi. Vallahi dibim düştü desem yeridir. Delal burda olsa net hepsini ayarlardı. Albay yanıma gelerek; "Sumru kızım seni askerlerimle tanıştırayım " diyerek başladı. İlk sırada gayet yakışıklı hafif kumral tenli gözleri yeşil oldukça yakışıklı ama çokta sinirlice bakan kişiyle tanıştırdı. * Yüzbaşı Hakan Koçak * Üsteğmen Meriç Yılmaz *Teğmen Kadir Karaca *Teğmen Kerim Karaca *Uzman Çavuş Ali Bozkurt *Uzman Çavuş Kaan Kaya. Hepsiyle tokalaştım hepsi çok samimi bir şekilde karşılık verdi ama Yüzbaşı sanki babasını öldürmüşüm gibi bakıyor çok ters biri belli. Bende kendimi tanıttım Sumru Kaya diye. Ordan birden Uzman Çavuş olan Kaan Kaya söze atladı. " Doktor hanım biz sizle kardeş yada kuzen olabilir miyiz soyadlarımız tutuyor. Sizle soydaş olabilir miyiz? Adaş gibi düşünün." diyince ben güldüm "güzel fikirmiş Çavuş'um olabilir. Ama benle soydaş olursanız iki tane daha soydaşınız olacak çünkü ben iki kuzenimle buraya geldim." " Ooo bana uyar doktor bir sürü soydaşım olur ne güzel" dedi. Ben bu soydaşım Kaan'ı şimdiden çok sevmiştim. Matrak biri belli. Üsteğmen Meriç Yılmaz söze girdi; "Doktor hanım lojmanlardamı kalıyorsunuz yoksa evmi tuttunuz. ?" "Lojmandayız Teğmen'im. Hemen bu yol üstündeki ilerideki lojmanlar. "Aa bizim çocukların kaldığı lojmanlar hangi bloklardasınız?" "A blok Teğmen'im. Sizin çocuklar kim bu arada?" "Bizim çocuklar Kadirle Kerem ikisi kardeş onlar bir dairede, Ali ile Kaan bir dairede sadece Yüzbaşım tek kalıyor ve hepsi A blokta. Bizde ailecek lojmana yakın başka bir sitede oturuyoruz. Bu arada Albay benim babam. Ama birlik sınırları içinde asla Baba-oğul ilişkisi istemiyor." "Ya hepinizle komşuyuz ne güzel çok mutlu oldum." Donuk yüzbaşı ordan söze girerek; "yeter bu kadar laf beyliği hepiniz bahçeye." Bu yakışıklılığın karizmanın arkasından nasıl böyle kişilikte biri çıktı şaşırdım cidden. "Yüzbaşım ne güzel sohbet ediyorduk." "Sohbet etmeyin doktor hanım işinize bakın. boş muhabbet yapmak gibi vaktimiz yok bizim. Sizde gidin iki iğne yapın, ilaç felan yazın " diyip yüzüme dahi bakmadan çıktı. Hay ben senin gibi adamın kalıbına tüküreyim. Çattık iyimi. Bütün hepsi çıkınca Albay yanıma gelip, " Sumru o biraz böyle soğuk karakterli biri ama iyidir sen ona aldırma." "Yok aldırmadım Albayım. Ben artık gidip odamı gezeyim."diyip bir tane askerle odama geldim. Gayet düzenli tertipliydi. Bugün ilk gün olduğu için çok birşeyle ugraşmıyacağım yarın daha detaylı bakarım. Biraz hava alayım diyip dışarı çıktım. Bizim ekip dışarıda Kaan'ı görünce yanına gittim. Selam verdim ne yapıyorsunuz diye sordum. "İki güne kalmaz operasyona çıkacağız. Komutanım onun detaylarını konuştu soydaşım. İşte ufak tefek hazırlıklar yapacağız". "Anladım aman dikkatli olun soydaşım. Bu arada aynı bloktaymışız o zaman akşam seni diğer soydaşlarınla tanışma kahvesine bekliyorum. Bana telefon numaranı ver bakalım " diyerek telefonumu uzattım oda numarasını yazdı kaydettik birbizimizi. İkimizde soydaşım diye kaydedince istemsizce birbirimize gülüp baktık. Yanımıza sinirle gelen sevgili Yüzbaşı'mız; "Kaan senin işin yok galiba 10 tur birliğin etrafında koşmak ister misin?" diyerek soydaşımı uzaklaştırdı. Ya bu adam neden bu kadar kaba biri anlamadım. "Yüzbaşım neden böyle birşey yaptınız. Sohbet ediyorduk sadece." "Doktor sana boş işlerle uğraşacak vaktimiz yok demiştim neyini anlamıyorsun?" "Özür dilerim ben sadece.." "Tamam doktor hanım iyi günler " diyip gitti. Pis kaba saba herif ay ben bide bunu ilk görüşte beğendim felan ne kadar salağım ben. Çıkış saati gelince herkes hazırlandı çıkıyordu Albay bana seslendi yanında bizim kaba Yüzbaşı da var. Albay; " Sumru kızım ben bugün çarşıya geçiyorum yoksa seni lojmana bırakırdım ama Hakan arabayla gelmiş o seni bırakır". " Yok cidden gerek yok ben giderim hem sabahta kendim geldim" dedim ama Albay ısrar etti. Oda hemen emredersiniz diyerek yanıma gelip yürümeye başladı. Arabasını göstererek binmemi sağladı. Öne binip kemerimi taktım. Oda bindi yola koyulduk zaten 2,3 dk sonra lojmana geldik. İnerken teşekkür edip sohbetine doyum olmadığını söyledim. " Doktor sohbet etmeyi sevmem" "Onu anladık Hakan " " Hakan mı?" " Niye şaşırdın Hakan değilmi adın?" madem sen kabasın sana bende senin gibi davranırım. "Yüzbaşına ne oldu?" "Mesai saatleri dışında ve sivildeyken sadece Hakansın. Sende doktor demeyebilirsin bir adım var ve adım Sumru. Bende adımın söylenmesini tercih ederim." diyerek kukuman kuşu gibi bırakıp lojmana doğru ilerledim. Dış kapıdan zile bastım ama açan olmadı fazla yedek anahtar olmadığı için alamadım. Kızlar bugün çarşıya inip çektirecektiler.Telefonu çıkartıp Hazal'ı aradım nerde olduklarını sorunca Delal'in genelde Migren krizi tutar ve serumsuz asla geçmez yakındaki hastanede olduklarını söylediler yarım saate işleri bitermiş mecbur bekleyeceğim ne yapayım. Tam arkamı döndüm gidip banka oturayım diye hop bizim kaba Yüzbaşı ile burun buruna geldik. " Yavaş doktor aa pardon Sumru" "Pardon" diyerek tam gidiyordum ki "nereye neden eve gitmiyorsun ?" diye sordu. Ay isteyince nasıl da kibar olabiliyor. "Kuzenlerimden birisi rahatsızlanmış birlikte hastaneye gitmişler yedek anahtarımızda yoktu. Bende onlar evde olur diye güvenerek çıktım ama işte küçük bir talihsizlik oldu dışarıda kaldım." "Anladım hava biraz serin istersen gel, onlar gelene kadar benim evde dur". "Rahatsızlık vermiyeyim" "Sumru geliyormusun karnım aç ve kapının önünde takılacak hiç vaktim yok." "Tamam geliyorum" diyerek olduğu daireye çıktık. Dairesinin kapısını açınca çok şaşırdım çünkü bizim direk karşı dairemizdi. "Aa sen burda mı oturuyorsun? bizde karşı dairedeyiz" dedim. " İyi ne güzel işte bak bugün numarasını aldığın Kaan'da hemen yan dairenizde oturuyor". Niye bunu söylediki şimdi. Garip biri bu ya. Böyle yakışıklılığa böyle gariplik hiç olmamış hiç. Neyse içeri geçip salona oturdum. Elini yüzünü yıkayıp kamuflajlarını çıkartıp gelmiş siyah eşofman ve siyah t-shirt giymiş kasları felan belli oluyor o yeşil gözleri nasılda ortaya çıkmış. Sumru kendine gel kızım adam baya odun bişey kendini kaptırma. "Sumru ben mutfaktayım tost hazirlayacağım sende ister misin?". "Tostmu yiyeceksin?" "Evet Sumru ne bekliyorsun bekar bir adam ya makarna ya tost yapıp yer." "Ay çok banel benim iki kuzenim ve bende cidden çok güzel yemekler yaparız yani bu konuda çok iddialıyız. Bir akşam misafirimiz ol gelde iki güzel yemek ye." "Yok ben almıyım. Sen tost yiyormusun onu söyle." "Olur yerim. Ama bende yardım edeyim" diyerek mutfağa geçtik. Malzemeleri çıkartıp hazırlamaya başladı. Yardım edeyim dedim ama sen misafirsin otur dedi. Sonra hazırlayıp tostları getirdi. Yemeye başladık telefonuma mesaj geldi. İstanbul'da beni rahatsız eden peşimde dolanan mahallenin serserisi Zafer mesaj atmış gerçi mesaj değil roman yazmış. " Bu s***k benim bu numaramı yine nerden buldu acaba " diye içimden söylendim. "Noldu Sumru?" "Bişey yok " dedim ama çok huzursuz oldum. " Sen iyi değilsin yüzün beyazladı" " Ya çok önemli değil İstanbul'da mahalleden peşimde serseri bir çocuk vardı sürekli rahatsız ediyordu kaçıncı numara değiştirişim artık bilmiyorum yine bulmuş ve bana tehdit mesajları atmış." "Ne demek tehdit mesajları ver bakayım şu telefonu bi." "Tamam Yüzbaşım gerek yok hallederim." "Sivilde Hakan'ı tercih ederim ama şu telefonu ver." böyle diyince sinirden de gözlerim dolmuştu verdim telefonu. Bakınca mesajları okuyunca çok sinirlendi. " Başıma bela oldu buralara geldim kurtulurum diye ama baksana yerimi bile öğrenmiş birliğe kadar yazmış. Ya varya bir kocam yada sevgilim olsaydı herhalde vazgeçer peşimi bırakırdı. Sanırım ben bahtı karalıyım kimsede yok şunun ağzını kapatayım bir rahat edeyim artık." Biran telefonumdan birşeyler yaparak birini aradı ve hoparlöre aldı konuşmaya başladı. " Bana bak hаfif meşrep çocuğu bir daha Sumruyu ararsan senin leşini itlerin ortasına atarım." Zafer telefondan; " Sen kimsin lan y****k. Sumru nerde onu ver "dedi ama Hakan'ın gözleri döndü. "Lan döl israfı senin beynini si'kerim. Seni çıktığın deliğe geri sokarım. Bir daha aramıyacaksın dedim." "Sen kimsin lan yeminle oraya gelir seni öldürürüm." "Senin yolunu si'kerim eğer gelmezsen gel bakalım zaten yerinide biliyorsun. he bide bu arada ben Sumru'nun sevgilisiyim gel oğlum seni bekliyorum" dedi. Ben şok oldum benim sevgilim olduğunu söyledi Zafer'e. Şuan dona kaldım bakayım beni neler bekliyor. 'Ekiple Kaynaşma ' -Sumru Kaya- Hakan Yüzbaşının evinde telefonda meşhur sapığım Zafer' e onun sevgilisiyim diyince şok oldum. Pek konuşmadan kızlar arayınca eve geçtim. Dün birliğe gittiğim andan beri akşama kadar olan herşeyi noktasına virgülüne kadar anlattım. İkiside şaşırdı. Delal tabiki hemen Yüzbaşı yakışıklıysa hemen bana ayarlıyorsun yada diğerleri kuzen artık hangisi denk gelirse diye takıldı. Bende espri yaparak; " AA Yüzbaşı benim tatlım zaten yürüyen Brad Pitt gibi hem Zafer'e sevgilimde dedi. Manyak ya bir görsen böbürlene böbürlene hemde. " Yarın Hazal'da işe başlayacağı için erkenden yattık. Sabah olup kalkınca hemen hazırlandım. Bugün diz üstü kot etek ve eteğin üstüne denk gelen buz mavisi gömlek giydim. Saçlarımı düzleştirip makyaj yaptım ayağıma spor ayakkabı giydim. Bugün biraz spor olmuştu çünkü kıyafetim. Kapıdan hızla çıkınca hemen karşı dairede evden çıkan Hakan'ı gördüm. Kamuflajlar içinde yine çok yakışıklı gözüküyordu. "Günaydın yüzbaşım Hakan"dedim. "Günaydın Sumru ama niye öyle dedin" "Sivilde ve kamuflajlısın tam ne diyeceğime karar veremedim." "Ev sınırları içinde de Hakan diyebilirsin. Aradımı o şeref yoksunu yada mesaj attımı?" "Yok hiç birşey yazmadı". "Sen birliğemi gidiyorsun?" "Evet" "İyi benle gel" "Yok ben yürürüm " "Bu etekle yürürsen sağda solda peşine Zafer gibilerin takılması gayet doğal ". "Yüzbaşım kırıcı oluyorsun yani sorun bendemi. Benmi istedim benmi kuyruk sallamış oldum". " Sumru özür dilerim öyle demek istemedim ben asla. Yani etek kısa işte onun gibi zihniyetler çok ortalıkta bakarlar diye dedim." "Deme bir daha ve seninle gelmiyorum Yüzbaşı". Sinirlenip lojmandan çıkıp birliğe doğru yürümeye başladım. Yanımdan hızla gelip geçti arabasıyla. İyi anladık dalyan gibi araban var. Sanki liseli ergenler gibi kızlara hava atarcasına gaza basması nedir yani kaba adam. Yürümeye devam ederken telefonuma peş peşe mesajlar geldi bakınca Zafer'in attığını gördüm yine bir sürü tehdit mesajları atmış. Hatta buraya geliceğinden felan bahsediyor. Aldık başımıza belayı bu Yüzbaşı sevgilisiyim diyince daha çok sinirlendi galiba daha da hırs yaptı. Şimdi gidip bu mesajları ona okutacağım başıma sardığı belayı temizlesin. Birliğe girince apar topar Yüzbaşının odasına girdim hiç kapıyı tıklatmakla uğraşamayacağım o kaba sabaysa ona anladığı tarzda davranacağım. İçeri girip tam birşey diyecekken bütün ekibin orda olduğunu gördüm. Sanırım toplantı yapıyorlardı. Hakan Yüzbaşı; "Doktor sizin oralarda kapıya vurulmaz mı?" "Yüzbaşım özür dilerim çok hafif vurup tıklayıp birden açtım biraz sıkıntılı bir durum vardı da o yüzden. Ama sanırım siz toplantı yapıyorsunuz ben sonra gelirim." "Dur doktor işimiz bitti. Onlarda şimdi çıkacaklar. " diyip hepsine kaş göz işaretiyle çıkabilirsiniz dedi. Tam o esnada soydaşım Kaan; "Soydaş kahve sözün vardı bak biz yarın operasyona gidiyoruz yokuz an az 3 gün en fazla 3 ay olamayabiliriz." "Hadi ya o kadar sürer mi?" kafasını salladı. "Tamam o zaman akşam gel ben şimdi kızlara haber veririm ama tatlılar senden soydaşım". Asker selamı vererek "emrin olur soydaş " dedi. O esnada Meriç Komutan; "Doktor hanım birtek bu zibidi Kaan' mı davetli. Peki bizler sonuçta biz bir ekibiz artık." " Haklısın Meriç komutan o zaman akşam hepinizi tam kadro bekliyoruz. Artık tatlı kategorisini biraz siz arttırın. O iş sizde." Biz böyle güzel güzel konuşurken kaba Yüzbaşı'mız yine devreye girdi; " Asker haydi herkes hazırlıklara " diye kükredi. Hepsi asker selamıyla onaylayıp gitti. Yüzbaşı bana bakıp; " Ne gerek vardı böyle birşeye. Neden ekibi kahve içmeye çağırdın." " Yüzbaşı ekiple senide çağırdım ve onlar benim ekip arkadaşlarım burda olduğum süre zarfı ne kadar olur bilmiyorum ama onlarla çalışıcam farkındaysanız ve hepsiyle komşuyuz. Kaldıki Kaan Komutanı çok sevdim bizim kızlarda sever eminim. Yani abartılacak bişey yok". "İyi size iyi kadın günü yapmalar. Ben gelmem." "Gelseniz şaşardım zaten böyle insanlara karşı üsten bakmak, duygusuz olmak, insan ilişkileri sevmeyen biri olarak gelmenizi beklemedim zaten. Bende sizi nezaketden davet ettim. "Sumru haddini aşma". "Resmiyetde doktoru tercih ederim". "Sen neden geldin noldu?. O adammı mesaj attı?". "Bir önemi yok yani çokta önemli birşey değil " diyip tam odasından çıkıyordumki beni kolumdan tutup kendisine hızla çevirdi çok yakın olduk böyle olunca. "Bırakır mısınız Yüzbaşım?" "Doktor ne oldu bak söyle. O adam mesaj attı dimi?" "Evet attı ve senin yüzünden iyice başım belaya girdi iyice bana sardı. Şuan hırslandı bence nasıl sevgilisi olur diye çünkü o bugüne kadar hep seni bekleyeceğim zaten hayatında kimse yok diyordu. Şimdi hırs yaptı başıma bela olacak" diyerek ağlamaya başladım. "Ver şu telefonu " telefonu uzattım yazdığı mesajları okudukça yüzü değişik şekillere girdi aşırı sinirlendi. " Lavuğa bak ya banamı günümü gostericekmiş. Ne zaman gelir tahmini bu şeref yoksunu çünkü ağzını burnunu kırmak için sabırsızlanıyorum. " Hakan ne gelmesi saçmalama bu adam tehlikeli ve ben korkuyorum." "Şuan korktuğun için Hakan dediğini düşünüyorum . Yüzbaşı tercihim." "Off şuan sorun bumu korkuyorum diyorum bana birşey yapabilir. Çünkü artık sevgilim var sanıyor." "Korkma sevgilin var sanıyorsa, var saydığı sevgilinde seni korur." diyince bana kal geldi. Bu yüzbaşı cidden ayarsız hiç ayarı yok. Tam kalkıp gidecekken, "akşam benimle eve geliceksin şu ara tek olma bu şeref yoksunu gelebilir. Birde al şu telefonu bana numaranı ver sıkıntı olursa ararsın." "Kaan Komutanı ararım sonuçta oda hemen yan dairede." "Doktor uzatma yaz numaranı" diyince alıp yazıp çıktım. Çıkınca bir numara çaldırdı. Sanırım bizim kaba Yüzbaşı. Ve aynı o şekilde de kaydettim. Hakettiği gibi. Akşam birlikten çıkarken bahçede arabasının önünde beni beklediğini gördüm. Gözlükte takmış çok yakışıklı duruyordu. Böyle kaba saba huysuz biri olmasa bence daha güzel bir bağ olabilirdi aramızda. Aman neyse ne yapalım kibar naif birini bulana kadar kısmet aramaya devam. Böyle kaba saba birini asla hayatımda istemem. Arabaya binip lojmana doğru yola çıktık. İnerken birlikte "o şeref yoksunu mesaj atarsa bana haber ver". "Emriniz olur komutanım" diye söylenip binaya girdim. Kızlar benden önce hazırlıklara başlamış bile. Delal limonlu cheesecake bile yapmış. "Keşke zahmet etmeseydiniz ben bizim soydaş'a kitledim tatlıları." diyip gülüştük. Akşam ilerleyen saatlerde tüm ekip geldi hepsi değişik değişik tatlılar almış. Gözüm istemsizce Hakan'ı aradı ama yok gelmemiş kaba herif. Kaan sanırım anladıki; "Soydaşım komutanımın işi varmış gelemedi " dedi. Külli yalan işi felan yok. Ben soğuk nevaleyim kimseyle işim olmaz demiyorda. Ekip gelince kızlarla tanıştı. Tam tahmin ettiğim gibi Delal'le Kaan süper anlaştı. Tahmin etmiştim iki deli bir araya gelince diğeri değneğini saklarmış misali. Baya kanka felan demeye başladılar birbirlerine. Meriç'le Hazal'da çok güzel sohbet ediyor. Bizim Hazal zaten tam narin çiçek, yani onun sohbet edebileceği tek kişide Albay oğlu olurdu doğru. Hazal'la Delal'i gören asla kardeş demez bu kadar iki zıt karakter. Herkes sohbet muhabbet ederken bende Yüzbaşı'mızıza mesaj attım. Ben: Keşke gelseydin biz adam yemiyoruz. Kaba Yüzbaşı: Sana boş muhabbetleri sevmediğimi söylemiştim. İşim olmaz kadın günü konseptli yerlerde. Ben: Ya sen şuna ben yaşlıyım kafam kaldırmıyor desene. Kaba Yüzbaşı: Doktorrrrr!!!!!! Ne yaşlısı ben daha 30 yaşındayım. Ben: Bana göre yaşlısın. malum ben 25 yaşındayım. Senin ekipte senden bir kaç yaş küçük ayrıca ruhları genç. Senin içine Darülaceze kaçmış. Neyse sana evde tek başına iyi takılmalar. yazıp çıktım. Kudursun şimdi. Aradan 5 dk gecmediki kapı çaldı ben bakarım diyerek gidip açtım hop banko Yüzbaşı'mız gelmiş. "Hoşgeldin Yüzbaşım aa pardon Hakan noldu evde tuz felanmı kalmadı." "Bende davet edilmiştim diye hatırlıyorum" "Evet ama sende böyle ortamları sevmediğini söylemiştin, bende doğru yaşlılara göre olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum". dememle kolumdan tutup duvara yasladı. "Ne yapıyorsun bıraksana delimisin sen?" "Sus Sumru bir daha bana yaşlı felan deme cidden kötü olur". "Aman tamam be demem. Ne tür bir delisin sen ya." diyip içeriye geçtik. Ekip görünce çok şaşırdı. Komutanım işiniz vardı felan dediler. Oda bitti geldim felan dedi zırvaladı. Ben kahve yapmak için mutfağa geçtim herkes kendi alemindeydi çünkü. Arkamdan oda mutfağa geldi. "Sade " dedi. Donuk bakınca "kahvemi sade içiyorum, sormadın da onu söylemeye geldim." Kafa salladım sadece. Az önce tuttuğu kolum acımıştı. Ayarsız sanki karşısında kendi gibi güçlü biri var hafif tutması bile nasıl ağır. Kolumu ovaladığımı görünce yanıma geldi. "Özür dilerim Sumru ben canını yakmak istemedim." "Önemli değil Yüzbaşım geçer birazdan". "Sivildeyken farkettim de bana sinirlenince Yüzbaşı diyorsun." "Bilmem olabilir sinirlenmişimdir belki." İçerden Delal'in sesini duyduk. Hadi gelin bu güzel gecenin anısına fotoğraf çekilcez diye. İçeriye geçtik masanın etrafına hepsi toplanmış. Delal tripotu ayarlıyordu. Bizimki yine uyuzluk yaptı." Siz çekilin ben çekilmem" diye. Bende iyice can damarından vurarak; " bencede biz gençler olalak çekilelim ekip" diyince neyi ima ettiğimi anladı ve yanıma geldi. Fotoğrafa girdi. O gelince ben biraz öteye kaydım. Delal ayarladığını peş peşe bir kaç tane çekeceğini söyledi . Ben biraz daha uzaklaşınca Yüzbaşımız belimden tutup çektiği gibi ona çok yakın bir şekilde fotoğraf çekilmemizi sağladı. Bu adam ayarsız cidden sağı solu belli değil. Bir sapığıma sevgilisiyim diyor, kolumdan tutup hırpaladığı günün ilerleyen zamanında belimden tutup kendine doğru çekip fotoğraf çekiliyor. Gerçekten anlayamadım. Gece çok eğlenceli bitmişti hepsini uğurladık ortalığı toparlayıp yattık. Yarın ekip operasyona çıkıyor. Aslında bende gidecektim ama Albay tehlikeli bir operasyon olduğunu benimde daha çok yeni olduğum için birlikte kalmamı söyledi. İnşallah hayırlısı ile gidip gelirler. En çokta kaba Yüzbaşı aklımda içimde kötü birşey var sanki. 'Operasyon" -Yüzbaşı Hakan Koçak - Dün gece komşularımızın evinde kahve fasılı yapıp bayağa keyifli vakit geçirdik. Sumru biraz sinirlerimi bozsada bana yaşlı felan diyerek yinede eğlenceliydi. Bu kız bazen beni çok kışkırtıyor. Bu asi ve bana kafa tutan halleri çok s***i duruyor. Neler düşünüyorum kendime kızıyorum. Geçen mini etekle işe geliyordu içimden kıskandım ama başka şeyleri bahane edip arabayla benle gelmesini istedim ama bana kötü döndü. İyice kızdı bana. Birde belası Zafer diye bir p*ç çıktı. Kızın peşinde olduğunu öğrenince sinir beynime çıktı. O anlık boşlukla sevgilisiyim felan dedim. Sabaha operasyona çıkacağız inşallah Sumruyu'da görürüm umuduyla birliğe geçtim. Oradaydı benim timin yanına gidince oda geldi. Herşey hazır yarım saate çıkacağımızı söyledim. Gözleriyle kaçamak bakıyor anlıyorum. Yanıma gelip, "Yüzbaşım dikkatli olun hepiniz Allah'a emanet olun " dedi . Hazırlıklar tamam olunca askeri araçlara binip yola çıktık. -Sumru Kaya- Timi uğurlayınca içimdeki sıkıntı dahada çoğaldı. Aklımda Hakan'ın giderken arkasına dönüp bakışı kaldı. Kaba herif ne kadar kızsamda şuan operasyona gidiyor diye onun için telaşlanıyordum. Akşam oluyor işlerim bitince eve geçtim. Kızlar yemek yapmış yedim ortalığı toparlayıp duşa girdim. Ama hâlâ içim çok sıkkın. Aklıma gelenle mesaj attım hemen. Ben: Ne yaptınız Yüzbaşım sizi ve timi merak ettim umarım iyisinizdir. yazdım ama sadece tek tık oldu. Bir saate yakın bekledim ama mesaj iletilmedi. Muhtemelen telefon çekmeyen bir yerdeler. Bende yorgunlukla uyuyup kalmışım. Gece telefonun mesaj sesine uyandım. Bakınca Hakan'ın mesaj attığını gördüm. Kaba Yüzbaşı: Timde bende iyiyim. Teşekkürler. Sadece bu kadarmı ya teşekkürlermi. Ben onu burda merak edeyim o sadece teşekkür etsin. Ben: Bende iyim Yüzbaşım teşekkürler. Kaba Yüzbaşı: Sumru sen şuan inşallah tirip felan atmıyorsundur. Çünkü dağın başında teröristlerin cirit attığı bir ortamda en son isteyeceğim şey bile değil bu tirip muhabbeti. Ben: Yok Yüzbaşım ne tiribi. Sizleri çok merak ettim sadece sağ salim gelin hepiniz. Kaba Yüzbaşı: Neyse Sumru çok boşa konuşacak vakit yok. Timden uzaktayım yanlarına gitmeliyim. Ben : Peki. Yazıp sadece çıktım bazen öyle bir kırıyor ki insanı. bilerekmi yapıyor anlamıyorum. Nedense istemsizce ağladım. O gece bizim evde çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Yüzünü okşadım neden böyle yapıyorum anlamıyorum ama kendine gel Sumru bu adamdan olmaz bu adam senin hayallerindeki adamın yakınından dahi geçmiyor üzülürsün kızım diye kendimi dizginlemem gerekiyor. Uzak durmakta fayda var. Sabah olunca kalktım yine işe gittim. Albaya haber varmı diye sordum ama hiç birinin telefonunun çekmediğini telsizlerle irtibata geçtiğini söyledi. Hakan'ada artık mesaj atamıyorum çünkü beni üzüyor üzülmek istemiyorum. Aklıma gelenle bende Kaan'a mesaj attım. Ben: Soydaşım nasılsınız sizi çok merak ediyorum. Tam kadro eksiksiz gelirseniz size çok güzel bir ziyafet çekmeyi planlıyorum. yazdım ama asla iletilmedi. İyice merak ediyorum. Allah'tan bugün haftanın son günüydü. Hafta sonu daha sakin bir şekilde evde dinlenirdim. Akşam olunca eve geldim telefondan mesajlara baktım ama yok Kaan'a iletilmemiş. Gözüm bir kaç altta mesajlarda adı gözüken Hakan'a kaydı. Profil resminden bile kamuflajlı halini görünce içim kötü oldu. Ertesi gün oldu hâlâ mesaj iletilmedi. Delal'le konuştum oda hiç Kaan'la görüşmemiş mesaj atmış ama onunkide iletilmemiş. Haber alamadıkça iyice huzursuz oldum. Hakan'a yazamıyorum. Zaten telefonları çekse Kaan bana cevap verir. Böyle böyle pazartesi oldu. Tekrar uyanıp işe gitmek için yola koyuldum. Belki Albaydan bir haber alırdım. Birliğe giriş yapınca Albay'ı telaşlı gördüm ne olduğunu sorunca, Timin döndüğünü ama Yüzbaşının yaralı olduğunu söyledi. Hastaneye gidiyordu bende gitmek için kendisinden onay aldım ve birlikte gittik. Bütün tim burda ama bitek Hakan yok gözüm onu aradı. Kaan'ı görünce ona sarılıp üstüne başına baktım kir toz pas içindelerdi resmen. "Kaan ne oldu? Yüzbaşı nasıl?" "Sakin soydaşım büyük birşey değil omzundan yaralandı. Komutan için bu devede kulak." "Off Kaan saçmalama adam vurulmuş." "Tamam soydaş paniğe gerek yok cidden iyiydi. Kurşunu çıkartmak için aldılar ameliyata. Biraz zaman geçtikten sonra ameliyathane kapısından çıkan doktora doğru koştuk. Kendimi tanıttım Doktor olduğumu belirttim. Sağolsun hocam gerekli hem tıbbi bilgileri ve genel bilgileri verdi. Birazdan odaya alırlar ve görürsünüz dedi. Bu gece burda kalıcak yarın taburcu olacaktı. Hakan'ı odaya aldılar. Bütün tim ve Albay yanına girip geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Albayın işi olduğu için gitmek zorunda kaldı. Çocuklar biriniz yanında refakatçi kalırsınız diye belirtti. Meriç kalacağını söyledi. Herkesi yolladı çünkü onlarda çok yorgundu kaç gündür operasyondaydılar. Meriç; " Sumru ben bi kantine insem sen biraz burda durabilirmisin komutanımın yanında. Yiyecek birşeyler alıp geleceğim" dedi. Bende başımla onayladım. "Hakan nasılsın ağrın varmı? Doktorundan bilgileri aldım bir kaç dikişin var. iki gün duş alamayacaksın. Sonra bir haftaya dikişleri aldirabilirsin." "Tamam abartma Sumru ". "Yüzbaşım ben telaş yaptım. Korktumda o yüzden yani." "Korkma Sumru, telaşta yapma ben alışığım bu ilk değil sonda olmayacak. Yani Doktorluk nutuğunu bana atmana gerek yok." Bu adam yine beni kırıyordu. Ben s***k gibi onu merak edip yanına geldim. Aptalım ben aptal. Akıllanmam ben. Meriç gelince; Haydi görüşürüz Meriç ben çıkıyorum." "Sumru kalsaydın biraz daha" "Yok bana fazla gerek yok. Hem sizin bu ilk değil alışkınsınızdır." diyip çıktım. Yol boyu eve gidene kadar kendime sinirden sövdüm. Yolda sinirle giderken birine çarptım ama hava kararmıştı pardon diyip yüzüne bakmadan ilerledim. Eve gidip deli gibi ağlamak istiyorum. Aptallığıma, salaklığıma, akılsızlığıma. Eve gelince kızlara sarılıp ağlamaya başladım. Kızlara durumları anlattım onlarda Hakan için endişelendiler ama iyi olduğunu duyunca ikiside rahatladı. Ben hâlâ s***k gibi ağlıyordum. Delal; Kuşum sen bu Hakan'a aşık olmuş olabilir misin?." " Delal saçmalama ne diyorsun? kafayı mı yedin sen?" "Kızım o zaman niye ağlıyorsun defol et. Ne hali varsa görsün. Çokta kıçımızda yani. İyilikten anlamıyorsa muhattap olma." "Sinirden ağlıyorum Delal, aşktan değil korkma. Neyse ben yatıyorum galiba regl olucam ağrımda var." Hazal; Kuzum hemen ilaç al senin zor geçiyor bak biliyorsun. "Alıp yatıcam zaten hemen." Sabah uyandığımda regl olmuştum. Ağrımda vardı. Kızlar çoktan gitmişler. Bu halde birliğe asla gidemezdim Albay'a mesaj attım rahatsız olduğumu söyledim. Kalkıp kahvaltı yapıp ilaç almak en doğrusuydu. Tam mutfağa geçerken kapı çaldı hemen açınca Meriç'le Hakan'ı gördüm. Meriç çıktıklarını söyledi ve hemen birliğe gitmesi gerektiğini Komutanlarına çorba yapıp yapamayacağımı sordu. Zor bela ayakta duruyordum ama yinede yaparım dedim. Ben yine nezaketden geçmiş olsun Yüzbaşım dedim. Bana bakıp; "Sumru iyimisin? biraz rengin soluk gibi." "İyiyim Yüzbaşım ben çorba hazır olunca size bırakırım." diyip içeriye girdim. Hemen yayla çorbası yaptım hızlı bir şekilde ve ağrım iyice artmıştı. Hazırlayıp tepsiye koydum ve karşı daireye geçtim. İkinci çalışta açtı kapıyı. Hoşgeldin diyerek beni içeriye aldı. Mutfak masasının üstüne tepsiyi bıraktım tam çıkacaktım ki kolumdan tutup; "Sumru neyin var, hiç iyi gözükmüyorsun." "Rahatsızım biraz ama iyi olurum önemli değil " "İstersen hastaneye gidelim." " Gerek yok buda benim ilk ve son yaşadığım şey değil genelde her ay yaşıyorum. Doktor olarak nutuk çekmek gibi olmasın ama yapabilecek pek bişey yok malesef bunu çekmek zorundayım. En olasılık ağrı kesici ve çok çok serum yani ben kendime ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Doktorum ya hani". "Anladım tamam sen şu her ay olunan şeyden olmuşsun." "Sanane ney olduysam oldum." "Sumru sakin ol biraz." "Neyse ben gideyim sen çorbanı iç" dememle karnıma birden bıçak saplanır gibi Ağrı girince karnımı tutup iki büklüm kıvrandım. Hakan hemen tek koluyla beni tutup koltuğa oturttu. "Sumru iyi değilsin Meriç'i arayalım gelsin Hastaneye gidelim." "Sana gerek yok dedim anlamıyor musun? neyini zorluyorsun be adam." "Sumru bak ayarlarımla oynama ne oluyor durduk yere sana." "Durduk yere mi ya sen iyimisin tanıştığımız dan beri sürekli bana ayarsız davranıyorsun. Sürekli bı laf sokuyorsun. Beni rencide ediyorsun sence durduk yere mi. Ben sana yakın olmak istedikçe sen duvar örüyorsun. " diyerek ağrımında verdiği acıyla ağlamaya başladım. Kollarıyla beni tutarak kendine bakmamı sağladı. "Sumru bana yakın olma. olmamalısın. Ben ateşim Sumru kendimle birlikte yanımdaki herkesi yakarım. Ben hiç sevgi görmeyen bir anneden olmuşum. Hiç sevgi görmeyen bir çocuk olarak doğmuşum büyümüşüm o yüzden bana yakın olma. Benden uzak dur yapma. Sen üzülürsün ben karşımdakini üzerim." "Öylemi diyorsun Yüzbaşım " "Evet Sumru benle iyi olmaya bana yakın olmaya çalışma." " O zaman beni bu burda son görüşün karşına çıkmamak için emin ol elimden gelen herşeyi yapıcam hoşçakal Yüzbaşı." diyip o evden ağlayarak çıktım. Artık Hakan'ın yüzünü dahi görmek istemiyordum. Beni bu akşam kalbimden bıçakladı ne kadar inkar etsemde ona karşı ilgim vardı ama bu akşam bütün kalbime kurşun sıktı. Yapacak bişey yok sitem etmeyede hakkım yok. Hayatta herşey kısmet. Eve gelip Özcan Deniz'in o şarkısını açıp açıp dinledim. Yangın her aşkın yolu Sevdim, gördüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı haram ettim. 'Mesafe' -Sumru Kaya- Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım. Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum. "Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?" "İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük. "Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi." "Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi." "İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz." Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi. "Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi. "Nasıl oldun Sumru?" "Sizene" "Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın." "Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor". "Sumru derdin ney?" "Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum." "Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?" "Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı." "O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun." "Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti. "Musaitmisiniz Doktor hanım" "Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş. "Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir." "Tamam sen yap pansumanı." Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım. "Biraz acıtmış olabilirim". "Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak." "Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu. "Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım." "İşte böyle senin gibi olamaz" "Sumru bak benim damarıma basma" "Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? " "Sumru sen cidden çok dik başlısın." "Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte." "Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma" "Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi. Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım. Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel". "O o burda " "Kim Sumru burda?" "Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu. "Bu şeref yoksunu kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu. "Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. gö'ğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım. "Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni k*******n senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. " "Sumru!!! kendine gel kapat çeneni." "Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı. "Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım. "Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana." "Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma." "Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum." "O zaman bende gelirim tek kalamazsın". "Hayır tabikide ben kendim giderim." "O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın." "Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi. Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi. "Kızlar gelene kadar yanında kalacağım." "Sakın gitme olurmu Yüzbaşı" "Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi." "Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum." "Tamam hadi sen uyu ben burdayım." Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım. "Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim. "Sen uyanık mıydın?" "Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru". "Anladım" "Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen" "Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum." "Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum." "Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?". "Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?." "Durucaksın Sumru olmaz." "Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun." "Sumru senin derdin ney?" "Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?" "Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun." "Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ". "Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim". Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi gö'ğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana." Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı. "Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı. Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?". " Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık. 'Kalbim Acıyor ' -Hakan Koçak- Sumru'nun evinden kendi evime geçince duvarları yumruklamaya başladım. Kızı arkamda gözü yaşlı bıraktım. Ben uyurken söyledikleri sonra bana söyledikleri ben adı herifin tekiyim ama uzak durmamız lazım. Olmaz ben kimseyi sevemem. Ben sevilmeyen ötelenen bir çocuk oldum. Babam denilen şeref yoksunu anneme bedensel sаldırı etmiş. Annem o yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulmuş. Aneannem ve dedemde hasta pek anneme destek olamamışlar . Köylü halkı anneme acıyıp hep bakmışlar. Köydeki ebe doğumunu yapmasını sağlamış. Anaanemle dedemde vefat edince annemin akıl sağlığı bu çocuğa bakmaya yetmiyor diye beni 3 yaşında devlet korumasına almışlar. Anne baba bilmeden sevgisiz büyüdüm. Çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Annem benim varlığımı bile unutmuş ben elinden alınınca iyice aklı gitmiş hastahaneye yatırılmış. Sonra öğrendim ki bu kadar acı ve üzüntüye dayanamayıp kötü hastalığa yakalanmış 2 ay sonra vefat etmiş. Bunların hepsini asker olunca elimdeki imkanları devreye sokunca öğrendim. Ben böyle sevgisiz büyüyen bu şekilde yetişen biri oldum. Kimse bizi sevip başımızı okşamadıki. Ben şimdi birine hele Sumru'ya nasıl o sevgiyi verebilirim. Bana o ağlayarak bakan gözlerine nasıl sevgi veririm. Ben ona bu haksızlığı yapamam. O belliki çok sevilmiş ilgi görmüş karşısında da onu bekliyor. Benden bu şekilde tavır gördükçe üzülüyor farkındayım. O yüzden uzak durmak en iyisi ben sevemem ben ona istediğini veremem. Ben onun için yanlış adamım oda zamanla anlayacak bunu. Sabah uyanıp işe gitmek için tam evden çıkarken kapıda Sumru ve kuzenleriyle karşılaştım. Kuzenleri selam verdi ama o asla tek kelime etmedi. Hem neden etsinki kıza neler dedim. Ama biran yüzünü gördüm allak bullaktı. Ağlamaktan gözleri şişmiş hep. İçimden kendime bir dünya sövdüm. Neden cesaretli olamıyorsun Hakan diye. Neden biraz olsun sevmeyi denemiyorsun diye. Ama olmaz ben onu üzerim. Benden uzak dur dedim ama birlikte felan onun o gözlerini gördükçe nasıl uzak duracağım bilmiyorum. Ama mecburum. Önden çıkıp gitti arabayla gel desem gelmez benimde zaten böyle birşeyi teklif etmemem gerekiyor. Arabayla yanından geçtim. Birliğe girince Kaan'ı gördüm. Sumru gelince odama gelsin direk diye direktif verdim. 10 dk sonra Sumru geldi. Gözleri şişmiş kıp kırmızı kızı ne hallere soktun Hakan. Ben senin... neyse kendime olan sinirimi başka türlü atarım. "Doktor öğleden sonra ilkyardım eğitimi var. Konferans salonu hazır. Başka bir eksik varsa söyle. Benimde olmam gerekiyormu?" Hiç iyi durmuyordu başı dönüyordu sanki.Zoraki konuştu benimle. "Yok herşey tamam birşeye ihtiyaç yok. Sizinde katılmanıza gerek yok. " diyip önündeki sandalyeye doğru zor bela tutundu. "Başım dönüyor" demesiyle ben yerimden fırlayıp onu tuttum. Tutmamla kollarıma bayıldı. -Sumru Kaya- Gözlerimi zorlayarak açınca kendimi hastane odasında buldum. En son birlikteydim iyi değildim ama ne oldu bana bilmiyorum. Koluma bakınca serum takılı olduğunu gördüm. Sağıma doğru bakınca Hakan koltukta oturuyor telefonuyla ilgileniyordu. Aşırı susamış hissediyordum kendimi. Su diye mırıldandım. Sesimi hemen duyup yanıma geldi. "Sumru iyimisin nasıl oldun?. Doktoru çağırayım mı?." "Su istiyorum Hakan boğazım yanıyor sanki" dememle hemen getirdi, bana suyu içirdi. Ne oldu bana diye sorunca anlattı. Onun odasında bayılmışım ambulansla beni hastaneye getirmiş. Bir kaç gün önce regl olmam birde stresli olmam kaynaklı vücudumdaki bazı değerler düşmüş ve strese bağlı bayılmışım. Anladım. bir kaç kez daha böyle olmuştum. Okulda dersler yoğun ve stresliyken. " Şimdi niye böyle stres yaptın, yapma Sumru bak kendine zarar veriyorsun. Çok kötü bir halde seni buraya getirdim. Ama birazdan çıkacağız doktor uyandıktan bir saat sonra çıkabilirsiniz dedi" "Teşekkürler Hakan benimle ilgilendiğin için. Dün akşamdan sonra karşıma çıkmayacaktın o yüzden şaşırdım." "Sumru onla bu bir değil. Bunu kim olsa yapar. Yani sen olmasan başkasıda bayılsa ben aynı şeyi yapardım." "Herkes gibisin yani diyorsun" diyince güldük. "Biraz daha dinlen, serumun da bitsin çıkarız " Ben biraz daha yattım serum bitince Hakan çıkarttı. Benim hazırlanmama yardımcı oldu. Hastaneden çıkıp onun arabasına bindik." Ee ambulansla geldik demiştin." "Meriç'ten istedim o getirdi." "Anladım". Lojmana gelince arabadan da inmeme yardımcı oldu binadan içeriye girdik. Çantam neredeki anahtarım onun içindeydi. "Sumru sanırım çantan birlikte kaldı o anki panikle hiç aklımıza gelmedi." "Ee Hazal sağlık ocağında, Delal'de okulda. Birliğe gidip çantamı almamız lazım." "Gerek yok benim eve geçelim sen yatıp dinlenirsin. Kızlar gelince geçersin eve." "Yok gerek yok. Sen beni beş dk birliğe götürüp getirsen olmazmı. Çantamı alırım." "Sumru saçmalama zaten yorgunsun. Biran önce yatıp dinlen. Ben Kaan'a haber vericem akşama çantanı getirir. " "Tamam "diyerek onun daireye geçtim. Cidden çok yorgunum dinlenme şart. Ben salona doğru geçince " yok koltuk olmaz pek rahat değiller, sen benim yatağıma geç dinlen. Nevresimler temizdir." "Yok önemli değil ama koltukta yatarım zaten bir kaç saat idare ederim." "Sumru sana ne diyorsam onu yapar mısın?". "Peki tamam bunada tamam" diyerek odasına doğru götürdü beni. Uzanmamı sağladı. "Ben şimdi sana çorba yapacağım onuda içince vitaminlerin var onları iç. Yoksa birlik doktorsuz kalacak " diyerek güldü. "Sen makarna ve tosttan başka bişey biliyormusun?". "Ehh işte yapıyoruz bişeyler. Umarım zehirlenmessin" diyerek mutfağa gitti. Dünkü bunları diyen adam sanki başkasıydı, şimdiki adam başkası. Hangisi gerçek Hakan bilmiyorum hangisi o cidden kestiremiyorum. Tam mayışmışken, çorbayı getirdi. "Kalk bakalım sana tarhana çorbası yaptım. Kaan'ın annesi hepimize memleketten yollamıştı bir işe yaradı." Ben gülerek" zehirlenmem demi bak daha yeni çıktım hastaneden." "İnşallah yani umuyorumki sıkıntı çıkmayacak " diyince kaşığı aldım içmeye başladım. "Hımmm fena olmamış Yüzbaşım". "Bak buna sevindim demekki becerebildim. Artık kendimede yaparım." Çorbam bitince tepsiyi aldı yine yanıma geldi yatağın kenarına doğru oturdu. Bende iyice dikelerek ona daha yakın oldum. "Nasılsın daha iyimisin ben şimdi ilaçlarınıda getiricem içersin." İyiyim Hakan. Sadece kalbim acıyor. O nasıl iyi olacak bilmiyorum. Dün akşam yerle bir oldu. Nasıl toparlanır o bilmiyorum. Hangi serum hangi vitamin iyi gelir hiç bilmiyorum. Bir doktor olarak bu konuda sıfır bilgi sahibiyim. Bana hep doktorluğumla ilgili nutuk çekiyorsun diyorsun ya bu konu hakkında çekecek bir nutuğum bile yok." dedim ve ağlamaya başladım. "Sumru ne olur ağlama bak yeni toparlıyorsun." "Hakan ben şuan ne yapıcam bilmiyorum. Ben buraya ne umutlarla geldim ama şuan benim kalbim acıyor ben nasıl yapıcam bu halde buralarda. İstanbul'a gerimi dönsem diyorum ama o kadar emeğim var çalışıp atandım bu hiç kolay değil. Ne yapıcam bilmiyorum. Ama burda kalırsam da mutsuz olucam onuda biliyorum." "Sakın Sumru sakın mesleğini kariyerini bir hiç uğruna böyle birşeyin içine sokma." "Hiç mi olarak görüyorsun?". "Sumru bak seni kırmak istemiyorum yemin ederim istemiyorum ama sen çok naifsin bir o kadarda deli dolu. Ben seni üzerim, ben kimseyi sevemem anla benide." "Neden ama Yüzbaşım. Bence kalbinde öyle güzel bir merhamet varki bunu saklıyorsun." "Sumru yapma nolur." diyince ben ona yaklaştım. "Bişey yapmıyorum sadece kendine bir şans ver bu kadar kötü gözükmek zorunda değilsin diyorum". diyince iyice yanaştım ona oda bana doğru yanaştı. Elimi yanağına doğru koydum daha çok dudaklarına doğru yanaştım. Biraz daha yaklaşınca dudaklarından onu öptüm. İlk karşılık vermedi ama ben biraz daha öpünce oda bana karşılık verdi ve öyle böyle değil baya hırçınca beni yatağa doğru yarım yatırdı hatta. Üstüme doğru bayağa eğildi. Bende ellerimi saçına geçirip iyice kendime doğru çektirdim. Bir elini belime atınca inledim. Sonra birden durdu. Alnını alnıma dayadı. "Sana yapma dedim ben zor biriyim olmaz bizden. Ben seni üzerim bunu neden yaptın Sumru." diyerek ayağa kalktı. " Bu anı unut olmadı farzet tamammı. Bak olmaz biz olamayız ben kimseyi sevmem üzerim. Ben biriyle olsam bile bir gecelik sevişip bırakırım." Böyle diyince sinirle ayağa kalktım ben bu adama duygularımı söyledim o biriyle olursamda tek gecelik olur dedi. Bu beni ne saniyordu. Ben ağlamaya başladım. "Hakan sen şuan şu dediklerinde ciddimisin. Biz az önce öpüştük sende istedin. Ama şimdi bana ne diyorsun sen beni ne sandın. Tek gecelik bilmem ney. Ya sana duygularımı anlatmaya çalıştım tamam istemeyebilirsin ama saygı duyabilirdin. Seni o kadar yanlış tanımışım ki, kendimden nefret ediyorum. Sen nasıl adi bir adamsın. Senden etkilenen bu kalbimi söküp atmak istiyorum. Hani dün demiştin ya bana benden uzak dur diye. Haklısın Yüzbaşı biz uzak duralım. Daha ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Benden uzak Allah'a yakın ol. Ama sanada yine duam inşallah Allah o kalbine biraz sevgi ve merhamet verir. Ve bide İnşallah olmaz ama inşallah sende birgün seversin ve birinden bir yudum sevgi dilenirsin. Belki beni o zaman anlarsın". diyip çıktım evden. Anahtarım yok ama olsun birliğe kadar gidip çantamı alıp döneceğim. Benim için Hakan defteri kapandı. Yolu bahtı açık olsun. İnşallah birgün gerçekten sever. Beni öpünce biran umutlanmıştım ama adamın kafasındaki düşünceler bam başkaymış.
Hakan Yüzbaşı'na aşıktım. Ama o, duygularıma "tek gecelik ilişkiler" diyerek karşılık verdi. Her bakışında beni yok sayıyor, her sözüyle kalbimi kırıyordu. Ta ki o geceye kadar... Bir anlık zayıflıkla dudaklarım onunkine değdi. İlk başta direndi, ama sonra... Bana karşılık verdiği gibi değil, bir fırtına gibi beni sardı. Beni yatağa doğru yatırdı, ağırlığı üzerimdeydi. Bir eli belimi sıkıca kavrarken, diğeri saçlarıma dolaştı. "Sana yapma dedim," diye homurdandı nefes nefese, alnı alnıma dayalı. "Ben seni üzerim." Ama bedeni tamamen farklı bir şey söylüyordu. Nefesinin sıcaklığı boynumda, kasılmış vücudu benimkine yapışmıştı. "Sen benim doktorumsun," diye fısıldadı dudaklarıma çok yakın, "benimse kalbimde kurşun var. İkisini de... iyileştirebilir misin?" ------- 'Yeni Başlangıç ' -Dr Sumru Kaya - Bu ünvanı alabilmek için yıllarca çok çalıştım. üç amca kızı hayalimiz vardı üç kuzen okuyup atanıp aynı yerde çalışacaktık. Sonunda hayalimiz gerçek oldu. Kuzenlerimle birlikte Iğdır-Tuzluca'ya atandık. Ben Tuzluca Askeri Birliğine Birlik doktoru olarak. Kuzenim Hazal Kaya mahalle sağlık ocağına hemşire olarak. Hazal'ın kardeşi diğer kuzenim Delal Kaya'da okul öncesi öğretmeni olarak. Hayallerimizi birbir yaşıyoruz. Delal bizden önce gidip orda bize eşyalı bir lojman tuttu genelde askerlerin kaldığı. Herşeyi ayarladı evi temizleyip eşya düzenlemesi yapmış. Bizde yarın Hazal'la gidiyoruz. Aşırı heyecanlıyız çünkü hepimizin ilk görev yeri. Delal erken gittiği için çalışacağı okulu ve bizim de yerlerimize gidip bakmış. Hepsi çok yakın iç içe dedi. Ertesi gün uçakla Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanına indik. Bir taksiye atlayıp Delal'in bize attığı konumla oraya gittik. Hazal'la birlikte lojmanların önüne geldik. Birbirimize bakıp hadi bakalım gazamız mübarek olsun dedim. Ben yarın birliğe gidip başlayacaktım. Hazal'da iki güne başlayacaktı. Delal iki hafta sonra okullar açılınca başlayacaktı. Kalacağımız daireye çıkıp kapıyı çaldık Delal açtı büyük sevinçle karşıladı bizi. Heyecanla bize küçük ama huzurlu dairemizi gezdirdi. 2+1 çok minnoş bir evimiz vardı. Delal bize yemekte hazırlamış oturup yedik birlikte toparladık. Sağolsun bizden önce alışveriş temizlik herşeyi halletmiş. Yol yorgunu olduğumuz için duş felan aldık biraz ütü felan yaptık TV izleyip yattık. Benim için yarın çok heyecanlı bir gün. Yarın ilk doktor olarak işime başlıyorum. Çok mutluyum çok. Sabah olunca uyanıp hemen hazırlanmaya başladım. siyah havuç pantolon üstüne dar beyaz gömlek topuklu ayakkabı giydim. Saçlarımı hafif maşa yaparak birazda makyaj yaptım. Delal birliğin çok yakın olduğunu yürüyerek 5 dkda gidebileceğimi söylemişti. Evden çıkıp birliğe doğru gittim. Birliğin önüne gelince kalbim yerinden çıkacak gibiydi kapıdaki görevli askere kendimi tanıttım. Oda Albay'ın beni beklediğini söyledi ve beni odasına doğru götürdü. Albay'ın odasını tıklatıp içeriye girdim. "Merhaba Albay'ım ben Doktor Sumru Kaya.Yeni görev yerim sizin birliğiniz sizlerle çalışmaktan onur duyacağım" diyip tokalaştım. Albay çok şirin tatlı birşey çokta babacan birine benziyor. "Hoşgeldiniz doktor hanım bende Albay Yusuf Yılmaz. Kendi komutanlarıma mesaj attım şimdi gelirler. Onlarla tanışmanı istiyorum çünkü genelde sahada onlarla çalışacaksın. " "Memnuniyetle Albay'ım siz nasıl uygun görürseniz." Kapı açıldı ve içeriye mankenlik ajansından fırlamış gibi boylu poslu kaslı 6 tane yakışıklı girdi. Vallahi dibim düştü desem yeridir. Delal burda olsa net hepsini ayarlardı. Albay yanıma gelerek; "Sumru kızım seni askerlerimle tanıştırayım " diyerek başladı. İlk sırada gayet yakışıklı hafif kumral tenli gözleri yeşil oldukça yakışıklı ama çokta sinirlice bakan kişiyle tanıştırdı. * Yüzbaşı Hakan Koçak * Üsteğmen Meriç Yılmaz *Teğmen Kadir Karaca *Teğmen Kerim Karaca *Uzman Çavuş Ali Bozkurt *Uzman Çavuş Kaan Kaya. Hepsiyle tokalaştım hepsi çok samimi bir şekilde karşılık verdi ama Yüzbaşı sanki babasını öldürmüşüm gibi bakıyor çok ters biri belli. Bende kendimi tanıttım Sumru Kaya diye. Ordan birden Uzman Çavuş olan Kaan Kaya söze atladı. " Doktor hanım biz sizle kardeş yada kuzen olabilir miyiz soyadlarımız tutuyor. Sizle soydaş olabilir miyiz? Adaş gibi düşünün." diyince ben güldüm "güzel fikirmiş Çavuş'um olabilir. Ama benle soydaş olursanız iki tane daha soydaşınız olacak çünkü ben iki kuzenimle buraya geldim." " Ooo bana uyar doktor bir sürü soydaşım olur ne güzel" dedi. Ben bu soydaşım Kaan'ı şimdiden çok sevmiştim. Matrak biri belli. Üsteğmen Meriç Yılmaz söze girdi; "Doktor hanım lojmanlardamı kalıyorsunuz yoksa evmi tuttunuz. ?" "Lojmandayız Teğmen'im. Hemen bu yol üstündeki ilerideki lojmanlar. "Aa bizim çocukların kaldığı lojmanlar hangi bloklardasınız?" "A blok Teğmen'im. Sizin çocuklar kim bu arada?" "Bizim çocuklar Kadirle Kerem ikisi kardeş onlar bir dairede, Ali ile Kaan bir dairede sadece Yüzbaşım tek kalıyor ve hepsi A blokta. Bizde ailecek lojmana yakın başka bir sitede oturuyoruz. Bu arada Albay benim babam. Ama birlik sınırları içinde asla Baba-oğul ilişkisi istemiyor." "Ya hepinizle komşuyuz ne güzel çok mutlu oldum." Donuk yüzbaşı ordan söze girerek; "yeter bu kadar laf beyliği hepiniz bahçeye." Bu yakışıklılığın karizmanın arkasından nasıl böyle kişilikte biri çıktı şaşırdım cidden. "Yüzbaşım ne güzel sohbet ediyorduk." "Sohbet etmeyin doktor hanım işinize bakın. boş muhabbet yapmak gibi vaktimiz yok bizim. Sizde gidin iki iğne yapın, ilaç felan yazın " diyip yüzüme dahi bakmadan çıktı. Hay ben senin gibi adamın kalıbına tüküreyim. Çattık iyimi. Bütün hepsi çıkınca Albay yanıma gelip, " Sumru o biraz böyle soğuk karakterli biri ama iyidir sen ona aldırma." "Yok aldırmadım Albayım. Ben artık gidip odamı gezeyim."diyip bir tane askerle odama geldim. Gayet düzenli tertipliydi. Bugün ilk gün olduğu için çok birşeyle ugraşmıyacağım yarın daha detaylı bakarım. Biraz hava alayım diyip dışarı çıktım. Bizim ekip dışarıda Kaan'ı görünce yanına gittim. Selam verdim ne yapıyorsunuz diye sordum. "İki güne kalmaz operasyona çıkacağız. Komutanım onun detaylarını konuştu soydaşım. İşte ufak tefek hazırlıklar yapacağız". "Anladım aman dikkatli olun soydaşım. Bu arada aynı bloktaymışız o zaman akşam seni diğer soydaşlarınla tanışma kahvesine bekliyorum. Bana telefon numaranı ver bakalım " diyerek telefonumu uzattım oda numarasını yazdı kaydettik birbizimizi. İkimizde soydaşım diye kaydedince istemsizce birbirimize gülüp baktık. Yanımıza sinirle gelen sevgili Yüzbaşı'mız; "Kaan senin işin yok galiba 10 tur birliğin etrafında koşmak ister misin?" diyerek soydaşımı uzaklaştırdı. Ya bu adam neden bu kadar kaba biri anlamadım. "Yüzbaşım neden böyle birşey yaptınız. Sohbet ediyorduk sadece." "Doktor sana boş işlerle uğraşacak vaktimiz yok demiştim neyini anlamıyorsun?" "Özür dilerim ben sadece.." "Tamam doktor hanım iyi günler " diyip gitti. Pis kaba saba herif ay ben bide bunu ilk görüşte beğendim felan ne kadar salağım ben. Çıkış saati gelince herkes hazırlandı çıkıyordu Albay bana seslendi yanında bizim kaba Yüzbaşı da var. Albay; " Sumru kızım ben bugün çarşıya geçiyorum yoksa seni lojmana bırakırdım ama Hakan arabayla gelmiş o seni bırakır". " Yok cidden gerek yok ben giderim hem sabahta kendim geldim" dedim ama Albay ısrar etti. Oda hemen emredersiniz diyerek yanıma gelip yürümeye başladı. Arabasını göstererek binmemi sağladı. Öne binip kemerimi taktım. Oda bindi yola koyulduk zaten 2,3 dk sonra lojmana geldik. İnerken teşekkür edip sohbetine doyum olmadığını söyledim. " Doktor sohbet etmeyi sevmem" "Onu anladık Hakan " " Hakan mı?" " Niye şaşırdın Hakan değilmi adın?" madem sen kabasın sana bende senin gibi davranırım. "Yüzbaşına ne oldu?" "Mesai saatleri dışında ve sivildeyken sadece Hakansın. Sende doktor demeyebilirsin bir adım var ve adım Sumru. Bende adımın söylenmesini tercih ederim." diyerek kukuman kuşu gibi bırakıp lojmana doğru ilerledim. Dış kapıdan zile bastım ama açan olmadı fazla yedek anahtar olmadığı için alamadım. Kızlar bugün çarşıya inip çektirecektiler.Telefonu çıkartıp Hazal'ı aradım nerde olduklarını sorunca Delal'in genelde Migren krizi tutar ve serumsuz asla geçmez yakındaki hastanede olduklarını söylediler yarım saate işleri bitermiş mecbur bekleyeceğim ne yapayım. Tam arkamı döndüm gidip banka oturayım diye hop bizim kaba Yüzbaşı ile burun buruna geldik. " Yavaş doktor aa pardon Sumru" "Pardon" diyerek tam gidiyordum ki "nereye neden eve gitmiyorsun ?" diye sordu. Ay isteyince nasıl da kibar olabiliyor. "Kuzenlerimden birisi rahatsızlanmış birlikte hastaneye gitmişler yedek anahtarımızda yoktu. Bende onlar evde olur diye güvenerek çıktım ama işte küçük bir talihsizlik oldu dışarıda kaldım." "Anladım hava biraz serin istersen gel, onlar gelene kadar benim evde dur". "Rahatsızlık vermiyeyim" "Sumru geliyormusun karnım aç ve kapının önünde takılacak hiç vaktim yok." "Tamam geliyorum" diyerek olduğu daireye çıktık. Dairesinin kapısını açınca çok şaşırdım çünkü bizim direk karşı dairemizdi. "Aa sen burda mı oturuyorsun? bizde karşı dairedeyiz" dedim. " İyi ne güzel işte bak bugün numarasını aldığın Kaan'da hemen yan dairenizde oturuyor". Niye bunu söylediki şimdi. Garip biri bu ya. Böyle yakışıklılığa böyle gariplik hiç olmamış hiç. Neyse içeri geçip salona oturdum. Elini yüzünü yıkayıp kamuflajlarını çıkartıp gelmiş siyah eşofman ve siyah t-shirt giymiş kasları felan belli oluyor o yeşil gözleri nasılda ortaya çıkmış. Sumru kendine gel kızım adam baya odun bişey kendini kaptırma. "Sumru ben mutfaktayım tost hazirlayacağım sende ister misin?". "Tostmu yiyeceksin?" "Evet Sumru ne bekliyorsun bekar bir adam ya makarna ya tost yapıp yer." "Ay çok banel benim iki kuzenim ve bende cidden çok güzel yemekler yaparız yani bu konuda çok iddialıyız. Bir akşam misafirimiz ol gelde iki güzel yemek ye." "Yok ben almıyım. Sen tost yiyormusun onu söyle." "Olur yerim. Ama bende yardım edeyim" diyerek mutfağa geçtik. Malzemeleri çıkartıp hazırlamaya başladı. Yardım edeyim dedim ama sen misafirsin otur dedi. Sonra hazırlayıp tostları getirdi. Yemeye başladık telefonuma mesaj geldi. İstanbul'da beni rahatsız eden peşimde dolanan mahallenin serserisi Zafer mesaj atmış gerçi mesaj değil roman yazmış. " Bu s***k benim bu numaramı yine nerden buldu acaba " diye içimden söylendim. "Noldu Sumru?" "Bişey yok " dedim ama çok huzursuz oldum. " Sen iyi değilsin yüzün beyazladı" " Ya çok önemli değil İstanbul'da mahalleden peşimde serseri bir çocuk vardı sürekli rahatsız ediyordu kaçıncı numara değiştirişim artık bilmiyorum yine bulmuş ve bana tehdit mesajları atmış." "Ne demek tehdit mesajları ver bakayım şu telefonu bi." "Tamam Yüzbaşım gerek yok hallederim." "Sivilde Hakan'ı tercih ederim ama şu telefonu ver." böyle diyince sinirden de gözlerim dolmuştu verdim telefonu. Bakınca mesajları okuyunca çok sinirlendi. " Başıma bela oldu buralara geldim kurtulurum diye ama baksana yerimi bile öğrenmiş birliğe kadar yazmış. Ya varya bir kocam yada sevgilim olsaydı herhalde vazgeçer peşimi bırakırdı. Sanırım ben bahtı karalıyım kimsede yok şunun ağzını kapatayım bir rahat edeyim artık." Biran telefonumdan birşeyler yaparak birini aradı ve hoparlöre aldı konuşmaya başladı. " Bana bak hаfif meşrep çocuğu bir daha Sumruyu ararsan senin leşini itlerin ortasına atarım." Zafer telefondan; " Sen kimsin lan y****k. Sumru nerde onu ver "dedi ama Hakan'ın gözleri döndü. "Lan döl israfı senin beynini si'kerim. Seni çıktığın deliğe geri sokarım. Bir daha aramıyacaksın dedim." "Sen kimsin lan yeminle oraya gelir seni öldürürüm." "Senin yolunu si'kerim eğer gelmezsen gel bakalım zaten yerinide biliyorsun. he bide bu arada ben Sumru'nun sevgilisiyim gel oğlum seni bekliyorum" dedi. Ben şok oldum benim sevgilim olduğunu söyledi Zafer'e. Şuan dona kaldım bakayım beni neler bekliyor. 'Ekiple Kaynaşma ' -Sumru Kaya- Hakan Yüzbaşının evinde telefonda meşhur sapığım Zafer' e onun sevgilisiyim diyince şok oldum. Pek konuşmadan kızlar arayınca eve geçtim. Dün birliğe gittiğim andan beri akşama kadar olan herşeyi noktasına virgülüne kadar anlattım. İkiside şaşırdı. Delal tabiki hemen Yüzbaşı yakışıklıysa hemen bana ayarlıyorsun yada diğerleri kuzen artık hangisi denk gelirse diye takıldı. Bende espri yaparak; " AA Yüzbaşı benim tatlım zaten yürüyen Brad Pitt gibi hem Zafer'e sevgilimde dedi. Manyak ya bir görsen böbürlene böbürlene hemde. " Yarın Hazal'da işe başlayacağı için erkenden yattık. Sabah olup kalkınca hemen hazırlandım. Bugün diz üstü kot etek ve eteğin üstüne denk gelen buz mavisi gömlek giydim. Saçlarımı düzleştirip makyaj yaptım ayağıma spor ayakkabı giydim. Bugün biraz spor olmuştu çünkü kıyafetim. Kapıdan hızla çıkınca hemen karşı dairede evden çıkan Hakan'ı gördüm. Kamuflajlar içinde yine çok yakışıklı gözüküyordu. "Günaydın yüzbaşım Hakan"dedim. "Günaydın Sumru ama niye öyle dedin" "Sivilde ve kamuflajlısın tam ne diyeceğime karar veremedim." "Ev sınırları içinde de Hakan diyebilirsin. Aradımı o şeref yoksunu yada mesaj attımı?" "Yok hiç birşey yazmadı". "Sen birliğemi gidiyorsun?" "Evet" "İyi benle gel" "Yok ben yürürüm " "Bu etekle yürürsen sağda solda peşine Zafer gibilerin takılması gayet doğal ". "Yüzbaşım kırıcı oluyorsun yani sorun bendemi. Benmi istedim benmi kuyruk sallamış oldum". " Sumru özür dilerim öyle demek istemedim ben asla. Yani etek kısa işte onun gibi zihniyetler çok ortalıkta bakarlar diye dedim." "Deme bir daha ve seninle gelmiyorum Yüzbaşı". Sinirlenip lojmandan çıkıp birliğe doğru yürümeye başladım. Yanımdan hızla gelip geçti arabasıyla. İyi anladık dalyan gibi araban var. Sanki liseli ergenler gibi kızlara hava atarcasına gaza basması nedir yani kaba adam. Yürümeye devam ederken telefonuma peş peşe mesajlar geldi bakınca Zafer'in attığını gördüm yine bir sürü tehdit mesajları atmış. Hatta buraya geliceğinden felan bahsediyor. Aldık başımıza belayı bu Yüzbaşı sevgilisiyim diyince daha çok sinirlendi galiba daha da hırs yaptı. Şimdi gidip bu mesajları ona okutacağım başıma sardığı belayı temizlesin. Birliğe girince apar topar Yüzbaşının odasına girdim hiç kapıyı tıklatmakla uğraşamayacağım o kaba sabaysa ona anladığı tarzda davranacağım. İçeri girip tam birşey diyecekken bütün ekibin orda olduğunu gördüm. Sanırım toplantı yapıyorlardı. Hakan Yüzbaşı; "Doktor sizin oralarda kapıya vurulmaz mı?" "Yüzbaşım özür dilerim çok hafif vurup tıklayıp birden açtım biraz sıkıntılı bir durum vardı da o yüzden. Ama sanırım siz toplantı yapıyorsunuz ben sonra gelirim." "Dur doktor işimiz bitti. Onlarda şimdi çıkacaklar. " diyip hepsine kaş göz işaretiyle çıkabilirsiniz dedi. Tam o esnada soydaşım Kaan; "Soydaş kahve sözün vardı bak biz yarın operasyona gidiyoruz yokuz an az 3 gün en fazla 3 ay olamayabiliriz." "Hadi ya o kadar sürer mi?" kafasını salladı. "Tamam o zaman akşam gel ben şimdi kızlara haber veririm ama tatlılar senden soydaşım". Asker selamı vererek "emrin olur soydaş " dedi. O esnada Meriç Komutan; "Doktor hanım birtek bu zibidi Kaan' mı davetli. Peki bizler sonuçta biz bir ekibiz artık." " Haklısın Meriç komutan o zaman akşam hepinizi tam kadro bekliyoruz. Artık tatlı kategorisini biraz siz arttırın. O iş sizde." Biz böyle güzel güzel konuşurken kaba Yüzbaşı'mız yine devreye girdi; " Asker haydi herkes hazırlıklara " diye kükredi. Hepsi asker selamıyla onaylayıp gitti. Yüzbaşı bana bakıp; " Ne gerek vardı böyle birşeye. Neden ekibi kahve içmeye çağırdın." " Yüzbaşı ekiple senide çağırdım ve onlar benim ekip arkadaşlarım burda olduğum süre zarfı ne kadar olur bilmiyorum ama onlarla çalışıcam farkındaysanız ve hepsiyle komşuyuz. Kaldıki Kaan Komutanı çok sevdim bizim kızlarda sever eminim. Yani abartılacak bişey yok". "İyi size iyi kadın günü yapmalar. Ben gelmem." "Gelseniz şaşardım zaten böyle insanlara karşı üsten bakmak, duygusuz olmak, insan ilişkileri sevmeyen biri olarak gelmenizi beklemedim zaten. Bende sizi nezaketden davet ettim. "Sumru haddini aşma". "Resmiyetde doktoru tercih ederim". "Sen neden geldin noldu?. O adammı mesaj attı?". "Bir önemi yok yani çokta önemli birşey değil " diyip tam odasından çıkıyordumki beni kolumdan tutup kendisine hızla çevirdi çok yakın olduk böyle olunca. "Bırakır mısınız Yüzbaşım?" "Doktor ne oldu bak söyle. O adam mesaj attı dimi?" "Evet attı ve senin yüzünden iyice başım belaya girdi iyice bana sardı. Şuan hırslandı bence nasıl sevgilisi olur diye çünkü o bugüne kadar hep seni bekleyeceğim zaten hayatında kimse yok diyordu. Şimdi hırs yaptı başıma bela olacak" diyerek ağlamaya başladım. "Ver şu telefonu " telefonu uzattım yazdığı mesajları okudukça yüzü değişik şekillere girdi aşırı sinirlendi. " Lavuğa bak ya banamı günümü gostericekmiş. Ne zaman gelir tahmini bu şeref yoksunu çünkü ağzını burnunu kırmak için sabırsızlanıyorum. " Hakan ne gelmesi saçmalama bu adam tehlikeli ve ben korkuyorum." "Şuan korktuğun için Hakan dediğini düşünüyorum . Yüzbaşı tercihim." "Off şuan sorun bumu korkuyorum diyorum bana birşey yapabilir. Çünkü artık sevgilim var sanıyor." "Korkma sevgilin var sanıyorsa, var saydığı sevgilinde seni korur." diyince bana kal geldi. Bu yüzbaşı cidden ayarsız hiç ayarı yok. Tam kalkıp gidecekken, "akşam benimle eve geliceksin şu ara tek olma bu şeref yoksunu gelebilir. Birde al şu telefonu bana numaranı ver sıkıntı olursa ararsın." "Kaan Komutanı ararım sonuçta oda hemen yan dairede." "Doktor uzatma yaz numaranı" diyince alıp yazıp çıktım. Çıkınca bir numara çaldırdı. Sanırım bizim kaba Yüzbaşı. Ve aynı o şekilde de kaydettim. Hakettiği gibi. Akşam birlikten çıkarken bahçede arabasının önünde beni beklediğini gördüm. Gözlükte takmış çok yakışıklı duruyordu. Böyle kaba saba huysuz biri olmasa bence daha güzel bir bağ olabilirdi aramızda. Aman neyse ne yapalım kibar naif birini bulana kadar kısmet aramaya devam. Böyle kaba saba birini asla hayatımda istemem. Arabaya binip lojmana doğru yola çıktık. İnerken birlikte "o şeref yoksunu mesaj atarsa bana haber ver". "Emriniz olur komutanım" diye söylenip binaya girdim. Kızlar benden önce hazırlıklara başlamış bile. Delal limonlu cheesecake bile yapmış. "Keşke zahmet etmeseydiniz ben bizim soydaş'a kitledim tatlıları." diyip gülüştük. Akşam ilerleyen saatlerde tüm ekip geldi hepsi değişik değişik tatlılar almış. Gözüm istemsizce Hakan'ı aradı ama yok gelmemiş kaba herif. Kaan sanırım anladıki; "Soydaşım komutanımın işi varmış gelemedi " dedi. Külli yalan işi felan yok. Ben soğuk nevaleyim kimseyle işim olmaz demiyorda. Ekip gelince kızlarla tanıştı. Tam tahmin ettiğim gibi Delal'le Kaan süper anlaştı. Tahmin etmiştim iki deli bir araya gelince diğeri değneğini saklarmış misali. Baya kanka felan demeye başladılar birbirlerine. Meriç'le Hazal'da çok güzel sohbet ediyor. Bizim Hazal zaten tam narin çiçek, yani onun sohbet edebileceği tek kişide Albay oğlu olurdu doğru. Hazal'la Delal'i gören asla kardeş demez bu kadar iki zıt karakter. Herkes sohbet muhabbet ederken bende Yüzbaşı'mızıza mesaj attım. Ben: Keşke gelseydin biz adam yemiyoruz. Kaba Yüzbaşı: Sana boş muhabbetleri sevmediğimi söylemiştim. İşim olmaz kadın günü konseptli yerlerde. Ben: Ya sen şuna ben yaşlıyım kafam kaldırmıyor desene. Kaba Yüzbaşı: Doktorrrrr!!!!!! Ne yaşlısı ben daha 30 yaşındayım. Ben: Bana göre yaşlısın. malum ben 25 yaşındayım. Senin ekipte senden bir kaç yaş küçük ayrıca ruhları genç. Senin içine Darülaceze kaçmış. Neyse sana evde tek başına iyi takılmalar. yazıp çıktım. Kudursun şimdi. Aradan 5 dk gecmediki kapı çaldı ben bakarım diyerek gidip açtım hop banko Yüzbaşı'mız gelmiş. "Hoşgeldin Yüzbaşım aa pardon Hakan noldu evde tuz felanmı kalmadı." "Bende davet edilmiştim diye hatırlıyorum" "Evet ama sende böyle ortamları sevmediğini söylemiştin, bende doğru yaşlılara göre olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum". dememle kolumdan tutup duvara yasladı. "Ne yapıyorsun bıraksana delimisin sen?" "Sus Sumru bir daha bana yaşlı felan deme cidden kötü olur". "Aman tamam be demem. Ne tür bir delisin sen ya." diyip içeriye geçtik. Ekip görünce çok şaşırdı. Komutanım işiniz vardı felan dediler. Oda bitti geldim felan dedi zırvaladı. Ben kahve yapmak için mutfağa geçtim herkes kendi alemindeydi çünkü. Arkamdan oda mutfağa geldi. "Sade " dedi. Donuk bakınca "kahvemi sade içiyorum, sormadın da onu söylemeye geldim." Kafa salladım sadece. Az önce tuttuğu kolum acımıştı. Ayarsız sanki karşısında kendi gibi güçlü biri var hafif tutması bile nasıl ağır. Kolumu ovaladığımı görünce yanıma geldi. "Özür dilerim Sumru ben canını yakmak istemedim." "Önemli değil Yüzbaşım geçer birazdan". "Sivildeyken farkettim de bana sinirlenince Yüzbaşı diyorsun." "Bilmem olabilir sinirlenmişimdir belki." İçerden Delal'in sesini duyduk. Hadi gelin bu güzel gecenin anısına fotoğraf çekilcez diye. İçeriye geçtik masanın etrafına hepsi toplanmış. Delal tripotu ayarlıyordu. Bizimki yine uyuzluk yaptı." Siz çekilin ben çekilmem" diye. Bende iyice can damarından vurarak; " bencede biz gençler olalak çekilelim ekip" diyince neyi ima ettiğimi anladı ve yanıma geldi. Fotoğrafa girdi. O gelince ben biraz öteye kaydım. Delal ayarladığını peş peşe bir kaç tane çekeceğini söyledi . Ben biraz daha uzaklaşınca Yüzbaşımız belimden tutup çektiği gibi ona çok yakın bir şekilde fotoğraf çekilmemizi sağladı. Bu adam ayarsız cidden sağı solu belli değil. Bir sapığıma sevgilisiyim diyor, kolumdan tutup hırpaladığı günün ilerleyen zamanında belimden tutup kendine doğru çekip fotoğraf çekiliyor. Gerçekten anlayamadım. Gece çok eğlenceli bitmişti hepsini uğurladık ortalığı toparlayıp yattık. Yarın ekip operasyona çıkıyor. Aslında bende gidecektim ama Albay tehlikeli bir operasyon olduğunu benimde daha çok yeni olduğum için birlikte kalmamı söyledi. İnşallah hayırlısı ile gidip gelirler. En çokta kaba Yüzbaşı aklımda içimde kötü birşey var sanki. 'Operasyon" -Yüzbaşı Hakan Koçak - Dün gece komşularımızın evinde kahve fasılı yapıp bayağa keyifli vakit geçirdik. Sumru biraz sinirlerimi bozsada bana yaşlı felan diyerek yinede eğlenceliydi. Bu kız bazen beni çok kışkırtıyor. Bu asi ve bana kafa tutan halleri çok s***i duruyor. Neler düşünüyorum kendime kızıyorum. Geçen mini etekle işe geliyordu içimden kıskandım ama başka şeyleri bahane edip arabayla benle gelmesini istedim ama bana kötü döndü. İyice kızdı bana. Birde belası Zafer diye bir p*ç çıktı. Kızın peşinde olduğunu öğrenince sinir beynime çıktı. O anlık boşlukla sevgilisiyim felan dedim. Sabaha operasyona çıkacağız inşallah Sumruyu'da görürüm umuduyla birliğe geçtim. Oradaydı benim timin yanına gidince oda geldi. Herşey hazır yarım saate çıkacağımızı söyledim. Gözleriyle kaçamak bakıyor anlıyorum. Yanıma gelip, "Yüzbaşım dikkatli olun hepiniz Allah'a emanet olun " dedi . Hazırlıklar tamam olunca askeri araçlara binip yola çıktık. -Sumru Kaya- Timi uğurlayınca içimdeki sıkıntı dahada çoğaldı. Aklımda Hakan'ın giderken arkasına dönüp bakışı kaldı. Kaba herif ne kadar kızsamda şuan operasyona gidiyor diye onun için telaşlanıyordum. Akşam oluyor işlerim bitince eve geçtim. Kızlar yemek yapmış yedim ortalığı toparlayıp duşa girdim. Ama hâlâ içim çok sıkkın. Aklıma gelenle mesaj attım hemen. Ben: Ne yaptınız Yüzbaşım sizi ve timi merak ettim umarım iyisinizdir. yazdım ama sadece tek tık oldu. Bir saate yakın bekledim ama mesaj iletilmedi. Muhtemelen telefon çekmeyen bir yerdeler. Bende yorgunlukla uyuyup kalmışım. Gece telefonun mesaj sesine uyandım. Bakınca Hakan'ın mesaj attığını gördüm. Kaba Yüzbaşı: Timde bende iyiyim. Teşekkürler. Sadece bu kadarmı ya teşekkürlermi. Ben onu burda merak edeyim o sadece teşekkür etsin. Ben: Bende iyim Yüzbaşım teşekkürler. Kaba Yüzbaşı: Sumru sen şuan inşallah tirip felan atmıyorsundur. Çünkü dağın başında teröristlerin cirit attığı bir ortamda en son isteyeceğim şey bile değil bu tirip muhabbeti. Ben: Yok Yüzbaşım ne tiribi. Sizleri çok merak ettim sadece sağ salim gelin hepiniz. Kaba Yüzbaşı: Neyse Sumru çok boşa konuşacak vakit yok. Timden uzaktayım yanlarına gitmeliyim. Ben : Peki. Yazıp sadece çıktım bazen öyle bir kırıyor ki insanı. bilerekmi yapıyor anlamıyorum. Nedense istemsizce ağladım. O gece bizim evde çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Yüzünü okşadım neden böyle yapıyorum anlamıyorum ama kendine gel Sumru bu adamdan olmaz bu adam senin hayallerindeki adamın yakınından dahi geçmiyor üzülürsün kızım diye kendimi dizginlemem gerekiyor. Uzak durmakta fayda var. Sabah olunca kalktım yine işe gittim. Albaya haber varmı diye sordum ama hiç birinin telefonunun çekmediğini telsizlerle irtibata geçtiğini söyledi. Hakan'ada artık mesaj atamıyorum çünkü beni üzüyor üzülmek istemiyorum. Aklıma gelenle bende Kaan'a mesaj attım. Ben: Soydaşım nasılsınız sizi çok merak ediyorum. Tam kadro eksiksiz gelirseniz size çok güzel bir ziyafet çekmeyi planlıyorum. yazdım ama asla iletilmedi. İyice merak ediyorum. Allah'tan bugün haftanın son günüydü. Hafta sonu daha sakin bir şekilde evde dinlenirdim. Akşam olunca eve geldim telefondan mesajlara baktım ama yok Kaan'a iletilmemiş. Gözüm bir kaç altta mesajlarda adı gözüken Hakan'a kaydı. Profil resminden bile kamuflajlı halini görünce içim kötü oldu. Ertesi gün oldu hâlâ mesaj iletilmedi. Delal'le konuştum oda hiç Kaan'la görüşmemiş mesaj atmış ama onunkide iletilmemiş. Haber alamadıkça iyice huzursuz oldum. Hakan'a yazamıyorum. Zaten telefonları çekse Kaan bana cevap verir. Böyle böyle pazartesi oldu. Tekrar uyanıp işe gitmek için yola koyuldum. Belki Albaydan bir haber alırdım. Birliğe giriş yapınca Albay'ı telaşlı gördüm ne olduğunu sorunca, Timin döndüğünü ama Yüzbaşının yaralı olduğunu söyledi. Hastaneye gidiyordu bende gitmek için kendisinden onay aldım ve birlikte gittik. Bütün tim burda ama bitek Hakan yok gözüm onu aradı. Kaan'ı görünce ona sarılıp üstüne başına baktım kir toz pas içindelerdi resmen. "Kaan ne oldu? Yüzbaşı nasıl?" "Sakin soydaşım büyük birşey değil omzundan yaralandı. Komutan için bu devede kulak." "Off Kaan saçmalama adam vurulmuş." "Tamam soydaş paniğe gerek yok cidden iyiydi. Kurşunu çıkartmak için aldılar ameliyata. Biraz zaman geçtikten sonra ameliyathane kapısından çıkan doktora doğru koştuk. Kendimi tanıttım Doktor olduğumu belirttim. Sağolsun hocam gerekli hem tıbbi bilgileri ve genel bilgileri verdi. Birazdan odaya alırlar ve görürsünüz dedi. Bu gece burda kalıcak yarın taburcu olacaktı. Hakan'ı odaya aldılar. Bütün tim ve Albay yanına girip geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Albayın işi olduğu için gitmek zorunda kaldı. Çocuklar biriniz yanında refakatçi kalırsınız diye belirtti. Meriç kalacağını söyledi. Herkesi yolladı çünkü onlarda çok yorgundu kaç gündür operasyondaydılar. Meriç; " Sumru ben bi kantine insem sen biraz burda durabilirmisin komutanımın yanında. Yiyecek birşeyler alıp geleceğim" dedi. Bende başımla onayladım. "Hakan nasılsın ağrın varmı? Doktorundan bilgileri aldım bir kaç dikişin var. iki gün duş alamayacaksın. Sonra bir haftaya dikişleri aldirabilirsin." "Tamam abartma Sumru ". "Yüzbaşım ben telaş yaptım. Korktumda o yüzden yani." "Korkma Sumru, telaşta yapma ben alışığım bu ilk değil sonda olmayacak. Yani Doktorluk nutuğunu bana atmana gerek yok." Bu adam yine beni kırıyordu. Ben s***k gibi onu merak edip yanına geldim. Aptalım ben aptal. Akıllanmam ben. Meriç gelince; Haydi görüşürüz Meriç ben çıkıyorum." "Sumru kalsaydın biraz daha" "Yok bana fazla gerek yok. Hem sizin bu ilk değil alışkınsınızdır." diyip çıktım. Yol boyu eve gidene kadar kendime sinirden sövdüm. Yolda sinirle giderken birine çarptım ama hava kararmıştı pardon diyip yüzüne bakmadan ilerledim. Eve gidip deli gibi ağlamak istiyorum. Aptallığıma, salaklığıma, akılsızlığıma. Eve gelince kızlara sarılıp ağlamaya başladım. Kızlara durumları anlattım onlarda Hakan için endişelendiler ama iyi olduğunu duyunca ikiside rahatladı. Ben hâlâ s***k gibi ağlıyordum. Delal; Kuşum sen bu Hakan'a aşık olmuş olabilir misin?." " Delal saçmalama ne diyorsun? kafayı mı yedin sen?" "Kızım o zaman niye ağlıyorsun defol et. Ne hali varsa görsün. Çokta kıçımızda yani. İyilikten anlamıyorsa muhattap olma." "Sinirden ağlıyorum Delal, aşktan değil korkma. Neyse ben yatıyorum galiba regl olucam ağrımda var." Hazal; Kuzum hemen ilaç al senin zor geçiyor bak biliyorsun. "Alıp yatıcam zaten hemen." Sabah uyandığımda regl olmuştum. Ağrımda vardı. Kızlar çoktan gitmişler. Bu halde birliğe asla gidemezdim Albay'a mesaj attım rahatsız olduğumu söyledim. Kalkıp kahvaltı yapıp ilaç almak en doğrusuydu. Tam mutfağa geçerken kapı çaldı hemen açınca Meriç'le Hakan'ı gördüm. Meriç çıktıklarını söyledi ve hemen birliğe gitmesi gerektiğini Komutanlarına çorba yapıp yapamayacağımı sordu. Zor bela ayakta duruyordum ama yinede yaparım dedim. Ben yine nezaketden geçmiş olsun Yüzbaşım dedim. Bana bakıp; "Sumru iyimisin? biraz rengin soluk gibi." "İyiyim Yüzbaşım ben çorba hazır olunca size bırakırım." diyip içeriye girdim. Hemen yayla çorbası yaptım hızlı bir şekilde ve ağrım iyice artmıştı. Hazırlayıp tepsiye koydum ve karşı daireye geçtim. İkinci çalışta açtı kapıyı. Hoşgeldin diyerek beni içeriye aldı. Mutfak masasının üstüne tepsiyi bıraktım tam çıkacaktım ki kolumdan tutup; "Sumru neyin var, hiç iyi gözükmüyorsun." "Rahatsızım biraz ama iyi olurum önemli değil " "İstersen hastaneye gidelim." " Gerek yok buda benim ilk ve son yaşadığım şey değil genelde her ay yaşıyorum. Doktor olarak nutuk çekmek gibi olmasın ama yapabilecek pek bişey yok malesef bunu çekmek zorundayım. En olasılık ağrı kesici ve çok çok serum yani ben kendime ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Doktorum ya hani". "Anladım tamam sen şu her ay olunan şeyden olmuşsun." "Sanane ney olduysam oldum." "Sumru sakin ol biraz." "Neyse ben gideyim sen çorbanı iç" dememle karnıma birden bıçak saplanır gibi Ağrı girince karnımı tutup iki büklüm kıvrandım. Hakan hemen tek koluyla beni tutup koltuğa oturttu. "Sumru iyi değilsin Meriç'i arayalım gelsin Hastaneye gidelim." "Sana gerek yok dedim anlamıyor musun? neyini zorluyorsun be adam." "Sumru bak ayarlarımla oynama ne oluyor durduk yere sana." "Durduk yere mi ya sen iyimisin tanıştığımız dan beri sürekli bana ayarsız davranıyorsun. Sürekli bı laf sokuyorsun. Beni rencide ediyorsun sence durduk yere mi. Ben sana yakın olmak istedikçe sen duvar örüyorsun. " diyerek ağrımında verdiği acıyla ağlamaya başladım. Kollarıyla beni tutarak kendine bakmamı sağladı. "Sumru bana yakın olma. olmamalısın. Ben ateşim Sumru kendimle birlikte yanımdaki herkesi yakarım. Ben hiç sevgi görmeyen bir anneden olmuşum. Hiç sevgi görmeyen bir çocuk olarak doğmuşum büyümüşüm o yüzden bana yakın olma. Benden uzak dur yapma. Sen üzülürsün ben karşımdakini üzerim." "Öylemi diyorsun Yüzbaşım " "Evet Sumru benle iyi olmaya bana yakın olmaya çalışma." " O zaman beni bu burda son görüşün karşına çıkmamak için emin ol elimden gelen herşeyi yapıcam hoşçakal Yüzbaşı." diyip o evden ağlayarak çıktım. Artık Hakan'ın yüzünü dahi görmek istemiyordum. Beni bu akşam kalbimden bıçakladı ne kadar inkar etsemde ona karşı ilgim vardı ama bu akşam bütün kalbime kurşun sıktı. Yapacak bişey yok sitem etmeyede hakkım yok. Hayatta herşey kısmet. Eve gelip Özcan Deniz'in o şarkısını açıp açıp dinledim. Yangın her aşkın yolu Sevdim, gördüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı haram ettim. 'Mesafe' -Sumru Kaya- Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım. Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum. "Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?" "İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük. "Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi." "Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi." "İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz." Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi. "Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi. "Nasıl oldun Sumru?" "Sizene" "Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın." "Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor". "Sumru derdin ney?" "Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum." "Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?" "Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı." "O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun." "Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti. "Musaitmisiniz Doktor hanım" "Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş. "Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir." "Tamam sen yap pansumanı." Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım. "Biraz acıtmış olabilirim". "Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak." "Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu. "Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım." "İşte böyle senin gibi olamaz" "Sumru bak benim damarıma basma" "Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? " "Sumru sen cidden çok dik başlısın." "Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte." "Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma" "Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi. Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım. Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel". "O o burda " "Kim Sumru burda?" "Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu. "Bu şeref yoksunu kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu. "Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. gö'ğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım. "Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni k*******n senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. " "Sumru!!! kendine gel kapat çeneni." "Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı. "Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım. "Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana." "Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma." "Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum." "O zaman bende gelirim tek kalamazsın". "Hayır tabikide ben kendim giderim." "O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın." "Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi. Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi. "Kızlar gelene kadar yanında kalacağım." "Sakın gitme olurmu Yüzbaşı" "Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi." "Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum." "Tamam hadi sen uyu ben burdayım." Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım. "Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim. "Sen uyanık mıydın?" "Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru". "Anladım" "Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen" "Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum." "Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum." "Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?". "Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?." "Durucaksın Sumru olmaz." "Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun." "Sumru senin derdin ney?" "Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?" "Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun." "Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ". "Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim". Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi gö'ğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana." Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı. "Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı. Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?". " Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık. 'Kalbim Acıyor ' -Hakan Koçak- Sumru'nun evinden kendi evime geçince duvarları yumruklamaya başladım. Kızı arkamda gözü yaşlı bıraktım. Ben uyurken söyledikleri sonra bana söyledikleri ben adı herifin tekiyim ama uzak durmamız lazım. Olmaz ben kimseyi sevemem. Ben sevilmeyen ötelenen bir çocuk oldum. Babam denilen şeref yoksunu anneme bedensel sаldırı etmiş. Annem o yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulmuş. Aneannem ve dedemde hasta pek anneme destek olamamışlar . Köylü halkı anneme acıyıp hep bakmışlar. Köydeki ebe doğumunu yapmasını sağlamış. Anaanemle dedemde vefat edince annemin akıl sağlığı bu çocuğa bakmaya yetmiyor diye beni 3 yaşında devlet korumasına almışlar. Anne baba bilmeden sevgisiz büyüdüm. Çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Annem benim varlığımı bile unutmuş ben elinden alınınca iyice aklı gitmiş hastahaneye yatırılmış. Sonra öğrendim ki bu kadar acı ve üzüntüye dayanamayıp kötü hastalığa yakalanmış 2 ay sonra vefat etmiş. Bunların hepsini asker olunca elimdeki imkanları devreye sokunca öğrendim. Ben böyle sevgisiz büyüyen bu şekilde yetişen biri oldum. Kimse bizi sevip başımızı okşamadıki. Ben şimdi birine hele Sumru'ya nasıl o sevgiyi verebilirim. Bana o ağlayarak bakan gözlerine nasıl sevgi veririm. Ben ona bu haksızlığı yapamam. O belliki çok sevilmiş ilgi görmüş karşısında da onu bekliyor. Benden bu şekilde tavır gördükçe üzülüyor farkındayım. O yüzden uzak durmak en iyisi ben sevemem ben ona istediğini veremem. Ben onun için yanlış adamım oda zamanla anlayacak bunu. Sabah uyanıp işe gitmek için tam evden çıkarken kapıda Sumru ve kuzenleriyle karşılaştım. Kuzenleri selam verdi ama o asla tek kelime etmedi. Hem neden etsinki kıza neler dedim. Ama biran yüzünü gördüm allak bullaktı. Ağlamaktan gözleri şişmiş hep. İçimden kendime bir dünya sövdüm. Neden cesaretli olamıyorsun Hakan diye. Neden biraz olsun sevmeyi denemiyorsun diye. Ama olmaz ben onu üzerim. Benden uzak dur dedim ama birlikte felan onun o gözlerini gördükçe nasıl uzak duracağım bilmiyorum. Ama mecburum. Önden çıkıp gitti arabayla gel desem gelmez benimde zaten böyle birşeyi teklif etmemem gerekiyor. Arabayla yanından geçtim. Birliğe girince Kaan'ı gördüm. Sumru gelince odama gelsin direk diye direktif verdim. 10 dk sonra Sumru geldi. Gözleri şişmiş kıp kırmızı kızı ne hallere soktun Hakan. Ben senin... neyse kendime olan sinirimi başka türlü atarım. "Doktor öğleden sonra ilkyardım eğitimi var. Konferans salonu hazır. Başka bir eksik varsa söyle. Benimde olmam gerekiyormu?" Hiç iyi durmuyordu başı dönüyordu sanki.Zoraki konuştu benimle. "Yok herşey tamam birşeye ihtiyaç yok. Sizinde katılmanıza gerek yok. " diyip önündeki sandalyeye doğru zor bela tutundu. "Başım dönüyor" demesiyle ben yerimden fırlayıp onu tuttum. Tutmamla kollarıma bayıldı. -Sumru Kaya- Gözlerimi zorlayarak açınca kendimi hastane odasında buldum. En son birlikteydim iyi değildim ama ne oldu bana bilmiyorum. Koluma bakınca serum takılı olduğunu gördüm. Sağıma doğru bakınca Hakan koltukta oturuyor telefonuyla ilgileniyordu. Aşırı susamış hissediyordum kendimi. Su diye mırıldandım. Sesimi hemen duyup yanıma geldi. "Sumru iyimisin nasıl oldun?. Doktoru çağırayım mı?." "Su istiyorum Hakan boğazım yanıyor sanki" dememle hemen getirdi, bana suyu içirdi. Ne oldu bana diye sorunca anlattı. Onun odasında bayılmışım ambulansla beni hastaneye getirmiş. Bir kaç gün önce regl olmam birde stresli olmam kaynaklı vücudumdaki bazı değerler düşmüş ve strese bağlı bayılmışım. Anladım. bir kaç kez daha böyle olmuştum. Okulda dersler yoğun ve stresliyken. " Şimdi niye böyle stres yaptın, yapma Sumru bak kendine zarar veriyorsun. Çok kötü bir halde seni buraya getirdim. Ama birazdan çıkacağız doktor uyandıktan bir saat sonra çıkabilirsiniz dedi" "Teşekkürler Hakan benimle ilgilendiğin için. Dün akşamdan sonra karşıma çıkmayacaktın o yüzden şaşırdım." "Sumru onla bu bir değil. Bunu kim olsa yapar. Yani sen olmasan başkasıda bayılsa ben aynı şeyi yapardım." "Herkes gibisin yani diyorsun" diyince güldük. "Biraz daha dinlen, serumun da bitsin çıkarız " Ben biraz daha yattım serum bitince Hakan çıkarttı. Benim hazırlanmama yardımcı oldu. Hastaneden çıkıp onun arabasına bindik." Ee ambulansla geldik demiştin." "Meriç'ten istedim o getirdi." "Anladım". Lojmana gelince arabadan da inmeme yardımcı oldu binadan içeriye girdik. Çantam neredeki anahtarım onun içindeydi. "Sumru sanırım çantan birlikte kaldı o anki panikle hiç aklımıza gelmedi." "Ee Hazal sağlık ocağında, Delal'de okulda. Birliğe gidip çantamı almamız lazım." "Gerek yok benim eve geçelim sen yatıp dinlenirsin. Kızlar gelince geçersin eve." "Yok gerek yok. Sen beni beş dk birliğe götürüp getirsen olmazmı. Çantamı alırım." "Sumru saçmalama zaten yorgunsun. Biran önce yatıp dinlen. Ben Kaan'a haber vericem akşama çantanı getirir. " "Tamam "diyerek onun daireye geçtim. Cidden çok yorgunum dinlenme şart. Ben salona doğru geçince " yok koltuk olmaz pek rahat değiller, sen benim yatağıma geç dinlen. Nevresimler temizdir." "Yok önemli değil ama koltukta yatarım zaten bir kaç saat idare ederim." "Sumru sana ne diyorsam onu yapar mısın?". "Peki tamam bunada tamam" diyerek odasına doğru götürdü beni. Uzanmamı sağladı. "Ben şimdi sana çorba yapacağım onuda içince vitaminlerin var onları iç. Yoksa birlik doktorsuz kalacak " diyerek güldü. "Sen makarna ve tosttan başka bişey biliyormusun?". "Ehh işte yapıyoruz bişeyler. Umarım zehirlenmessin" diyerek mutfağa gitti. Dünkü bunları diyen adam sanki başkasıydı, şimdiki adam başkası. Hangisi gerçek Hakan bilmiyorum hangisi o cidden kestiremiyorum. Tam mayışmışken, çorbayı getirdi. "Kalk bakalım sana tarhana çorbası yaptım. Kaan'ın annesi hepimize memleketten yollamıştı bir işe yaradı." Ben gülerek" zehirlenmem demi bak daha yeni çıktım hastaneden." "İnşallah yani umuyorumki sıkıntı çıkmayacak " diyince kaşığı aldım içmeye başladım. "Hımmm fena olmamış Yüzbaşım". "Bak buna sevindim demekki becerebildim. Artık kendimede yaparım." Çorbam bitince tepsiyi aldı yine yanıma geldi yatağın kenarına doğru oturdu. Bende iyice dikelerek ona daha yakın oldum. "Nasılsın daha iyimisin ben şimdi ilaçlarınıda getiricem içersin." İyiyim Hakan. Sadece kalbim acıyor. O nasıl iyi olacak bilmiyorum. Dün akşam yerle bir oldu. Nasıl toparlanır o bilmiyorum. Hangi serum hangi vitamin iyi gelir hiç bilmiyorum. Bir doktor olarak bu konuda sıfır bilgi sahibiyim. Bana hep doktorluğumla ilgili nutuk çekiyorsun diyorsun ya bu konu hakkında çekecek bir nutuğum bile yok." dedim ve ağlamaya başladım. "Sumru ne olur ağlama bak yeni toparlıyorsun." "Hakan ben şuan ne yapıcam bilmiyorum. Ben buraya ne umutlarla geldim ama şuan benim kalbim acıyor ben nasıl yapıcam bu halde buralarda. İstanbul'a gerimi dönsem diyorum ama o kadar emeğim var çalışıp atandım bu hiç kolay değil. Ne yapıcam bilmiyorum. Ama burda kalırsam da mutsuz olucam onuda biliyorum." "Sakın Sumru sakın mesleğini kariyerini bir hiç uğruna böyle birşeyin içine sokma." "Hiç mi olarak görüyorsun?". "Sumru bak seni kırmak istemiyorum yemin ederim istemiyorum ama sen çok naifsin bir o kadarda deli dolu. Ben seni üzerim, ben kimseyi sevemem anla benide." "Neden ama Yüzbaşım. Bence kalbinde öyle güzel bir merhamet varki bunu saklıyorsun." "Sumru yapma nolur." diyince ben ona yaklaştım. "Bişey yapmıyorum sadece kendine bir şans ver bu kadar kötü gözükmek zorunda değilsin diyorum". diyince iyice yanaştım ona oda bana doğru yanaştı. Elimi yanağına doğru koydum daha çok dudaklarına doğru yanaştım. Biraz daha yaklaşınca dudaklarından onu öptüm. İlk karşılık vermedi ama ben biraz daha öpünce oda bana karşılık verdi ve öyle böyle değil baya hırçınca beni yatağa doğru yarım yatırdı hatta. Üstüme doğru bayağa eğildi. Bende ellerimi saçına geçirip iyice kendime doğru çektirdim. Bir elini belime atınca inledim. Sonra birden durdu. Alnını alnıma dayadı. "Sana yapma dedim ben zor biriyim olmaz bizden. Ben seni üzerim bunu neden yaptın Sumru." diyerek ayağa kalktı. " Bu anı unut olmadı farzet tamammı. Bak olmaz biz olamayız ben kimseyi sevmem üzerim. Ben biriyle olsam bile bir gecelik sevişip bırakırım." Böyle diyince sinirle ayağa kalktım ben bu adama duygularımı söyledim o biriyle olursamda tek gecelik olur dedi. Bu beni ne saniyordu. Ben ağlamaya başladım. "Hakan sen şuan şu dediklerinde ciddimisin. Biz az önce öpüştük sende istedin. Ama şimdi bana ne diyorsun sen beni ne sandın. Tek gecelik bilmem ney. Ya sana duygularımı anlatmaya çalıştım tamam istemeyebilirsin ama saygı duyabilirdin. Seni o kadar yanlış tanımışım ki, kendimden nefret ediyorum. Sen nasıl adi bir adamsın. Senden etkilenen bu kalbimi söküp atmak istiyorum. Hani dün demiştin ya bana benden uzak dur diye. Haklısın Yüzbaşı biz uzak duralım. Daha ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Benden uzak Allah'a yakın ol. Ama sanada yine duam inşallah Allah o kalbine biraz sevgi ve merhamet verir. Ve bide İnşallah olmaz ama inşallah sende birgün seversin ve birinden bir yudum sevgi dilenirsin. Belki beni o zaman anlarsın". diyip çıktım evden. Anahtarım yok ama olsun birliğe kadar gidip çantamı alıp döneceğim. Benim için Hakan defteri kapandı. Yolu bahtı açık olsun. İnşallah birgün gerçekten sever. Beni öpünce biran umutlanmıştım ama adamın kafasındaki düşünceler bam başkaymış.
Hakan Yüzbaşı'na aşıktım. Ama o, duygularıma "tek gecelik ilişkiler" diyerek karşılık verdi. Her bakışında beni yok sayıyor, her sözüyle kalbimi kırıyordu. Ta ki o geceye kadar... Bir anlık zayıflıkla dudaklarım onunkine değdi. İlk başta direndi, ama sonra... Bana karşılık verdiği gibi değil, bir fırtına gibi beni sardı. Beni yatağa doğru yatırdı, ağırlığı üzerimdeydi. Bir eli belimi sıkıca kavrarken, diğeri saçlarıma dolaştı. "Sana yapma dedim," diye homurdandı nefes nefese, alnı alnıma dayalı. "Ben seni üzerim." Ama bedeni tamamen farklı bir şey söylüyordu. Nefesinin sıcaklığı boynumda, kasılmış vücudu benimkine yapışmıştı. "Sen benim doktorumsun," diye fısıldadı dudaklarıma çok yakın, "benimse kalbimde kurşun var. İkisini de... iyileştirebilir misin?" ------- 'Yeni Başlangıç ' -Dr Sumru Kaya - Bu ünvanı alabilmek için yıllarca çok çalıştım. üç amca kızı hayalimiz vardı üç kuzen okuyup atanıp aynı yerde çalışacaktık. Sonunda hayalimiz gerçek oldu. Kuzenlerimle birlikte Iğdır-Tuzluca'ya atandık. Ben Tuzluca Askeri Birliğine Birlik doktoru olarak. Kuzenim Hazal Kaya mahalle sağlık ocağına hemşire olarak. Hazal'ın kardeşi diğer kuzenim Delal Kaya'da okul öncesi öğretmeni olarak. Hayallerimizi birbir yaşıyoruz. Delal bizden önce gidip orda bize eşyalı bir lojman tuttu genelde askerlerin kaldığı. Herşeyi ayarladı evi temizleyip eşya düzenlemesi yapmış. Bizde yarın Hazal'la gidiyoruz. Aşırı heyecanlıyız çünkü hepimizin ilk görev yeri. Delal erken gittiği için çalışacağı okulu ve bizim de yerlerimize gidip bakmış. Hepsi çok yakın iç içe dedi. Ertesi gün uçakla Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanına indik. Bir taksiye atlayıp Delal'in bize attığı konumla oraya gittik. Hazal'la birlikte lojmanların önüne geldik. Birbirimize bakıp hadi bakalım gazamız mübarek olsun dedim. Ben yarın birliğe gidip başlayacaktım. Hazal'da iki güne başlayacaktı. Delal iki hafta sonra okullar açılınca başlayacaktı. Kalacağımız daireye çıkıp kapıyı çaldık Delal açtı büyük sevinçle karşıladı bizi. Heyecanla bize küçük ama huzurlu dairemizi gezdirdi. 2+1 çok minnoş bir evimiz vardı. Delal bize yemekte hazırlamış oturup yedik birlikte toparladık. Sağolsun bizden önce alışveriş temizlik herşeyi halletmiş. Yol yorgunu olduğumuz için duş felan aldık biraz ütü felan yaptık TV izleyip yattık. Benim için yarın çok heyecanlı bir gün. Yarın ilk doktor olarak işime başlıyorum. Çok mutluyum çok. Sabah olunca uyanıp hemen hazırlanmaya başladım. siyah havuç pantolon üstüne dar beyaz gömlek topuklu ayakkabı giydim. Saçlarımı hafif maşa yaparak birazda makyaj yaptım. Delal birliğin çok yakın olduğunu yürüyerek 5 dkda gidebileceğimi söylemişti. Evden çıkıp birliğe doğru gittim. Birliğin önüne gelince kalbim yerinden çıkacak gibiydi kapıdaki görevli askere kendimi tanıttım. Oda Albay'ın beni beklediğini söyledi ve beni odasına doğru götürdü. Albay'ın odasını tıklatıp içeriye girdim. "Merhaba Albay'ım ben Doktor Sumru Kaya.Yeni görev yerim sizin birliğiniz sizlerle çalışmaktan onur duyacağım" diyip tokalaştım. Albay çok şirin tatlı birşey çokta babacan birine benziyor. "Hoşgeldiniz doktor hanım bende Albay Yusuf Yılmaz. Kendi komutanlarıma mesaj attım şimdi gelirler. Onlarla tanışmanı istiyorum çünkü genelde sahada onlarla çalışacaksın. " "Memnuniyetle Albay'ım siz nasıl uygun görürseniz." Kapı açıldı ve içeriye mankenlik ajansından fırlamış gibi boylu poslu kaslı 6 tane yakışıklı girdi. Vallahi dibim düştü desem yeridir. Delal burda olsa net hepsini ayarlardı. Albay yanıma gelerek; "Sumru kızım seni askerlerimle tanıştırayım " diyerek başladı. İlk sırada gayet yakışıklı hafif kumral tenli gözleri yeşil oldukça yakışıklı ama çokta sinirlice bakan kişiyle tanıştırdı. * Yüzbaşı Hakan Koçak * Üsteğmen Meriç Yılmaz *Teğmen Kadir Karaca *Teğmen Kerim Karaca *Uzman Çavuş Ali Bozkurt *Uzman Çavuş Kaan Kaya. Hepsiyle tokalaştım hepsi çok samimi bir şekilde karşılık verdi ama Yüzbaşı sanki babasını öldürmüşüm gibi bakıyor çok ters biri belli. Bende kendimi tanıttım Sumru Kaya diye. Ordan birden Uzman Çavuş olan Kaan Kaya söze atladı. " Doktor hanım biz sizle kardeş yada kuzen olabilir miyiz soyadlarımız tutuyor. Sizle soydaş olabilir miyiz? Adaş gibi düşünün." diyince ben güldüm "güzel fikirmiş Çavuş'um olabilir. Ama benle soydaş olursanız iki tane daha soydaşınız olacak çünkü ben iki kuzenimle buraya geldim." " Ooo bana uyar doktor bir sürü soydaşım olur ne güzel" dedi. Ben bu soydaşım Kaan'ı şimdiden çok sevmiştim. Matrak biri belli. Üsteğmen Meriç Yılmaz söze girdi; "Doktor hanım lojmanlardamı kalıyorsunuz yoksa evmi tuttunuz. ?" "Lojmandayız Teğmen'im. Hemen bu yol üstündeki ilerideki lojmanlar. "Aa bizim çocukların kaldığı lojmanlar hangi bloklardasınız?" "A blok Teğmen'im. Sizin çocuklar kim bu arada?" "Bizim çocuklar Kadirle Kerem ikisi kardeş onlar bir dairede, Ali ile Kaan bir dairede sadece Yüzbaşım tek kalıyor ve hepsi A blokta. Bizde ailecek lojmana yakın başka bir sitede oturuyoruz. Bu arada Albay benim babam. Ama birlik sınırları içinde asla Baba-oğul ilişkisi istemiyor." "Ya hepinizle komşuyuz ne güzel çok mutlu oldum." Donuk yüzbaşı ordan söze girerek; "yeter bu kadar laf beyliği hepiniz bahçeye." Bu yakışıklılığın karizmanın arkasından nasıl böyle kişilikte biri çıktı şaşırdım cidden. "Yüzbaşım ne güzel sohbet ediyorduk." "Sohbet etmeyin doktor hanım işinize bakın. boş muhabbet yapmak gibi vaktimiz yok bizim. Sizde gidin iki iğne yapın, ilaç felan yazın " diyip yüzüme dahi bakmadan çıktı. Hay ben senin gibi adamın kalıbına tüküreyim. Çattık iyimi. Bütün hepsi çıkınca Albay yanıma gelip, " Sumru o biraz böyle soğuk karakterli biri ama iyidir sen ona aldırma." "Yok aldırmadım Albayım. Ben artık gidip odamı gezeyim."diyip bir tane askerle odama geldim. Gayet düzenli tertipliydi. Bugün ilk gün olduğu için çok birşeyle ugraşmıyacağım yarın daha detaylı bakarım. Biraz hava alayım diyip dışarı çıktım. Bizim ekip dışarıda Kaan'ı görünce yanına gittim. Selam verdim ne yapıyorsunuz diye sordum. "İki güne kalmaz operasyona çıkacağız. Komutanım onun detaylarını konuştu soydaşım. İşte ufak tefek hazırlıklar yapacağız". "Anladım aman dikkatli olun soydaşım. Bu arada aynı bloktaymışız o zaman akşam seni diğer soydaşlarınla tanışma kahvesine bekliyorum. Bana telefon numaranı ver bakalım " diyerek telefonumu uzattım oda numarasını yazdı kaydettik birbizimizi. İkimizde soydaşım diye kaydedince istemsizce birbirimize gülüp baktık. Yanımıza sinirle gelen sevgili Yüzbaşı'mız; "Kaan senin işin yok galiba 10 tur birliğin etrafında koşmak ister misin?" diyerek soydaşımı uzaklaştırdı. Ya bu adam neden bu kadar kaba biri anlamadım. "Yüzbaşım neden böyle birşey yaptınız. Sohbet ediyorduk sadece." "Doktor sana boş işlerle uğraşacak vaktimiz yok demiştim neyini anlamıyorsun?" "Özür dilerim ben sadece.." "Tamam doktor hanım iyi günler " diyip gitti. Pis kaba saba herif ay ben bide bunu ilk görüşte beğendim felan ne kadar salağım ben. Çıkış saati gelince herkes hazırlandı çıkıyordu Albay bana seslendi yanında bizim kaba Yüzbaşı da var. Albay; " Sumru kızım ben bugün çarşıya geçiyorum yoksa seni lojmana bırakırdım ama Hakan arabayla gelmiş o seni bırakır". " Yok cidden gerek yok ben giderim hem sabahta kendim geldim" dedim ama Albay ısrar etti. Oda hemen emredersiniz diyerek yanıma gelip yürümeye başladı. Arabasını göstererek binmemi sağladı. Öne binip kemerimi taktım. Oda bindi yola koyulduk zaten 2,3 dk sonra lojmana geldik. İnerken teşekkür edip sohbetine doyum olmadığını söyledim. " Doktor sohbet etmeyi sevmem" "Onu anladık Hakan " " Hakan mı?" " Niye şaşırdın Hakan değilmi adın?" madem sen kabasın sana bende senin gibi davranırım. "Yüzbaşına ne oldu?" "Mesai saatleri dışında ve sivildeyken sadece Hakansın. Sende doktor demeyebilirsin bir adım var ve adım Sumru. Bende adımın söylenmesini tercih ederim." diyerek kukuman kuşu gibi bırakıp lojmana doğru ilerledim. Dış kapıdan zile bastım ama açan olmadı fazla yedek anahtar olmadığı için alamadım. Kızlar bugün çarşıya inip çektirecektiler.Telefonu çıkartıp Hazal'ı aradım nerde olduklarını sorunca Delal'in genelde Migren krizi tutar ve serumsuz asla geçmez yakındaki hastanede olduklarını söylediler yarım saate işleri bitermiş mecbur bekleyeceğim ne yapayım. Tam arkamı döndüm gidip banka oturayım diye hop bizim kaba Yüzbaşı ile burun buruna geldik. " Yavaş doktor aa pardon Sumru" "Pardon" diyerek tam gidiyordum ki "nereye neden eve gitmiyorsun ?" diye sordu. Ay isteyince nasıl da kibar olabiliyor. "Kuzenlerimden birisi rahatsızlanmış birlikte hastaneye gitmişler yedek anahtarımızda yoktu. Bende onlar evde olur diye güvenerek çıktım ama işte küçük bir talihsizlik oldu dışarıda kaldım." "Anladım hava biraz serin istersen gel, onlar gelene kadar benim evde dur". "Rahatsızlık vermiyeyim" "Sumru geliyormusun karnım aç ve kapının önünde takılacak hiç vaktim yok." "Tamam geliyorum" diyerek olduğu daireye çıktık. Dairesinin kapısını açınca çok şaşırdım çünkü bizim direk karşı dairemizdi. "Aa sen burda mı oturuyorsun? bizde karşı dairedeyiz" dedim. " İyi ne güzel işte bak bugün numarasını aldığın Kaan'da hemen yan dairenizde oturuyor". Niye bunu söylediki şimdi. Garip biri bu ya. Böyle yakışıklılığa böyle gariplik hiç olmamış hiç. Neyse içeri geçip salona oturdum. Elini yüzünü yıkayıp kamuflajlarını çıkartıp gelmiş siyah eşofman ve siyah t-shirt giymiş kasları felan belli oluyor o yeşil gözleri nasılda ortaya çıkmış. Sumru kendine gel kızım adam baya odun bişey kendini kaptırma. "Sumru ben mutfaktayım tost hazirlayacağım sende ister misin?". "Tostmu yiyeceksin?" "Evet Sumru ne bekliyorsun bekar bir adam ya makarna ya tost yapıp yer." "Ay çok banel benim iki kuzenim ve bende cidden çok güzel yemekler yaparız yani bu konuda çok iddialıyız. Bir akşam misafirimiz ol gelde iki güzel yemek ye." "Yok ben almıyım. Sen tost yiyormusun onu söyle." "Olur yerim. Ama bende yardım edeyim" diyerek mutfağa geçtik. Malzemeleri çıkartıp hazırlamaya başladı. Yardım edeyim dedim ama sen misafirsin otur dedi. Sonra hazırlayıp tostları getirdi. Yemeye başladık telefonuma mesaj geldi. İstanbul'da beni rahatsız eden peşimde dolanan mahallenin serserisi Zafer mesaj atmış gerçi mesaj değil roman yazmış. " Bu s***k benim bu numaramı yine nerden buldu acaba " diye içimden söylendim. "Noldu Sumru?" "Bişey yok " dedim ama çok huzursuz oldum. " Sen iyi değilsin yüzün beyazladı" " Ya çok önemli değil İstanbul'da mahalleden peşimde serseri bir çocuk vardı sürekli rahatsız ediyordu kaçıncı numara değiştirişim artık bilmiyorum yine bulmuş ve bana tehdit mesajları atmış." "Ne demek tehdit mesajları ver bakayım şu telefonu bi." "Tamam Yüzbaşım gerek yok hallederim." "Sivilde Hakan'ı tercih ederim ama şu telefonu ver." böyle diyince sinirden de gözlerim dolmuştu verdim telefonu. Bakınca mesajları okuyunca çok sinirlendi. " Başıma bela oldu buralara geldim kurtulurum diye ama baksana yerimi bile öğrenmiş birliğe kadar yazmış. Ya varya bir kocam yada sevgilim olsaydı herhalde vazgeçer peşimi bırakırdı. Sanırım ben bahtı karalıyım kimsede yok şunun ağzını kapatayım bir rahat edeyim artık." Biran telefonumdan birşeyler yaparak birini aradı ve hoparlöre aldı konuşmaya başladı. " Bana bak hаfif meşrep çocuğu bir daha Sumruyu ararsan senin leşini itlerin ortasına atarım." Zafer telefondan; " Sen kimsin lan y****k. Sumru nerde onu ver "dedi ama Hakan'ın gözleri döndü. "Lan döl israfı senin beynini si'kerim. Seni çıktığın deliğe geri sokarım. Bir daha aramıyacaksın dedim." "Sen kimsin lan yeminle oraya gelir seni öldürürüm." "Senin yolunu si'kerim eğer gelmezsen gel bakalım zaten yerinide biliyorsun. he bide bu arada ben Sumru'nun sevgilisiyim gel oğlum seni bekliyorum" dedi. Ben şok oldum benim sevgilim olduğunu söyledi Zafer'e. Şuan dona kaldım bakayım beni neler bekliyor. 'Ekiple Kaynaşma ' -Sumru Kaya- Hakan Yüzbaşının evinde telefonda meşhur sapığım Zafer' e onun sevgilisiyim diyince şok oldum. Pek konuşmadan kızlar arayınca eve geçtim. Dün birliğe gittiğim andan beri akşama kadar olan herşeyi noktasına virgülüne kadar anlattım. İkiside şaşırdı. Delal tabiki hemen Yüzbaşı yakışıklıysa hemen bana ayarlıyorsun yada diğerleri kuzen artık hangisi denk gelirse diye takıldı. Bende espri yaparak; " AA Yüzbaşı benim tatlım zaten yürüyen Brad Pitt gibi hem Zafer'e sevgilimde dedi. Manyak ya bir görsen böbürlene böbürlene hemde. " Yarın Hazal'da işe başlayacağı için erkenden yattık. Sabah olup kalkınca hemen hazırlandım. Bugün diz üstü kot etek ve eteğin üstüne denk gelen buz mavisi gömlek giydim. Saçlarımı düzleştirip makyaj yaptım ayağıma spor ayakkabı giydim. Bugün biraz spor olmuştu çünkü kıyafetim. Kapıdan hızla çıkınca hemen karşı dairede evden çıkan Hakan'ı gördüm. Kamuflajlar içinde yine çok yakışıklı gözüküyordu. "Günaydın yüzbaşım Hakan"dedim. "Günaydın Sumru ama niye öyle dedin" "Sivilde ve kamuflajlısın tam ne diyeceğime karar veremedim." "Ev sınırları içinde de Hakan diyebilirsin. Aradımı o şeref yoksunu yada mesaj attımı?" "Yok hiç birşey yazmadı". "Sen birliğemi gidiyorsun?" "Evet" "İyi benle gel" "Yok ben yürürüm " "Bu etekle yürürsen sağda solda peşine Zafer gibilerin takılması gayet doğal ". "Yüzbaşım kırıcı oluyorsun yani sorun bendemi. Benmi istedim benmi kuyruk sallamış oldum". " Sumru özür dilerim öyle demek istemedim ben asla. Yani etek kısa işte onun gibi zihniyetler çok ortalıkta bakarlar diye dedim." "Deme bir daha ve seninle gelmiyorum Yüzbaşı". Sinirlenip lojmandan çıkıp birliğe doğru yürümeye başladım. Yanımdan hızla gelip geçti arabasıyla. İyi anladık dalyan gibi araban var. Sanki liseli ergenler gibi kızlara hava atarcasına gaza basması nedir yani kaba adam. Yürümeye devam ederken telefonuma peş peşe mesajlar geldi bakınca Zafer'in attığını gördüm yine bir sürü tehdit mesajları atmış. Hatta buraya geliceğinden felan bahsediyor. Aldık başımıza belayı bu Yüzbaşı sevgilisiyim diyince daha çok sinirlendi galiba daha da hırs yaptı. Şimdi gidip bu mesajları ona okutacağım başıma sardığı belayı temizlesin. Birliğe girince apar topar Yüzbaşının odasına girdim hiç kapıyı tıklatmakla uğraşamayacağım o kaba sabaysa ona anladığı tarzda davranacağım. İçeri girip tam birşey diyecekken bütün ekibin orda olduğunu gördüm. Sanırım toplantı yapıyorlardı. Hakan Yüzbaşı; "Doktor sizin oralarda kapıya vurulmaz mı?" "Yüzbaşım özür dilerim çok hafif vurup tıklayıp birden açtım biraz sıkıntılı bir durum vardı da o yüzden. Ama sanırım siz toplantı yapıyorsunuz ben sonra gelirim." "Dur doktor işimiz bitti. Onlarda şimdi çıkacaklar. " diyip hepsine kaş göz işaretiyle çıkabilirsiniz dedi. Tam o esnada soydaşım Kaan; "Soydaş kahve sözün vardı bak biz yarın operasyona gidiyoruz yokuz an az 3 gün en fazla 3 ay olamayabiliriz." "Hadi ya o kadar sürer mi?" kafasını salladı. "Tamam o zaman akşam gel ben şimdi kızlara haber veririm ama tatlılar senden soydaşım". Asker selamı vererek "emrin olur soydaş " dedi. O esnada Meriç Komutan; "Doktor hanım birtek bu zibidi Kaan' mı davetli. Peki bizler sonuçta biz bir ekibiz artık." " Haklısın Meriç komutan o zaman akşam hepinizi tam kadro bekliyoruz. Artık tatlı kategorisini biraz siz arttırın. O iş sizde." Biz böyle güzel güzel konuşurken kaba Yüzbaşı'mız yine devreye girdi; " Asker haydi herkes hazırlıklara " diye kükredi. Hepsi asker selamıyla onaylayıp gitti. Yüzbaşı bana bakıp; " Ne gerek vardı böyle birşeye. Neden ekibi kahve içmeye çağırdın." " Yüzbaşı ekiple senide çağırdım ve onlar benim ekip arkadaşlarım burda olduğum süre zarfı ne kadar olur bilmiyorum ama onlarla çalışıcam farkındaysanız ve hepsiyle komşuyuz. Kaldıki Kaan Komutanı çok sevdim bizim kızlarda sever eminim. Yani abartılacak bişey yok". "İyi size iyi kadın günü yapmalar. Ben gelmem." "Gelseniz şaşardım zaten böyle insanlara karşı üsten bakmak, duygusuz olmak, insan ilişkileri sevmeyen biri olarak gelmenizi beklemedim zaten. Bende sizi nezaketden davet ettim. "Sumru haddini aşma". "Resmiyetde doktoru tercih ederim". "Sen neden geldin noldu?. O adammı mesaj attı?". "Bir önemi yok yani çokta önemli birşey değil " diyip tam odasından çıkıyordumki beni kolumdan tutup kendisine hızla çevirdi çok yakın olduk böyle olunca. "Bırakır mısınız Yüzbaşım?" "Doktor ne oldu bak söyle. O adam mesaj attı dimi?" "Evet attı ve senin yüzünden iyice başım belaya girdi iyice bana sardı. Şuan hırslandı bence nasıl sevgilisi olur diye çünkü o bugüne kadar hep seni bekleyeceğim zaten hayatında kimse yok diyordu. Şimdi hırs yaptı başıma bela olacak" diyerek ağlamaya başladım. "Ver şu telefonu " telefonu uzattım yazdığı mesajları okudukça yüzü değişik şekillere girdi aşırı sinirlendi. " Lavuğa bak ya banamı günümü gostericekmiş. Ne zaman gelir tahmini bu şeref yoksunu çünkü ağzını burnunu kırmak için sabırsızlanıyorum. " Hakan ne gelmesi saçmalama bu adam tehlikeli ve ben korkuyorum." "Şuan korktuğun için Hakan dediğini düşünüyorum . Yüzbaşı tercihim." "Off şuan sorun bumu korkuyorum diyorum bana birşey yapabilir. Çünkü artık sevgilim var sanıyor." "Korkma sevgilin var sanıyorsa, var saydığı sevgilinde seni korur." diyince bana kal geldi. Bu yüzbaşı cidden ayarsız hiç ayarı yok. Tam kalkıp gidecekken, "akşam benimle eve geliceksin şu ara tek olma bu şeref yoksunu gelebilir. Birde al şu telefonu bana numaranı ver sıkıntı olursa ararsın." "Kaan Komutanı ararım sonuçta oda hemen yan dairede." "Doktor uzatma yaz numaranı" diyince alıp yazıp çıktım. Çıkınca bir numara çaldırdı. Sanırım bizim kaba Yüzbaşı. Ve aynı o şekilde de kaydettim. Hakettiği gibi. Akşam birlikten çıkarken bahçede arabasının önünde beni beklediğini gördüm. Gözlükte takmış çok yakışıklı duruyordu. Böyle kaba saba huysuz biri olmasa bence daha güzel bir bağ olabilirdi aramızda. Aman neyse ne yapalım kibar naif birini bulana kadar kısmet aramaya devam. Böyle kaba saba birini asla hayatımda istemem. Arabaya binip lojmana doğru yola çıktık. İnerken birlikte "o şeref yoksunu mesaj atarsa bana haber ver". "Emriniz olur komutanım" diye söylenip binaya girdim. Kızlar benden önce hazırlıklara başlamış bile. Delal limonlu cheesecake bile yapmış. "Keşke zahmet etmeseydiniz ben bizim soydaş'a kitledim tatlıları." diyip gülüştük. Akşam ilerleyen saatlerde tüm ekip geldi hepsi değişik değişik tatlılar almış. Gözüm istemsizce Hakan'ı aradı ama yok gelmemiş kaba herif. Kaan sanırım anladıki; "Soydaşım komutanımın işi varmış gelemedi " dedi. Külli yalan işi felan yok. Ben soğuk nevaleyim kimseyle işim olmaz demiyorda. Ekip gelince kızlarla tanıştı. Tam tahmin ettiğim gibi Delal'le Kaan süper anlaştı. Tahmin etmiştim iki deli bir araya gelince diğeri değneğini saklarmış misali. Baya kanka felan demeye başladılar birbirlerine. Meriç'le Hazal'da çok güzel sohbet ediyor. Bizim Hazal zaten tam narin çiçek, yani onun sohbet edebileceği tek kişide Albay oğlu olurdu doğru. Hazal'la Delal'i gören asla kardeş demez bu kadar iki zıt karakter. Herkes sohbet muhabbet ederken bende Yüzbaşı'mızıza mesaj attım. Ben: Keşke gelseydin biz adam yemiyoruz. Kaba Yüzbaşı: Sana boş muhabbetleri sevmediğimi söylemiştim. İşim olmaz kadın günü konseptli yerlerde. Ben: Ya sen şuna ben yaşlıyım kafam kaldırmıyor desene. Kaba Yüzbaşı: Doktorrrrr!!!!!! Ne yaşlısı ben daha 30 yaşındayım. Ben: Bana göre yaşlısın. malum ben 25 yaşındayım. Senin ekipte senden bir kaç yaş küçük ayrıca ruhları genç. Senin içine Darülaceze kaçmış. Neyse sana evde tek başına iyi takılmalar. yazıp çıktım. Kudursun şimdi. Aradan 5 dk gecmediki kapı çaldı ben bakarım diyerek gidip açtım hop banko Yüzbaşı'mız gelmiş. "Hoşgeldin Yüzbaşım aa pardon Hakan noldu evde tuz felanmı kalmadı." "Bende davet edilmiştim diye hatırlıyorum" "Evet ama sende böyle ortamları sevmediğini söylemiştin, bende doğru yaşlılara göre olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum". dememle kolumdan tutup duvara yasladı. "Ne yapıyorsun bıraksana delimisin sen?" "Sus Sumru bir daha bana yaşlı felan deme cidden kötü olur". "Aman tamam be demem. Ne tür bir delisin sen ya." diyip içeriye geçtik. Ekip görünce çok şaşırdı. Komutanım işiniz vardı felan dediler. Oda bitti geldim felan dedi zırvaladı. Ben kahve yapmak için mutfağa geçtim herkes kendi alemindeydi çünkü. Arkamdan oda mutfağa geldi. "Sade " dedi. Donuk bakınca "kahvemi sade içiyorum, sormadın da onu söylemeye geldim." Kafa salladım sadece. Az önce tuttuğu kolum acımıştı. Ayarsız sanki karşısında kendi gibi güçlü biri var hafif tutması bile nasıl ağır. Kolumu ovaladığımı görünce yanıma geldi. "Özür dilerim Sumru ben canını yakmak istemedim." "Önemli değil Yüzbaşım geçer birazdan". "Sivildeyken farkettim de bana sinirlenince Yüzbaşı diyorsun." "Bilmem olabilir sinirlenmişimdir belki." İçerden Delal'in sesini duyduk. Hadi gelin bu güzel gecenin anısına fotoğraf çekilcez diye. İçeriye geçtik masanın etrafına hepsi toplanmış. Delal tripotu ayarlıyordu. Bizimki yine uyuzluk yaptı." Siz çekilin ben çekilmem" diye. Bende iyice can damarından vurarak; " bencede biz gençler olalak çekilelim ekip" diyince neyi ima ettiğimi anladı ve yanıma geldi. Fotoğrafa girdi. O gelince ben biraz öteye kaydım. Delal ayarladığını peş peşe bir kaç tane çekeceğini söyledi . Ben biraz daha uzaklaşınca Yüzbaşımız belimden tutup çektiği gibi ona çok yakın bir şekilde fotoğraf çekilmemizi sağladı. Bu adam ayarsız cidden sağı solu belli değil. Bir sapığıma sevgilisiyim diyor, kolumdan tutup hırpaladığı günün ilerleyen zamanında belimden tutup kendine doğru çekip fotoğraf çekiliyor. Gerçekten anlayamadım. Gece çok eğlenceli bitmişti hepsini uğurladık ortalığı toparlayıp yattık. Yarın ekip operasyona çıkıyor. Aslında bende gidecektim ama Albay tehlikeli bir operasyon olduğunu benimde daha çok yeni olduğum için birlikte kalmamı söyledi. İnşallah hayırlısı ile gidip gelirler. En çokta kaba Yüzbaşı aklımda içimde kötü birşey var sanki. 'Operasyon" -Yüzbaşı Hakan Koçak - Dün gece komşularımızın evinde kahve fasılı yapıp bayağa keyifli vakit geçirdik. Sumru biraz sinirlerimi bozsada bana yaşlı felan diyerek yinede eğlenceliydi. Bu kız bazen beni çok kışkırtıyor. Bu asi ve bana kafa tutan halleri çok s***i duruyor. Neler düşünüyorum kendime kızıyorum. Geçen mini etekle işe geliyordu içimden kıskandım ama başka şeyleri bahane edip arabayla benle gelmesini istedim ama bana kötü döndü. İyice kızdı bana. Birde belası Zafer diye bir p*ç çıktı. Kızın peşinde olduğunu öğrenince sinir beynime çıktı. O anlık boşlukla sevgilisiyim felan dedim. Sabaha operasyona çıkacağız inşallah Sumruyu'da görürüm umuduyla birliğe geçtim. Oradaydı benim timin yanına gidince oda geldi. Herşey hazır yarım saate çıkacağımızı söyledim. Gözleriyle kaçamak bakıyor anlıyorum. Yanıma gelip, "Yüzbaşım dikkatli olun hepiniz Allah'a emanet olun " dedi . Hazırlıklar tamam olunca askeri araçlara binip yola çıktık. -Sumru Kaya- Timi uğurlayınca içimdeki sıkıntı dahada çoğaldı. Aklımda Hakan'ın giderken arkasına dönüp bakışı kaldı. Kaba herif ne kadar kızsamda şuan operasyona gidiyor diye onun için telaşlanıyordum. Akşam oluyor işlerim bitince eve geçtim. Kızlar yemek yapmış yedim ortalığı toparlayıp duşa girdim. Ama hâlâ içim çok sıkkın. Aklıma gelenle mesaj attım hemen. Ben: Ne yaptınız Yüzbaşım sizi ve timi merak ettim umarım iyisinizdir. yazdım ama sadece tek tık oldu. Bir saate yakın bekledim ama mesaj iletilmedi. Muhtemelen telefon çekmeyen bir yerdeler. Bende yorgunlukla uyuyup kalmışım. Gece telefonun mesaj sesine uyandım. Bakınca Hakan'ın mesaj attığını gördüm. Kaba Yüzbaşı: Timde bende iyiyim. Teşekkürler. Sadece bu kadarmı ya teşekkürlermi. Ben onu burda merak edeyim o sadece teşekkür etsin. Ben: Bende iyim Yüzbaşım teşekkürler. Kaba Yüzbaşı: Sumru sen şuan inşallah tirip felan atmıyorsundur. Çünkü dağın başında teröristlerin cirit attığı bir ortamda en son isteyeceğim şey bile değil bu tirip muhabbeti. Ben: Yok Yüzbaşım ne tiribi. Sizleri çok merak ettim sadece sağ salim gelin hepiniz. Kaba Yüzbaşı: Neyse Sumru çok boşa konuşacak vakit yok. Timden uzaktayım yanlarına gitmeliyim. Ben : Peki. Yazıp sadece çıktım bazen öyle bir kırıyor ki insanı. bilerekmi yapıyor anlamıyorum. Nedense istemsizce ağladım. O gece bizim evde çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Yüzünü okşadım neden böyle yapıyorum anlamıyorum ama kendine gel Sumru bu adamdan olmaz bu adam senin hayallerindeki adamın yakınından dahi geçmiyor üzülürsün kızım diye kendimi dizginlemem gerekiyor. Uzak durmakta fayda var. Sabah olunca kalktım yine işe gittim. Albaya haber varmı diye sordum ama hiç birinin telefonunun çekmediğini telsizlerle irtibata geçtiğini söyledi. Hakan'ada artık mesaj atamıyorum çünkü beni üzüyor üzülmek istemiyorum. Aklıma gelenle bende Kaan'a mesaj attım. Ben: Soydaşım nasılsınız sizi çok merak ediyorum. Tam kadro eksiksiz gelirseniz size çok güzel bir ziyafet çekmeyi planlıyorum. yazdım ama asla iletilmedi. İyice merak ediyorum. Allah'tan bugün haftanın son günüydü. Hafta sonu daha sakin bir şekilde evde dinlenirdim. Akşam olunca eve geldim telefondan mesajlara baktım ama yok Kaan'a iletilmemiş. Gözüm bir kaç altta mesajlarda adı gözüken Hakan'a kaydı. Profil resminden bile kamuflajlı halini görünce içim kötü oldu. Ertesi gün oldu hâlâ mesaj iletilmedi. Delal'le konuştum oda hiç Kaan'la görüşmemiş mesaj atmış ama onunkide iletilmemiş. Haber alamadıkça iyice huzursuz oldum. Hakan'a yazamıyorum. Zaten telefonları çekse Kaan bana cevap verir. Böyle böyle pazartesi oldu. Tekrar uyanıp işe gitmek için yola koyuldum. Belki Albaydan bir haber alırdım. Birliğe giriş yapınca Albay'ı telaşlı gördüm ne olduğunu sorunca, Timin döndüğünü ama Yüzbaşının yaralı olduğunu söyledi. Hastaneye gidiyordu bende gitmek için kendisinden onay aldım ve birlikte gittik. Bütün tim burda ama bitek Hakan yok gözüm onu aradı. Kaan'ı görünce ona sarılıp üstüne başına baktım kir toz pas içindelerdi resmen. "Kaan ne oldu? Yüzbaşı nasıl?" "Sakin soydaşım büyük birşey değil omzundan yaralandı. Komutan için bu devede kulak." "Off Kaan saçmalama adam vurulmuş." "Tamam soydaş paniğe gerek yok cidden iyiydi. Kurşunu çıkartmak için aldılar ameliyata. Biraz zaman geçtikten sonra ameliyathane kapısından çıkan doktora doğru koştuk. Kendimi tanıttım Doktor olduğumu belirttim. Sağolsun hocam gerekli hem tıbbi bilgileri ve genel bilgileri verdi. Birazdan odaya alırlar ve görürsünüz dedi. Bu gece burda kalıcak yarın taburcu olacaktı. Hakan'ı odaya aldılar. Bütün tim ve Albay yanına girip geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Albayın işi olduğu için gitmek zorunda kaldı. Çocuklar biriniz yanında refakatçi kalırsınız diye belirtti. Meriç kalacağını söyledi. Herkesi yolladı çünkü onlarda çok yorgundu kaç gündür operasyondaydılar. Meriç; " Sumru ben bi kantine insem sen biraz burda durabilirmisin komutanımın yanında. Yiyecek birşeyler alıp geleceğim" dedi. Bende başımla onayladım. "Hakan nasılsın ağrın varmı? Doktorundan bilgileri aldım bir kaç dikişin var. iki gün duş alamayacaksın. Sonra bir haftaya dikişleri aldirabilirsin." "Tamam abartma Sumru ". "Yüzbaşım ben telaş yaptım. Korktumda o yüzden yani." "Korkma Sumru, telaşta yapma ben alışığım bu ilk değil sonda olmayacak. Yani Doktorluk nutuğunu bana atmana gerek yok." Bu adam yine beni kırıyordu. Ben s***k gibi onu merak edip yanına geldim. Aptalım ben aptal. Akıllanmam ben. Meriç gelince; Haydi görüşürüz Meriç ben çıkıyorum." "Sumru kalsaydın biraz daha" "Yok bana fazla gerek yok. Hem sizin bu ilk değil alışkınsınızdır." diyip çıktım. Yol boyu eve gidene kadar kendime sinirden sövdüm. Yolda sinirle giderken birine çarptım ama hava kararmıştı pardon diyip yüzüne bakmadan ilerledim. Eve gidip deli gibi ağlamak istiyorum. Aptallığıma, salaklığıma, akılsızlığıma. Eve gelince kızlara sarılıp ağlamaya başladım. Kızlara durumları anlattım onlarda Hakan için endişelendiler ama iyi olduğunu duyunca ikiside rahatladı. Ben hâlâ s***k gibi ağlıyordum. Delal; Kuşum sen bu Hakan'a aşık olmuş olabilir misin?." " Delal saçmalama ne diyorsun? kafayı mı yedin sen?" "Kızım o zaman niye ağlıyorsun defol et. Ne hali varsa görsün. Çokta kıçımızda yani. İyilikten anlamıyorsa muhattap olma." "Sinirden ağlıyorum Delal, aşktan değil korkma. Neyse ben yatıyorum galiba regl olucam ağrımda var." Hazal; Kuzum hemen ilaç al senin zor geçiyor bak biliyorsun. "Alıp yatıcam zaten hemen." Sabah uyandığımda regl olmuştum. Ağrımda vardı. Kızlar çoktan gitmişler. Bu halde birliğe asla gidemezdim Albay'a mesaj attım rahatsız olduğumu söyledim. Kalkıp kahvaltı yapıp ilaç almak en doğrusuydu. Tam mutfağa geçerken kapı çaldı hemen açınca Meriç'le Hakan'ı gördüm. Meriç çıktıklarını söyledi ve hemen birliğe gitmesi gerektiğini Komutanlarına çorba yapıp yapamayacağımı sordu. Zor bela ayakta duruyordum ama yinede yaparım dedim. Ben yine nezaketden geçmiş olsun Yüzbaşım dedim. Bana bakıp; "Sumru iyimisin? biraz rengin soluk gibi." "İyiyim Yüzbaşım ben çorba hazır olunca size bırakırım." diyip içeriye girdim. Hemen yayla çorbası yaptım hızlı bir şekilde ve ağrım iyice artmıştı. Hazırlayıp tepsiye koydum ve karşı daireye geçtim. İkinci çalışta açtı kapıyı. Hoşgeldin diyerek beni içeriye aldı. Mutfak masasının üstüne tepsiyi bıraktım tam çıkacaktım ki kolumdan tutup; "Sumru neyin var, hiç iyi gözükmüyorsun." "Rahatsızım biraz ama iyi olurum önemli değil " "İstersen hastaneye gidelim." " Gerek yok buda benim ilk ve son yaşadığım şey değil genelde her ay yaşıyorum. Doktor olarak nutuk çekmek gibi olmasın ama yapabilecek pek bişey yok malesef bunu çekmek zorundayım. En olasılık ağrı kesici ve çok çok serum yani ben kendime ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Doktorum ya hani". "Anladım tamam sen şu her ay olunan şeyden olmuşsun." "Sanane ney olduysam oldum." "Sumru sakin ol biraz." "Neyse ben gideyim sen çorbanı iç" dememle karnıma birden bıçak saplanır gibi Ağrı girince karnımı tutup iki büklüm kıvrandım. Hakan hemen tek koluyla beni tutup koltuğa oturttu. "Sumru iyi değilsin Meriç'i arayalım gelsin Hastaneye gidelim." "Sana gerek yok dedim anlamıyor musun? neyini zorluyorsun be adam." "Sumru bak ayarlarımla oynama ne oluyor durduk yere sana." "Durduk yere mi ya sen iyimisin tanıştığımız dan beri sürekli bana ayarsız davranıyorsun. Sürekli bı laf sokuyorsun. Beni rencide ediyorsun sence durduk yere mi. Ben sana yakın olmak istedikçe sen duvar örüyorsun. " diyerek ağrımında verdiği acıyla ağlamaya başladım. Kollarıyla beni tutarak kendine bakmamı sağladı. "Sumru bana yakın olma. olmamalısın. Ben ateşim Sumru kendimle birlikte yanımdaki herkesi yakarım. Ben hiç sevgi görmeyen bir anneden olmuşum. Hiç sevgi görmeyen bir çocuk olarak doğmuşum büyümüşüm o yüzden bana yakın olma. Benden uzak dur yapma. Sen üzülürsün ben karşımdakini üzerim." "Öylemi diyorsun Yüzbaşım " "Evet Sumru benle iyi olmaya bana yakın olmaya çalışma." " O zaman beni bu burda son görüşün karşına çıkmamak için emin ol elimden gelen herşeyi yapıcam hoşçakal Yüzbaşı." diyip o evden ağlayarak çıktım. Artık Hakan'ın yüzünü dahi görmek istemiyordum. Beni bu akşam kalbimden bıçakladı ne kadar inkar etsemde ona karşı ilgim vardı ama bu akşam bütün kalbime kurşun sıktı. Yapacak bişey yok sitem etmeyede hakkım yok. Hayatta herşey kısmet. Eve gelip Özcan Deniz'in o şarkısını açıp açıp dinledim. Yangın her aşkın yolu Sevdim, gördüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı haram ettim. 'Mesafe' -Sumru Kaya- Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım. Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum. "Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?" "İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük. "Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi." "Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi." "İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz." Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi. "Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi. "Nasıl oldun Sumru?" "Sizene" "Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın." "Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor". "Sumru derdin ney?" "Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum." "Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?" "Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı." "O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun." "Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti. "Musaitmisiniz Doktor hanım" "Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş. "Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir." "Tamam sen yap pansumanı." Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım. "Biraz acıtmış olabilirim". "Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak." "Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu. "Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım." "İşte böyle senin gibi olamaz" "Sumru bak benim damarıma basma" "Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? " "Sumru sen cidden çok dik başlısın." "Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte." "Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma" "Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi. Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım. Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel". "O o burda " "Kim Sumru burda?" "Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu. "Bu şeref yoksunu kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu. "Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. gö'ğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım. "Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni k*******n senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. " "Sumru!!! kendine gel kapat çeneni." "Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı. "Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım. "Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana." "Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma." "Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum." "O zaman bende gelirim tek kalamazsın". "Hayır tabikide ben kendim giderim." "O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın." "Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi. Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi. "Kızlar gelene kadar yanında kalacağım." "Sakın gitme olurmu Yüzbaşı" "Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi." "Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum." "Tamam hadi sen uyu ben burdayım." Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım. "Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim. "Sen uyanık mıydın?" "Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru". "Anladım" "Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen" "Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum." "Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum." "Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?". "Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?." "Durucaksın Sumru olmaz." "Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun." "Sumru senin derdin ney?" "Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?" "Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun." "Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ". "Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim". Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi gö'ğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana." Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı. "Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı. Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?". " Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık. 'Kalbim Acıyor ' -Hakan Koçak- Sumru'nun evinden kendi evime geçince duvarları yumruklamaya başladım. Kızı arkamda gözü yaşlı bıraktım. Ben uyurken söyledikleri sonra bana söyledikleri ben adı herifin tekiyim ama uzak durmamız lazım. Olmaz ben kimseyi sevemem. Ben sevilmeyen ötelenen bir çocuk oldum. Babam denilen şeref yoksunu anneme bedensel sаldırı etmiş. Annem o yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulmuş. Aneannem ve dedemde hasta pek anneme destek olamamışlar . Köylü halkı anneme acıyıp hep bakmışlar. Köydeki ebe doğumunu yapmasını sağlamış. Anaanemle dedemde vefat edince annemin akıl sağlığı bu çocuğa bakmaya yetmiyor diye beni 3 yaşında devlet korumasına almışlar. Anne baba bilmeden sevgisiz büyüdüm. Çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Annem benim varlığımı bile unutmuş ben elinden alınınca iyice aklı gitmiş hastahaneye yatırılmış. Sonra öğrendim ki bu kadar acı ve üzüntüye dayanamayıp kötü hastalığa yakalanmış 2 ay sonra vefat etmiş. Bunların hepsini asker olunca elimdeki imkanları devreye sokunca öğrendim. Ben böyle sevgisiz büyüyen bu şekilde yetişen biri oldum. Kimse bizi sevip başımızı okşamadıki. Ben şimdi birine hele Sumru'ya nasıl o sevgiyi verebilirim. Bana o ağlayarak bakan gözlerine nasıl sevgi veririm. Ben ona bu haksızlığı yapamam. O belliki çok sevilmiş ilgi görmüş karşısında da onu bekliyor. Benden bu şekilde tavır gördükçe üzülüyor farkındayım. O yüzden uzak durmak en iyisi ben sevemem ben ona istediğini veremem. Ben onun için yanlış adamım oda zamanla anlayacak bunu. Sabah uyanıp işe gitmek için tam evden çıkarken kapıda Sumru ve kuzenleriyle karşılaştım. Kuzenleri selam verdi ama o asla tek kelime etmedi. Hem neden etsinki kıza neler dedim. Ama biran yüzünü gördüm allak bullaktı. Ağlamaktan gözleri şişmiş hep. İçimden kendime bir dünya sövdüm. Neden cesaretli olamıyorsun Hakan diye. Neden biraz olsun sevmeyi denemiyorsun diye. Ama olmaz ben onu üzerim. Benden uzak dur dedim ama birlikte felan onun o gözlerini gördükçe nasıl uzak duracağım bilmiyorum. Ama mecburum. Önden çıkıp gitti arabayla gel desem gelmez benimde zaten böyle birşeyi teklif etmemem gerekiyor. Arabayla yanından geçtim. Birliğe girince Kaan'ı gördüm. Sumru gelince odama gelsin direk diye direktif verdim. 10 dk sonra Sumru geldi. Gözleri şişmiş kıp kırmızı kızı ne hallere soktun Hakan. Ben senin... neyse kendime olan sinirimi başka türlü atarım. "Doktor öğleden sonra ilkyardım eğitimi var. Konferans salonu hazır. Başka bir eksik varsa söyle. Benimde olmam gerekiyormu?" Hiç iyi durmuyordu başı dönüyordu sanki.Zoraki konuştu benimle. "Yok herşey tamam birşeye ihtiyaç yok. Sizinde katılmanıza gerek yok. " diyip önündeki sandalyeye doğru zor bela tutundu. "Başım dönüyor" demesiyle ben yerimden fırlayıp onu tuttum. Tutmamla kollarıma bayıldı. -Sumru Kaya- Gözlerimi zorlayarak açınca kendimi hastane odasında buldum. En son birlikteydim iyi değildim ama ne oldu bana bilmiyorum. Koluma bakınca serum takılı olduğunu gördüm. Sağıma doğru bakınca Hakan koltukta oturuyor telefonuyla ilgileniyordu. Aşırı susamış hissediyordum kendimi. Su diye mırıldandım. Sesimi hemen duyup yanıma geldi. "Sumru iyimisin nasıl oldun?. Doktoru çağırayım mı?." "Su istiyorum Hakan boğazım yanıyor sanki" dememle hemen getirdi, bana suyu içirdi. Ne oldu bana diye sorunca anlattı. Onun odasında bayılmışım ambulansla beni hastaneye getirmiş. Bir kaç gün önce regl olmam birde stresli olmam kaynaklı vücudumdaki bazı değerler düşmüş ve strese bağlı bayılmışım. Anladım. bir kaç kez daha böyle olmuştum. Okulda dersler yoğun ve stresliyken. " Şimdi niye böyle stres yaptın, yapma Sumru bak kendine zarar veriyorsun. Çok kötü bir halde seni buraya getirdim. Ama birazdan çıkacağız doktor uyandıktan bir saat sonra çıkabilirsiniz dedi" "Teşekkürler Hakan benimle ilgilendiğin için. Dün akşamdan sonra karşıma çıkmayacaktın o yüzden şaşırdım." "Sumru onla bu bir değil. Bunu kim olsa yapar. Yani sen olmasan başkasıda bayılsa ben aynı şeyi yapardım." "Herkes gibisin yani diyorsun" diyince güldük. "Biraz daha dinlen, serumun da bitsin çıkarız " Ben biraz daha yattım serum bitince Hakan çıkarttı. Benim hazırlanmama yardımcı oldu. Hastaneden çıkıp onun arabasına bindik." Ee ambulansla geldik demiştin." "Meriç'ten istedim o getirdi." "Anladım". Lojmana gelince arabadan da inmeme yardımcı oldu binadan içeriye girdik. Çantam neredeki anahtarım onun içindeydi. "Sumru sanırım çantan birlikte kaldı o anki panikle hiç aklımıza gelmedi." "Ee Hazal sağlık ocağında, Delal'de okulda. Birliğe gidip çantamı almamız lazım." "Gerek yok benim eve geçelim sen yatıp dinlenirsin. Kızlar gelince geçersin eve." "Yok gerek yok. Sen beni beş dk birliğe götürüp getirsen olmazmı. Çantamı alırım." "Sumru saçmalama zaten yorgunsun. Biran önce yatıp dinlen. Ben Kaan'a haber vericem akşama çantanı getirir. " "Tamam "diyerek onun daireye geçtim. Cidden çok yorgunum dinlenme şart. Ben salona doğru geçince " yok koltuk olmaz pek rahat değiller, sen benim yatağıma geç dinlen. Nevresimler temizdir." "Yok önemli değil ama koltukta yatarım zaten bir kaç saat idare ederim." "Sumru sana ne diyorsam onu yapar mısın?". "Peki tamam bunada tamam" diyerek odasına doğru götürdü beni. Uzanmamı sağladı. "Ben şimdi sana çorba yapacağım onuda içince vitaminlerin var onları iç. Yoksa birlik doktorsuz kalacak " diyerek güldü. "Sen makarna ve tosttan başka bişey biliyormusun?". "Ehh işte yapıyoruz bişeyler. Umarım zehirlenmessin" diyerek mutfağa gitti. Dünkü bunları diyen adam sanki başkasıydı, şimdiki adam başkası. Hangisi gerçek Hakan bilmiyorum hangisi o cidden kestiremiyorum. Tam mayışmışken, çorbayı getirdi. "Kalk bakalım sana tarhana çorbası yaptım. Kaan'ın annesi hepimize memleketten yollamıştı bir işe yaradı." Ben gülerek" zehirlenmem demi bak daha yeni çıktım hastaneden." "İnşallah yani umuyorumki sıkıntı çıkmayacak " diyince kaşığı aldım içmeye başladım. "Hımmm fena olmamış Yüzbaşım". "Bak buna sevindim demekki becerebildim. Artık kendimede yaparım." Çorbam bitince tepsiyi aldı yine yanıma geldi yatağın kenarına doğru oturdu. Bende iyice dikelerek ona daha yakın oldum. "Nasılsın daha iyimisin ben şimdi ilaçlarınıda getiricem içersin." İyiyim Hakan. Sadece kalbim acıyor. O nasıl iyi olacak bilmiyorum. Dün akşam yerle bir oldu. Nasıl toparlanır o bilmiyorum. Hangi serum hangi vitamin iyi gelir hiç bilmiyorum. Bir doktor olarak bu konuda sıfır bilgi sahibiyim. Bana hep doktorluğumla ilgili nutuk çekiyorsun diyorsun ya bu konu hakkında çekecek bir nutuğum bile yok." dedim ve ağlamaya başladım. "Sumru ne olur ağlama bak yeni toparlıyorsun." "Hakan ben şuan ne yapıcam bilmiyorum. Ben buraya ne umutlarla geldim ama şuan benim kalbim acıyor ben nasıl yapıcam bu halde buralarda. İstanbul'a gerimi dönsem diyorum ama o kadar emeğim var çalışıp atandım bu hiç kolay değil. Ne yapıcam bilmiyorum. Ama burda kalırsam da mutsuz olucam onuda biliyorum." "Sakın Sumru sakın mesleğini kariyerini bir hiç uğruna böyle birşeyin içine sokma." "Hiç mi olarak görüyorsun?". "Sumru bak seni kırmak istemiyorum yemin ederim istemiyorum ama sen çok naifsin bir o kadarda deli dolu. Ben seni üzerim, ben kimseyi sevemem anla benide." "Neden ama Yüzbaşım. Bence kalbinde öyle güzel bir merhamet varki bunu saklıyorsun." "Sumru yapma nolur." diyince ben ona yaklaştım. "Bişey yapmıyorum sadece kendine bir şans ver bu kadar kötü gözükmek zorunda değilsin diyorum". diyince iyice yanaştım ona oda bana doğru yanaştı. Elimi yanağına doğru koydum daha çok dudaklarına doğru yanaştım. Biraz daha yaklaşınca dudaklarından onu öptüm. İlk karşılık vermedi ama ben biraz daha öpünce oda bana karşılık verdi ve öyle böyle değil baya hırçınca beni yatağa doğru yarım yatırdı hatta. Üstüme doğru bayağa eğildi. Bende ellerimi saçına geçirip iyice kendime doğru çektirdim. Bir elini belime atınca inledim. Sonra birden durdu. Alnını alnıma dayadı. "Sana yapma dedim ben zor biriyim olmaz bizden. Ben seni üzerim bunu neden yaptın Sumru." diyerek ayağa kalktı. " Bu anı unut olmadı farzet tamammı. Bak olmaz biz olamayız ben kimseyi sevmem üzerim. Ben biriyle olsam bile bir gecelik sevişip bırakırım." Böyle diyince sinirle ayağa kalktım ben bu adama duygularımı söyledim o biriyle olursamda tek gecelik olur dedi. Bu beni ne saniyordu. Ben ağlamaya başladım. "Hakan sen şuan şu dediklerinde ciddimisin. Biz az önce öpüştük sende istedin. Ama şimdi bana ne diyorsun sen beni ne sandın. Tek gecelik bilmem ney. Ya sana duygularımı anlatmaya çalıştım tamam istemeyebilirsin ama saygı duyabilirdin. Seni o kadar yanlış tanımışım ki, kendimden nefret ediyorum. Sen nasıl adi bir adamsın. Senden etkilenen bu kalbimi söküp atmak istiyorum. Hani dün demiştin ya bana benden uzak dur diye. Haklısın Yüzbaşı biz uzak duralım. Daha ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Benden uzak Allah'a yakın ol. Ama sanada yine duam inşallah Allah o kalbine biraz sevgi ve merhamet verir. Ve bide İnşallah olmaz ama inşallah sende birgün seversin ve birinden bir yudum sevgi dilenirsin. Belki beni o zaman anlarsın". diyip çıktım evden. Anahtarım yok ama olsun birliğe kadar gidip çantamı alıp döneceğim. Benim için Hakan defteri kapandı. Yolu bahtı açık olsun. İnşallah birgün gerçekten sever. Beni öpünce biran umutlanmıştım ama adamın kafasındaki düşünceler bam başkaymış.
Hakan Yüzbaşı'na aşıktım. Ama o, duygularıma "tek gecelik ilişkiler" diyerek karşılık verdi. Her bakışında beni yok sayıyor, her sözüyle kalbimi kırıyordu. Ta ki o geceye kadar... Bir anlık zayıflıkla dudaklarım onunkine değdi. İlk başta direndi, ama sonra... Bana karşılık verdiği gibi değil, bir fırtına gibi beni sardı. Beni yatağa doğru yatırdı, ağırlığı üzerimdeydi. Bir eli belimi sıkıca kavrarken, diğeri saçlarıma dolaştı. "Sana yapma dedim," diye homurdandı nefes nefese, alnı alnıma dayalı. "Ben seni üzerim." Ama bedeni tamamen farklı bir şey söylüyordu. Nefesinin sıcaklığı boynumda, kasılmış vücudu benimkine yapışmıştı. "Sen benim doktorumsun," diye fısıldadı dudaklarıma çok yakın, "benimse kalbimde kurşun var. İkisini de... iyileştirebilir misin?" ------- 'Yeni Başlangıç ' -Dr Sumru Kaya - Bu ünvanı alabilmek için yıllarca çok çalıştım. üç amca kızı hayalimiz vardı üç kuzen okuyup atanıp aynı yerde çalışacaktık. Sonunda hayalimiz gerçek oldu. Kuzenlerimle birlikte Iğdır-Tuzluca'ya atandık. Ben Tuzluca Askeri Birliğine Birlik doktoru olarak. Kuzenim Hazal Kaya mahalle sağlık ocağına hemşire olarak. Hazal'ın kardeşi diğer kuzenim Delal Kaya'da okul öncesi öğretmeni olarak. Hayallerimizi birbir yaşıyoruz. Delal bizden önce gidip orda bize eşyalı bir lojman tuttu genelde askerlerin kaldığı. Herşeyi ayarladı evi temizleyip eşya düzenlemesi yapmış. Bizde yarın Hazal'la gidiyoruz. Aşırı heyecanlıyız çünkü hepimizin ilk görev yeri. Delal erken gittiği için çalışacağı okulu ve bizim de yerlerimize gidip bakmış. Hepsi çok yakın iç içe dedi. Ertesi gün uçakla Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanına indik. Bir taksiye atlayıp Delal'in bize attığı konumla oraya gittik. Hazal'la birlikte lojmanların önüne geldik. Birbirimize bakıp hadi bakalım gazamız mübarek olsun dedim. Ben yarın birliğe gidip başlayacaktım. Hazal'da iki güne başlayacaktı. Delal iki hafta sonra okullar açılınca başlayacaktı. Kalacağımız daireye çıkıp kapıyı çaldık Delal açtı büyük sevinçle karşıladı bizi. Heyecanla bize küçük ama huzurlu dairemizi gezdirdi. 2+1 çok minnoş bir evimiz vardı. Delal bize yemekte hazırlamış oturup yedik birlikte toparladık. Sağolsun bizden önce alışveriş temizlik herşeyi halletmiş. Yol yorgunu olduğumuz için duş felan aldık biraz ütü felan yaptık TV izleyip yattık. Benim için yarın çok heyecanlı bir gün. Yarın ilk doktor olarak işime başlıyorum. Çok mutluyum çok. Sabah olunca uyanıp hemen hazırlanmaya başladım. siyah havuç pantolon üstüne dar beyaz gömlek topuklu ayakkabı giydim. Saçlarımı hafif maşa yaparak birazda makyaj yaptım. Delal birliğin çok yakın olduğunu yürüyerek 5 dkda gidebileceğimi söylemişti. Evden çıkıp birliğe doğru gittim. Birliğin önüne gelince kalbim yerinden çıkacak gibiydi kapıdaki görevli askere kendimi tanıttım. Oda Albay'ın beni beklediğini söyledi ve beni odasına doğru götürdü. Albay'ın odasını tıklatıp içeriye girdim. "Merhaba Albay'ım ben Doktor Sumru Kaya.Yeni görev yerim sizin birliğiniz sizlerle çalışmaktan onur duyacağım" diyip tokalaştım. Albay çok şirin tatlı birşey çokta babacan birine benziyor. "Hoşgeldiniz doktor hanım bende Albay Yusuf Yılmaz. Kendi komutanlarıma mesaj attım şimdi gelirler. Onlarla tanışmanı istiyorum çünkü genelde sahada onlarla çalışacaksın. " "Memnuniyetle Albay'ım siz nasıl uygun görürseniz." Kapı açıldı ve içeriye mankenlik ajansından fırlamış gibi boylu poslu kaslı 6 tane yakışıklı girdi. Vallahi dibim düştü desem yeridir. Delal burda olsa net hepsini ayarlardı. Albay yanıma gelerek; "Sumru kızım seni askerlerimle tanıştırayım " diyerek başladı. İlk sırada gayet yakışıklı hafif kumral tenli gözleri yeşil oldukça yakışıklı ama çokta sinirlice bakan kişiyle tanıştırdı. * Yüzbaşı Hakan Koçak * Üsteğmen Meriç Yılmaz *Teğmen Kadir Karaca *Teğmen Kerim Karaca *Uzman Çavuş Ali Bozkurt *Uzman Çavuş Kaan Kaya. Hepsiyle tokalaştım hepsi çok samimi bir şekilde karşılık verdi ama Yüzbaşı sanki babasını öldürmüşüm gibi bakıyor çok ters biri belli. Bende kendimi tanıttım Sumru Kaya diye. Ordan birden Uzman Çavuş olan Kaan Kaya söze atladı. " Doktor hanım biz sizle kardeş yada kuzen olabilir miyiz soyadlarımız tutuyor. Sizle soydaş olabilir miyiz? Adaş gibi düşünün." diyince ben güldüm "güzel fikirmiş Çavuş'um olabilir. Ama benle soydaş olursanız iki tane daha soydaşınız olacak çünkü ben iki kuzenimle buraya geldim." " Ooo bana uyar doktor bir sürü soydaşım olur ne güzel" dedi. Ben bu soydaşım Kaan'ı şimdiden çok sevmiştim. Matrak biri belli. Üsteğmen Meriç Yılmaz söze girdi; "Doktor hanım lojmanlardamı kalıyorsunuz yoksa evmi tuttunuz. ?" "Lojmandayız Teğmen'im. Hemen bu yol üstündeki ilerideki lojmanlar. "Aa bizim çocukların kaldığı lojmanlar hangi bloklardasınız?" "A blok Teğmen'im. Sizin çocuklar kim bu arada?" "Bizim çocuklar Kadirle Kerem ikisi kardeş onlar bir dairede, Ali ile Kaan bir dairede sadece Yüzbaşım tek kalıyor ve hepsi A blokta. Bizde ailecek lojmana yakın başka bir sitede oturuyoruz. Bu arada Albay benim babam. Ama birlik sınırları içinde asla Baba-oğul ilişkisi istemiyor." "Ya hepinizle komşuyuz ne güzel çok mutlu oldum." Donuk yüzbaşı ordan söze girerek; "yeter bu kadar laf beyliği hepiniz bahçeye." Bu yakışıklılığın karizmanın arkasından nasıl böyle kişilikte biri çıktı şaşırdım cidden. "Yüzbaşım ne güzel sohbet ediyorduk." "Sohbet etmeyin doktor hanım işinize bakın. boş muhabbet yapmak gibi vaktimiz yok bizim. Sizde gidin iki iğne yapın, ilaç felan yazın " diyip yüzüme dahi bakmadan çıktı. Hay ben senin gibi adamın kalıbına tüküreyim. Çattık iyimi. Bütün hepsi çıkınca Albay yanıma gelip, " Sumru o biraz böyle soğuk karakterli biri ama iyidir sen ona aldırma." "Yok aldırmadım Albayım. Ben artık gidip odamı gezeyim."diyip bir tane askerle odama geldim. Gayet düzenli tertipliydi. Bugün ilk gün olduğu için çok birşeyle ugraşmıyacağım yarın daha detaylı bakarım. Biraz hava alayım diyip dışarı çıktım. Bizim ekip dışarıda Kaan'ı görünce yanına gittim. Selam verdim ne yapıyorsunuz diye sordum. "İki güne kalmaz operasyona çıkacağız. Komutanım onun detaylarını konuştu soydaşım. İşte ufak tefek hazırlıklar yapacağız". "Anladım aman dikkatli olun soydaşım. Bu arada aynı bloktaymışız o zaman akşam seni diğer soydaşlarınla tanışma kahvesine bekliyorum. Bana telefon numaranı ver bakalım " diyerek telefonumu uzattım oda numarasını yazdı kaydettik birbizimizi. İkimizde soydaşım diye kaydedince istemsizce birbirimize gülüp baktık. Yanımıza sinirle gelen sevgili Yüzbaşı'mız; "Kaan senin işin yok galiba 10 tur birliğin etrafında koşmak ister misin?" diyerek soydaşımı uzaklaştırdı. Ya bu adam neden bu kadar kaba biri anlamadım. "Yüzbaşım neden böyle birşey yaptınız. Sohbet ediyorduk sadece." "Doktor sana boş işlerle uğraşacak vaktimiz yok demiştim neyini anlamıyorsun?" "Özür dilerim ben sadece.." "Tamam doktor hanım iyi günler " diyip gitti. Pis kaba saba herif ay ben bide bunu ilk görüşte beğendim felan ne kadar salağım ben. Çıkış saati gelince herkes hazırlandı çıkıyordu Albay bana seslendi yanında bizim kaba Yüzbaşı da var. Albay; " Sumru kızım ben bugün çarşıya geçiyorum yoksa seni lojmana bırakırdım ama Hakan arabayla gelmiş o seni bırakır". " Yok cidden gerek yok ben giderim hem sabahta kendim geldim" dedim ama Albay ısrar etti. Oda hemen emredersiniz diyerek yanıma gelip yürümeye başladı. Arabasını göstererek binmemi sağladı. Öne binip kemerimi taktım. Oda bindi yola koyulduk zaten 2,3 dk sonra lojmana geldik. İnerken teşekkür edip sohbetine doyum olmadığını söyledim. " Doktor sohbet etmeyi sevmem" "Onu anladık Hakan " " Hakan mı?" " Niye şaşırdın Hakan değilmi adın?" madem sen kabasın sana bende senin gibi davranırım. "Yüzbaşına ne oldu?" "Mesai saatleri dışında ve sivildeyken sadece Hakansın. Sende doktor demeyebilirsin bir adım var ve adım Sumru. Bende adımın söylenmesini tercih ederim." diyerek kukuman kuşu gibi bırakıp lojmana doğru ilerledim. Dış kapıdan zile bastım ama açan olmadı fazla yedek anahtar olmadığı için alamadım. Kızlar bugün çarşıya inip çektirecektiler.Telefonu çıkartıp Hazal'ı aradım nerde olduklarını sorunca Delal'in genelde Migren krizi tutar ve serumsuz asla geçmez yakındaki hastanede olduklarını söylediler yarım saate işleri bitermiş mecbur bekleyeceğim ne yapayım. Tam arkamı döndüm gidip banka oturayım diye hop bizim kaba Yüzbaşı ile burun buruna geldik. " Yavaş doktor aa pardon Sumru" "Pardon" diyerek tam gidiyordum ki "nereye neden eve gitmiyorsun ?" diye sordu. Ay isteyince nasıl da kibar olabiliyor. "Kuzenlerimden birisi rahatsızlanmış birlikte hastaneye gitmişler yedek anahtarımızda yoktu. Bende onlar evde olur diye güvenerek çıktım ama işte küçük bir talihsizlik oldu dışarıda kaldım." "Anladım hava biraz serin istersen gel, onlar gelene kadar benim evde dur". "Rahatsızlık vermiyeyim" "Sumru geliyormusun karnım aç ve kapının önünde takılacak hiç vaktim yok." "Tamam geliyorum" diyerek olduğu daireye çıktık. Dairesinin kapısını açınca çok şaşırdım çünkü bizim direk karşı dairemizdi. "Aa sen burda mı oturuyorsun? bizde karşı dairedeyiz" dedim. " İyi ne güzel işte bak bugün numarasını aldığın Kaan'da hemen yan dairenizde oturuyor". Niye bunu söylediki şimdi. Garip biri bu ya. Böyle yakışıklılığa böyle gariplik hiç olmamış hiç. Neyse içeri geçip salona oturdum. Elini yüzünü yıkayıp kamuflajlarını çıkartıp gelmiş siyah eşofman ve siyah t-shirt giymiş kasları felan belli oluyor o yeşil gözleri nasılda ortaya çıkmış. Sumru kendine gel kızım adam baya odun bişey kendini kaptırma. "Sumru ben mutfaktayım tost hazirlayacağım sende ister misin?". "Tostmu yiyeceksin?" "Evet Sumru ne bekliyorsun bekar bir adam ya makarna ya tost yapıp yer." "Ay çok banel benim iki kuzenim ve bende cidden çok güzel yemekler yaparız yani bu konuda çok iddialıyız. Bir akşam misafirimiz ol gelde iki güzel yemek ye." "Yok ben almıyım. Sen tost yiyormusun onu söyle." "Olur yerim. Ama bende yardım edeyim" diyerek mutfağa geçtik. Malzemeleri çıkartıp hazırlamaya başladı. Yardım edeyim dedim ama sen misafirsin otur dedi. Sonra hazırlayıp tostları getirdi. Yemeye başladık telefonuma mesaj geldi. İstanbul'da beni rahatsız eden peşimde dolanan mahallenin serserisi Zafer mesaj atmış gerçi mesaj değil roman yazmış. " Bu s***k benim bu numaramı yine nerden buldu acaba " diye içimden söylendim. "Noldu Sumru?" "Bişey yok " dedim ama çok huzursuz oldum. " Sen iyi değilsin yüzün beyazladı" " Ya çok önemli değil İstanbul'da mahalleden peşimde serseri bir çocuk vardı sürekli rahatsız ediyordu kaçıncı numara değiştirişim artık bilmiyorum yine bulmuş ve bana tehdit mesajları atmış." "Ne demek tehdit mesajları ver bakayım şu telefonu bi." "Tamam Yüzbaşım gerek yok hallederim." "Sivilde Hakan'ı tercih ederim ama şu telefonu ver." böyle diyince sinirden de gözlerim dolmuştu verdim telefonu. Bakınca mesajları okuyunca çok sinirlendi. " Başıma bela oldu buralara geldim kurtulurum diye ama baksana yerimi bile öğrenmiş birliğe kadar yazmış. Ya varya bir kocam yada sevgilim olsaydı herhalde vazgeçer peşimi bırakırdı. Sanırım ben bahtı karalıyım kimsede yok şunun ağzını kapatayım bir rahat edeyim artık." Biran telefonumdan birşeyler yaparak birini aradı ve hoparlöre aldı konuşmaya başladı. " Bana bak hаfif meşrep çocuğu bir daha Sumruyu ararsan senin leşini itlerin ortasına atarım." Zafer telefondan; " Sen kimsin lan y****k. Sumru nerde onu ver "dedi ama Hakan'ın gözleri döndü. "Lan döl israfı senin beynini si'kerim. Seni çıktığın deliğe geri sokarım. Bir daha aramıyacaksın dedim." "Sen kimsin lan yeminle oraya gelir seni öldürürüm." "Senin yolunu si'kerim eğer gelmezsen gel bakalım zaten yerinide biliyorsun. he bide bu arada ben Sumru'nun sevgilisiyim gel oğlum seni bekliyorum" dedi. Ben şok oldum benim sevgilim olduğunu söyledi Zafer'e. Şuan dona kaldım bakayım beni neler bekliyor. 'Ekiple Kaynaşma ' -Sumru Kaya- Hakan Yüzbaşının evinde telefonda meşhur sapığım Zafer' e onun sevgilisiyim diyince şok oldum. Pek konuşmadan kızlar arayınca eve geçtim. Dün birliğe gittiğim andan beri akşama kadar olan herşeyi noktasına virgülüne kadar anlattım. İkiside şaşırdı. Delal tabiki hemen Yüzbaşı yakışıklıysa hemen bana ayarlıyorsun yada diğerleri kuzen artık hangisi denk gelirse diye takıldı. Bende espri yaparak; " AA Yüzbaşı benim tatlım zaten yürüyen Brad Pitt gibi hem Zafer'e sevgilimde dedi. Manyak ya bir görsen böbürlene böbürlene hemde. " Yarın Hazal'da işe başlayacağı için erkenden yattık. Sabah olup kalkınca hemen hazırlandım. Bugün diz üstü kot etek ve eteğin üstüne denk gelen buz mavisi gömlek giydim. Saçlarımı düzleştirip makyaj yaptım ayağıma spor ayakkabı giydim. Bugün biraz spor olmuştu çünkü kıyafetim. Kapıdan hızla çıkınca hemen karşı dairede evden çıkan Hakan'ı gördüm. Kamuflajlar içinde yine çok yakışıklı gözüküyordu. "Günaydın yüzbaşım Hakan"dedim. "Günaydın Sumru ama niye öyle dedin" "Sivilde ve kamuflajlısın tam ne diyeceğime karar veremedim." "Ev sınırları içinde de Hakan diyebilirsin. Aradımı o şeref yoksunu yada mesaj attımı?" "Yok hiç birşey yazmadı". "Sen birliğemi gidiyorsun?" "Evet" "İyi benle gel" "Yok ben yürürüm " "Bu etekle yürürsen sağda solda peşine Zafer gibilerin takılması gayet doğal ". "Yüzbaşım kırıcı oluyorsun yani sorun bendemi. Benmi istedim benmi kuyruk sallamış oldum". " Sumru özür dilerim öyle demek istemedim ben asla. Yani etek kısa işte onun gibi zihniyetler çok ortalıkta bakarlar diye dedim." "Deme bir daha ve seninle gelmiyorum Yüzbaşı". Sinirlenip lojmandan çıkıp birliğe doğru yürümeye başladım. Yanımdan hızla gelip geçti arabasıyla. İyi anladık dalyan gibi araban var. Sanki liseli ergenler gibi kızlara hava atarcasına gaza basması nedir yani kaba adam. Yürümeye devam ederken telefonuma peş peşe mesajlar geldi bakınca Zafer'in attığını gördüm yine bir sürü tehdit mesajları atmış. Hatta buraya geliceğinden felan bahsediyor. Aldık başımıza belayı bu Yüzbaşı sevgilisiyim diyince daha çok sinirlendi galiba daha da hırs yaptı. Şimdi gidip bu mesajları ona okutacağım başıma sardığı belayı temizlesin. Birliğe girince apar topar Yüzbaşının odasına girdim hiç kapıyı tıklatmakla uğraşamayacağım o kaba sabaysa ona anladığı tarzda davranacağım. İçeri girip tam birşey diyecekken bütün ekibin orda olduğunu gördüm. Sanırım toplantı yapıyorlardı. Hakan Yüzbaşı; "Doktor sizin oralarda kapıya vurulmaz mı?" "Yüzbaşım özür dilerim çok hafif vurup tıklayıp birden açtım biraz sıkıntılı bir durum vardı da o yüzden. Ama sanırım siz toplantı yapıyorsunuz ben sonra gelirim." "Dur doktor işimiz bitti. Onlarda şimdi çıkacaklar. " diyip hepsine kaş göz işaretiyle çıkabilirsiniz dedi. Tam o esnada soydaşım Kaan; "Soydaş kahve sözün vardı bak biz yarın operasyona gidiyoruz yokuz an az 3 gün en fazla 3 ay olamayabiliriz." "Hadi ya o kadar sürer mi?" kafasını salladı. "Tamam o zaman akşam gel ben şimdi kızlara haber veririm ama tatlılar senden soydaşım". Asker selamı vererek "emrin olur soydaş " dedi. O esnada Meriç Komutan; "Doktor hanım birtek bu zibidi Kaan' mı davetli. Peki bizler sonuçta biz bir ekibiz artık." " Haklısın Meriç komutan o zaman akşam hepinizi tam kadro bekliyoruz. Artık tatlı kategorisini biraz siz arttırın. O iş sizde." Biz böyle güzel güzel konuşurken kaba Yüzbaşı'mız yine devreye girdi; " Asker haydi herkes hazırlıklara " diye kükredi. Hepsi asker selamıyla onaylayıp gitti. Yüzbaşı bana bakıp; " Ne gerek vardı böyle birşeye. Neden ekibi kahve içmeye çağırdın." " Yüzbaşı ekiple senide çağırdım ve onlar benim ekip arkadaşlarım burda olduğum süre zarfı ne kadar olur bilmiyorum ama onlarla çalışıcam farkındaysanız ve hepsiyle komşuyuz. Kaldıki Kaan Komutanı çok sevdim bizim kızlarda sever eminim. Yani abartılacak bişey yok". "İyi size iyi kadın günü yapmalar. Ben gelmem." "Gelseniz şaşardım zaten böyle insanlara karşı üsten bakmak, duygusuz olmak, insan ilişkileri sevmeyen biri olarak gelmenizi beklemedim zaten. Bende sizi nezaketden davet ettim. "Sumru haddini aşma". "Resmiyetde doktoru tercih ederim". "Sen neden geldin noldu?. O adammı mesaj attı?". "Bir önemi yok yani çokta önemli birşey değil " diyip tam odasından çıkıyordumki beni kolumdan tutup kendisine hızla çevirdi çok yakın olduk böyle olunca. "Bırakır mısınız Yüzbaşım?" "Doktor ne oldu bak söyle. O adam mesaj attı dimi?" "Evet attı ve senin yüzünden iyice başım belaya girdi iyice bana sardı. Şuan hırslandı bence nasıl sevgilisi olur diye çünkü o bugüne kadar hep seni bekleyeceğim zaten hayatında kimse yok diyordu. Şimdi hırs yaptı başıma bela olacak" diyerek ağlamaya başladım. "Ver şu telefonu " telefonu uzattım yazdığı mesajları okudukça yüzü değişik şekillere girdi aşırı sinirlendi. " Lavuğa bak ya banamı günümü gostericekmiş. Ne zaman gelir tahmini bu şeref yoksunu çünkü ağzını burnunu kırmak için sabırsızlanıyorum. " Hakan ne gelmesi saçmalama bu adam tehlikeli ve ben korkuyorum." "Şuan korktuğun için Hakan dediğini düşünüyorum . Yüzbaşı tercihim." "Off şuan sorun bumu korkuyorum diyorum bana birşey yapabilir. Çünkü artık sevgilim var sanıyor." "Korkma sevgilin var sanıyorsa, var saydığı sevgilinde seni korur." diyince bana kal geldi. Bu yüzbaşı cidden ayarsız hiç ayarı yok. Tam kalkıp gidecekken, "akşam benimle eve geliceksin şu ara tek olma bu şeref yoksunu gelebilir. Birde al şu telefonu bana numaranı ver sıkıntı olursa ararsın." "Kaan Komutanı ararım sonuçta oda hemen yan dairede." "Doktor uzatma yaz numaranı" diyince alıp yazıp çıktım. Çıkınca bir numara çaldırdı. Sanırım bizim kaba Yüzbaşı. Ve aynı o şekilde de kaydettim. Hakettiği gibi. Akşam birlikten çıkarken bahçede arabasının önünde beni beklediğini gördüm. Gözlükte takmış çok yakışıklı duruyordu. Böyle kaba saba huysuz biri olmasa bence daha güzel bir bağ olabilirdi aramızda. Aman neyse ne yapalım kibar naif birini bulana kadar kısmet aramaya devam. Böyle kaba saba birini asla hayatımda istemem. Arabaya binip lojmana doğru yola çıktık. İnerken birlikte "o şeref yoksunu mesaj atarsa bana haber ver". "Emriniz olur komutanım" diye söylenip binaya girdim. Kızlar benden önce hazırlıklara başlamış bile. Delal limonlu cheesecake bile yapmış. "Keşke zahmet etmeseydiniz ben bizim soydaş'a kitledim tatlıları." diyip gülüştük. Akşam ilerleyen saatlerde tüm ekip geldi hepsi değişik değişik tatlılar almış. Gözüm istemsizce Hakan'ı aradı ama yok gelmemiş kaba herif. Kaan sanırım anladıki; "Soydaşım komutanımın işi varmış gelemedi " dedi. Külli yalan işi felan yok. Ben soğuk nevaleyim kimseyle işim olmaz demiyorda. Ekip gelince kızlarla tanıştı. Tam tahmin ettiğim gibi Delal'le Kaan süper anlaştı. Tahmin etmiştim iki deli bir araya gelince diğeri değneğini saklarmış misali. Baya kanka felan demeye başladılar birbirlerine. Meriç'le Hazal'da çok güzel sohbet ediyor. Bizim Hazal zaten tam narin çiçek, yani onun sohbet edebileceği tek kişide Albay oğlu olurdu doğru. Hazal'la Delal'i gören asla kardeş demez bu kadar iki zıt karakter. Herkes sohbet muhabbet ederken bende Yüzbaşı'mızıza mesaj attım. Ben: Keşke gelseydin biz adam yemiyoruz. Kaba Yüzbaşı: Sana boş muhabbetleri sevmediğimi söylemiştim. İşim olmaz kadın günü konseptli yerlerde. Ben: Ya sen şuna ben yaşlıyım kafam kaldırmıyor desene. Kaba Yüzbaşı: Doktorrrrr!!!!!! Ne yaşlısı ben daha 30 yaşındayım. Ben: Bana göre yaşlısın. malum ben 25 yaşındayım. Senin ekipte senden bir kaç yaş küçük ayrıca ruhları genç. Senin içine Darülaceze kaçmış. Neyse sana evde tek başına iyi takılmalar. yazıp çıktım. Kudursun şimdi. Aradan 5 dk gecmediki kapı çaldı ben bakarım diyerek gidip açtım hop banko Yüzbaşı'mız gelmiş. "Hoşgeldin Yüzbaşım aa pardon Hakan noldu evde tuz felanmı kalmadı." "Bende davet edilmiştim diye hatırlıyorum" "Evet ama sende böyle ortamları sevmediğini söylemiştin, bende doğru yaşlılara göre olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum". dememle kolumdan tutup duvara yasladı. "Ne yapıyorsun bıraksana delimisin sen?" "Sus Sumru bir daha bana yaşlı felan deme cidden kötü olur". "Aman tamam be demem. Ne tür bir delisin sen ya." diyip içeriye geçtik. Ekip görünce çok şaşırdı. Komutanım işiniz vardı felan dediler. Oda bitti geldim felan dedi zırvaladı. Ben kahve yapmak için mutfağa geçtim herkes kendi alemindeydi çünkü. Arkamdan oda mutfağa geldi. "Sade " dedi. Donuk bakınca "kahvemi sade içiyorum, sormadın da onu söylemeye geldim." Kafa salladım sadece. Az önce tuttuğu kolum acımıştı. Ayarsız sanki karşısında kendi gibi güçlü biri var hafif tutması bile nasıl ağır. Kolumu ovaladığımı görünce yanıma geldi. "Özür dilerim Sumru ben canını yakmak istemedim." "Önemli değil Yüzbaşım geçer birazdan". "Sivildeyken farkettim de bana sinirlenince Yüzbaşı diyorsun." "Bilmem olabilir sinirlenmişimdir belki." İçerden Delal'in sesini duyduk. Hadi gelin bu güzel gecenin anısına fotoğraf çekilcez diye. İçeriye geçtik masanın etrafına hepsi toplanmış. Delal tripotu ayarlıyordu. Bizimki yine uyuzluk yaptı." Siz çekilin ben çekilmem" diye. Bende iyice can damarından vurarak; " bencede biz gençler olalak çekilelim ekip" diyince neyi ima ettiğimi anladı ve yanıma geldi. Fotoğrafa girdi. O gelince ben biraz öteye kaydım. Delal ayarladığını peş peşe bir kaç tane çekeceğini söyledi . Ben biraz daha uzaklaşınca Yüzbaşımız belimden tutup çektiği gibi ona çok yakın bir şekilde fotoğraf çekilmemizi sağladı. Bu adam ayarsız cidden sağı solu belli değil. Bir sapığıma sevgilisiyim diyor, kolumdan tutup hırpaladığı günün ilerleyen zamanında belimden tutup kendine doğru çekip fotoğraf çekiliyor. Gerçekten anlayamadım. Gece çok eğlenceli bitmişti hepsini uğurladık ortalığı toparlayıp yattık. Yarın ekip operasyona çıkıyor. Aslında bende gidecektim ama Albay tehlikeli bir operasyon olduğunu benimde daha çok yeni olduğum için birlikte kalmamı söyledi. İnşallah hayırlısı ile gidip gelirler. En çokta kaba Yüzbaşı aklımda içimde kötü birşey var sanki. 'Operasyon" -Yüzbaşı Hakan Koçak - Dün gece komşularımızın evinde kahve fasılı yapıp bayağa keyifli vakit geçirdik. Sumru biraz sinirlerimi bozsada bana yaşlı felan diyerek yinede eğlenceliydi. Bu kız bazen beni çok kışkırtıyor. Bu asi ve bana kafa tutan halleri çok s***i duruyor. Neler düşünüyorum kendime kızıyorum. Geçen mini etekle işe geliyordu içimden kıskandım ama başka şeyleri bahane edip arabayla benle gelmesini istedim ama bana kötü döndü. İyice kızdı bana. Birde belası Zafer diye bir p*ç çıktı. Kızın peşinde olduğunu öğrenince sinir beynime çıktı. O anlık boşlukla sevgilisiyim felan dedim. Sabaha operasyona çıkacağız inşallah Sumruyu'da görürüm umuduyla birliğe geçtim. Oradaydı benim timin yanına gidince oda geldi. Herşey hazır yarım saate çıkacağımızı söyledim. Gözleriyle kaçamak bakıyor anlıyorum. Yanıma gelip, "Yüzbaşım dikkatli olun hepiniz Allah'a emanet olun " dedi . Hazırlıklar tamam olunca askeri araçlara binip yola çıktık. -Sumru Kaya- Timi uğurlayınca içimdeki sıkıntı dahada çoğaldı. Aklımda Hakan'ın giderken arkasına dönüp bakışı kaldı. Kaba herif ne kadar kızsamda şuan operasyona gidiyor diye onun için telaşlanıyordum. Akşam oluyor işlerim bitince eve geçtim. Kızlar yemek yapmış yedim ortalığı toparlayıp duşa girdim. Ama hâlâ içim çok sıkkın. Aklıma gelenle mesaj attım hemen. Ben: Ne yaptınız Yüzbaşım sizi ve timi merak ettim umarım iyisinizdir. yazdım ama sadece tek tık oldu. Bir saate yakın bekledim ama mesaj iletilmedi. Muhtemelen telefon çekmeyen bir yerdeler. Bende yorgunlukla uyuyup kalmışım. Gece telefonun mesaj sesine uyandım. Bakınca Hakan'ın mesaj attığını gördüm. Kaba Yüzbaşı: Timde bende iyiyim. Teşekkürler. Sadece bu kadarmı ya teşekkürlermi. Ben onu burda merak edeyim o sadece teşekkür etsin. Ben: Bende iyim Yüzbaşım teşekkürler. Kaba Yüzbaşı: Sumru sen şuan inşallah tirip felan atmıyorsundur. Çünkü dağın başında teröristlerin cirit attığı bir ortamda en son isteyeceğim şey bile değil bu tirip muhabbeti. Ben: Yok Yüzbaşım ne tiribi. Sizleri çok merak ettim sadece sağ salim gelin hepiniz. Kaba Yüzbaşı: Neyse Sumru çok boşa konuşacak vakit yok. Timden uzaktayım yanlarına gitmeliyim. Ben : Peki. Yazıp sadece çıktım bazen öyle bir kırıyor ki insanı. bilerekmi yapıyor anlamıyorum. Nedense istemsizce ağladım. O gece bizim evde çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Yüzünü okşadım neden böyle yapıyorum anlamıyorum ama kendine gel Sumru bu adamdan olmaz bu adam senin hayallerindeki adamın yakınından dahi geçmiyor üzülürsün kızım diye kendimi dizginlemem gerekiyor. Uzak durmakta fayda var. Sabah olunca kalktım yine işe gittim. Albaya haber varmı diye sordum ama hiç birinin telefonunun çekmediğini telsizlerle irtibata geçtiğini söyledi. Hakan'ada artık mesaj atamıyorum çünkü beni üzüyor üzülmek istemiyorum. Aklıma gelenle bende Kaan'a mesaj attım. Ben: Soydaşım nasılsınız sizi çok merak ediyorum. Tam kadro eksiksiz gelirseniz size çok güzel bir ziyafet çekmeyi planlıyorum. yazdım ama asla iletilmedi. İyice merak ediyorum. Allah'tan bugün haftanın son günüydü. Hafta sonu daha sakin bir şekilde evde dinlenirdim. Akşam olunca eve geldim telefondan mesajlara baktım ama yok Kaan'a iletilmemiş. Gözüm bir kaç altta mesajlarda adı gözüken Hakan'a kaydı. Profil resminden bile kamuflajlı halini görünce içim kötü oldu. Ertesi gün oldu hâlâ mesaj iletilmedi. Delal'le konuştum oda hiç Kaan'la görüşmemiş mesaj atmış ama onunkide iletilmemiş. Haber alamadıkça iyice huzursuz oldum. Hakan'a yazamıyorum. Zaten telefonları çekse Kaan bana cevap verir. Böyle böyle pazartesi oldu. Tekrar uyanıp işe gitmek için yola koyuldum. Belki Albaydan bir haber alırdım. Birliğe giriş yapınca Albay'ı telaşlı gördüm ne olduğunu sorunca, Timin döndüğünü ama Yüzbaşının yaralı olduğunu söyledi. Hastaneye gidiyordu bende gitmek için kendisinden onay aldım ve birlikte gittik. Bütün tim burda ama bitek Hakan yok gözüm onu aradı. Kaan'ı görünce ona sarılıp üstüne başına baktım kir toz pas içindelerdi resmen. "Kaan ne oldu? Yüzbaşı nasıl?" "Sakin soydaşım büyük birşey değil omzundan yaralandı. Komutan için bu devede kulak." "Off Kaan saçmalama adam vurulmuş." "Tamam soydaş paniğe gerek yok cidden iyiydi. Kurşunu çıkartmak için aldılar ameliyata. Biraz zaman geçtikten sonra ameliyathane kapısından çıkan doktora doğru koştuk. Kendimi tanıttım Doktor olduğumu belirttim. Sağolsun hocam gerekli hem tıbbi bilgileri ve genel bilgileri verdi. Birazdan odaya alırlar ve görürsünüz dedi. Bu gece burda kalıcak yarın taburcu olacaktı. Hakan'ı odaya aldılar. Bütün tim ve Albay yanına girip geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Albayın işi olduğu için gitmek zorunda kaldı. Çocuklar biriniz yanında refakatçi kalırsınız diye belirtti. Meriç kalacağını söyledi. Herkesi yolladı çünkü onlarda çok yorgundu kaç gündür operasyondaydılar. Meriç; " Sumru ben bi kantine insem sen biraz burda durabilirmisin komutanımın yanında. Yiyecek birşeyler alıp geleceğim" dedi. Bende başımla onayladım. "Hakan nasılsın ağrın varmı? Doktorundan bilgileri aldım bir kaç dikişin var. iki gün duş alamayacaksın. Sonra bir haftaya dikişleri aldirabilirsin." "Tamam abartma Sumru ". "Yüzbaşım ben telaş yaptım. Korktumda o yüzden yani." "Korkma Sumru, telaşta yapma ben alışığım bu ilk değil sonda olmayacak. Yani Doktorluk nutuğunu bana atmana gerek yok." Bu adam yine beni kırıyordu. Ben s***k gibi onu merak edip yanına geldim. Aptalım ben aptal. Akıllanmam ben. Meriç gelince; Haydi görüşürüz Meriç ben çıkıyorum." "Sumru kalsaydın biraz daha" "Yok bana fazla gerek yok. Hem sizin bu ilk değil alışkınsınızdır." diyip çıktım. Yol boyu eve gidene kadar kendime sinirden sövdüm. Yolda sinirle giderken birine çarptım ama hava kararmıştı pardon diyip yüzüne bakmadan ilerledim. Eve gidip deli gibi ağlamak istiyorum. Aptallığıma, salaklığıma, akılsızlığıma. Eve gelince kızlara sarılıp ağlamaya başladım. Kızlara durumları anlattım onlarda Hakan için endişelendiler ama iyi olduğunu duyunca ikiside rahatladı. Ben hâlâ s***k gibi ağlıyordum. Delal; Kuşum sen bu Hakan'a aşık olmuş olabilir misin?." " Delal saçmalama ne diyorsun? kafayı mı yedin sen?" "Kızım o zaman niye ağlıyorsun defol et. Ne hali varsa görsün. Çokta kıçımızda yani. İyilikten anlamıyorsa muhattap olma." "Sinirden ağlıyorum Delal, aşktan değil korkma. Neyse ben yatıyorum galiba regl olucam ağrımda var." Hazal; Kuzum hemen ilaç al senin zor geçiyor bak biliyorsun. "Alıp yatıcam zaten hemen." Sabah uyandığımda regl olmuştum. Ağrımda vardı. Kızlar çoktan gitmişler. Bu halde birliğe asla gidemezdim Albay'a mesaj attım rahatsız olduğumu söyledim. Kalkıp kahvaltı yapıp ilaç almak en doğrusuydu. Tam mutfağa geçerken kapı çaldı hemen açınca Meriç'le Hakan'ı gördüm. Meriç çıktıklarını söyledi ve hemen birliğe gitmesi gerektiğini Komutanlarına çorba yapıp yapamayacağımı sordu. Zor bela ayakta duruyordum ama yinede yaparım dedim. Ben yine nezaketden geçmiş olsun Yüzbaşım dedim. Bana bakıp; "Sumru iyimisin? biraz rengin soluk gibi." "İyiyim Yüzbaşım ben çorba hazır olunca size bırakırım." diyip içeriye girdim. Hemen yayla çorbası yaptım hızlı bir şekilde ve ağrım iyice artmıştı. Hazırlayıp tepsiye koydum ve karşı daireye geçtim. İkinci çalışta açtı kapıyı. Hoşgeldin diyerek beni içeriye aldı. Mutfak masasının üstüne tepsiyi bıraktım tam çıkacaktım ki kolumdan tutup; "Sumru neyin var, hiç iyi gözükmüyorsun." "Rahatsızım biraz ama iyi olurum önemli değil " "İstersen hastaneye gidelim." " Gerek yok buda benim ilk ve son yaşadığım şey değil genelde her ay yaşıyorum. Doktor olarak nutuk çekmek gibi olmasın ama yapabilecek pek bişey yok malesef bunu çekmek zorundayım. En olasılık ağrı kesici ve çok çok serum yani ben kendime ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Doktorum ya hani". "Anladım tamam sen şu her ay olunan şeyden olmuşsun." "Sanane ney olduysam oldum." "Sumru sakin ol biraz." "Neyse ben gideyim sen çorbanı iç" dememle karnıma birden bıçak saplanır gibi Ağrı girince karnımı tutup iki büklüm kıvrandım. Hakan hemen tek koluyla beni tutup koltuğa oturttu. "Sumru iyi değilsin Meriç'i arayalım gelsin Hastaneye gidelim." "Sana gerek yok dedim anlamıyor musun? neyini zorluyorsun be adam." "Sumru bak ayarlarımla oynama ne oluyor durduk yere sana." "Durduk yere mi ya sen iyimisin tanıştığımız dan beri sürekli bana ayarsız davranıyorsun. Sürekli bı laf sokuyorsun. Beni rencide ediyorsun sence durduk yere mi. Ben sana yakın olmak istedikçe sen duvar örüyorsun. " diyerek ağrımında verdiği acıyla ağlamaya başladım. Kollarıyla beni tutarak kendine bakmamı sağladı. "Sumru bana yakın olma. olmamalısın. Ben ateşim Sumru kendimle birlikte yanımdaki herkesi yakarım. Ben hiç sevgi görmeyen bir anneden olmuşum. Hiç sevgi görmeyen bir çocuk olarak doğmuşum büyümüşüm o yüzden bana yakın olma. Benden uzak dur yapma. Sen üzülürsün ben karşımdakini üzerim." "Öylemi diyorsun Yüzbaşım " "Evet Sumru benle iyi olmaya bana yakın olmaya çalışma." " O zaman beni bu burda son görüşün karşına çıkmamak için emin ol elimden gelen herşeyi yapıcam hoşçakal Yüzbaşı." diyip o evden ağlayarak çıktım. Artık Hakan'ın yüzünü dahi görmek istemiyordum. Beni bu akşam kalbimden bıçakladı ne kadar inkar etsemde ona karşı ilgim vardı ama bu akşam bütün kalbime kurşun sıktı. Yapacak bişey yok sitem etmeyede hakkım yok. Hayatta herşey kısmet. Eve gelip Özcan Deniz'in o şarkısını açıp açıp dinledim. Yangın her aşkın yolu Sevdim, gördüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı haram ettim. 'Mesafe' -Sumru Kaya- Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım. Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum. "Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?" "İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük. "Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi." "Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi." "İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz." Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi. "Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi. "Nasıl oldun Sumru?" "Sizene" "Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın." "Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor". "Sumru derdin ney?" "Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum." "Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?" "Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı." "O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun." "Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti. "Musaitmisiniz Doktor hanım" "Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş. "Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir." "Tamam sen yap pansumanı." Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım. "Biraz acıtmış olabilirim". "Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak." "Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu. "Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım." "İşte böyle senin gibi olamaz" "Sumru bak benim damarıma basma" "Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? " "Sumru sen cidden çok dik başlısın." "Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte." "Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma" "Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi. Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım. Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel". "O o burda " "Kim Sumru burda?" "Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu. "Bu şeref yoksunu kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu. "Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. gö'ğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım. "Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni k*******n senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. " "Sumru!!! kendine gel kapat çeneni." "Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı. "Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım. "Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana." "Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma." "Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum." "O zaman bende gelirim tek kalamazsın". "Hayır tabikide ben kendim giderim." "O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın." "Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi. Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi. "Kızlar gelene kadar yanında kalacağım." "Sakın gitme olurmu Yüzbaşı" "Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi." "Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum." "Tamam hadi sen uyu ben burdayım." Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım. "Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim. "Sen uyanık mıydın?" "Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru". "Anladım" "Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen" "Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum." "Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum." "Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?". "Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?." "Durucaksın Sumru olmaz." "Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun." "Sumru senin derdin ney?" "Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?" "Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun." "Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ". "Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim". Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi gö'ğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana." Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı. "Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı. Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?". " Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık. 'Kalbim Acıyor ' -Hakan Koçak- Sumru'nun evinden kendi evime geçince duvarları yumruklamaya başladım. Kızı arkamda gözü yaşlı bıraktım. Ben uyurken söyledikleri sonra bana söyledikleri ben adı herifin tekiyim ama uzak durmamız lazım. Olmaz ben kimseyi sevemem. Ben sevilmeyen ötelenen bir çocuk oldum. Babam denilen şeref yoksunu anneme bedensel sаldırı etmiş. Annem o yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulmuş. Aneannem ve dedemde hasta pek anneme destek olamamışlar . Köylü halkı anneme acıyıp hep bakmışlar. Köydeki ebe doğumunu yapmasını sağlamış. Anaanemle dedemde vefat edince annemin akıl sağlığı bu çocuğa bakmaya yetmiyor diye beni 3 yaşında devlet korumasına almışlar. Anne baba bilmeden sevgisiz büyüdüm. Çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Annem benim varlığımı bile unutmuş ben elinden alınınca iyice aklı gitmiş hastahaneye yatırılmış. Sonra öğrendim ki bu kadar acı ve üzüntüye dayanamayıp kötü hastalığa yakalanmış 2 ay sonra vefat etmiş. Bunların hepsini asker olunca elimdeki imkanları devreye sokunca öğrendim. Ben böyle sevgisiz büyüyen bu şekilde yetişen biri oldum. Kimse bizi sevip başımızı okşamadıki. Ben şimdi birine hele Sumru'ya nasıl o sevgiyi verebilirim. Bana o ağlayarak bakan gözlerine nasıl sevgi veririm. Ben ona bu haksızlığı yapamam. O belliki çok sevilmiş ilgi görmüş karşısında da onu bekliyor. Benden bu şekilde tavır gördükçe üzülüyor farkındayım. O yüzden uzak durmak en iyisi ben sevemem ben ona istediğini veremem. Ben onun için yanlış adamım oda zamanla anlayacak bunu. Sabah uyanıp işe gitmek için tam evden çıkarken kapıda Sumru ve kuzenleriyle karşılaştım. Kuzenleri selam verdi ama o asla tek kelime etmedi. Hem neden etsinki kıza neler dedim. Ama biran yüzünü gördüm allak bullaktı. Ağlamaktan gözleri şişmiş hep. İçimden kendime bir dünya sövdüm. Neden cesaretli olamıyorsun Hakan diye. Neden biraz olsun sevmeyi denemiyorsun diye. Ama olmaz ben onu üzerim. Benden uzak dur dedim ama birlikte felan onun o gözlerini gördükçe nasıl uzak duracağım bilmiyorum. Ama mecburum. Önden çıkıp gitti arabayla gel desem gelmez benimde zaten böyle birşeyi teklif etmemem gerekiyor. Arabayla yanından geçtim. Birliğe girince Kaan'ı gördüm. Sumru gelince odama gelsin direk diye direktif verdim. 10 dk sonra Sumru geldi. Gözleri şişmiş kıp kırmızı kızı ne hallere soktun Hakan. Ben senin... neyse kendime olan sinirimi başka türlü atarım. "Doktor öğleden sonra ilkyardım eğitimi var. Konferans salonu hazır. Başka bir eksik varsa söyle. Benimde olmam gerekiyormu?" Hiç iyi durmuyordu başı dönüyordu sanki.Zoraki konuştu benimle. "Yok herşey tamam birşeye ihtiyaç yok. Sizinde katılmanıza gerek yok. " diyip önündeki sandalyeye doğru zor bela tutundu. "Başım dönüyor" demesiyle ben yerimden fırlayıp onu tuttum. Tutmamla kollarıma bayıldı. -Sumru Kaya- Gözlerimi zorlayarak açınca kendimi hastane odasında buldum. En son birlikteydim iyi değildim ama ne oldu bana bilmiyorum. Koluma bakınca serum takılı olduğunu gördüm. Sağıma doğru bakınca Hakan koltukta oturuyor telefonuyla ilgileniyordu. Aşırı susamış hissediyordum kendimi. Su diye mırıldandım. Sesimi hemen duyup yanıma geldi. "Sumru iyimisin nasıl oldun?. Doktoru çağırayım mı?." "Su istiyorum Hakan boğazım yanıyor sanki" dememle hemen getirdi, bana suyu içirdi. Ne oldu bana diye sorunca anlattı. Onun odasında bayılmışım ambulansla beni hastaneye getirmiş. Bir kaç gün önce regl olmam birde stresli olmam kaynaklı vücudumdaki bazı değerler düşmüş ve strese bağlı bayılmışım. Anladım. bir kaç kez daha böyle olmuştum. Okulda dersler yoğun ve stresliyken. " Şimdi niye böyle stres yaptın, yapma Sumru bak kendine zarar veriyorsun. Çok kötü bir halde seni buraya getirdim. Ama birazdan çıkacağız doktor uyandıktan bir saat sonra çıkabilirsiniz dedi" "Teşekkürler Hakan benimle ilgilendiğin için. Dün akşamdan sonra karşıma çıkmayacaktın o yüzden şaşırdım." "Sumru onla bu bir değil. Bunu kim olsa yapar. Yani sen olmasan başkasıda bayılsa ben aynı şeyi yapardım." "Herkes gibisin yani diyorsun" diyince güldük. "Biraz daha dinlen, serumun da bitsin çıkarız " Ben biraz daha yattım serum bitince Hakan çıkarttı. Benim hazırlanmama yardımcı oldu. Hastaneden çıkıp onun arabasına bindik." Ee ambulansla geldik demiştin." "Meriç'ten istedim o getirdi." "Anladım". Lojmana gelince arabadan da inmeme yardımcı oldu binadan içeriye girdik. Çantam neredeki anahtarım onun içindeydi. "Sumru sanırım çantan birlikte kaldı o anki panikle hiç aklımıza gelmedi." "Ee Hazal sağlık ocağında, Delal'de okulda. Birliğe gidip çantamı almamız lazım." "Gerek yok benim eve geçelim sen yatıp dinlenirsin. Kızlar gelince geçersin eve." "Yok gerek yok. Sen beni beş dk birliğe götürüp getirsen olmazmı. Çantamı alırım." "Sumru saçmalama zaten yorgunsun. Biran önce yatıp dinlen. Ben Kaan'a haber vericem akşama çantanı getirir. " "Tamam "diyerek onun daireye geçtim. Cidden çok yorgunum dinlenme şart. Ben salona doğru geçince " yok koltuk olmaz pek rahat değiller, sen benim yatağıma geç dinlen. Nevresimler temizdir." "Yok önemli değil ama koltukta yatarım zaten bir kaç saat idare ederim." "Sumru sana ne diyorsam onu yapar mısın?". "Peki tamam bunada tamam" diyerek odasına doğru götürdü beni. Uzanmamı sağladı. "Ben şimdi sana çorba yapacağım onuda içince vitaminlerin var onları iç. Yoksa birlik doktorsuz kalacak " diyerek güldü. "Sen makarna ve tosttan başka bişey biliyormusun?". "Ehh işte yapıyoruz bişeyler. Umarım zehirlenmessin" diyerek mutfağa gitti. Dünkü bunları diyen adam sanki başkasıydı, şimdiki adam başkası. Hangisi gerçek Hakan bilmiyorum hangisi o cidden kestiremiyorum. Tam mayışmışken, çorbayı getirdi. "Kalk bakalım sana tarhana çorbası yaptım. Kaan'ın annesi hepimize memleketten yollamıştı bir işe yaradı." Ben gülerek" zehirlenmem demi bak daha yeni çıktım hastaneden." "İnşallah yani umuyorumki sıkıntı çıkmayacak " diyince kaşığı aldım içmeye başladım. "Hımmm fena olmamış Yüzbaşım". "Bak buna sevindim demekki becerebildim. Artık kendimede yaparım." Çorbam bitince tepsiyi aldı yine yanıma geldi yatağın kenarına doğru oturdu. Bende iyice dikelerek ona daha yakın oldum. "Nasılsın daha iyimisin ben şimdi ilaçlarınıda getiricem içersin." İyiyim Hakan. Sadece kalbim acıyor. O nasıl iyi olacak bilmiyorum. Dün akşam yerle bir oldu. Nasıl toparlanır o bilmiyorum. Hangi serum hangi vitamin iyi gelir hiç bilmiyorum. Bir doktor olarak bu konuda sıfır bilgi sahibiyim. Bana hep doktorluğumla ilgili nutuk çekiyorsun diyorsun ya bu konu hakkında çekecek bir nutuğum bile yok." dedim ve ağlamaya başladım. "Sumru ne olur ağlama bak yeni toparlıyorsun." "Hakan ben şuan ne yapıcam bilmiyorum. Ben buraya ne umutlarla geldim ama şuan benim kalbim acıyor ben nasıl yapıcam bu halde buralarda. İstanbul'a gerimi dönsem diyorum ama o kadar emeğim var çalışıp atandım bu hiç kolay değil. Ne yapıcam bilmiyorum. Ama burda kalırsam da mutsuz olucam onuda biliyorum." "Sakın Sumru sakın mesleğini kariyerini bir hiç uğruna böyle birşeyin içine sokma." "Hiç mi olarak görüyorsun?". "Sumru bak seni kırmak istemiyorum yemin ederim istemiyorum ama sen çok naifsin bir o kadarda deli dolu. Ben seni üzerim, ben kimseyi sevemem anla benide." "Neden ama Yüzbaşım. Bence kalbinde öyle güzel bir merhamet varki bunu saklıyorsun." "Sumru yapma nolur." diyince ben ona yaklaştım. "Bişey yapmıyorum sadece kendine bir şans ver bu kadar kötü gözükmek zorunda değilsin diyorum". diyince iyice yanaştım ona oda bana doğru yanaştı. Elimi yanağına doğru koydum daha çok dudaklarına doğru yanaştım. Biraz daha yaklaşınca dudaklarından onu öptüm. İlk karşılık vermedi ama ben biraz daha öpünce oda bana karşılık verdi ve öyle böyle değil baya hırçınca beni yatağa doğru yarım yatırdı hatta. Üstüme doğru bayağa eğildi. Bende ellerimi saçına geçirip iyice kendime doğru çektirdim. Bir elini belime atınca inledim. Sonra birden durdu. Alnını alnıma dayadı. "Sana yapma dedim ben zor biriyim olmaz bizden. Ben seni üzerim bunu neden yaptın Sumru." diyerek ayağa kalktı. " Bu anı unut olmadı farzet tamammı. Bak olmaz biz olamayız ben kimseyi sevmem üzerim. Ben biriyle olsam bile bir gecelik sevişip bırakırım." Böyle diyince sinirle ayağa kalktım ben bu adama duygularımı söyledim o biriyle olursamda tek gecelik olur dedi. Bu beni ne saniyordu. Ben ağlamaya başladım. "Hakan sen şuan şu dediklerinde ciddimisin. Biz az önce öpüştük sende istedin. Ama şimdi bana ne diyorsun sen beni ne sandın. Tek gecelik bilmem ney. Ya sana duygularımı anlatmaya çalıştım tamam istemeyebilirsin ama saygı duyabilirdin. Seni o kadar yanlış tanımışım ki, kendimden nefret ediyorum. Sen nasıl adi bir adamsın. Senden etkilenen bu kalbimi söküp atmak istiyorum. Hani dün demiştin ya bana benden uzak dur diye. Haklısın Yüzbaşı biz uzak duralım. Daha ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Benden uzak Allah'a yakın ol. Ama sanada yine duam inşallah Allah o kalbine biraz sevgi ve merhamet verir. Ve bide İnşallah olmaz ama inşallah sende birgün seversin ve birinden bir yudum sevgi dilenirsin. Belki beni o zaman anlarsın". diyip çıktım evden. Anahtarım yok ama olsun birliğe kadar gidip çantamı alıp döneceğim. Benim için Hakan defteri kapandı. Yolu bahtı açık olsun. İnşallah birgün gerçekten sever. Beni öpünce biran umutlanmıştım ama adamın kafasındaki düşünceler bam başkaymış.
Hakan Yüzbaşı'na aşıktım. Ama o, duygularıma "tek gecelik ilişkiler" diyerek karşılık verdi. Her bakışında beni yok sayıyor, her sözüyle kalbimi kırıyordu. Ta ki o geceye kadar... Bir anlık zayıflıkla dudaklarım onunkine değdi. İlk başta direndi, ama sonra... Bana karşılık verdiği gibi değil, bir fırtına gibi beni sardı. Beni yatağa doğru yatırdı, ağırlığı üzerimdeydi. Bir eli belimi sıkıca kavrarken, diğeri saçlarıma dolaştı. "Sana yapma dedim," diye homurdandı nefes nefese, alnı alnıma dayalı. "Ben seni üzerim." Ama bedeni tamamen farklı bir şey söylüyordu. Nefesinin sıcaklığı boynumda, kasılmış vücudu benimkine yapışmıştı. "Sen benim doktorumsun," diye fısıldadı dudaklarıma çok yakın, "benimse kalbimde kurşun var. İkisini de... iyileştirebilir misin?" ------- 'Yeni Başlangıç ' -Dr Sumru Kaya - Bu ünvanı alabilmek için yıllarca çok çalıştım. üç amca kızı hayalimiz vardı üç kuzen okuyup atanıp aynı yerde çalışacaktık. Sonunda hayalimiz gerçek oldu. Kuzenlerimle birlikte Iğdır-Tuzluca'ya atandık. Ben Tuzluca Askeri Birliğine Birlik doktoru olarak. Kuzenim Hazal Kaya mahalle sağlık ocağına hemşire olarak. Hazal'ın kardeşi diğer kuzenim Delal Kaya'da okul öncesi öğretmeni olarak. Hayallerimizi birbir yaşıyoruz. Delal bizden önce gidip orda bize eşyalı bir lojman tuttu genelde askerlerin kaldığı. Herşeyi ayarladı evi temizleyip eşya düzenlemesi yapmış. Bizde yarın Hazal'la gidiyoruz. Aşırı heyecanlıyız çünkü hepimizin ilk görev yeri. Delal erken gittiği için çalışacağı okulu ve bizim de yerlerimize gidip bakmış. Hepsi çok yakın iç içe dedi. Ertesi gün uçakla Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanına indik. Bir taksiye atlayıp Delal'in bize attığı konumla oraya gittik. Hazal'la birlikte lojmanların önüne geldik. Birbirimize bakıp hadi bakalım gazamız mübarek olsun dedim. Ben yarın birliğe gidip başlayacaktım. Hazal'da iki güne başlayacaktı. Delal iki hafta sonra okullar açılınca başlayacaktı. Kalacağımız daireye çıkıp kapıyı çaldık Delal açtı büyük sevinçle karşıladı bizi. Heyecanla bize küçük ama huzurlu dairemizi gezdirdi. 2+1 çok minnoş bir evimiz vardı. Delal bize yemekte hazırlamış oturup yedik birlikte toparladık. Sağolsun bizden önce alışveriş temizlik herşeyi halletmiş. Yol yorgunu olduğumuz için duş felan aldık biraz ütü felan yaptık TV izleyip yattık. Benim için yarın çok heyecanlı bir gün. Yarın ilk doktor olarak işime başlıyorum. Çok mutluyum çok. Sabah olunca uyanıp hemen hazırlanmaya başladım. siyah havuç pantolon üstüne dar beyaz gömlek topuklu ayakkabı giydim. Saçlarımı hafif maşa yaparak birazda makyaj yaptım. Delal birliğin çok yakın olduğunu yürüyerek 5 dkda gidebileceğimi söylemişti. Evden çıkıp birliğe doğru gittim. Birliğin önüne gelince kalbim yerinden çıkacak gibiydi kapıdaki görevli askere kendimi tanıttım. Oda Albay'ın beni beklediğini söyledi ve beni odasına doğru götürdü. Albay'ın odasını tıklatıp içeriye girdim. "Merhaba Albay'ım ben Doktor Sumru Kaya.Yeni görev yerim sizin birliğiniz sizlerle çalışmaktan onur duyacağım" diyip tokalaştım. Albay çok şirin tatlı birşey çokta babacan birine benziyor. "Hoşgeldiniz doktor hanım bende Albay Yusuf Yılmaz. Kendi komutanlarıma mesaj attım şimdi gelirler. Onlarla tanışmanı istiyorum çünkü genelde sahada onlarla çalışacaksın. " "Memnuniyetle Albay'ım siz nasıl uygun görürseniz." Kapı açıldı ve içeriye mankenlik ajansından fırlamış gibi boylu poslu kaslı 6 tane yakışıklı girdi. Vallahi dibim düştü desem yeridir. Delal burda olsa net hepsini ayarlardı. Albay yanıma gelerek; "Sumru kızım seni askerlerimle tanıştırayım " diyerek başladı. İlk sırada gayet yakışıklı hafif kumral tenli gözleri yeşil oldukça yakışıklı ama çokta sinirlice bakan kişiyle tanıştırdı. * Yüzbaşı Hakan Koçak * Üsteğmen Meriç Yılmaz *Teğmen Kadir Karaca *Teğmen Kerim Karaca *Uzman Çavuş Ali Bozkurt *Uzman Çavuş Kaan Kaya. Hepsiyle tokalaştım hepsi çok samimi bir şekilde karşılık verdi ama Yüzbaşı sanki babasını öldürmüşüm gibi bakıyor çok ters biri belli. Bende kendimi tanıttım Sumru Kaya diye. Ordan birden Uzman Çavuş olan Kaan Kaya söze atladı. " Doktor hanım biz sizle kardeş yada kuzen olabilir miyiz soyadlarımız tutuyor. Sizle soydaş olabilir miyiz? Adaş gibi düşünün." diyince ben güldüm "güzel fikirmiş Çavuş'um olabilir. Ama benle soydaş olursanız iki tane daha soydaşınız olacak çünkü ben iki kuzenimle buraya geldim." " Ooo bana uyar doktor bir sürü soydaşım olur ne güzel" dedi. Ben bu soydaşım Kaan'ı şimdiden çok sevmiştim. Matrak biri belli. Üsteğmen Meriç Yılmaz söze girdi; "Doktor hanım lojmanlardamı kalıyorsunuz yoksa evmi tuttunuz. ?" "Lojmandayız Teğmen'im. Hemen bu yol üstündeki ilerideki lojmanlar. "Aa bizim çocukların kaldığı lojmanlar hangi bloklardasınız?" "A blok Teğmen'im. Sizin çocuklar kim bu arada?" "Bizim çocuklar Kadirle Kerem ikisi kardeş onlar bir dairede, Ali ile Kaan bir dairede sadece Yüzbaşım tek kalıyor ve hepsi A blokta. Bizde ailecek lojmana yakın başka bir sitede oturuyoruz. Bu arada Albay benim babam. Ama birlik sınırları içinde asla Baba-oğul ilişkisi istemiyor." "Ya hepinizle komşuyuz ne güzel çok mutlu oldum." Donuk yüzbaşı ordan söze girerek; "yeter bu kadar laf beyliği hepiniz bahçeye." Bu yakışıklılığın karizmanın arkasından nasıl böyle kişilikte biri çıktı şaşırdım cidden. "Yüzbaşım ne güzel sohbet ediyorduk." "Sohbet etmeyin doktor hanım işinize bakın. boş muhabbet yapmak gibi vaktimiz yok bizim. Sizde gidin iki iğne yapın, ilaç felan yazın " diyip yüzüme dahi bakmadan çıktı. Hay ben senin gibi adamın kalıbına tüküreyim. Çattık iyimi. Bütün hepsi çıkınca Albay yanıma gelip, " Sumru o biraz böyle soğuk karakterli biri ama iyidir sen ona aldırma." "Yok aldırmadım Albayım. Ben artık gidip odamı gezeyim."diyip bir tane askerle odama geldim. Gayet düzenli tertipliydi. Bugün ilk gün olduğu için çok birşeyle ugraşmıyacağım yarın daha detaylı bakarım. Biraz hava alayım diyip dışarı çıktım. Bizim ekip dışarıda Kaan'ı görünce yanına gittim. Selam verdim ne yapıyorsunuz diye sordum. "İki güne kalmaz operasyona çıkacağız. Komutanım onun detaylarını konuştu soydaşım. İşte ufak tefek hazırlıklar yapacağız". "Anladım aman dikkatli olun soydaşım. Bu arada aynı bloktaymışız o zaman akşam seni diğer soydaşlarınla tanışma kahvesine bekliyorum. Bana telefon numaranı ver bakalım " diyerek telefonumu uzattım oda numarasını yazdı kaydettik birbizimizi. İkimizde soydaşım diye kaydedince istemsizce birbirimize gülüp baktık. Yanımıza sinirle gelen sevgili Yüzbaşı'mız; "Kaan senin işin yok galiba 10 tur birliğin etrafında koşmak ister misin?" diyerek soydaşımı uzaklaştırdı. Ya bu adam neden bu kadar kaba biri anlamadım. "Yüzbaşım neden böyle birşey yaptınız. Sohbet ediyorduk sadece." "Doktor sana boş işlerle uğraşacak vaktimiz yok demiştim neyini anlamıyorsun?" "Özür dilerim ben sadece.." "Tamam doktor hanım iyi günler " diyip gitti. Pis kaba saba herif ay ben bide bunu ilk görüşte beğendim felan ne kadar salağım ben. Çıkış saati gelince herkes hazırlandı çıkıyordu Albay bana seslendi yanında bizim kaba Yüzbaşı da var. Albay; " Sumru kızım ben bugün çarşıya geçiyorum yoksa seni lojmana bırakırdım ama Hakan arabayla gelmiş o seni bırakır". " Yok cidden gerek yok ben giderim hem sabahta kendim geldim" dedim ama Albay ısrar etti. Oda hemen emredersiniz diyerek yanıma gelip yürümeye başladı. Arabasını göstererek binmemi sağladı. Öne binip kemerimi taktım. Oda bindi yola koyulduk zaten 2,3 dk sonra lojmana geldik. İnerken teşekkür edip sohbetine doyum olmadığını söyledim. " Doktor sohbet etmeyi sevmem" "Onu anladık Hakan " " Hakan mı?" " Niye şaşırdın Hakan değilmi adın?" madem sen kabasın sana bende senin gibi davranırım. "Yüzbaşına ne oldu?" "Mesai saatleri dışında ve sivildeyken sadece Hakansın. Sende doktor demeyebilirsin bir adım var ve adım Sumru. Bende adımın söylenmesini tercih ederim." diyerek kukuman kuşu gibi bırakıp lojmana doğru ilerledim. Dış kapıdan zile bastım ama açan olmadı fazla yedek anahtar olmadığı için alamadım. Kızlar bugün çarşıya inip çektirecektiler.Telefonu çıkartıp Hazal'ı aradım nerde olduklarını sorunca Delal'in genelde Migren krizi tutar ve serumsuz asla geçmez yakındaki hastanede olduklarını söylediler yarım saate işleri bitermiş mecbur bekleyeceğim ne yapayım. Tam arkamı döndüm gidip banka oturayım diye hop bizim kaba Yüzbaşı ile burun buruna geldik. " Yavaş doktor aa pardon Sumru" "Pardon" diyerek tam gidiyordum ki "nereye neden eve gitmiyorsun ?" diye sordu. Ay isteyince nasıl da kibar olabiliyor. "Kuzenlerimden birisi rahatsızlanmış birlikte hastaneye gitmişler yedek anahtarımızda yoktu. Bende onlar evde olur diye güvenerek çıktım ama işte küçük bir talihsizlik oldu dışarıda kaldım." "Anladım hava biraz serin istersen gel, onlar gelene kadar benim evde dur". "Rahatsızlık vermiyeyim" "Sumru geliyormusun karnım aç ve kapının önünde takılacak hiç vaktim yok." "Tamam geliyorum" diyerek olduğu daireye çıktık. Dairesinin kapısını açınca çok şaşırdım çünkü bizim direk karşı dairemizdi. "Aa sen burda mı oturuyorsun? bizde karşı dairedeyiz" dedim. " İyi ne güzel işte bak bugün numarasını aldığın Kaan'da hemen yan dairenizde oturuyor". Niye bunu söylediki şimdi. Garip biri bu ya. Böyle yakışıklılığa böyle gariplik hiç olmamış hiç. Neyse içeri geçip salona oturdum. Elini yüzünü yıkayıp kamuflajlarını çıkartıp gelmiş siyah eşofman ve siyah t-shirt giymiş kasları felan belli oluyor o yeşil gözleri nasılda ortaya çıkmış. Sumru kendine gel kızım adam baya odun bişey kendini kaptırma. "Sumru ben mutfaktayım tost hazirlayacağım sende ister misin?". "Tostmu yiyeceksin?" "Evet Sumru ne bekliyorsun bekar bir adam ya makarna ya tost yapıp yer." "Ay çok banel benim iki kuzenim ve bende cidden çok güzel yemekler yaparız yani bu konuda çok iddialıyız. Bir akşam misafirimiz ol gelde iki güzel yemek ye." "Yok ben almıyım. Sen tost yiyormusun onu söyle." "Olur yerim. Ama bende yardım edeyim" diyerek mutfağa geçtik. Malzemeleri çıkartıp hazırlamaya başladı. Yardım edeyim dedim ama sen misafirsin otur dedi. Sonra hazırlayıp tostları getirdi. Yemeye başladık telefonuma mesaj geldi. İstanbul'da beni rahatsız eden peşimde dolanan mahallenin serserisi Zafer mesaj atmış gerçi mesaj değil roman yazmış. " Bu s***k benim bu numaramı yine nerden buldu acaba " diye içimden söylendim. "Noldu Sumru?" "Bişey yok " dedim ama çok huzursuz oldum. " Sen iyi değilsin yüzün beyazladı" " Ya çok önemli değil İstanbul'da mahalleden peşimde serseri bir çocuk vardı sürekli rahatsız ediyordu kaçıncı numara değiştirişim artık bilmiyorum yine bulmuş ve bana tehdit mesajları atmış." "Ne demek tehdit mesajları ver bakayım şu telefonu bi." "Tamam Yüzbaşım gerek yok hallederim." "Sivilde Hakan'ı tercih ederim ama şu telefonu ver." böyle diyince sinirden de gözlerim dolmuştu verdim telefonu. Bakınca mesajları okuyunca çok sinirlendi. " Başıma bela oldu buralara geldim kurtulurum diye ama baksana yerimi bile öğrenmiş birliğe kadar yazmış. Ya varya bir kocam yada sevgilim olsaydı herhalde vazgeçer peşimi bırakırdı. Sanırım ben bahtı karalıyım kimsede yok şunun ağzını kapatayım bir rahat edeyim artık." Biran telefonumdan birşeyler yaparak birini aradı ve hoparlöre aldı konuşmaya başladı. " Bana bak hаfif meşrep çocuğu bir daha Sumruyu ararsan senin leşini itlerin ortasına atarım." Zafer telefondan; " Sen kimsin lan y****k. Sumru nerde onu ver "dedi ama Hakan'ın gözleri döndü. "Lan döl israfı senin beynini si'kerim. Seni çıktığın deliğe geri sokarım. Bir daha aramıyacaksın dedim." "Sen kimsin lan yeminle oraya gelir seni öldürürüm." "Senin yolunu si'kerim eğer gelmezsen gel bakalım zaten yerinide biliyorsun. he bide bu arada ben Sumru'nun sevgilisiyim gel oğlum seni bekliyorum" dedi. Ben şok oldum benim sevgilim olduğunu söyledi Zafer'e. Şuan dona kaldım bakayım beni neler bekliyor. 'Ekiple Kaynaşma ' -Sumru Kaya- Hakan Yüzbaşının evinde telefonda meşhur sapığım Zafer' e onun sevgilisiyim diyince şok oldum. Pek konuşmadan kızlar arayınca eve geçtim. Dün birliğe gittiğim andan beri akşama kadar olan herşeyi noktasına virgülüne kadar anlattım. İkiside şaşırdı. Delal tabiki hemen Yüzbaşı yakışıklıysa hemen bana ayarlıyorsun yada diğerleri kuzen artık hangisi denk gelirse diye takıldı. Bende espri yaparak; " AA Yüzbaşı benim tatlım zaten yürüyen Brad Pitt gibi hem Zafer'e sevgilimde dedi. Manyak ya bir görsen böbürlene böbürlene hemde. " Yarın Hazal'da işe başlayacağı için erkenden yattık. Sabah olup kalkınca hemen hazırlandım. Bugün diz üstü kot etek ve eteğin üstüne denk gelen buz mavisi gömlek giydim. Saçlarımı düzleştirip makyaj yaptım ayağıma spor ayakkabı giydim. Bugün biraz spor olmuştu çünkü kıyafetim. Kapıdan hızla çıkınca hemen karşı dairede evden çıkan Hakan'ı gördüm. Kamuflajlar içinde yine çok yakışıklı gözüküyordu. "Günaydın yüzbaşım Hakan"dedim. "Günaydın Sumru ama niye öyle dedin" "Sivilde ve kamuflajlısın tam ne diyeceğime karar veremedim." "Ev sınırları içinde de Hakan diyebilirsin. Aradımı o şeref yoksunu yada mesaj attımı?" "Yok hiç birşey yazmadı". "Sen birliğemi gidiyorsun?" "Evet" "İyi benle gel" "Yok ben yürürüm " "Bu etekle yürürsen sağda solda peşine Zafer gibilerin takılması gayet doğal ". "Yüzbaşım kırıcı oluyorsun yani sorun bendemi. Benmi istedim benmi kuyruk sallamış oldum". " Sumru özür dilerim öyle demek istemedim ben asla. Yani etek kısa işte onun gibi zihniyetler çok ortalıkta bakarlar diye dedim." "Deme bir daha ve seninle gelmiyorum Yüzbaşı". Sinirlenip lojmandan çıkıp birliğe doğru yürümeye başladım. Yanımdan hızla gelip geçti arabasıyla. İyi anladık dalyan gibi araban var. Sanki liseli ergenler gibi kızlara hava atarcasına gaza basması nedir yani kaba adam. Yürümeye devam ederken telefonuma peş peşe mesajlar geldi bakınca Zafer'in attığını gördüm yine bir sürü tehdit mesajları atmış. Hatta buraya geliceğinden felan bahsediyor. Aldık başımıza belayı bu Yüzbaşı sevgilisiyim diyince daha çok sinirlendi galiba daha da hırs yaptı. Şimdi gidip bu mesajları ona okutacağım başıma sardığı belayı temizlesin. Birliğe girince apar topar Yüzbaşının odasına girdim hiç kapıyı tıklatmakla uğraşamayacağım o kaba sabaysa ona anladığı tarzda davranacağım. İçeri girip tam birşey diyecekken bütün ekibin orda olduğunu gördüm. Sanırım toplantı yapıyorlardı. Hakan Yüzbaşı; "Doktor sizin oralarda kapıya vurulmaz mı?" "Yüzbaşım özür dilerim çok hafif vurup tıklayıp birden açtım biraz sıkıntılı bir durum vardı da o yüzden. Ama sanırım siz toplantı yapıyorsunuz ben sonra gelirim." "Dur doktor işimiz bitti. Onlarda şimdi çıkacaklar. " diyip hepsine kaş göz işaretiyle çıkabilirsiniz dedi. Tam o esnada soydaşım Kaan; "Soydaş kahve sözün vardı bak biz yarın operasyona gidiyoruz yokuz an az 3 gün en fazla 3 ay olamayabiliriz." "Hadi ya o kadar sürer mi?" kafasını salladı. "Tamam o zaman akşam gel ben şimdi kızlara haber veririm ama tatlılar senden soydaşım". Asker selamı vererek "emrin olur soydaş " dedi. O esnada Meriç Komutan; "Doktor hanım birtek bu zibidi Kaan' mı davetli. Peki bizler sonuçta biz bir ekibiz artık." " Haklısın Meriç komutan o zaman akşam hepinizi tam kadro bekliyoruz. Artık tatlı kategorisini biraz siz arttırın. O iş sizde." Biz böyle güzel güzel konuşurken kaba Yüzbaşı'mız yine devreye girdi; " Asker haydi herkes hazırlıklara " diye kükredi. Hepsi asker selamıyla onaylayıp gitti. Yüzbaşı bana bakıp; " Ne gerek vardı böyle birşeye. Neden ekibi kahve içmeye çağırdın." " Yüzbaşı ekiple senide çağırdım ve onlar benim ekip arkadaşlarım burda olduğum süre zarfı ne kadar olur bilmiyorum ama onlarla çalışıcam farkındaysanız ve hepsiyle komşuyuz. Kaldıki Kaan Komutanı çok sevdim bizim kızlarda sever eminim. Yani abartılacak bişey yok". "İyi size iyi kadın günü yapmalar. Ben gelmem." "Gelseniz şaşardım zaten böyle insanlara karşı üsten bakmak, duygusuz olmak, insan ilişkileri sevmeyen biri olarak gelmenizi beklemedim zaten. Bende sizi nezaketden davet ettim. "Sumru haddini aşma". "Resmiyetde doktoru tercih ederim". "Sen neden geldin noldu?. O adammı mesaj attı?". "Bir önemi yok yani çokta önemli birşey değil " diyip tam odasından çıkıyordumki beni kolumdan tutup kendisine hızla çevirdi çok yakın olduk böyle olunca. "Bırakır mısınız Yüzbaşım?" "Doktor ne oldu bak söyle. O adam mesaj attı dimi?" "Evet attı ve senin yüzünden iyice başım belaya girdi iyice bana sardı. Şuan hırslandı bence nasıl sevgilisi olur diye çünkü o bugüne kadar hep seni bekleyeceğim zaten hayatında kimse yok diyordu. Şimdi hırs yaptı başıma bela olacak" diyerek ağlamaya başladım. "Ver şu telefonu " telefonu uzattım yazdığı mesajları okudukça yüzü değişik şekillere girdi aşırı sinirlendi. " Lavuğa bak ya banamı günümü gostericekmiş. Ne zaman gelir tahmini bu şeref yoksunu çünkü ağzını burnunu kırmak için sabırsızlanıyorum. " Hakan ne gelmesi saçmalama bu adam tehlikeli ve ben korkuyorum." "Şuan korktuğun için Hakan dediğini düşünüyorum . Yüzbaşı tercihim." "Off şuan sorun bumu korkuyorum diyorum bana birşey yapabilir. Çünkü artık sevgilim var sanıyor." "Korkma sevgilin var sanıyorsa, var saydığı sevgilinde seni korur." diyince bana kal geldi. Bu yüzbaşı cidden ayarsız hiç ayarı yok. Tam kalkıp gidecekken, "akşam benimle eve geliceksin şu ara tek olma bu şeref yoksunu gelebilir. Birde al şu telefonu bana numaranı ver sıkıntı olursa ararsın." "Kaan Komutanı ararım sonuçta oda hemen yan dairede." "Doktor uzatma yaz numaranı" diyince alıp yazıp çıktım. Çıkınca bir numara çaldırdı. Sanırım bizim kaba Yüzbaşı. Ve aynı o şekilde de kaydettim. Hakettiği gibi. Akşam birlikten çıkarken bahçede arabasının önünde beni beklediğini gördüm. Gözlükte takmış çok yakışıklı duruyordu. Böyle kaba saba huysuz biri olmasa bence daha güzel bir bağ olabilirdi aramızda. Aman neyse ne yapalım kibar naif birini bulana kadar kısmet aramaya devam. Böyle kaba saba birini asla hayatımda istemem. Arabaya binip lojmana doğru yola çıktık. İnerken birlikte "o şeref yoksunu mesaj atarsa bana haber ver". "Emriniz olur komutanım" diye söylenip binaya girdim. Kızlar benden önce hazırlıklara başlamış bile. Delal limonlu cheesecake bile yapmış. "Keşke zahmet etmeseydiniz ben bizim soydaş'a kitledim tatlıları." diyip gülüştük. Akşam ilerleyen saatlerde tüm ekip geldi hepsi değişik değişik tatlılar almış. Gözüm istemsizce Hakan'ı aradı ama yok gelmemiş kaba herif. Kaan sanırım anladıki; "Soydaşım komutanımın işi varmış gelemedi " dedi. Külli yalan işi felan yok. Ben soğuk nevaleyim kimseyle işim olmaz demiyorda. Ekip gelince kızlarla tanıştı. Tam tahmin ettiğim gibi Delal'le Kaan süper anlaştı. Tahmin etmiştim iki deli bir araya gelince diğeri değneğini saklarmış misali. Baya kanka felan demeye başladılar birbirlerine. Meriç'le Hazal'da çok güzel sohbet ediyor. Bizim Hazal zaten tam narin çiçek, yani onun sohbet edebileceği tek kişide Albay oğlu olurdu doğru. Hazal'la Delal'i gören asla kardeş demez bu kadar iki zıt karakter. Herkes sohbet muhabbet ederken bende Yüzbaşı'mızıza mesaj attım. Ben: Keşke gelseydin biz adam yemiyoruz. Kaba Yüzbaşı: Sana boş muhabbetleri sevmediğimi söylemiştim. İşim olmaz kadın günü konseptli yerlerde. Ben: Ya sen şuna ben yaşlıyım kafam kaldırmıyor desene. Kaba Yüzbaşı: Doktorrrrr!!!!!! Ne yaşlısı ben daha 30 yaşındayım. Ben: Bana göre yaşlısın. malum ben 25 yaşındayım. Senin ekipte senden bir kaç yaş küçük ayrıca ruhları genç. Senin içine Darülaceze kaçmış. Neyse sana evde tek başına iyi takılmalar. yazıp çıktım. Kudursun şimdi. Aradan 5 dk gecmediki kapı çaldı ben bakarım diyerek gidip açtım hop banko Yüzbaşı'mız gelmiş. "Hoşgeldin Yüzbaşım aa pardon Hakan noldu evde tuz felanmı kalmadı." "Bende davet edilmiştim diye hatırlıyorum" "Evet ama sende böyle ortamları sevmediğini söylemiştin, bende doğru yaşlılara göre olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum". dememle kolumdan tutup duvara yasladı. "Ne yapıyorsun bıraksana delimisin sen?" "Sus Sumru bir daha bana yaşlı felan deme cidden kötü olur". "Aman tamam be demem. Ne tür bir delisin sen ya." diyip içeriye geçtik. Ekip görünce çok şaşırdı. Komutanım işiniz vardı felan dediler. Oda bitti geldim felan dedi zırvaladı. Ben kahve yapmak için mutfağa geçtim herkes kendi alemindeydi çünkü. Arkamdan oda mutfağa geldi. "Sade " dedi. Donuk bakınca "kahvemi sade içiyorum, sormadın da onu söylemeye geldim." Kafa salladım sadece. Az önce tuttuğu kolum acımıştı. Ayarsız sanki karşısında kendi gibi güçlü biri var hafif tutması bile nasıl ağır. Kolumu ovaladığımı görünce yanıma geldi. "Özür dilerim Sumru ben canını yakmak istemedim." "Önemli değil Yüzbaşım geçer birazdan". "Sivildeyken farkettim de bana sinirlenince Yüzbaşı diyorsun." "Bilmem olabilir sinirlenmişimdir belki." İçerden Delal'in sesini duyduk. Hadi gelin bu güzel gecenin anısına fotoğraf çekilcez diye. İçeriye geçtik masanın etrafına hepsi toplanmış. Delal tripotu ayarlıyordu. Bizimki yine uyuzluk yaptı." Siz çekilin ben çekilmem" diye. Bende iyice can damarından vurarak; " bencede biz gençler olalak çekilelim ekip" diyince neyi ima ettiğimi anladı ve yanıma geldi. Fotoğrafa girdi. O gelince ben biraz öteye kaydım. Delal ayarladığını peş peşe bir kaç tane çekeceğini söyledi . Ben biraz daha uzaklaşınca Yüzbaşımız belimden tutup çektiği gibi ona çok yakın bir şekilde fotoğraf çekilmemizi sağladı. Bu adam ayarsız cidden sağı solu belli değil. Bir sapığıma sevgilisiyim diyor, kolumdan tutup hırpaladığı günün ilerleyen zamanında belimden tutup kendine doğru çekip fotoğraf çekiliyor. Gerçekten anlayamadım. Gece çok eğlenceli bitmişti hepsini uğurladık ortalığı toparlayıp yattık. Yarın ekip operasyona çıkıyor. Aslında bende gidecektim ama Albay tehlikeli bir operasyon olduğunu benimde daha çok yeni olduğum için birlikte kalmamı söyledi. İnşallah hayırlısı ile gidip gelirler. En çokta kaba Yüzbaşı aklımda içimde kötü birşey var sanki. 'Operasyon" -Yüzbaşı Hakan Koçak - Dün gece komşularımızın evinde kahve fasılı yapıp bayağa keyifli vakit geçirdik. Sumru biraz sinirlerimi bozsada bana yaşlı felan diyerek yinede eğlenceliydi. Bu kız bazen beni çok kışkırtıyor. Bu asi ve bana kafa tutan halleri çok s***i duruyor. Neler düşünüyorum kendime kızıyorum. Geçen mini etekle işe geliyordu içimden kıskandım ama başka şeyleri bahane edip arabayla benle gelmesini istedim ama bana kötü döndü. İyice kızdı bana. Birde belası Zafer diye bir p*ç çıktı. Kızın peşinde olduğunu öğrenince sinir beynime çıktı. O anlık boşlukla sevgilisiyim felan dedim. Sabaha operasyona çıkacağız inşallah Sumruyu'da görürüm umuduyla birliğe geçtim. Oradaydı benim timin yanına gidince oda geldi. Herşey hazır yarım saate çıkacağımızı söyledim. Gözleriyle kaçamak bakıyor anlıyorum. Yanıma gelip, "Yüzbaşım dikkatli olun hepiniz Allah'a emanet olun " dedi . Hazırlıklar tamam olunca askeri araçlara binip yola çıktık. -Sumru Kaya- Timi uğurlayınca içimdeki sıkıntı dahada çoğaldı. Aklımda Hakan'ın giderken arkasına dönüp bakışı kaldı. Kaba herif ne kadar kızsamda şuan operasyona gidiyor diye onun için telaşlanıyordum. Akşam oluyor işlerim bitince eve geçtim. Kızlar yemek yapmış yedim ortalığı toparlayıp duşa girdim. Ama hâlâ içim çok sıkkın. Aklıma gelenle mesaj attım hemen. Ben: Ne yaptınız Yüzbaşım sizi ve timi merak ettim umarım iyisinizdir. yazdım ama sadece tek tık oldu. Bir saate yakın bekledim ama mesaj iletilmedi. Muhtemelen telefon çekmeyen bir yerdeler. Bende yorgunlukla uyuyup kalmışım. Gece telefonun mesaj sesine uyandım. Bakınca Hakan'ın mesaj attığını gördüm. Kaba Yüzbaşı: Timde bende iyiyim. Teşekkürler. Sadece bu kadarmı ya teşekkürlermi. Ben onu burda merak edeyim o sadece teşekkür etsin. Ben: Bende iyim Yüzbaşım teşekkürler. Kaba Yüzbaşı: Sumru sen şuan inşallah tirip felan atmıyorsundur. Çünkü dağın başında teröristlerin cirit attığı bir ortamda en son isteyeceğim şey bile değil bu tirip muhabbeti. Ben: Yok Yüzbaşım ne tiribi. Sizleri çok merak ettim sadece sağ salim gelin hepiniz. Kaba Yüzbaşı: Neyse Sumru çok boşa konuşacak vakit yok. Timden uzaktayım yanlarına gitmeliyim. Ben : Peki. Yazıp sadece çıktım bazen öyle bir kırıyor ki insanı. bilerekmi yapıyor anlamıyorum. Nedense istemsizce ağladım. O gece bizim evde çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Yüzünü okşadım neden böyle yapıyorum anlamıyorum ama kendine gel Sumru bu adamdan olmaz bu adam senin hayallerindeki adamın yakınından dahi geçmiyor üzülürsün kızım diye kendimi dizginlemem gerekiyor. Uzak durmakta fayda var. Sabah olunca kalktım yine işe gittim. Albaya haber varmı diye sordum ama hiç birinin telefonunun çekmediğini telsizlerle irtibata geçtiğini söyledi. Hakan'ada artık mesaj atamıyorum çünkü beni üzüyor üzülmek istemiyorum. Aklıma gelenle bende Kaan'a mesaj attım. Ben: Soydaşım nasılsınız sizi çok merak ediyorum. Tam kadro eksiksiz gelirseniz size çok güzel bir ziyafet çekmeyi planlıyorum. yazdım ama asla iletilmedi. İyice merak ediyorum. Allah'tan bugün haftanın son günüydü. Hafta sonu daha sakin bir şekilde evde dinlenirdim. Akşam olunca eve geldim telefondan mesajlara baktım ama yok Kaan'a iletilmemiş. Gözüm bir kaç altta mesajlarda adı gözüken Hakan'a kaydı. Profil resminden bile kamuflajlı halini görünce içim kötü oldu. Ertesi gün oldu hâlâ mesaj iletilmedi. Delal'le konuştum oda hiç Kaan'la görüşmemiş mesaj atmış ama onunkide iletilmemiş. Haber alamadıkça iyice huzursuz oldum. Hakan'a yazamıyorum. Zaten telefonları çekse Kaan bana cevap verir. Böyle böyle pazartesi oldu. Tekrar uyanıp işe gitmek için yola koyuldum. Belki Albaydan bir haber alırdım. Birliğe giriş yapınca Albay'ı telaşlı gördüm ne olduğunu sorunca, Timin döndüğünü ama Yüzbaşının yaralı olduğunu söyledi. Hastaneye gidiyordu bende gitmek için kendisinden onay aldım ve birlikte gittik. Bütün tim burda ama bitek Hakan yok gözüm onu aradı. Kaan'ı görünce ona sarılıp üstüne başına baktım kir toz pas içindelerdi resmen. "Kaan ne oldu? Yüzbaşı nasıl?" "Sakin soydaşım büyük birşey değil omzundan yaralandı. Komutan için bu devede kulak." "Off Kaan saçmalama adam vurulmuş." "Tamam soydaş paniğe gerek yok cidden iyiydi. Kurşunu çıkartmak için aldılar ameliyata. Biraz zaman geçtikten sonra ameliyathane kapısından çıkan doktora doğru koştuk. Kendimi tanıttım Doktor olduğumu belirttim. Sağolsun hocam gerekli hem tıbbi bilgileri ve genel bilgileri verdi. Birazdan odaya alırlar ve görürsünüz dedi. Bu gece burda kalıcak yarın taburcu olacaktı. Hakan'ı odaya aldılar. Bütün tim ve Albay yanına girip geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Albayın işi olduğu için gitmek zorunda kaldı. Çocuklar biriniz yanında refakatçi kalırsınız diye belirtti. Meriç kalacağını söyledi. Herkesi yolladı çünkü onlarda çok yorgundu kaç gündür operasyondaydılar. Meriç; " Sumru ben bi kantine insem sen biraz burda durabilirmisin komutanımın yanında. Yiyecek birşeyler alıp geleceğim" dedi. Bende başımla onayladım. "Hakan nasılsın ağrın varmı? Doktorundan bilgileri aldım bir kaç dikişin var. iki gün duş alamayacaksın. Sonra bir haftaya dikişleri aldirabilirsin." "Tamam abartma Sumru ". "Yüzbaşım ben telaş yaptım. Korktumda o yüzden yani." "Korkma Sumru, telaşta yapma ben alışığım bu ilk değil sonda olmayacak. Yani Doktorluk nutuğunu bana atmana gerek yok." Bu adam yine beni kırıyordu. Ben s***k gibi onu merak edip yanına geldim. Aptalım ben aptal. Akıllanmam ben. Meriç gelince; Haydi görüşürüz Meriç ben çıkıyorum." "Sumru kalsaydın biraz daha" "Yok bana fazla gerek yok. Hem sizin bu ilk değil alışkınsınızdır." diyip çıktım. Yol boyu eve gidene kadar kendime sinirden sövdüm. Yolda sinirle giderken birine çarptım ama hava kararmıştı pardon diyip yüzüne bakmadan ilerledim. Eve gidip deli gibi ağlamak istiyorum. Aptallığıma, salaklığıma, akılsızlığıma. Eve gelince kızlara sarılıp ağlamaya başladım. Kızlara durumları anlattım onlarda Hakan için endişelendiler ama iyi olduğunu duyunca ikiside rahatladı. Ben hâlâ s***k gibi ağlıyordum. Delal; Kuşum sen bu Hakan'a aşık olmuş olabilir misin?." " Delal saçmalama ne diyorsun? kafayı mı yedin sen?" "Kızım o zaman niye ağlıyorsun defol et. Ne hali varsa görsün. Çokta kıçımızda yani. İyilikten anlamıyorsa muhattap olma." "Sinirden ağlıyorum Delal, aşktan değil korkma. Neyse ben yatıyorum galiba regl olucam ağrımda var." Hazal; Kuzum hemen ilaç al senin zor geçiyor bak biliyorsun. "Alıp yatıcam zaten hemen." Sabah uyandığımda regl olmuştum. Ağrımda vardı. Kızlar çoktan gitmişler. Bu halde birliğe asla gidemezdim Albay'a mesaj attım rahatsız olduğumu söyledim. Kalkıp kahvaltı yapıp ilaç almak en doğrusuydu. Tam mutfağa geçerken kapı çaldı hemen açınca Meriç'le Hakan'ı gördüm. Meriç çıktıklarını söyledi ve hemen birliğe gitmesi gerektiğini Komutanlarına çorba yapıp yapamayacağımı sordu. Zor bela ayakta duruyordum ama yinede yaparım dedim. Ben yine nezaketden geçmiş olsun Yüzbaşım dedim. Bana bakıp; "Sumru iyimisin? biraz rengin soluk gibi." "İyiyim Yüzbaşım ben çorba hazır olunca size bırakırım." diyip içeriye girdim. Hemen yayla çorbası yaptım hızlı bir şekilde ve ağrım iyice artmıştı. Hazırlayıp tepsiye koydum ve karşı daireye geçtim. İkinci çalışta açtı kapıyı. Hoşgeldin diyerek beni içeriye aldı. Mutfak masasının üstüne tepsiyi bıraktım tam çıkacaktım ki kolumdan tutup; "Sumru neyin var, hiç iyi gözükmüyorsun." "Rahatsızım biraz ama iyi olurum önemli değil " "İstersen hastaneye gidelim." " Gerek yok buda benim ilk ve son yaşadığım şey değil genelde her ay yaşıyorum. Doktor olarak nutuk çekmek gibi olmasın ama yapabilecek pek bişey yok malesef bunu çekmek zorundayım. En olasılık ağrı kesici ve çok çok serum yani ben kendime ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Doktorum ya hani". "Anladım tamam sen şu her ay olunan şeyden olmuşsun." "Sanane ney olduysam oldum." "Sumru sakin ol biraz." "Neyse ben gideyim sen çorbanı iç" dememle karnıma birden bıçak saplanır gibi Ağrı girince karnımı tutup iki büklüm kıvrandım. Hakan hemen tek koluyla beni tutup koltuğa oturttu. "Sumru iyi değilsin Meriç'i arayalım gelsin Hastaneye gidelim." "Sana gerek yok dedim anlamıyor musun? neyini zorluyorsun be adam." "Sumru bak ayarlarımla oynama ne oluyor durduk yere sana." "Durduk yere mi ya sen iyimisin tanıştığımız dan beri sürekli bana ayarsız davranıyorsun. Sürekli bı laf sokuyorsun. Beni rencide ediyorsun sence durduk yere mi. Ben sana yakın olmak istedikçe sen duvar örüyorsun. " diyerek ağrımında verdiği acıyla ağlamaya başladım. Kollarıyla beni tutarak kendine bakmamı sağladı. "Sumru bana yakın olma. olmamalısın. Ben ateşim Sumru kendimle birlikte yanımdaki herkesi yakarım. Ben hiç sevgi görmeyen bir anneden olmuşum. Hiç sevgi görmeyen bir çocuk olarak doğmuşum büyümüşüm o yüzden bana yakın olma. Benden uzak dur yapma. Sen üzülürsün ben karşımdakini üzerim." "Öylemi diyorsun Yüzbaşım " "Evet Sumru benle iyi olmaya bana yakın olmaya çalışma." " O zaman beni bu burda son görüşün karşına çıkmamak için emin ol elimden gelen herşeyi yapıcam hoşçakal Yüzbaşı." diyip o evden ağlayarak çıktım. Artık Hakan'ın yüzünü dahi görmek istemiyordum. Beni bu akşam kalbimden bıçakladı ne kadar inkar etsemde ona karşı ilgim vardı ama bu akşam bütün kalbime kurşun sıktı. Yapacak bişey yok sitem etmeyede hakkım yok. Hayatta herşey kısmet. Eve gelip Özcan Deniz'in o şarkısını açıp açıp dinledim. Yangın her aşkın yolu Sevdim, gördüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı haram ettim. 'Mesafe' -Sumru Kaya- Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım. Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum. "Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?" "İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük. "Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi." "Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi." "İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz." Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi. "Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi. "Nasıl oldun Sumru?" "Sizene" "Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın." "Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor". "Sumru derdin ney?" "Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum." "Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?" "Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı." "O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun." "Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti. "Musaitmisiniz Doktor hanım" "Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş. "Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir." "Tamam sen yap pansumanı." Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım. "Biraz acıtmış olabilirim". "Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak." "Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu. "Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım." "İşte böyle senin gibi olamaz" "Sumru bak benim damarıma basma" "Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? " "Sumru sen cidden çok dik başlısın." "Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte." "Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma" "Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi. Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım. Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel". "O o burda " "Kim Sumru burda?" "Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu. "Bu şeref yoksunu kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu. "Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. gö'ğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım. "Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni k*******n senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. " "Sumru!!! kendine gel kapat çeneni." "Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı. "Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım. "Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana." "Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma." "Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum." "O zaman bende gelirim tek kalamazsın". "Hayır tabikide ben kendim giderim." "O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın." "Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi. Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi. "Kızlar gelene kadar yanında kalacağım." "Sakın gitme olurmu Yüzbaşı" "Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi." "Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum." "Tamam hadi sen uyu ben burdayım." Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım. "Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim. "Sen uyanık mıydın?" "Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru". "Anladım" "Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen" "Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum." "Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum." "Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?". "Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?." "Durucaksın Sumru olmaz." "Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun." "Sumru senin derdin ney?" "Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?" "Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun." "Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ". "Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim". Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi gö'ğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana." Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı. "Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı. Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?". " Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık. 'Kalbim Acıyor ' -Hakan Koçak- Sumru'nun evinden kendi evime geçince duvarları yumruklamaya başladım. Kızı arkamda gözü yaşlı bıraktım. Ben uyurken söyledikleri sonra bana söyledikleri ben adı herifin tekiyim ama uzak durmamız lazım. Olmaz ben kimseyi sevemem. Ben sevilmeyen ötelenen bir çocuk oldum. Babam denilen şeref yoksunu anneme bedensel sаldırı etmiş. Annem o yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulmuş. Aneannem ve dedemde hasta pek anneme destek olamamışlar . Köylü halkı anneme acıyıp hep bakmışlar. Köydeki ebe doğumunu yapmasını sağlamış. Anaanemle dedemde vefat edince annemin akıl sağlığı bu çocuğa bakmaya yetmiyor diye beni 3 yaşında devlet korumasına almışlar. Anne baba bilmeden sevgisiz büyüdüm. Çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Annem benim varlığımı bile unutmuş ben elinden alınınca iyice aklı gitmiş hastahaneye yatırılmış. Sonra öğrendim ki bu kadar acı ve üzüntüye dayanamayıp kötü hastalığa yakalanmış 2 ay sonra vefat etmiş. Bunların hepsini asker olunca elimdeki imkanları devreye sokunca öğrendim. Ben böyle sevgisiz büyüyen bu şekilde yetişen biri oldum. Kimse bizi sevip başımızı okşamadıki. Ben şimdi birine hele Sumru'ya nasıl o sevgiyi verebilirim. Bana o ağlayarak bakan gözlerine nasıl sevgi veririm. Ben ona bu haksızlığı yapamam. O belliki çok sevilmiş ilgi görmüş karşısında da onu bekliyor. Benden bu şekilde tavır gördükçe üzülüyor farkındayım. O yüzden uzak durmak en iyisi ben sevemem ben ona istediğini veremem. Ben onun için yanlış adamım oda zamanla anlayacak bunu. Sabah uyanıp işe gitmek için tam evden çıkarken kapıda Sumru ve kuzenleriyle karşılaştım. Kuzenleri selam verdi ama o asla tek kelime etmedi. Hem neden etsinki kıza neler dedim. Ama biran yüzünü gördüm allak bullaktı. Ağlamaktan gözleri şişmiş hep. İçimden kendime bir dünya sövdüm. Neden cesaretli olamıyorsun Hakan diye. Neden biraz olsun sevmeyi denemiyorsun diye. Ama olmaz ben onu üzerim. Benden uzak dur dedim ama birlikte felan onun o gözlerini gördükçe nasıl uzak duracağım bilmiyorum. Ama mecburum. Önden çıkıp gitti arabayla gel desem gelmez benimde zaten böyle birşeyi teklif etmemem gerekiyor. Arabayla yanından geçtim. Birliğe girince Kaan'ı gördüm. Sumru gelince odama gelsin direk diye direktif verdim. 10 dk sonra Sumru geldi. Gözleri şişmiş kıp kırmızı kızı ne hallere soktun Hakan. Ben senin... neyse kendime olan sinirimi başka türlü atarım. "Doktor öğleden sonra ilkyardım eğitimi var. Konferans salonu hazır. Başka bir eksik varsa söyle. Benimde olmam gerekiyormu?" Hiç iyi durmuyordu başı dönüyordu sanki.Zoraki konuştu benimle. "Yok herşey tamam birşeye ihtiyaç yok. Sizinde katılmanıza gerek yok. " diyip önündeki sandalyeye doğru zor bela tutundu. "Başım dönüyor" demesiyle ben yerimden fırlayıp onu tuttum. Tutmamla kollarıma bayıldı. -Sumru Kaya- Gözlerimi zorlayarak açınca kendimi hastane odasında buldum. En son birlikteydim iyi değildim ama ne oldu bana bilmiyorum. Koluma bakınca serum takılı olduğunu gördüm. Sağıma doğru bakınca Hakan koltukta oturuyor telefonuyla ilgileniyordu. Aşırı susamış hissediyordum kendimi. Su diye mırıldandım. Sesimi hemen duyup yanıma geldi. "Sumru iyimisin nasıl oldun?. Doktoru çağırayım mı?." "Su istiyorum Hakan boğazım yanıyor sanki" dememle hemen getirdi, bana suyu içirdi. Ne oldu bana diye sorunca anlattı. Onun odasında bayılmışım ambulansla beni hastaneye getirmiş. Bir kaç gün önce regl olmam birde stresli olmam kaynaklı vücudumdaki bazı değerler düşmüş ve strese bağlı bayılmışım. Anladım. bir kaç kez daha böyle olmuştum. Okulda dersler yoğun ve stresliyken. " Şimdi niye böyle stres yaptın, yapma Sumru bak kendine zarar veriyorsun. Çok kötü bir halde seni buraya getirdim. Ama birazdan çıkacağız doktor uyandıktan bir saat sonra çıkabilirsiniz dedi" "Teşekkürler Hakan benimle ilgilendiğin için. Dün akşamdan sonra karşıma çıkmayacaktın o yüzden şaşırdım." "Sumru onla bu bir değil. Bunu kim olsa yapar. Yani sen olmasan başkasıda bayılsa ben aynı şeyi yapardım." "Herkes gibisin yani diyorsun" diyince güldük. "Biraz daha dinlen, serumun da bitsin çıkarız " Ben biraz daha yattım serum bitince Hakan çıkarttı. Benim hazırlanmama yardımcı oldu. Hastaneden çıkıp onun arabasına bindik." Ee ambulansla geldik demiştin." "Meriç'ten istedim o getirdi." "Anladım". Lojmana gelince arabadan da inmeme yardımcı oldu binadan içeriye girdik. Çantam neredeki anahtarım onun içindeydi. "Sumru sanırım çantan birlikte kaldı o anki panikle hiç aklımıza gelmedi." "Ee Hazal sağlık ocağında, Delal'de okulda. Birliğe gidip çantamı almamız lazım." "Gerek yok benim eve geçelim sen yatıp dinlenirsin. Kızlar gelince geçersin eve." "Yok gerek yok. Sen beni beş dk birliğe götürüp getirsen olmazmı. Çantamı alırım." "Sumru saçmalama zaten yorgunsun. Biran önce yatıp dinlen. Ben Kaan'a haber vericem akşama çantanı getirir. " "Tamam "diyerek onun daireye geçtim. Cidden çok yorgunum dinlenme şart. Ben salona doğru geçince " yok koltuk olmaz pek rahat değiller, sen benim yatağıma geç dinlen. Nevresimler temizdir." "Yok önemli değil ama koltukta yatarım zaten bir kaç saat idare ederim." "Sumru sana ne diyorsam onu yapar mısın?". "Peki tamam bunada tamam" diyerek odasına doğru götürdü beni. Uzanmamı sağladı. "Ben şimdi sana çorba yapacağım onuda içince vitaminlerin var onları iç. Yoksa birlik doktorsuz kalacak " diyerek güldü. "Sen makarna ve tosttan başka bişey biliyormusun?". "Ehh işte yapıyoruz bişeyler. Umarım zehirlenmessin" diyerek mutfağa gitti. Dünkü bunları diyen adam sanki başkasıydı, şimdiki adam başkası. Hangisi gerçek Hakan bilmiyorum hangisi o cidden kestiremiyorum. Tam mayışmışken, çorbayı getirdi. "Kalk bakalım sana tarhana çorbası yaptım. Kaan'ın annesi hepimize memleketten yollamıştı bir işe yaradı." Ben gülerek" zehirlenmem demi bak daha yeni çıktım hastaneden." "İnşallah yani umuyorumki sıkıntı çıkmayacak " diyince kaşığı aldım içmeye başladım. "Hımmm fena olmamış Yüzbaşım". "Bak buna sevindim demekki becerebildim. Artık kendimede yaparım." Çorbam bitince tepsiyi aldı yine yanıma geldi yatağın kenarına doğru oturdu. Bende iyice dikelerek ona daha yakın oldum. "Nasılsın daha iyimisin ben şimdi ilaçlarınıda getiricem içersin." İyiyim Hakan. Sadece kalbim acıyor. O nasıl iyi olacak bilmiyorum. Dün akşam yerle bir oldu. Nasıl toparlanır o bilmiyorum. Hangi serum hangi vitamin iyi gelir hiç bilmiyorum. Bir doktor olarak bu konuda sıfır bilgi sahibiyim. Bana hep doktorluğumla ilgili nutuk çekiyorsun diyorsun ya bu konu hakkında çekecek bir nutuğum bile yok." dedim ve ağlamaya başladım. "Sumru ne olur ağlama bak yeni toparlıyorsun." "Hakan ben şuan ne yapıcam bilmiyorum. Ben buraya ne umutlarla geldim ama şuan benim kalbim acıyor ben nasıl yapıcam bu halde buralarda. İstanbul'a gerimi dönsem diyorum ama o kadar emeğim var çalışıp atandım bu hiç kolay değil. Ne yapıcam bilmiyorum. Ama burda kalırsam da mutsuz olucam onuda biliyorum." "Sakın Sumru sakın mesleğini kariyerini bir hiç uğruna böyle birşeyin içine sokma." "Hiç mi olarak görüyorsun?". "Sumru bak seni kırmak istemiyorum yemin ederim istemiyorum ama sen çok naifsin bir o kadarda deli dolu. Ben seni üzerim, ben kimseyi sevemem anla benide." "Neden ama Yüzbaşım. Bence kalbinde öyle güzel bir merhamet varki bunu saklıyorsun." "Sumru yapma nolur." diyince ben ona yaklaştım. "Bişey yapmıyorum sadece kendine bir şans ver bu kadar kötü gözükmek zorunda değilsin diyorum". diyince iyice yanaştım ona oda bana doğru yanaştı. Elimi yanağına doğru koydum daha çok dudaklarına doğru yanaştım. Biraz daha yaklaşınca dudaklarından onu öptüm. İlk karşılık vermedi ama ben biraz daha öpünce oda bana karşılık verdi ve öyle böyle değil baya hırçınca beni yatağa doğru yarım yatırdı hatta. Üstüme doğru bayağa eğildi. Bende ellerimi saçına geçirip iyice kendime doğru çektirdim. Bir elini belime atınca inledim. Sonra birden durdu. Alnını alnıma dayadı. "Sana yapma dedim ben zor biriyim olmaz bizden. Ben seni üzerim bunu neden yaptın Sumru." diyerek ayağa kalktı. " Bu anı unut olmadı farzet tamammı. Bak olmaz biz olamayız ben kimseyi sevmem üzerim. Ben biriyle olsam bile bir gecelik sevişip bırakırım." Böyle diyince sinirle ayağa kalktım ben bu adama duygularımı söyledim o biriyle olursamda tek gecelik olur dedi. Bu beni ne saniyordu. Ben ağlamaya başladım. "Hakan sen şuan şu dediklerinde ciddimisin. Biz az önce öpüştük sende istedin. Ama şimdi bana ne diyorsun sen beni ne sandın. Tek gecelik bilmem ney. Ya sana duygularımı anlatmaya çalıştım tamam istemeyebilirsin ama saygı duyabilirdin. Seni o kadar yanlış tanımışım ki, kendimden nefret ediyorum. Sen nasıl adi bir adamsın. Senden etkilenen bu kalbimi söküp atmak istiyorum. Hani dün demiştin ya bana benden uzak dur diye. Haklısın Yüzbaşı biz uzak duralım. Daha ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Benden uzak Allah'a yakın ol. Ama sanada yine duam inşallah Allah o kalbine biraz sevgi ve merhamet verir. Ve bide İnşallah olmaz ama inşallah sende birgün seversin ve birinden bir yudum sevgi dilenirsin. Belki beni o zaman anlarsın". diyip çıktım evden. Anahtarım yok ama olsun birliğe kadar gidip çantamı alıp döneceğim. Benim için Hakan defteri kapandı. Yolu bahtı açık olsun. İnşallah birgün gerçekten sever. Beni öpünce biran umutlanmıştım ama adamın kafasındaki düşünceler bam başkaymış.
Hakan Yüzbaşı'na aşıktım. Ama o, duygularıma "tek gecelik ilişkiler" diyerek karşılık verdi. Her bakışında beni yok sayıyor, her sözüyle kalbimi kırıyordu. Ta ki o geceye kadar... Bir anlık zayıflıkla dudaklarım onunkine değdi. İlk başta direndi, ama sonra... Bana karşılık verdiği gibi değil, bir fırtına gibi beni sardı. Beni yatağa doğru yatırdı, ağırlığı üzerimdeydi. Bir eli belimi sıkıca kavrarken, diğeri saçlarıma dolaştı. "Sana yapma dedim," diye homurdandı nefes nefese, alnı alnıma dayalı. "Ben seni üzerim." Ama bedeni tamamen farklı bir şey söylüyordu. Nefesinin sıcaklığı boynumda, kasılmış vücudu benimkine yapışmıştı. "Sen benim doktorumsun," diye fısıldadı dudaklarıma çok yakın, "benimse kalbimde kurşun var. İkisini de... iyileştirebilir misin?" ------- 'Yeni Başlangıç ' -Dr Sumru Kaya - Bu ünvanı alabilmek için yıllarca çok çalıştım. üç amca kızı hayalimiz vardı üç kuzen okuyup atanıp aynı yerde çalışacaktık. Sonunda hayalimiz gerçek oldu. Kuzenlerimle birlikte Iğdır-Tuzluca'ya atandık. Ben Tuzluca Askeri Birliğine Birlik doktoru olarak. Kuzenim Hazal Kaya mahalle sağlık ocağına hemşire olarak. Hazal'ın kardeşi diğer kuzenim Delal Kaya'da okul öncesi öğretmeni olarak. Hayallerimizi birbir yaşıyoruz. Delal bizden önce gidip orda bize eşyalı bir lojman tuttu genelde askerlerin kaldığı. Herşeyi ayarladı evi temizleyip eşya düzenlemesi yapmış. Bizde yarın Hazal'la gidiyoruz. Aşırı heyecanlıyız çünkü hepimizin ilk görev yeri. Delal erken gittiği için çalışacağı okulu ve bizim de yerlerimize gidip bakmış. Hepsi çok yakın iç içe dedi. Ertesi gün uçakla Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanına indik. Bir taksiye atlayıp Delal'in bize attığı konumla oraya gittik. Hazal'la birlikte lojmanların önüne geldik. Birbirimize bakıp hadi bakalım gazamız mübarek olsun dedim. Ben yarın birliğe gidip başlayacaktım. Hazal'da iki güne başlayacaktı. Delal iki hafta sonra okullar açılınca başlayacaktı. Kalacağımız daireye çıkıp kapıyı çaldık Delal açtı büyük sevinçle karşıladı bizi. Heyecanla bize küçük ama huzurlu dairemizi gezdirdi. 2+1 çok minnoş bir evimiz vardı. Delal bize yemekte hazırlamış oturup yedik birlikte toparladık. Sağolsun bizden önce alışveriş temizlik herşeyi halletmiş. Yol yorgunu olduğumuz için duş felan aldık biraz ütü felan yaptık TV izleyip yattık. Benim için yarın çok heyecanlı bir gün. Yarın ilk doktor olarak işime başlıyorum. Çok mutluyum çok. Sabah olunca uyanıp hemen hazırlanmaya başladım. siyah havuç pantolon üstüne dar beyaz gömlek topuklu ayakkabı giydim. Saçlarımı hafif maşa yaparak birazda makyaj yaptım. Delal birliğin çok yakın olduğunu yürüyerek 5 dkda gidebileceğimi söylemişti. Evden çıkıp birliğe doğru gittim. Birliğin önüne gelince kalbim yerinden çıkacak gibiydi kapıdaki görevli askere kendimi tanıttım. Oda Albay'ın beni beklediğini söyledi ve beni odasına doğru götürdü. Albay'ın odasını tıklatıp içeriye girdim. "Merhaba Albay'ım ben Doktor Sumru Kaya.Yeni görev yerim sizin birliğiniz sizlerle çalışmaktan onur duyacağım" diyip tokalaştım. Albay çok şirin tatlı birşey çokta babacan birine benziyor. "Hoşgeldiniz doktor hanım bende Albay Yusuf Yılmaz. Kendi komutanlarıma mesaj attım şimdi gelirler. Onlarla tanışmanı istiyorum çünkü genelde sahada onlarla çalışacaksın. " "Memnuniyetle Albay'ım siz nasıl uygun görürseniz." Kapı açıldı ve içeriye mankenlik ajansından fırlamış gibi boylu poslu kaslı 6 tane yakışıklı girdi. Vallahi dibim düştü desem yeridir. Delal burda olsa net hepsini ayarlardı. Albay yanıma gelerek; "Sumru kızım seni askerlerimle tanıştırayım " diyerek başladı. İlk sırada gayet yakışıklı hafif kumral tenli gözleri yeşil oldukça yakışıklı ama çokta sinirlice bakan kişiyle tanıştırdı. * Yüzbaşı Hakan Koçak * Üsteğmen Meriç Yılmaz *Teğmen Kadir Karaca *Teğmen Kerim Karaca *Uzman Çavuş Ali Bozkurt *Uzman Çavuş Kaan Kaya. Hepsiyle tokalaştım hepsi çok samimi bir şekilde karşılık verdi ama Yüzbaşı sanki babasını öldürmüşüm gibi bakıyor çok ters biri belli. Bende kendimi tanıttım Sumru Kaya diye. Ordan birden Uzman Çavuş olan Kaan Kaya söze atladı. " Doktor hanım biz sizle kardeş yada kuzen olabilir miyiz soyadlarımız tutuyor. Sizle soydaş olabilir miyiz? Adaş gibi düşünün." diyince ben güldüm "güzel fikirmiş Çavuş'um olabilir. Ama benle soydaş olursanız iki tane daha soydaşınız olacak çünkü ben iki kuzenimle buraya geldim." " Ooo bana uyar doktor bir sürü soydaşım olur ne güzel" dedi. Ben bu soydaşım Kaan'ı şimdiden çok sevmiştim. Matrak biri belli. Üsteğmen Meriç Yılmaz söze girdi; "Doktor hanım lojmanlardamı kalıyorsunuz yoksa evmi tuttunuz. ?" "Lojmandayız Teğmen'im. Hemen bu yol üstündeki ilerideki lojmanlar. "Aa bizim çocukların kaldığı lojmanlar hangi bloklardasınız?" "A blok Teğmen'im. Sizin çocuklar kim bu arada?" "Bizim çocuklar Kadirle Kerem ikisi kardeş onlar bir dairede, Ali ile Kaan bir dairede sadece Yüzbaşım tek kalıyor ve hepsi A blokta. Bizde ailecek lojmana yakın başka bir sitede oturuyoruz. Bu arada Albay benim babam. Ama birlik sınırları içinde asla Baba-oğul ilişkisi istemiyor." "Ya hepinizle komşuyuz ne güzel çok mutlu oldum." Donuk yüzbaşı ordan söze girerek; "yeter bu kadar laf beyliği hepiniz bahçeye." Bu yakışıklılığın karizmanın arkasından nasıl böyle kişilikte biri çıktı şaşırdım cidden. "Yüzbaşım ne güzel sohbet ediyorduk." "Sohbet etmeyin doktor hanım işinize bakın. boş muhabbet yapmak gibi vaktimiz yok bizim. Sizde gidin iki iğne yapın, ilaç felan yazın " diyip yüzüme dahi bakmadan çıktı. Hay ben senin gibi adamın kalıbına tüküreyim. Çattık iyimi. Bütün hepsi çıkınca Albay yanıma gelip, " Sumru o biraz böyle soğuk karakterli biri ama iyidir sen ona aldırma." "Yok aldırmadım Albayım. Ben artık gidip odamı gezeyim."diyip bir tane askerle odama geldim. Gayet düzenli tertipliydi. Bugün ilk gün olduğu için çok birşeyle ugraşmıyacağım yarın daha detaylı bakarım. Biraz hava alayım diyip dışarı çıktım. Bizim ekip dışarıda Kaan'ı görünce yanına gittim. Selam verdim ne yapıyorsunuz diye sordum. "İki güne kalmaz operasyona çıkacağız. Komutanım onun detaylarını konuştu soydaşım. İşte ufak tefek hazırlıklar yapacağız". "Anladım aman dikkatli olun soydaşım. Bu arada aynı bloktaymışız o zaman akşam seni diğer soydaşlarınla tanışma kahvesine bekliyorum. Bana telefon numaranı ver bakalım " diyerek telefonumu uzattım oda numarasını yazdı kaydettik birbizimizi. İkimizde soydaşım diye kaydedince istemsizce birbirimize gülüp baktık. Yanımıza sinirle gelen sevgili Yüzbaşı'mız; "Kaan senin işin yok galiba 10 tur birliğin etrafında koşmak ister misin?" diyerek soydaşımı uzaklaştırdı. Ya bu adam neden bu kadar kaba biri anlamadım. "Yüzbaşım neden böyle birşey yaptınız. Sohbet ediyorduk sadece." "Doktor sana boş işlerle uğraşacak vaktimiz yok demiştim neyini anlamıyorsun?" "Özür dilerim ben sadece.." "Tamam doktor hanım iyi günler " diyip gitti. Pis kaba saba herif ay ben bide bunu ilk görüşte beğendim felan ne kadar salağım ben. Çıkış saati gelince herkes hazırlandı çıkıyordu Albay bana seslendi yanında bizim kaba Yüzbaşı da var. Albay; " Sumru kızım ben bugün çarşıya geçiyorum yoksa seni lojmana bırakırdım ama Hakan arabayla gelmiş o seni bırakır". " Yok cidden gerek yok ben giderim hem sabahta kendim geldim" dedim ama Albay ısrar etti. Oda hemen emredersiniz diyerek yanıma gelip yürümeye başladı. Arabasını göstererek binmemi sağladı. Öne binip kemerimi taktım. Oda bindi yola koyulduk zaten 2,3 dk sonra lojmana geldik. İnerken teşekkür edip sohbetine doyum olmadığını söyledim. " Doktor sohbet etmeyi sevmem" "Onu anladık Hakan " " Hakan mı?" " Niye şaşırdın Hakan değilmi adın?" madem sen kabasın sana bende senin gibi davranırım. "Yüzbaşına ne oldu?" "Mesai saatleri dışında ve sivildeyken sadece Hakansın. Sende doktor demeyebilirsin bir adım var ve adım Sumru. Bende adımın söylenmesini tercih ederim." diyerek kukuman kuşu gibi bırakıp lojmana doğru ilerledim. Dış kapıdan zile bastım ama açan olmadı fazla yedek anahtar olmadığı için alamadım. Kızlar bugün çarşıya inip çektirecektiler.Telefonu çıkartıp Hazal'ı aradım nerde olduklarını sorunca Delal'in genelde Migren krizi tutar ve serumsuz asla geçmez yakındaki hastanede olduklarını söylediler yarım saate işleri bitermiş mecbur bekleyeceğim ne yapayım. Tam arkamı döndüm gidip banka oturayım diye hop bizim kaba Yüzbaşı ile burun buruna geldik. " Yavaş doktor aa pardon Sumru" "Pardon" diyerek tam gidiyordum ki "nereye neden eve gitmiyorsun ?" diye sordu. Ay isteyince nasıl da kibar olabiliyor. "Kuzenlerimden birisi rahatsızlanmış birlikte hastaneye gitmişler yedek anahtarımızda yoktu. Bende onlar evde olur diye güvenerek çıktım ama işte küçük bir talihsizlik oldu dışarıda kaldım." "Anladım hava biraz serin istersen gel, onlar gelene kadar benim evde dur". "Rahatsızlık vermiyeyim" "Sumru geliyormusun karnım aç ve kapının önünde takılacak hiç vaktim yok." "Tamam geliyorum" diyerek olduğu daireye çıktık. Dairesinin kapısını açınca çok şaşırdım çünkü bizim direk karşı dairemizdi. "Aa sen burda mı oturuyorsun? bizde karşı dairedeyiz" dedim. " İyi ne güzel işte bak bugün numarasını aldığın Kaan'da hemen yan dairenizde oturuyor". Niye bunu söylediki şimdi. Garip biri bu ya. Böyle yakışıklılığa böyle gariplik hiç olmamış hiç. Neyse içeri geçip salona oturdum. Elini yüzünü yıkayıp kamuflajlarını çıkartıp gelmiş siyah eşofman ve siyah t-shirt giymiş kasları felan belli oluyor o yeşil gözleri nasılda ortaya çıkmış. Sumru kendine gel kızım adam baya odun bişey kendini kaptırma. "Sumru ben mutfaktayım tost hazirlayacağım sende ister misin?". "Tostmu yiyeceksin?" "Evet Sumru ne bekliyorsun bekar bir adam ya makarna ya tost yapıp yer." "Ay çok banel benim iki kuzenim ve bende cidden çok güzel yemekler yaparız yani bu konuda çok iddialıyız. Bir akşam misafirimiz ol gelde iki güzel yemek ye." "Yok ben almıyım. Sen tost yiyormusun onu söyle." "Olur yerim. Ama bende yardım edeyim" diyerek mutfağa geçtik. Malzemeleri çıkartıp hazırlamaya başladı. Yardım edeyim dedim ama sen misafirsin otur dedi. Sonra hazırlayıp tostları getirdi. Yemeye başladık telefonuma mesaj geldi. İstanbul'da beni rahatsız eden peşimde dolanan mahallenin serserisi Zafer mesaj atmış gerçi mesaj değil roman yazmış. " Bu s***k benim bu numaramı yine nerden buldu acaba " diye içimden söylendim. "Noldu Sumru?" "Bişey yok " dedim ama çok huzursuz oldum. " Sen iyi değilsin yüzün beyazladı" " Ya çok önemli değil İstanbul'da mahalleden peşimde serseri bir çocuk vardı sürekli rahatsız ediyordu kaçıncı numara değiştirişim artık bilmiyorum yine bulmuş ve bana tehdit mesajları atmış." "Ne demek tehdit mesajları ver bakayım şu telefonu bi." "Tamam Yüzbaşım gerek yok hallederim." "Sivilde Hakan'ı tercih ederim ama şu telefonu ver." böyle diyince sinirden de gözlerim dolmuştu verdim telefonu. Bakınca mesajları okuyunca çok sinirlendi. " Başıma bela oldu buralara geldim kurtulurum diye ama baksana yerimi bile öğrenmiş birliğe kadar yazmış. Ya varya bir kocam yada sevgilim olsaydı herhalde vazgeçer peşimi bırakırdı. Sanırım ben bahtı karalıyım kimsede yok şunun ağzını kapatayım bir rahat edeyim artık." Biran telefonumdan birşeyler yaparak birini aradı ve hoparlöre aldı konuşmaya başladı. " Bana bak hаfif meşrep çocuğu bir daha Sumruyu ararsan senin leşini itlerin ortasına atarım." Zafer telefondan; " Sen kimsin lan y****k. Sumru nerde onu ver "dedi ama Hakan'ın gözleri döndü. "Lan döl israfı senin beynini si'kerim. Seni çıktığın deliğe geri sokarım. Bir daha aramıyacaksın dedim." "Sen kimsin lan yeminle oraya gelir seni öldürürüm." "Senin yolunu si'kerim eğer gelmezsen gel bakalım zaten yerinide biliyorsun. he bide bu arada ben Sumru'nun sevgilisiyim gel oğlum seni bekliyorum" dedi. Ben şok oldum benim sevgilim olduğunu söyledi Zafer'e. Şuan dona kaldım bakayım beni neler bekliyor. 'Ekiple Kaynaşma ' -Sumru Kaya- Hakan Yüzbaşının evinde telefonda meşhur sapığım Zafer' e onun sevgilisiyim diyince şok oldum. Pek konuşmadan kızlar arayınca eve geçtim. Dün birliğe gittiğim andan beri akşama kadar olan herşeyi noktasına virgülüne kadar anlattım. İkiside şaşırdı. Delal tabiki hemen Yüzbaşı yakışıklıysa hemen bana ayarlıyorsun yada diğerleri kuzen artık hangisi denk gelirse diye takıldı. Bende espri yaparak; " AA Yüzbaşı benim tatlım zaten yürüyen Brad Pitt gibi hem Zafer'e sevgilimde dedi. Manyak ya bir görsen böbürlene böbürlene hemde. " Yarın Hazal'da işe başlayacağı için erkenden yattık. Sabah olup kalkınca hemen hazırlandım. Bugün diz üstü kot etek ve eteğin üstüne denk gelen buz mavisi gömlek giydim. Saçlarımı düzleştirip makyaj yaptım ayağıma spor ayakkabı giydim. Bugün biraz spor olmuştu çünkü kıyafetim. Kapıdan hızla çıkınca hemen karşı dairede evden çıkan Hakan'ı gördüm. Kamuflajlar içinde yine çok yakışıklı gözüküyordu. "Günaydın yüzbaşım Hakan"dedim. "Günaydın Sumru ama niye öyle dedin" "Sivilde ve kamuflajlısın tam ne diyeceğime karar veremedim." "Ev sınırları içinde de Hakan diyebilirsin. Aradımı o şeref yoksunu yada mesaj attımı?" "Yok hiç birşey yazmadı". "Sen birliğemi gidiyorsun?" "Evet" "İyi benle gel" "Yok ben yürürüm " "Bu etekle yürürsen sağda solda peşine Zafer gibilerin takılması gayet doğal ". "Yüzbaşım kırıcı oluyorsun yani sorun bendemi. Benmi istedim benmi kuyruk sallamış oldum". " Sumru özür dilerim öyle demek istemedim ben asla. Yani etek kısa işte onun gibi zihniyetler çok ortalıkta bakarlar diye dedim." "Deme bir daha ve seninle gelmiyorum Yüzbaşı". Sinirlenip lojmandan çıkıp birliğe doğru yürümeye başladım. Yanımdan hızla gelip geçti arabasıyla. İyi anladık dalyan gibi araban var. Sanki liseli ergenler gibi kızlara hava atarcasına gaza basması nedir yani kaba adam. Yürümeye devam ederken telefonuma peş peşe mesajlar geldi bakınca Zafer'in attığını gördüm yine bir sürü tehdit mesajları atmış. Hatta buraya geliceğinden felan bahsediyor. Aldık başımıza belayı bu Yüzbaşı sevgilisiyim diyince daha çok sinirlendi galiba daha da hırs yaptı. Şimdi gidip bu mesajları ona okutacağım başıma sardığı belayı temizlesin. Birliğe girince apar topar Yüzbaşının odasına girdim hiç kapıyı tıklatmakla uğraşamayacağım o kaba sabaysa ona anladığı tarzda davranacağım. İçeri girip tam birşey diyecekken bütün ekibin orda olduğunu gördüm. Sanırım toplantı yapıyorlardı. Hakan Yüzbaşı; "Doktor sizin oralarda kapıya vurulmaz mı?" "Yüzbaşım özür dilerim çok hafif vurup tıklayıp birden açtım biraz sıkıntılı bir durum vardı da o yüzden. Ama sanırım siz toplantı yapıyorsunuz ben sonra gelirim." "Dur doktor işimiz bitti. Onlarda şimdi çıkacaklar. " diyip hepsine kaş göz işaretiyle çıkabilirsiniz dedi. Tam o esnada soydaşım Kaan; "Soydaş kahve sözün vardı bak biz yarın operasyona gidiyoruz yokuz an az 3 gün en fazla 3 ay olamayabiliriz." "Hadi ya o kadar sürer mi?" kafasını salladı. "Tamam o zaman akşam gel ben şimdi kızlara haber veririm ama tatlılar senden soydaşım". Asker selamı vererek "emrin olur soydaş " dedi. O esnada Meriç Komutan; "Doktor hanım birtek bu zibidi Kaan' mı davetli. Peki bizler sonuçta biz bir ekibiz artık." " Haklısın Meriç komutan o zaman akşam hepinizi tam kadro bekliyoruz. Artık tatlı kategorisini biraz siz arttırın. O iş sizde." Biz böyle güzel güzel konuşurken kaba Yüzbaşı'mız yine devreye girdi; " Asker haydi herkes hazırlıklara " diye kükredi. Hepsi asker selamıyla onaylayıp gitti. Yüzbaşı bana bakıp; " Ne gerek vardı böyle birşeye. Neden ekibi kahve içmeye çağırdın." " Yüzbaşı ekiple senide çağırdım ve onlar benim ekip arkadaşlarım burda olduğum süre zarfı ne kadar olur bilmiyorum ama onlarla çalışıcam farkındaysanız ve hepsiyle komşuyuz. Kaldıki Kaan Komutanı çok sevdim bizim kızlarda sever eminim. Yani abartılacak bişey yok". "İyi size iyi kadın günü yapmalar. Ben gelmem." "Gelseniz şaşardım zaten böyle insanlara karşı üsten bakmak, duygusuz olmak, insan ilişkileri sevmeyen biri olarak gelmenizi beklemedim zaten. Bende sizi nezaketden davet ettim. "Sumru haddini aşma". "Resmiyetde doktoru tercih ederim". "Sen neden geldin noldu?. O adammı mesaj attı?". "Bir önemi yok yani çokta önemli birşey değil " diyip tam odasından çıkıyordumki beni kolumdan tutup kendisine hızla çevirdi çok yakın olduk böyle olunca. "Bırakır mısınız Yüzbaşım?" "Doktor ne oldu bak söyle. O adam mesaj attı dimi?" "Evet attı ve senin yüzünden iyice başım belaya girdi iyice bana sardı. Şuan hırslandı bence nasıl sevgilisi olur diye çünkü o bugüne kadar hep seni bekleyeceğim zaten hayatında kimse yok diyordu. Şimdi hırs yaptı başıma bela olacak" diyerek ağlamaya başladım. "Ver şu telefonu " telefonu uzattım yazdığı mesajları okudukça yüzü değişik şekillere girdi aşırı sinirlendi. " Lavuğa bak ya banamı günümü gostericekmiş. Ne zaman gelir tahmini bu şeref yoksunu çünkü ağzını burnunu kırmak için sabırsızlanıyorum. " Hakan ne gelmesi saçmalama bu adam tehlikeli ve ben korkuyorum." "Şuan korktuğun için Hakan dediğini düşünüyorum . Yüzbaşı tercihim." "Off şuan sorun bumu korkuyorum diyorum bana birşey yapabilir. Çünkü artık sevgilim var sanıyor." "Korkma sevgilin var sanıyorsa, var saydığı sevgilinde seni korur." diyince bana kal geldi. Bu yüzbaşı cidden ayarsız hiç ayarı yok. Tam kalkıp gidecekken, "akşam benimle eve geliceksin şu ara tek olma bu şeref yoksunu gelebilir. Birde al şu telefonu bana numaranı ver sıkıntı olursa ararsın." "Kaan Komutanı ararım sonuçta oda hemen yan dairede." "Doktor uzatma yaz numaranı" diyince alıp yazıp çıktım. Çıkınca bir numara çaldırdı. Sanırım bizim kaba Yüzbaşı. Ve aynı o şekilde de kaydettim. Hakettiği gibi. Akşam birlikten çıkarken bahçede arabasının önünde beni beklediğini gördüm. Gözlükte takmış çok yakışıklı duruyordu. Böyle kaba saba huysuz biri olmasa bence daha güzel bir bağ olabilirdi aramızda. Aman neyse ne yapalım kibar naif birini bulana kadar kısmet aramaya devam. Böyle kaba saba birini asla hayatımda istemem. Arabaya binip lojmana doğru yola çıktık. İnerken birlikte "o şeref yoksunu mesaj atarsa bana haber ver". "Emriniz olur komutanım" diye söylenip binaya girdim. Kızlar benden önce hazırlıklara başlamış bile. Delal limonlu cheesecake bile yapmış. "Keşke zahmet etmeseydiniz ben bizim soydaş'a kitledim tatlıları." diyip gülüştük. Akşam ilerleyen saatlerde tüm ekip geldi hepsi değişik değişik tatlılar almış. Gözüm istemsizce Hakan'ı aradı ama yok gelmemiş kaba herif. Kaan sanırım anladıki; "Soydaşım komutanımın işi varmış gelemedi " dedi. Külli yalan işi felan yok. Ben soğuk nevaleyim kimseyle işim olmaz demiyorda. Ekip gelince kızlarla tanıştı. Tam tahmin ettiğim gibi Delal'le Kaan süper anlaştı. Tahmin etmiştim iki deli bir araya gelince diğeri değneğini saklarmış misali. Baya kanka felan demeye başladılar birbirlerine. Meriç'le Hazal'da çok güzel sohbet ediyor. Bizim Hazal zaten tam narin çiçek, yani onun sohbet edebileceği tek kişide Albay oğlu olurdu doğru. Hazal'la Delal'i gören asla kardeş demez bu kadar iki zıt karakter. Herkes sohbet muhabbet ederken bende Yüzbaşı'mızıza mesaj attım. Ben: Keşke gelseydin biz adam yemiyoruz. Kaba Yüzbaşı: Sana boş muhabbetleri sevmediğimi söylemiştim. İşim olmaz kadın günü konseptli yerlerde. Ben: Ya sen şuna ben yaşlıyım kafam kaldırmıyor desene. Kaba Yüzbaşı: Doktorrrrr!!!!!! Ne yaşlısı ben daha 30 yaşındayım. Ben: Bana göre yaşlısın. malum ben 25 yaşındayım. Senin ekipte senden bir kaç yaş küçük ayrıca ruhları genç. Senin içine Darülaceze kaçmış. Neyse sana evde tek başına iyi takılmalar. yazıp çıktım. Kudursun şimdi. Aradan 5 dk gecmediki kapı çaldı ben bakarım diyerek gidip açtım hop banko Yüzbaşı'mız gelmiş. "Hoşgeldin Yüzbaşım aa pardon Hakan noldu evde tuz felanmı kalmadı." "Bende davet edilmiştim diye hatırlıyorum" "Evet ama sende böyle ortamları sevmediğini söylemiştin, bende doğru yaşlılara göre olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum". dememle kolumdan tutup duvara yasladı. "Ne yapıyorsun bıraksana delimisin sen?" "Sus Sumru bir daha bana yaşlı felan deme cidden kötü olur". "Aman tamam be demem. Ne tür bir delisin sen ya." diyip içeriye geçtik. Ekip görünce çok şaşırdı. Komutanım işiniz vardı felan dediler. Oda bitti geldim felan dedi zırvaladı. Ben kahve yapmak için mutfağa geçtim herkes kendi alemindeydi çünkü. Arkamdan oda mutfağa geldi. "Sade " dedi. Donuk bakınca "kahvemi sade içiyorum, sormadın da onu söylemeye geldim." Kafa salladım sadece. Az önce tuttuğu kolum acımıştı. Ayarsız sanki karşısında kendi gibi güçlü biri var hafif tutması bile nasıl ağır. Kolumu ovaladığımı görünce yanıma geldi. "Özür dilerim Sumru ben canını yakmak istemedim." "Önemli değil Yüzbaşım geçer birazdan". "Sivildeyken farkettim de bana sinirlenince Yüzbaşı diyorsun." "Bilmem olabilir sinirlenmişimdir belki." İçerden Delal'in sesini duyduk. Hadi gelin bu güzel gecenin anısına fotoğraf çekilcez diye. İçeriye geçtik masanın etrafına hepsi toplanmış. Delal tripotu ayarlıyordu. Bizimki yine uyuzluk yaptı." Siz çekilin ben çekilmem" diye. Bende iyice can damarından vurarak; " bencede biz gençler olalak çekilelim ekip" diyince neyi ima ettiğimi anladı ve yanıma geldi. Fotoğrafa girdi. O gelince ben biraz öteye kaydım. Delal ayarladığını peş peşe bir kaç tane çekeceğini söyledi . Ben biraz daha uzaklaşınca Yüzbaşımız belimden tutup çektiği gibi ona çok yakın bir şekilde fotoğraf çekilmemizi sağladı. Bu adam ayarsız cidden sağı solu belli değil. Bir sapığıma sevgilisiyim diyor, kolumdan tutup hırpaladığı günün ilerleyen zamanında belimden tutup kendine doğru çekip fotoğraf çekiliyor. Gerçekten anlayamadım. Gece çok eğlenceli bitmişti hepsini uğurladık ortalığı toparlayıp yattık. Yarın ekip operasyona çıkıyor. Aslında bende gidecektim ama Albay tehlikeli bir operasyon olduğunu benimde daha çok yeni olduğum için birlikte kalmamı söyledi. İnşallah hayırlısı ile gidip gelirler. En çokta kaba Yüzbaşı aklımda içimde kötü birşey var sanki. 'Operasyon" -Yüzbaşı Hakan Koçak - Dün gece komşularımızın evinde kahve fasılı yapıp bayağa keyifli vakit geçirdik. Sumru biraz sinirlerimi bozsada bana yaşlı felan diyerek yinede eğlenceliydi. Bu kız bazen beni çok kışkırtıyor. Bu asi ve bana kafa tutan halleri çok s***i duruyor. Neler düşünüyorum kendime kızıyorum. Geçen mini etekle işe geliyordu içimden kıskandım ama başka şeyleri bahane edip arabayla benle gelmesini istedim ama bana kötü döndü. İyice kızdı bana. Birde belası Zafer diye bir p*ç çıktı. Kızın peşinde olduğunu öğrenince sinir beynime çıktı. O anlık boşlukla sevgilisiyim felan dedim. Sabaha operasyona çıkacağız inşallah Sumruyu'da görürüm umuduyla birliğe geçtim. Oradaydı benim timin yanına gidince oda geldi. Herşey hazır yarım saate çıkacağımızı söyledim. Gözleriyle kaçamak bakıyor anlıyorum. Yanıma gelip, "Yüzbaşım dikkatli olun hepiniz Allah'a emanet olun " dedi . Hazırlıklar tamam olunca askeri araçlara binip yola çıktık. -Sumru Kaya- Timi uğurlayınca içimdeki sıkıntı dahada çoğaldı. Aklımda Hakan'ın giderken arkasına dönüp bakışı kaldı. Kaba herif ne kadar kızsamda şuan operasyona gidiyor diye onun için telaşlanıyordum. Akşam oluyor işlerim bitince eve geçtim. Kızlar yemek yapmış yedim ortalığı toparlayıp duşa girdim. Ama hâlâ içim çok sıkkın. Aklıma gelenle mesaj attım hemen. Ben: Ne yaptınız Yüzbaşım sizi ve timi merak ettim umarım iyisinizdir. yazdım ama sadece tek tık oldu. Bir saate yakın bekledim ama mesaj iletilmedi. Muhtemelen telefon çekmeyen bir yerdeler. Bende yorgunlukla uyuyup kalmışım. Gece telefonun mesaj sesine uyandım. Bakınca Hakan'ın mesaj attığını gördüm. Kaba Yüzbaşı: Timde bende iyiyim. Teşekkürler. Sadece bu kadarmı ya teşekkürlermi. Ben onu burda merak edeyim o sadece teşekkür etsin. Ben: Bende iyim Yüzbaşım teşekkürler. Kaba Yüzbaşı: Sumru sen şuan inşallah tirip felan atmıyorsundur. Çünkü dağın başında teröristlerin cirit attığı bir ortamda en son isteyeceğim şey bile değil bu tirip muhabbeti. Ben: Yok Yüzbaşım ne tiribi. Sizleri çok merak ettim sadece sağ salim gelin hepiniz. Kaba Yüzbaşı: Neyse Sumru çok boşa konuşacak vakit yok. Timden uzaktayım yanlarına gitmeliyim. Ben : Peki. Yazıp sadece çıktım bazen öyle bir kırıyor ki insanı. bilerekmi yapıyor anlamıyorum. Nedense istemsizce ağladım. O gece bizim evde çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Yüzünü okşadım neden böyle yapıyorum anlamıyorum ama kendine gel Sumru bu adamdan olmaz bu adam senin hayallerindeki adamın yakınından dahi geçmiyor üzülürsün kızım diye kendimi dizginlemem gerekiyor. Uzak durmakta fayda var. Sabah olunca kalktım yine işe gittim. Albaya haber varmı diye sordum ama hiç birinin telefonunun çekmediğini telsizlerle irtibata geçtiğini söyledi. Hakan'ada artık mesaj atamıyorum çünkü beni üzüyor üzülmek istemiyorum. Aklıma gelenle bende Kaan'a mesaj attım. Ben: Soydaşım nasılsınız sizi çok merak ediyorum. Tam kadro eksiksiz gelirseniz size çok güzel bir ziyafet çekmeyi planlıyorum. yazdım ama asla iletilmedi. İyice merak ediyorum. Allah'tan bugün haftanın son günüydü. Hafta sonu daha sakin bir şekilde evde dinlenirdim. Akşam olunca eve geldim telefondan mesajlara baktım ama yok Kaan'a iletilmemiş. Gözüm bir kaç altta mesajlarda adı gözüken Hakan'a kaydı. Profil resminden bile kamuflajlı halini görünce içim kötü oldu. Ertesi gün oldu hâlâ mesaj iletilmedi. Delal'le konuştum oda hiç Kaan'la görüşmemiş mesaj atmış ama onunkide iletilmemiş. Haber alamadıkça iyice huzursuz oldum. Hakan'a yazamıyorum. Zaten telefonları çekse Kaan bana cevap verir. Böyle böyle pazartesi oldu. Tekrar uyanıp işe gitmek için yola koyuldum. Belki Albaydan bir haber alırdım. Birliğe giriş yapınca Albay'ı telaşlı gördüm ne olduğunu sorunca, Timin döndüğünü ama Yüzbaşının yaralı olduğunu söyledi. Hastaneye gidiyordu bende gitmek için kendisinden onay aldım ve birlikte gittik. Bütün tim burda ama bitek Hakan yok gözüm onu aradı. Kaan'ı görünce ona sarılıp üstüne başına baktım kir toz pas içindelerdi resmen. "Kaan ne oldu? Yüzbaşı nasıl?" "Sakin soydaşım büyük birşey değil omzundan yaralandı. Komutan için bu devede kulak." "Off Kaan saçmalama adam vurulmuş." "Tamam soydaş paniğe gerek yok cidden iyiydi. Kurşunu çıkartmak için aldılar ameliyata. Biraz zaman geçtikten sonra ameliyathane kapısından çıkan doktora doğru koştuk. Kendimi tanıttım Doktor olduğumu belirttim. Sağolsun hocam gerekli hem tıbbi bilgileri ve genel bilgileri verdi. Birazdan odaya alırlar ve görürsünüz dedi. Bu gece burda kalıcak yarın taburcu olacaktı. Hakan'ı odaya aldılar. Bütün tim ve Albay yanına girip geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Albayın işi olduğu için gitmek zorunda kaldı. Çocuklar biriniz yanında refakatçi kalırsınız diye belirtti. Meriç kalacağını söyledi. Herkesi yolladı çünkü onlarda çok yorgundu kaç gündür operasyondaydılar. Meriç; " Sumru ben bi kantine insem sen biraz burda durabilirmisin komutanımın yanında. Yiyecek birşeyler alıp geleceğim" dedi. Bende başımla onayladım. "Hakan nasılsın ağrın varmı? Doktorundan bilgileri aldım bir kaç dikişin var. iki gün duş alamayacaksın. Sonra bir haftaya dikişleri aldirabilirsin." "Tamam abartma Sumru ". "Yüzbaşım ben telaş yaptım. Korktumda o yüzden yani." "Korkma Sumru, telaşta yapma ben alışığım bu ilk değil sonda olmayacak. Yani Doktorluk nutuğunu bana atmana gerek yok." Bu adam yine beni kırıyordu. Ben s***k gibi onu merak edip yanına geldim. Aptalım ben aptal. Akıllanmam ben. Meriç gelince; Haydi görüşürüz Meriç ben çıkıyorum." "Sumru kalsaydın biraz daha" "Yok bana fazla gerek yok. Hem sizin bu ilk değil alışkınsınızdır." diyip çıktım. Yol boyu eve gidene kadar kendime sinirden sövdüm. Yolda sinirle giderken birine çarptım ama hava kararmıştı pardon diyip yüzüne bakmadan ilerledim. Eve gidip deli gibi ağlamak istiyorum. Aptallığıma, salaklığıma, akılsızlığıma. Eve gelince kızlara sarılıp ağlamaya başladım. Kızlara durumları anlattım onlarda Hakan için endişelendiler ama iyi olduğunu duyunca ikiside rahatladı. Ben hâlâ s***k gibi ağlıyordum. Delal; Kuşum sen bu Hakan'a aşık olmuş olabilir misin?." " Delal saçmalama ne diyorsun? kafayı mı yedin sen?" "Kızım o zaman niye ağlıyorsun defol et. Ne hali varsa görsün. Çokta kıçımızda yani. İyilikten anlamıyorsa muhattap olma." "Sinirden ağlıyorum Delal, aşktan değil korkma. Neyse ben yatıyorum galiba regl olucam ağrımda var." Hazal; Kuzum hemen ilaç al senin zor geçiyor bak biliyorsun. "Alıp yatıcam zaten hemen." Sabah uyandığımda regl olmuştum. Ağrımda vardı. Kızlar çoktan gitmişler. Bu halde birliğe asla gidemezdim Albay'a mesaj attım rahatsız olduğumu söyledim. Kalkıp kahvaltı yapıp ilaç almak en doğrusuydu. Tam mutfağa geçerken kapı çaldı hemen açınca Meriç'le Hakan'ı gördüm. Meriç çıktıklarını söyledi ve hemen birliğe gitmesi gerektiğini Komutanlarına çorba yapıp yapamayacağımı sordu. Zor bela ayakta duruyordum ama yinede yaparım dedim. Ben yine nezaketden geçmiş olsun Yüzbaşım dedim. Bana bakıp; "Sumru iyimisin? biraz rengin soluk gibi." "İyiyim Yüzbaşım ben çorba hazır olunca size bırakırım." diyip içeriye girdim. Hemen yayla çorbası yaptım hızlı bir şekilde ve ağrım iyice artmıştı. Hazırlayıp tepsiye koydum ve karşı daireye geçtim. İkinci çalışta açtı kapıyı. Hoşgeldin diyerek beni içeriye aldı. Mutfak masasının üstüne tepsiyi bıraktım tam çıkacaktım ki kolumdan tutup; "Sumru neyin var, hiç iyi gözükmüyorsun." "Rahatsızım biraz ama iyi olurum önemli değil " "İstersen hastaneye gidelim." " Gerek yok buda benim ilk ve son yaşadığım şey değil genelde her ay yaşıyorum. Doktor olarak nutuk çekmek gibi olmasın ama yapabilecek pek bişey yok malesef bunu çekmek zorundayım. En olasılık ağrı kesici ve çok çok serum yani ben kendime ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Doktorum ya hani". "Anladım tamam sen şu her ay olunan şeyden olmuşsun." "Sanane ney olduysam oldum." "Sumru sakin ol biraz." "Neyse ben gideyim sen çorbanı iç" dememle karnıma birden bıçak saplanır gibi Ağrı girince karnımı tutup iki büklüm kıvrandım. Hakan hemen tek koluyla beni tutup koltuğa oturttu. "Sumru iyi değilsin Meriç'i arayalım gelsin Hastaneye gidelim." "Sana gerek yok dedim anlamıyor musun? neyini zorluyorsun be adam." "Sumru bak ayarlarımla oynama ne oluyor durduk yere sana." "Durduk yere mi ya sen iyimisin tanıştığımız dan beri sürekli bana ayarsız davranıyorsun. Sürekli bı laf sokuyorsun. Beni rencide ediyorsun sence durduk yere mi. Ben sana yakın olmak istedikçe sen duvar örüyorsun. " diyerek ağrımında verdiği acıyla ağlamaya başladım. Kollarıyla beni tutarak kendine bakmamı sağladı. "Sumru bana yakın olma. olmamalısın. Ben ateşim Sumru kendimle birlikte yanımdaki herkesi yakarım. Ben hiç sevgi görmeyen bir anneden olmuşum. Hiç sevgi görmeyen bir çocuk olarak doğmuşum büyümüşüm o yüzden bana yakın olma. Benden uzak dur yapma. Sen üzülürsün ben karşımdakini üzerim." "Öylemi diyorsun Yüzbaşım " "Evet Sumru benle iyi olmaya bana yakın olmaya çalışma." " O zaman beni bu burda son görüşün karşına çıkmamak için emin ol elimden gelen herşeyi yapıcam hoşçakal Yüzbaşı." diyip o evden ağlayarak çıktım. Artık Hakan'ın yüzünü dahi görmek istemiyordum. Beni bu akşam kalbimden bıçakladı ne kadar inkar etsemde ona karşı ilgim vardı ama bu akşam bütün kalbime kurşun sıktı. Yapacak bişey yok sitem etmeyede hakkım yok. Hayatta herşey kısmet. Eve gelip Özcan Deniz'in o şarkısını açıp açıp dinledim. Yangın her aşkın yolu Sevdim, gördüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı haram ettim. 'Mesafe' -Sumru Kaya- Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım. Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum. "Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?" "İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük. "Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi." "Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi." "İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz." Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi. "Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi. "Nasıl oldun Sumru?" "Sizene" "Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın." "Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor". "Sumru derdin ney?" "Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum." "Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?" "Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı." "O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun." "Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti. "Musaitmisiniz Doktor hanım" "Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş. "Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir." "Tamam sen yap pansumanı." Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım. "Biraz acıtmış olabilirim". "Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak." "Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu. "Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım." "İşte böyle senin gibi olamaz" "Sumru bak benim damarıma basma" "Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? " "Sumru sen cidden çok dik başlısın." "Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte." "Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma" "Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi. Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım. Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel". "O o burda " "Kim Sumru burda?" "Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu. "Bu şeref yoksunu kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu. "Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. gö'ğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım. "Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni k*******n senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. " "Sumru!!! kendine gel kapat çeneni." "Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı. "Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım. "Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana." "Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma." "Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum." "O zaman bende gelirim tek kalamazsın". "Hayır tabikide ben kendim giderim." "O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın." "Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi. Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi. "Kızlar gelene kadar yanında kalacağım." "Sakın gitme olurmu Yüzbaşı" "Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi." "Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum." "Tamam hadi sen uyu ben burdayım." Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım. "Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim. "Sen uyanık mıydın?" "Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru". "Anladım" "Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen" "Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum." "Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum." "Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?". "Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?." "Durucaksın Sumru olmaz." "Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun." "Sumru senin derdin ney?" "Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?" "Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun." "Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ". "Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim". Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi gö'ğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana." Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı. "Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı. Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?". " Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık. 'Kalbim Acıyor ' -Hakan Koçak- Sumru'nun evinden kendi evime geçince duvarları yumruklamaya başladım. Kızı arkamda gözü yaşlı bıraktım. Ben uyurken söyledikleri sonra bana söyledikleri ben adı herifin tekiyim ama uzak durmamız lazım. Olmaz ben kimseyi sevemem. Ben sevilmeyen ötelenen bir çocuk oldum. Babam denilen şeref yoksunu anneme bedensel sаldırı etmiş. Annem o yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulmuş. Aneannem ve dedemde hasta pek anneme destek olamamışlar . Köylü halkı anneme acıyıp hep bakmışlar. Köydeki ebe doğumunu yapmasını sağlamış. Anaanemle dedemde vefat edince annemin akıl sağlığı bu çocuğa bakmaya yetmiyor diye beni 3 yaşında devlet korumasına almışlar. Anne baba bilmeden sevgisiz büyüdüm. Çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Annem benim varlığımı bile unutmuş ben elinden alınınca iyice aklı gitmiş hastahaneye yatırılmış. Sonra öğrendim ki bu kadar acı ve üzüntüye dayanamayıp kötü hastalığa yakalanmış 2 ay sonra vefat etmiş. Bunların hepsini asker olunca elimdeki imkanları devreye sokunca öğrendim. Ben böyle sevgisiz büyüyen bu şekilde yetişen biri oldum. Kimse bizi sevip başımızı okşamadıki. Ben şimdi birine hele Sumru'ya nasıl o sevgiyi verebilirim. Bana o ağlayarak bakan gözlerine nasıl sevgi veririm. Ben ona bu haksızlığı yapamam. O belliki çok sevilmiş ilgi görmüş karşısında da onu bekliyor. Benden bu şekilde tavır gördükçe üzülüyor farkındayım. O yüzden uzak durmak en iyisi ben sevemem ben ona istediğini veremem. Ben onun için yanlış adamım oda zamanla anlayacak bunu. Sabah uyanıp işe gitmek için tam evden çıkarken kapıda Sumru ve kuzenleriyle karşılaştım. Kuzenleri selam verdi ama o asla tek kelime etmedi. Hem neden etsinki kıza neler dedim. Ama biran yüzünü gördüm allak bullaktı. Ağlamaktan gözleri şişmiş hep. İçimden kendime bir dünya sövdüm. Neden cesaretli olamıyorsun Hakan diye. Neden biraz olsun sevmeyi denemiyorsun diye. Ama olmaz ben onu üzerim. Benden uzak dur dedim ama birlikte felan onun o gözlerini gördükçe nasıl uzak duracağım bilmiyorum. Ama mecburum. Önden çıkıp gitti arabayla gel desem gelmez benimde zaten böyle birşeyi teklif etmemem gerekiyor. Arabayla yanından geçtim. Birliğe girince Kaan'ı gördüm. Sumru gelince odama gelsin direk diye direktif verdim. 10 dk sonra Sumru geldi. Gözleri şişmiş kıp kırmızı kızı ne hallere soktun Hakan. Ben senin... neyse kendime olan sinirimi başka türlü atarım. "Doktor öğleden sonra ilkyardım eğitimi var. Konferans salonu hazır. Başka bir eksik varsa söyle. Benimde olmam gerekiyormu?" Hiç iyi durmuyordu başı dönüyordu sanki.Zoraki konuştu benimle. "Yok herşey tamam birşeye ihtiyaç yok. Sizinde katılmanıza gerek yok. " diyip önündeki sandalyeye doğru zor bela tutundu. "Başım dönüyor" demesiyle ben yerimden fırlayıp onu tuttum. Tutmamla kollarıma bayıldı. -Sumru Kaya- Gözlerimi zorlayarak açınca kendimi hastane odasında buldum. En son birlikteydim iyi değildim ama ne oldu bana bilmiyorum. Koluma bakınca serum takılı olduğunu gördüm. Sağıma doğru bakınca Hakan koltukta oturuyor telefonuyla ilgileniyordu. Aşırı susamış hissediyordum kendimi. Su diye mırıldandım. Sesimi hemen duyup yanıma geldi. "Sumru iyimisin nasıl oldun?. Doktoru çağırayım mı?." "Su istiyorum Hakan boğazım yanıyor sanki" dememle hemen getirdi, bana suyu içirdi. Ne oldu bana diye sorunca anlattı. Onun odasında bayılmışım ambulansla beni hastaneye getirmiş. Bir kaç gün önce regl olmam birde stresli olmam kaynaklı vücudumdaki bazı değerler düşmüş ve strese bağlı bayılmışım. Anladım. bir kaç kez daha böyle olmuştum. Okulda dersler yoğun ve stresliyken. " Şimdi niye böyle stres yaptın, yapma Sumru bak kendine zarar veriyorsun. Çok kötü bir halde seni buraya getirdim. Ama birazdan çıkacağız doktor uyandıktan bir saat sonra çıkabilirsiniz dedi" "Teşekkürler Hakan benimle ilgilendiğin için. Dün akşamdan sonra karşıma çıkmayacaktın o yüzden şaşırdım." "Sumru onla bu bir değil. Bunu kim olsa yapar. Yani sen olmasan başkasıda bayılsa ben aynı şeyi yapardım." "Herkes gibisin yani diyorsun" diyince güldük. "Biraz daha dinlen, serumun da bitsin çıkarız " Ben biraz daha yattım serum bitince Hakan çıkarttı. Benim hazırlanmama yardımcı oldu. Hastaneden çıkıp onun arabasına bindik." Ee ambulansla geldik demiştin." "Meriç'ten istedim o getirdi." "Anladım". Lojmana gelince arabadan da inmeme yardımcı oldu binadan içeriye girdik. Çantam neredeki anahtarım onun içindeydi. "Sumru sanırım çantan birlikte kaldı o anki panikle hiç aklımıza gelmedi." "Ee Hazal sağlık ocağında, Delal'de okulda. Birliğe gidip çantamı almamız lazım." "Gerek yok benim eve geçelim sen yatıp dinlenirsin. Kızlar gelince geçersin eve." "Yok gerek yok. Sen beni beş dk birliğe götürüp getirsen olmazmı. Çantamı alırım." "Sumru saçmalama zaten yorgunsun. Biran önce yatıp dinlen. Ben Kaan'a haber vericem akşama çantanı getirir. " "Tamam "diyerek onun daireye geçtim. Cidden çok yorgunum dinlenme şart. Ben salona doğru geçince " yok koltuk olmaz pek rahat değiller, sen benim yatağıma geç dinlen. Nevresimler temizdir." "Yok önemli değil ama koltukta yatarım zaten bir kaç saat idare ederim." "Sumru sana ne diyorsam onu yapar mısın?". "Peki tamam bunada tamam" diyerek odasına doğru götürdü beni. Uzanmamı sağladı. "Ben şimdi sana çorba yapacağım onuda içince vitaminlerin var onları iç. Yoksa birlik doktorsuz kalacak " diyerek güldü. "Sen makarna ve tosttan başka bişey biliyormusun?". "Ehh işte yapıyoruz bişeyler. Umarım zehirlenmessin" diyerek mutfağa gitti. Dünkü bunları diyen adam sanki başkasıydı, şimdiki adam başkası. Hangisi gerçek Hakan bilmiyorum hangisi o cidden kestiremiyorum. Tam mayışmışken, çorbayı getirdi. "Kalk bakalım sana tarhana çorbası yaptım. Kaan'ın annesi hepimize memleketten yollamıştı bir işe yaradı." Ben gülerek" zehirlenmem demi bak daha yeni çıktım hastaneden." "İnşallah yani umuyorumki sıkıntı çıkmayacak " diyince kaşığı aldım içmeye başladım. "Hımmm fena olmamış Yüzbaşım". "Bak buna sevindim demekki becerebildim. Artık kendimede yaparım." Çorbam bitince tepsiyi aldı yine yanıma geldi yatağın kenarına doğru oturdu. Bende iyice dikelerek ona daha yakın oldum. "Nasılsın daha iyimisin ben şimdi ilaçlarınıda getiricem içersin." İyiyim Hakan. Sadece kalbim acıyor. O nasıl iyi olacak bilmiyorum. Dün akşam yerle bir oldu. Nasıl toparlanır o bilmiyorum. Hangi serum hangi vitamin iyi gelir hiç bilmiyorum. Bir doktor olarak bu konuda sıfır bilgi sahibiyim. Bana hep doktorluğumla ilgili nutuk çekiyorsun diyorsun ya bu konu hakkında çekecek bir nutuğum bile yok." dedim ve ağlamaya başladım. "Sumru ne olur ağlama bak yeni toparlıyorsun." "Hakan ben şuan ne yapıcam bilmiyorum. Ben buraya ne umutlarla geldim ama şuan benim kalbim acıyor ben nasıl yapıcam bu halde buralarda. İstanbul'a gerimi dönsem diyorum ama o kadar emeğim var çalışıp atandım bu hiç kolay değil. Ne yapıcam bilmiyorum. Ama burda kalırsam da mutsuz olucam onuda biliyorum." "Sakın Sumru sakın mesleğini kariyerini bir hiç uğruna böyle birşeyin içine sokma." "Hiç mi olarak görüyorsun?". "Sumru bak seni kırmak istemiyorum yemin ederim istemiyorum ama sen çok naifsin bir o kadarda deli dolu. Ben seni üzerim, ben kimseyi sevemem anla benide." "Neden ama Yüzbaşım. Bence kalbinde öyle güzel bir merhamet varki bunu saklıyorsun." "Sumru yapma nolur." diyince ben ona yaklaştım. "Bişey yapmıyorum sadece kendine bir şans ver bu kadar kötü gözükmek zorunda değilsin diyorum". diyince iyice yanaştım ona oda bana doğru yanaştı. Elimi yanağına doğru koydum daha çok dudaklarına doğru yanaştım. Biraz daha yaklaşınca dudaklarından onu öptüm. İlk karşılık vermedi ama ben biraz daha öpünce oda bana karşılık verdi ve öyle böyle değil baya hırçınca beni yatağa doğru yarım yatırdı hatta. Üstüme doğru bayağa eğildi. Bende ellerimi saçına geçirip iyice kendime doğru çektirdim. Bir elini belime atınca inledim. Sonra birden durdu. Alnını alnıma dayadı. "Sana yapma dedim ben zor biriyim olmaz bizden. Ben seni üzerim bunu neden yaptın Sumru." diyerek ayağa kalktı. " Bu anı unut olmadı farzet tamammı. Bak olmaz biz olamayız ben kimseyi sevmem üzerim. Ben biriyle olsam bile bir gecelik sevişip bırakırım." Böyle diyince sinirle ayağa kalktım ben bu adama duygularımı söyledim o biriyle olursamda tek gecelik olur dedi. Bu beni ne saniyordu. Ben ağlamaya başladım. "Hakan sen şuan şu dediklerinde ciddimisin. Biz az önce öpüştük sende istedin. Ama şimdi bana ne diyorsun sen beni ne sandın. Tek gecelik bilmem ney. Ya sana duygularımı anlatmaya çalıştım tamam istemeyebilirsin ama saygı duyabilirdin. Seni o kadar yanlış tanımışım ki, kendimden nefret ediyorum. Sen nasıl adi bir adamsın. Senden etkilenen bu kalbimi söküp atmak istiyorum. Hani dün demiştin ya bana benden uzak dur diye. Haklısın Yüzbaşı biz uzak duralım. Daha ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Benden uzak Allah'a yakın ol. Ama sanada yine duam inşallah Allah o kalbine biraz sevgi ve merhamet verir. Ve bide İnşallah olmaz ama inşallah sende birgün seversin ve birinden bir yudum sevgi dilenirsin. Belki beni o zaman anlarsın". diyip çıktım evden. Anahtarım yok ama olsun birliğe kadar gidip çantamı alıp döneceğim. Benim için Hakan defteri kapandı. Yolu bahtı açık olsun. İnşallah birgün gerçekten sever. Beni öpünce biran umutlanmıştım ama adamın kafasındaki düşünceler bam başkaymış.
Hakan Yüzbaşı'na aşıktım. Ama o, duygularıma "tek gecelik ilişkiler" diyerek karşılık verdi. Her bakışında beni yok sayıyor, her sözüyle kalbimi kırıyordu. Ta ki o geceye kadar... Bir anlık zayıflıkla dudaklarım onunkine değdi. İlk başta direndi, ama sonra... Bana karşılık verdiği gibi değil, bir fırtına gibi beni sardı. Beni yatağa doğru yatırdı, ağırlığı üzerimdeydi. Bir eli belimi sıkıca kavrarken, diğeri saçlarıma dolaştı. "Sana yapma dedim," diye homurdandı nefes nefese, alnı alnıma dayalı. "Ben seni üzerim." Ama bedeni tamamen farklı bir şey söylüyordu. Nefesinin sıcaklığı boynumda, kasılmış vücudu benimkine yapışmıştı. "Sen benim doktorumsun," diye fısıldadı dudaklarıma çok yakın, "benimse kalbimde kurşun var. İkisini de... iyileştirebilir misin?" ------- 'Yeni Başlangıç ' -Dr Sumru Kaya - Bu ünvanı alabilmek için yıllarca çok çalıştım. üç amca kızı hayalimiz vardı üç kuzen okuyup atanıp aynı yerde çalışacaktık. Sonunda hayalimiz gerçek oldu. Kuzenlerimle birlikte Iğdır-Tuzluca'ya atandık. Ben Tuzluca Askeri Birliğine Birlik doktoru olarak. Kuzenim Hazal Kaya mahalle sağlık ocağına hemşire olarak. Hazal'ın kardeşi diğer kuzenim Delal Kaya'da okul öncesi öğretmeni olarak. Hayallerimizi birbir yaşıyoruz. Delal bizden önce gidip orda bize eşyalı bir lojman tuttu genelde askerlerin kaldığı. Herşeyi ayarladı evi temizleyip eşya düzenlemesi yapmış. Bizde yarın Hazal'la gidiyoruz. Aşırı heyecanlıyız çünkü hepimizin ilk görev yeri. Delal erken gittiği için çalışacağı okulu ve bizim de yerlerimize gidip bakmış. Hepsi çok yakın iç içe dedi. Ertesi gün uçakla Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanına indik. Bir taksiye atlayıp Delal'in bize attığı konumla oraya gittik. Hazal'la birlikte lojmanların önüne geldik. Birbirimize bakıp hadi bakalım gazamız mübarek olsun dedim. Ben yarın birliğe gidip başlayacaktım. Hazal'da iki güne başlayacaktı. Delal iki hafta sonra okullar açılınca başlayacaktı. Kalacağımız daireye çıkıp kapıyı çaldık Delal açtı büyük sevinçle karşıladı bizi. Heyecanla bize küçük ama huzurlu dairemizi gezdirdi. 2+1 çok minnoş bir evimiz vardı. Delal bize yemekte hazırlamış oturup yedik birlikte toparladık. Sağolsun bizden önce alışveriş temizlik herşeyi halletmiş. Yol yorgunu olduğumuz için duş felan aldık biraz ütü felan yaptık TV izleyip yattık. Benim için yarın çok heyecanlı bir gün. Yarın ilk doktor olarak işime başlıyorum. Çok mutluyum çok. Sabah olunca uyanıp hemen hazırlanmaya başladım. siyah havuç pantolon üstüne dar beyaz gömlek topuklu ayakkabı giydim. Saçlarımı hafif maşa yaparak birazda makyaj yaptım. Delal birliğin çok yakın olduğunu yürüyerek 5 dkda gidebileceğimi söylemişti. Evden çıkıp birliğe doğru gittim. Birliğin önüne gelince kalbim yerinden çıkacak gibiydi kapıdaki görevli askere kendimi tanıttım. Oda Albay'ın beni beklediğini söyledi ve beni odasına doğru götürdü. Albay'ın odasını tıklatıp içeriye girdim. "Merhaba Albay'ım ben Doktor Sumru Kaya.Yeni görev yerim sizin birliğiniz sizlerle çalışmaktan onur duyacağım" diyip tokalaştım. Albay çok şirin tatlı birşey çokta babacan birine benziyor. "Hoşgeldiniz doktor hanım bende Albay Yusuf Yılmaz. Kendi komutanlarıma mesaj attım şimdi gelirler. Onlarla tanışmanı istiyorum çünkü genelde sahada onlarla çalışacaksın. " "Memnuniyetle Albay'ım siz nasıl uygun görürseniz." Kapı açıldı ve içeriye mankenlik ajansından fırlamış gibi boylu poslu kaslı 6 tane yakışıklı girdi. Vallahi dibim düştü desem yeridir. Delal burda olsa net hepsini ayarlardı. Albay yanıma gelerek; "Sumru kızım seni askerlerimle tanıştırayım " diyerek başladı. İlk sırada gayet yakışıklı hafif kumral tenli gözleri yeşil oldukça yakışıklı ama çokta sinirlice bakan kişiyle tanıştırdı. * Yüzbaşı Hakan Koçak * Üsteğmen Meriç Yılmaz *Teğmen Kadir Karaca *Teğmen Kerim Karaca *Uzman Çavuş Ali Bozkurt *Uzman Çavuş Kaan Kaya. Hepsiyle tokalaştım hepsi çok samimi bir şekilde karşılık verdi ama Yüzbaşı sanki babasını öldürmüşüm gibi bakıyor çok ters biri belli. Bende kendimi tanıttım Sumru Kaya diye. Ordan birden Uzman Çavuş olan Kaan Kaya söze atladı. " Doktor hanım biz sizle kardeş yada kuzen olabilir miyiz soyadlarımız tutuyor. Sizle soydaş olabilir miyiz? Adaş gibi düşünün." diyince ben güldüm "güzel fikirmiş Çavuş'um olabilir. Ama benle soydaş olursanız iki tane daha soydaşınız olacak çünkü ben iki kuzenimle buraya geldim." " Ooo bana uyar doktor bir sürü soydaşım olur ne güzel" dedi. Ben bu soydaşım Kaan'ı şimdiden çok sevmiştim. Matrak biri belli. Üsteğmen Meriç Yılmaz söze girdi; "Doktor hanım lojmanlardamı kalıyorsunuz yoksa evmi tuttunuz. ?" "Lojmandayız Teğmen'im. Hemen bu yol üstündeki ilerideki lojmanlar. "Aa bizim çocukların kaldığı lojmanlar hangi bloklardasınız?" "A blok Teğmen'im. Sizin çocuklar kim bu arada?" "Bizim çocuklar Kadirle Kerem ikisi kardeş onlar bir dairede, Ali ile Kaan bir dairede sadece Yüzbaşım tek kalıyor ve hepsi A blokta. Bizde ailecek lojmana yakın başka bir sitede oturuyoruz. Bu arada Albay benim babam. Ama birlik sınırları içinde asla Baba-oğul ilişkisi istemiyor." "Ya hepinizle komşuyuz ne güzel çok mutlu oldum." Donuk yüzbaşı ordan söze girerek; "yeter bu kadar laf beyliği hepiniz bahçeye." Bu yakışıklılığın karizmanın arkasından nasıl böyle kişilikte biri çıktı şaşırdım cidden. "Yüzbaşım ne güzel sohbet ediyorduk." "Sohbet etmeyin doktor hanım işinize bakın. boş muhabbet yapmak gibi vaktimiz yok bizim. Sizde gidin iki iğne yapın, ilaç felan yazın " diyip yüzüme dahi bakmadan çıktı. Hay ben senin gibi adamın kalıbına tüküreyim. Çattık iyimi. Bütün hepsi çıkınca Albay yanıma gelip, " Sumru o biraz böyle soğuk karakterli biri ama iyidir sen ona aldırma." "Yok aldırmadım Albayım. Ben artık gidip odamı gezeyim."diyip bir tane askerle odama geldim. Gayet düzenli tertipliydi. Bugün ilk gün olduğu için çok birşeyle ugraşmıyacağım yarın daha detaylı bakarım. Biraz hava alayım diyip dışarı çıktım. Bizim ekip dışarıda Kaan'ı görünce yanına gittim. Selam verdim ne yapıyorsunuz diye sordum. "İki güne kalmaz operasyona çıkacağız. Komutanım onun detaylarını konuştu soydaşım. İşte ufak tefek hazırlıklar yapacağız". "Anladım aman dikkatli olun soydaşım. Bu arada aynı bloktaymışız o zaman akşam seni diğer soydaşlarınla tanışma kahvesine bekliyorum. Bana telefon numaranı ver bakalım " diyerek telefonumu uzattım oda numarasını yazdı kaydettik birbizimizi. İkimizde soydaşım diye kaydedince istemsizce birbirimize gülüp baktık. Yanımıza sinirle gelen sevgili Yüzbaşı'mız; "Kaan senin işin yok galiba 10 tur birliğin etrafında koşmak ister misin?" diyerek soydaşımı uzaklaştırdı. Ya bu adam neden bu kadar kaba biri anlamadım. "Yüzbaşım neden böyle birşey yaptınız. Sohbet ediyorduk sadece." "Doktor sana boş işlerle uğraşacak vaktimiz yok demiştim neyini anlamıyorsun?" "Özür dilerim ben sadece.." "Tamam doktor hanım iyi günler " diyip gitti. Pis kaba saba herif ay ben bide bunu ilk görüşte beğendim felan ne kadar salağım ben. Çıkış saati gelince herkes hazırlandı çıkıyordu Albay bana seslendi yanında bizim kaba Yüzbaşı da var. Albay; " Sumru kızım ben bugün çarşıya geçiyorum yoksa seni lojmana bırakırdım ama Hakan arabayla gelmiş o seni bırakır". " Yok cidden gerek yok ben giderim hem sabahta kendim geldim" dedim ama Albay ısrar etti. Oda hemen emredersiniz diyerek yanıma gelip yürümeye başladı. Arabasını göstererek binmemi sağladı. Öne binip kemerimi taktım. Oda bindi yola koyulduk zaten 2,3 dk sonra lojmana geldik. İnerken teşekkür edip sohbetine doyum olmadığını söyledim. " Doktor sohbet etmeyi sevmem" "Onu anladık Hakan " " Hakan mı?" " Niye şaşırdın Hakan değilmi adın?" madem sen kabasın sana bende senin gibi davranırım. "Yüzbaşına ne oldu?" "Mesai saatleri dışında ve sivildeyken sadece Hakansın. Sende doktor demeyebilirsin bir adım var ve adım Sumru. Bende adımın söylenmesini tercih ederim." diyerek kukuman kuşu gibi bırakıp lojmana doğru ilerledim. Dış kapıdan zile bastım ama açan olmadı fazla yedek anahtar olmadığı için alamadım. Kızlar bugün çarşıya inip çektirecektiler.Telefonu çıkartıp Hazal'ı aradım nerde olduklarını sorunca Delal'in genelde Migren krizi tutar ve serumsuz asla geçmez yakındaki hastanede olduklarını söylediler yarım saate işleri bitermiş mecbur bekleyeceğim ne yapayım. Tam arkamı döndüm gidip banka oturayım diye hop bizim kaba Yüzbaşı ile burun buruna geldik. " Yavaş doktor aa pardon Sumru" "Pardon" diyerek tam gidiyordum ki "nereye neden eve gitmiyorsun ?" diye sordu. Ay isteyince nasıl da kibar olabiliyor. "Kuzenlerimden birisi rahatsızlanmış birlikte hastaneye gitmişler yedek anahtarımızda yoktu. Bende onlar evde olur diye güvenerek çıktım ama işte küçük bir talihsizlik oldu dışarıda kaldım." "Anladım hava biraz serin istersen gel, onlar gelene kadar benim evde dur". "Rahatsızlık vermiyeyim" "Sumru geliyormusun karnım aç ve kapının önünde takılacak hiç vaktim yok." "Tamam geliyorum" diyerek olduğu daireye çıktık. Dairesinin kapısını açınca çok şaşırdım çünkü bizim direk karşı dairemizdi. "Aa sen burda mı oturuyorsun? bizde karşı dairedeyiz" dedim. " İyi ne güzel işte bak bugün numarasını aldığın Kaan'da hemen yan dairenizde oturuyor". Niye bunu söylediki şimdi. Garip biri bu ya. Böyle yakışıklılığa böyle gariplik hiç olmamış hiç. Neyse içeri geçip salona oturdum. Elini yüzünü yıkayıp kamuflajlarını çıkartıp gelmiş siyah eşofman ve siyah t-shirt giymiş kasları felan belli oluyor o yeşil gözleri nasılda ortaya çıkmış. Sumru kendine gel kızım adam baya odun bişey kendini kaptırma. "Sumru ben mutfaktayım tost hazirlayacağım sende ister misin?". "Tostmu yiyeceksin?" "Evet Sumru ne bekliyorsun bekar bir adam ya makarna ya tost yapıp yer." "Ay çok banel benim iki kuzenim ve bende cidden çok güzel yemekler yaparız yani bu konuda çok iddialıyız. Bir akşam misafirimiz ol gelde iki güzel yemek ye." "Yok ben almıyım. Sen tost yiyormusun onu söyle." "Olur yerim. Ama bende yardım edeyim" diyerek mutfağa geçtik. Malzemeleri çıkartıp hazırlamaya başladı. Yardım edeyim dedim ama sen misafirsin otur dedi. Sonra hazırlayıp tostları getirdi. Yemeye başladık telefonuma mesaj geldi. İstanbul'da beni rahatsız eden peşimde dolanan mahallenin serserisi Zafer mesaj atmış gerçi mesaj değil roman yazmış. " Bu s***k benim bu numaramı yine nerden buldu acaba " diye içimden söylendim. "Noldu Sumru?" "Bişey yok " dedim ama çok huzursuz oldum. " Sen iyi değilsin yüzün beyazladı" " Ya çok önemli değil İstanbul'da mahalleden peşimde serseri bir çocuk vardı sürekli rahatsız ediyordu kaçıncı numara değiştirişim artık bilmiyorum yine bulmuş ve bana tehdit mesajları atmış." "Ne demek tehdit mesajları ver bakayım şu telefonu bi." "Tamam Yüzbaşım gerek yok hallederim." "Sivilde Hakan'ı tercih ederim ama şu telefonu ver." böyle diyince sinirden de gözlerim dolmuştu verdim telefonu. Bakınca mesajları okuyunca çok sinirlendi. " Başıma bela oldu buralara geldim kurtulurum diye ama baksana yerimi bile öğrenmiş birliğe kadar yazmış. Ya varya bir kocam yada sevgilim olsaydı herhalde vazgeçer peşimi bırakırdı. Sanırım ben bahtı karalıyım kimsede yok şunun ağzını kapatayım bir rahat edeyim artık." Biran telefonumdan birşeyler yaparak birini aradı ve hoparlöre aldı konuşmaya başladı. " Bana bak hаfif meşrep çocuğu bir daha Sumruyu ararsan senin leşini itlerin ortasına atarım." Zafer telefondan; " Sen kimsin lan y****k. Sumru nerde onu ver "dedi ama Hakan'ın gözleri döndü. "Lan döl israfı senin beynini si'kerim. Seni çıktığın deliğe geri sokarım. Bir daha aramıyacaksın dedim." "Sen kimsin lan yeminle oraya gelir seni öldürürüm." "Senin yolunu si'kerim eğer gelmezsen gel bakalım zaten yerinide biliyorsun. he bide bu arada ben Sumru'nun sevgilisiyim gel oğlum seni bekliyorum" dedi. Ben şok oldum benim sevgilim olduğunu söyledi Zafer'e. Şuan dona kaldım bakayım beni neler bekliyor. 'Ekiple Kaynaşma ' -Sumru Kaya- Hakan Yüzbaşının evinde telefonda meşhur sapığım Zafer' e onun sevgilisiyim diyince şok oldum. Pek konuşmadan kızlar arayınca eve geçtim. Dün birliğe gittiğim andan beri akşama kadar olan herşeyi noktasına virgülüne kadar anlattım. İkiside şaşırdı. Delal tabiki hemen Yüzbaşı yakışıklıysa hemen bana ayarlıyorsun yada diğerleri kuzen artık hangisi denk gelirse diye takıldı. Bende espri yaparak; " AA Yüzbaşı benim tatlım zaten yürüyen Brad Pitt gibi hem Zafer'e sevgilimde dedi. Manyak ya bir görsen böbürlene böbürlene hemde. " Yarın Hazal'da işe başlayacağı için erkenden yattık. Sabah olup kalkınca hemen hazırlandım. Bugün diz üstü kot etek ve eteğin üstüne denk gelen buz mavisi gömlek giydim. Saçlarımı düzleştirip makyaj yaptım ayağıma spor ayakkabı giydim. Bugün biraz spor olmuştu çünkü kıyafetim. Kapıdan hızla çıkınca hemen karşı dairede evden çıkan Hakan'ı gördüm. Kamuflajlar içinde yine çok yakışıklı gözüküyordu. "Günaydın yüzbaşım Hakan"dedim. "Günaydın Sumru ama niye öyle dedin" "Sivilde ve kamuflajlısın tam ne diyeceğime karar veremedim." "Ev sınırları içinde de Hakan diyebilirsin. Aradımı o şeref yoksunu yada mesaj attımı?" "Yok hiç birşey yazmadı". "Sen birliğemi gidiyorsun?" "Evet" "İyi benle gel" "Yok ben yürürüm " "Bu etekle yürürsen sağda solda peşine Zafer gibilerin takılması gayet doğal ". "Yüzbaşım kırıcı oluyorsun yani sorun bendemi. Benmi istedim benmi kuyruk sallamış oldum". " Sumru özür dilerim öyle demek istemedim ben asla. Yani etek kısa işte onun gibi zihniyetler çok ortalıkta bakarlar diye dedim." "Deme bir daha ve seninle gelmiyorum Yüzbaşı". Sinirlenip lojmandan çıkıp birliğe doğru yürümeye başladım. Yanımdan hızla gelip geçti arabasıyla. İyi anladık dalyan gibi araban var. Sanki liseli ergenler gibi kızlara hava atarcasına gaza basması nedir yani kaba adam. Yürümeye devam ederken telefonuma peş peşe mesajlar geldi bakınca Zafer'in attığını gördüm yine bir sürü tehdit mesajları atmış. Hatta buraya geliceğinden felan bahsediyor. Aldık başımıza belayı bu Yüzbaşı sevgilisiyim diyince daha çok sinirlendi galiba daha da hırs yaptı. Şimdi gidip bu mesajları ona okutacağım başıma sardığı belayı temizlesin. Birliğe girince apar topar Yüzbaşının odasına girdim hiç kapıyı tıklatmakla uğraşamayacağım o kaba sabaysa ona anladığı tarzda davranacağım. İçeri girip tam birşey diyecekken bütün ekibin orda olduğunu gördüm. Sanırım toplantı yapıyorlardı. Hakan Yüzbaşı; "Doktor sizin oralarda kapıya vurulmaz mı?" "Yüzbaşım özür dilerim çok hafif vurup tıklayıp birden açtım biraz sıkıntılı bir durum vardı da o yüzden. Ama sanırım siz toplantı yapıyorsunuz ben sonra gelirim." "Dur doktor işimiz bitti. Onlarda şimdi çıkacaklar. " diyip hepsine kaş göz işaretiyle çıkabilirsiniz dedi. Tam o esnada soydaşım Kaan; "Soydaş kahve sözün vardı bak biz yarın operasyona gidiyoruz yokuz an az 3 gün en fazla 3 ay olamayabiliriz." "Hadi ya o kadar sürer mi?" kafasını salladı. "Tamam o zaman akşam gel ben şimdi kızlara haber veririm ama tatlılar senden soydaşım". Asker selamı vererek "emrin olur soydaş " dedi. O esnada Meriç Komutan; "Doktor hanım birtek bu zibidi Kaan' mı davetli. Peki bizler sonuçta biz bir ekibiz artık." " Haklısın Meriç komutan o zaman akşam hepinizi tam kadro bekliyoruz. Artık tatlı kategorisini biraz siz arttırın. O iş sizde." Biz böyle güzel güzel konuşurken kaba Yüzbaşı'mız yine devreye girdi; " Asker haydi herkes hazırlıklara " diye kükredi. Hepsi asker selamıyla onaylayıp gitti. Yüzbaşı bana bakıp; " Ne gerek vardı böyle birşeye. Neden ekibi kahve içmeye çağırdın." " Yüzbaşı ekiple senide çağırdım ve onlar benim ekip arkadaşlarım burda olduğum süre zarfı ne kadar olur bilmiyorum ama onlarla çalışıcam farkındaysanız ve hepsiyle komşuyuz. Kaldıki Kaan Komutanı çok sevdim bizim kızlarda sever eminim. Yani abartılacak bişey yok". "İyi size iyi kadın günü yapmalar. Ben gelmem." "Gelseniz şaşardım zaten böyle insanlara karşı üsten bakmak, duygusuz olmak, insan ilişkileri sevmeyen biri olarak gelmenizi beklemedim zaten. Bende sizi nezaketden davet ettim. "Sumru haddini aşma". "Resmiyetde doktoru tercih ederim". "Sen neden geldin noldu?. O adammı mesaj attı?". "Bir önemi yok yani çokta önemli birşey değil " diyip tam odasından çıkıyordumki beni kolumdan tutup kendisine hızla çevirdi çok yakın olduk böyle olunca. "Bırakır mısınız Yüzbaşım?" "Doktor ne oldu bak söyle. O adam mesaj attı dimi?" "Evet attı ve senin yüzünden iyice başım belaya girdi iyice bana sardı. Şuan hırslandı bence nasıl sevgilisi olur diye çünkü o bugüne kadar hep seni bekleyeceğim zaten hayatında kimse yok diyordu. Şimdi hırs yaptı başıma bela olacak" diyerek ağlamaya başladım. "Ver şu telefonu " telefonu uzattım yazdığı mesajları okudukça yüzü değişik şekillere girdi aşırı sinirlendi. " Lavuğa bak ya banamı günümü gostericekmiş. Ne zaman gelir tahmini bu şeref yoksunu çünkü ağzını burnunu kırmak için sabırsızlanıyorum. " Hakan ne gelmesi saçmalama bu adam tehlikeli ve ben korkuyorum." "Şuan korktuğun için Hakan dediğini düşünüyorum . Yüzbaşı tercihim." "Off şuan sorun bumu korkuyorum diyorum bana birşey yapabilir. Çünkü artık sevgilim var sanıyor." "Korkma sevgilin var sanıyorsa, var saydığı sevgilinde seni korur." diyince bana kal geldi. Bu yüzbaşı cidden ayarsız hiç ayarı yok. Tam kalkıp gidecekken, "akşam benimle eve geliceksin şu ara tek olma bu şeref yoksunu gelebilir. Birde al şu telefonu bana numaranı ver sıkıntı olursa ararsın." "Kaan Komutanı ararım sonuçta oda hemen yan dairede." "Doktor uzatma yaz numaranı" diyince alıp yazıp çıktım. Çıkınca bir numara çaldırdı. Sanırım bizim kaba Yüzbaşı. Ve aynı o şekilde de kaydettim. Hakettiği gibi. Akşam birlikten çıkarken bahçede arabasının önünde beni beklediğini gördüm. Gözlükte takmış çok yakışıklı duruyordu. Böyle kaba saba huysuz biri olmasa bence daha güzel bir bağ olabilirdi aramızda. Aman neyse ne yapalım kibar naif birini bulana kadar kısmet aramaya devam. Böyle kaba saba birini asla hayatımda istemem. Arabaya binip lojmana doğru yola çıktık. İnerken birlikte "o şeref yoksunu mesaj atarsa bana haber ver". "Emriniz olur komutanım" diye söylenip binaya girdim. Kızlar benden önce hazırlıklara başlamış bile. Delal limonlu cheesecake bile yapmış. "Keşke zahmet etmeseydiniz ben bizim soydaş'a kitledim tatlıları." diyip gülüştük. Akşam ilerleyen saatlerde tüm ekip geldi hepsi değişik değişik tatlılar almış. Gözüm istemsizce Hakan'ı aradı ama yok gelmemiş kaba herif. Kaan sanırım anladıki; "Soydaşım komutanımın işi varmış gelemedi " dedi. Külli yalan işi felan yok. Ben soğuk nevaleyim kimseyle işim olmaz demiyorda. Ekip gelince kızlarla tanıştı. Tam tahmin ettiğim gibi Delal'le Kaan süper anlaştı. Tahmin etmiştim iki deli bir araya gelince diğeri değneğini saklarmış misali. Baya kanka felan demeye başladılar birbirlerine. Meriç'le Hazal'da çok güzel sohbet ediyor. Bizim Hazal zaten tam narin çiçek, yani onun sohbet edebileceği tek kişide Albay oğlu olurdu doğru. Hazal'la Delal'i gören asla kardeş demez bu kadar iki zıt karakter. Herkes sohbet muhabbet ederken bende Yüzbaşı'mızıza mesaj attım. Ben: Keşke gelseydin biz adam yemiyoruz. Kaba Yüzbaşı: Sana boş muhabbetleri sevmediğimi söylemiştim. İşim olmaz kadın günü konseptli yerlerde. Ben: Ya sen şuna ben yaşlıyım kafam kaldırmıyor desene. Kaba Yüzbaşı: Doktorrrrr!!!!!! Ne yaşlısı ben daha 30 yaşındayım. Ben: Bana göre yaşlısın. malum ben 25 yaşındayım. Senin ekipte senden bir kaç yaş küçük ayrıca ruhları genç. Senin içine Darülaceze kaçmış. Neyse sana evde tek başına iyi takılmalar. yazıp çıktım. Kudursun şimdi. Aradan 5 dk gecmediki kapı çaldı ben bakarım diyerek gidip açtım hop banko Yüzbaşı'mız gelmiş. "Hoşgeldin Yüzbaşım aa pardon Hakan noldu evde tuz felanmı kalmadı." "Bende davet edilmiştim diye hatırlıyorum" "Evet ama sende böyle ortamları sevmediğini söylemiştin, bende doğru yaşlılara göre olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum". dememle kolumdan tutup duvara yasladı. "Ne yapıyorsun bıraksana delimisin sen?" "Sus Sumru bir daha bana yaşlı felan deme cidden kötü olur". "Aman tamam be demem. Ne tür bir delisin sen ya." diyip içeriye geçtik. Ekip görünce çok şaşırdı. Komutanım işiniz vardı felan dediler. Oda bitti geldim felan dedi zırvaladı. Ben kahve yapmak için mutfağa geçtim herkes kendi alemindeydi çünkü. Arkamdan oda mutfağa geldi. "Sade " dedi. Donuk bakınca "kahvemi sade içiyorum, sormadın da onu söylemeye geldim." Kafa salladım sadece. Az önce tuttuğu kolum acımıştı. Ayarsız sanki karşısında kendi gibi güçlü biri var hafif tutması bile nasıl ağır. Kolumu ovaladığımı görünce yanıma geldi. "Özür dilerim Sumru ben canını yakmak istemedim." "Önemli değil Yüzbaşım geçer birazdan". "Sivildeyken farkettim de bana sinirlenince Yüzbaşı diyorsun." "Bilmem olabilir sinirlenmişimdir belki." İçerden Delal'in sesini duyduk. Hadi gelin bu güzel gecenin anısına fotoğraf çekilcez diye. İçeriye geçtik masanın etrafına hepsi toplanmış. Delal tripotu ayarlıyordu. Bizimki yine uyuzluk yaptı." Siz çekilin ben çekilmem" diye. Bende iyice can damarından vurarak; " bencede biz gençler olalak çekilelim ekip" diyince neyi ima ettiğimi anladı ve yanıma geldi. Fotoğrafa girdi. O gelince ben biraz öteye kaydım. Delal ayarladığını peş peşe bir kaç tane çekeceğini söyledi . Ben biraz daha uzaklaşınca Yüzbaşımız belimden tutup çektiği gibi ona çok yakın bir şekilde fotoğraf çekilmemizi sağladı. Bu adam ayarsız cidden sağı solu belli değil. Bir sapığıma sevgilisiyim diyor, kolumdan tutup hırpaladığı günün ilerleyen zamanında belimden tutup kendine doğru çekip fotoğraf çekiliyor. Gerçekten anlayamadım. Gece çok eğlenceli bitmişti hepsini uğurladık ortalığı toparlayıp yattık. Yarın ekip operasyona çıkıyor. Aslında bende gidecektim ama Albay tehlikeli bir operasyon olduğunu benimde daha çok yeni olduğum için birlikte kalmamı söyledi. İnşallah hayırlısı ile gidip gelirler. En çokta kaba Yüzbaşı aklımda içimde kötü birşey var sanki. 'Operasyon" -Yüzbaşı Hakan Koçak - Dün gece komşularımızın evinde kahve fasılı yapıp bayağa keyifli vakit geçirdik. Sumru biraz sinirlerimi bozsada bana yaşlı felan diyerek yinede eğlenceliydi. Bu kız bazen beni çok kışkırtıyor. Bu asi ve bana kafa tutan halleri çok s***i duruyor. Neler düşünüyorum kendime kızıyorum. Geçen mini etekle işe geliyordu içimden kıskandım ama başka şeyleri bahane edip arabayla benle gelmesini istedim ama bana kötü döndü. İyice kızdı bana. Birde belası Zafer diye bir p*ç çıktı. Kızın peşinde olduğunu öğrenince sinir beynime çıktı. O anlık boşlukla sevgilisiyim felan dedim. Sabaha operasyona çıkacağız inşallah Sumruyu'da görürüm umuduyla birliğe geçtim. Oradaydı benim timin yanına gidince oda geldi. Herşey hazır yarım saate çıkacağımızı söyledim. Gözleriyle kaçamak bakıyor anlıyorum. Yanıma gelip, "Yüzbaşım dikkatli olun hepiniz Allah'a emanet olun " dedi . Hazırlıklar tamam olunca askeri araçlara binip yola çıktık. -Sumru Kaya- Timi uğurlayınca içimdeki sıkıntı dahada çoğaldı. Aklımda Hakan'ın giderken arkasına dönüp bakışı kaldı. Kaba herif ne kadar kızsamda şuan operasyona gidiyor diye onun için telaşlanıyordum. Akşam oluyor işlerim bitince eve geçtim. Kızlar yemek yapmış yedim ortalığı toparlayıp duşa girdim. Ama hâlâ içim çok sıkkın. Aklıma gelenle mesaj attım hemen. Ben: Ne yaptınız Yüzbaşım sizi ve timi merak ettim umarım iyisinizdir. yazdım ama sadece tek tık oldu. Bir saate yakın bekledim ama mesaj iletilmedi. Muhtemelen telefon çekmeyen bir yerdeler. Bende yorgunlukla uyuyup kalmışım. Gece telefonun mesaj sesine uyandım. Bakınca Hakan'ın mesaj attığını gördüm. Kaba Yüzbaşı: Timde bende iyiyim. Teşekkürler. Sadece bu kadarmı ya teşekkürlermi. Ben onu burda merak edeyim o sadece teşekkür etsin. Ben: Bende iyim Yüzbaşım teşekkürler. Kaba Yüzbaşı: Sumru sen şuan inşallah tirip felan atmıyorsundur. Çünkü dağın başında teröristlerin cirit attığı bir ortamda en son isteyeceğim şey bile değil bu tirip muhabbeti. Ben: Yok Yüzbaşım ne tiribi. Sizleri çok merak ettim sadece sağ salim gelin hepiniz. Kaba Yüzbaşı: Neyse Sumru çok boşa konuşacak vakit yok. Timden uzaktayım yanlarına gitmeliyim. Ben : Peki. Yazıp sadece çıktım bazen öyle bir kırıyor ki insanı. bilerekmi yapıyor anlamıyorum. Nedense istemsizce ağladım. O gece bizim evde çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Yüzünü okşadım neden böyle yapıyorum anlamıyorum ama kendine gel Sumru bu adamdan olmaz bu adam senin hayallerindeki adamın yakınından dahi geçmiyor üzülürsün kızım diye kendimi dizginlemem gerekiyor. Uzak durmakta fayda var. Sabah olunca kalktım yine işe gittim. Albaya haber varmı diye sordum ama hiç birinin telefonunun çekmediğini telsizlerle irtibata geçtiğini söyledi. Hakan'ada artık mesaj atamıyorum çünkü beni üzüyor üzülmek istemiyorum. Aklıma gelenle bende Kaan'a mesaj attım. Ben: Soydaşım nasılsınız sizi çok merak ediyorum. Tam kadro eksiksiz gelirseniz size çok güzel bir ziyafet çekmeyi planlıyorum. yazdım ama asla iletilmedi. İyice merak ediyorum. Allah'tan bugün haftanın son günüydü. Hafta sonu daha sakin bir şekilde evde dinlenirdim. Akşam olunca eve geldim telefondan mesajlara baktım ama yok Kaan'a iletilmemiş. Gözüm bir kaç altta mesajlarda adı gözüken Hakan'a kaydı. Profil resminden bile kamuflajlı halini görünce içim kötü oldu. Ertesi gün oldu hâlâ mesaj iletilmedi. Delal'le konuştum oda hiç Kaan'la görüşmemiş mesaj atmış ama onunkide iletilmemiş. Haber alamadıkça iyice huzursuz oldum. Hakan'a yazamıyorum. Zaten telefonları çekse Kaan bana cevap verir. Böyle böyle pazartesi oldu. Tekrar uyanıp işe gitmek için yola koyuldum. Belki Albaydan bir haber alırdım. Birliğe giriş yapınca Albay'ı telaşlı gördüm ne olduğunu sorunca, Timin döndüğünü ama Yüzbaşının yaralı olduğunu söyledi. Hastaneye gidiyordu bende gitmek için kendisinden onay aldım ve birlikte gittik. Bütün tim burda ama bitek Hakan yok gözüm onu aradı. Kaan'ı görünce ona sarılıp üstüne başına baktım kir toz pas içindelerdi resmen. "Kaan ne oldu? Yüzbaşı nasıl?" "Sakin soydaşım büyük birşey değil omzundan yaralandı. Komutan için bu devede kulak." "Off Kaan saçmalama adam vurulmuş." "Tamam soydaş paniğe gerek yok cidden iyiydi. Kurşunu çıkartmak için aldılar ameliyata. Biraz zaman geçtikten sonra ameliyathane kapısından çıkan doktora doğru koştuk. Kendimi tanıttım Doktor olduğumu belirttim. Sağolsun hocam gerekli hem tıbbi bilgileri ve genel bilgileri verdi. Birazdan odaya alırlar ve görürsünüz dedi. Bu gece burda kalıcak yarın taburcu olacaktı. Hakan'ı odaya aldılar. Bütün tim ve Albay yanına girip geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Albayın işi olduğu için gitmek zorunda kaldı. Çocuklar biriniz yanında refakatçi kalırsınız diye belirtti. Meriç kalacağını söyledi. Herkesi yolladı çünkü onlarda çok yorgundu kaç gündür operasyondaydılar. Meriç; " Sumru ben bi kantine insem sen biraz burda durabilirmisin komutanımın yanında. Yiyecek birşeyler alıp geleceğim" dedi. Bende başımla onayladım. "Hakan nasılsın ağrın varmı? Doktorundan bilgileri aldım bir kaç dikişin var. iki gün duş alamayacaksın. Sonra bir haftaya dikişleri aldirabilirsin." "Tamam abartma Sumru ". "Yüzbaşım ben telaş yaptım. Korktumda o yüzden yani." "Korkma Sumru, telaşta yapma ben alışığım bu ilk değil sonda olmayacak. Yani Doktorluk nutuğunu bana atmana gerek yok." Bu adam yine beni kırıyordu. Ben s***k gibi onu merak edip yanına geldim. Aptalım ben aptal. Akıllanmam ben. Meriç gelince; Haydi görüşürüz Meriç ben çıkıyorum." "Sumru kalsaydın biraz daha" "Yok bana fazla gerek yok. Hem sizin bu ilk değil alışkınsınızdır." diyip çıktım. Yol boyu eve gidene kadar kendime sinirden sövdüm. Yolda sinirle giderken birine çarptım ama hava kararmıştı pardon diyip yüzüne bakmadan ilerledim. Eve gidip deli gibi ağlamak istiyorum. Aptallığıma, salaklığıma, akılsızlığıma. Eve gelince kızlara sarılıp ağlamaya başladım. Kızlara durumları anlattım onlarda Hakan için endişelendiler ama iyi olduğunu duyunca ikiside rahatladı. Ben hâlâ s***k gibi ağlıyordum. Delal; Kuşum sen bu Hakan'a aşık olmuş olabilir misin?." " Delal saçmalama ne diyorsun? kafayı mı yedin sen?" "Kızım o zaman niye ağlıyorsun defol et. Ne hali varsa görsün. Çokta kıçımızda yani. İyilikten anlamıyorsa muhattap olma." "Sinirden ağlıyorum Delal, aşktan değil korkma. Neyse ben yatıyorum galiba regl olucam ağrımda var." Hazal; Kuzum hemen ilaç al senin zor geçiyor bak biliyorsun. "Alıp yatıcam zaten hemen." Sabah uyandığımda regl olmuştum. Ağrımda vardı. Kızlar çoktan gitmişler. Bu halde birliğe asla gidemezdim Albay'a mesaj attım rahatsız olduğumu söyledim. Kalkıp kahvaltı yapıp ilaç almak en doğrusuydu. Tam mutfağa geçerken kapı çaldı hemen açınca Meriç'le Hakan'ı gördüm. Meriç çıktıklarını söyledi ve hemen birliğe gitmesi gerektiğini Komutanlarına çorba yapıp yapamayacağımı sordu. Zor bela ayakta duruyordum ama yinede yaparım dedim. Ben yine nezaketden geçmiş olsun Yüzbaşım dedim. Bana bakıp; "Sumru iyimisin? biraz rengin soluk gibi." "İyiyim Yüzbaşım ben çorba hazır olunca size bırakırım." diyip içeriye girdim. Hemen yayla çorbası yaptım hızlı bir şekilde ve ağrım iyice artmıştı. Hazırlayıp tepsiye koydum ve karşı daireye geçtim. İkinci çalışta açtı kapıyı. Hoşgeldin diyerek beni içeriye aldı. Mutfak masasının üstüne tepsiyi bıraktım tam çıkacaktım ki kolumdan tutup; "Sumru neyin var, hiç iyi gözükmüyorsun." "Rahatsızım biraz ama iyi olurum önemli değil " "İstersen hastaneye gidelim." " Gerek yok buda benim ilk ve son yaşadığım şey değil genelde her ay yaşıyorum. Doktor olarak nutuk çekmek gibi olmasın ama yapabilecek pek bişey yok malesef bunu çekmek zorundayım. En olasılık ağrı kesici ve çok çok serum yani ben kendime ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Doktorum ya hani". "Anladım tamam sen şu her ay olunan şeyden olmuşsun." "Sanane ney olduysam oldum." "Sumru sakin ol biraz." "Neyse ben gideyim sen çorbanı iç" dememle karnıma birden bıçak saplanır gibi Ağrı girince karnımı tutup iki büklüm kıvrandım. Hakan hemen tek koluyla beni tutup koltuğa oturttu. "Sumru iyi değilsin Meriç'i arayalım gelsin Hastaneye gidelim." "Sana gerek yok dedim anlamıyor musun? neyini zorluyorsun be adam." "Sumru bak ayarlarımla oynama ne oluyor durduk yere sana." "Durduk yere mi ya sen iyimisin tanıştığımız dan beri sürekli bana ayarsız davranıyorsun. Sürekli bı laf sokuyorsun. Beni rencide ediyorsun sence durduk yere mi. Ben sana yakın olmak istedikçe sen duvar örüyorsun. " diyerek ağrımında verdiği acıyla ağlamaya başladım. Kollarıyla beni tutarak kendine bakmamı sağladı. "Sumru bana yakın olma. olmamalısın. Ben ateşim Sumru kendimle birlikte yanımdaki herkesi yakarım. Ben hiç sevgi görmeyen bir anneden olmuşum. Hiç sevgi görmeyen bir çocuk olarak doğmuşum büyümüşüm o yüzden bana yakın olma. Benden uzak dur yapma. Sen üzülürsün ben karşımdakini üzerim." "Öylemi diyorsun Yüzbaşım " "Evet Sumru benle iyi olmaya bana yakın olmaya çalışma." " O zaman beni bu burda son görüşün karşına çıkmamak için emin ol elimden gelen herşeyi yapıcam hoşçakal Yüzbaşı." diyip o evden ağlayarak çıktım. Artık Hakan'ın yüzünü dahi görmek istemiyordum. Beni bu akşam kalbimden bıçakladı ne kadar inkar etsemde ona karşı ilgim vardı ama bu akşam bütün kalbime kurşun sıktı. Yapacak bişey yok sitem etmeyede hakkım yok. Hayatta herşey kısmet. Eve gelip Özcan Deniz'in o şarkısını açıp açıp dinledim. Yangın her aşkın yolu Sevdim, gördüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı haram ettim. 'Mesafe' -Sumru Kaya- Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım. Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum. "Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?" "İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük. "Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi." "Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi." "İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz." Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi. "Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi. "Nasıl oldun Sumru?" "Sizene" "Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın." "Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor". "Sumru derdin ney?" "Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum." "Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?" "Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı." "O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun." "Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti. "Musaitmisiniz Doktor hanım" "Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş. "Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir." "Tamam sen yap pansumanı." Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım. "Biraz acıtmış olabilirim". "Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak." "Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu. "Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım." "İşte böyle senin gibi olamaz" "Sumru bak benim damarıma basma" "Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? " "Sumru sen cidden çok dik başlısın." "Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte." "Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma" "Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi. Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım. Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel". "O o burda " "Kim Sumru burda?" "Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu. "Bu şeref yoksunu kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu. "Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. gö'ğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım. "Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni k*******n senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. " "Sumru!!! kendine gel kapat çeneni." "Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı. "Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım. "Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana." "Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma." "Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum." "O zaman bende gelirim tek kalamazsın". "Hayır tabikide ben kendim giderim." "O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın." "Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi. Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi. "Kızlar gelene kadar yanında kalacağım." "Sakın gitme olurmu Yüzbaşı" "Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi." "Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum." "Tamam hadi sen uyu ben burdayım." Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım. "Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim. "Sen uyanık mıydın?" "Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru". "Anladım" "Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen" "Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum." "Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum." "Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?". "Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?." "Durucaksın Sumru olmaz." "Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun." "Sumru senin derdin ney?" "Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?" "Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun." "Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ". "Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim". Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi gö'ğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana." Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı. "Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı. Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?". " Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık. 'Kalbim Acıyor ' -Hakan Koçak- Sumru'nun evinden kendi evime geçince duvarları yumruklamaya başladım. Kızı arkamda gözü yaşlı bıraktım. Ben uyurken söyledikleri sonra bana söyledikleri ben adı herifin tekiyim ama uzak durmamız lazım. Olmaz ben kimseyi sevemem. Ben sevilmeyen ötelenen bir çocuk oldum. Babam denilen şeref yoksunu anneme bedensel sаldırı etmiş. Annem o yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulmuş. Aneannem ve dedemde hasta pek anneme destek olamamışlar . Köylü halkı anneme acıyıp hep bakmışlar. Köydeki ebe doğumunu yapmasını sağlamış. Anaanemle dedemde vefat edince annemin akıl sağlığı bu çocuğa bakmaya yetmiyor diye beni 3 yaşında devlet korumasına almışlar. Anne baba bilmeden sevgisiz büyüdüm. Çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Annem benim varlığımı bile unutmuş ben elinden alınınca iyice aklı gitmiş hastahaneye yatırılmış. Sonra öğrendim ki bu kadar acı ve üzüntüye dayanamayıp kötü hastalığa yakalanmış 2 ay sonra vefat etmiş. Bunların hepsini asker olunca elimdeki imkanları devreye sokunca öğrendim. Ben böyle sevgisiz büyüyen bu şekilde yetişen biri oldum. Kimse bizi sevip başımızı okşamadıki. Ben şimdi birine hele Sumru'ya nasıl o sevgiyi verebilirim. Bana o ağlayarak bakan gözlerine nasıl sevgi veririm. Ben ona bu haksızlığı yapamam. O belliki çok sevilmiş ilgi görmüş karşısında da onu bekliyor. Benden bu şekilde tavır gördükçe üzülüyor farkındayım. O yüzden uzak durmak en iyisi ben sevemem ben ona istediğini veremem. Ben onun için yanlış adamım oda zamanla anlayacak bunu. Sabah uyanıp işe gitmek için tam evden çıkarken kapıda Sumru ve kuzenleriyle karşılaştım. Kuzenleri selam verdi ama o asla tek kelime etmedi. Hem neden etsinki kıza neler dedim. Ama biran yüzünü gördüm allak bullaktı. Ağlamaktan gözleri şişmiş hep. İçimden kendime bir dünya sövdüm. Neden cesaretli olamıyorsun Hakan diye. Neden biraz olsun sevmeyi denemiyorsun diye. Ama olmaz ben onu üzerim. Benden uzak dur dedim ama birlikte felan onun o gözlerini gördükçe nasıl uzak duracağım bilmiyorum. Ama mecburum. Önden çıkıp gitti arabayla gel desem gelmez benimde zaten böyle birşeyi teklif etmemem gerekiyor. Arabayla yanından geçtim. Birliğe girince Kaan'ı gördüm. Sumru gelince odama gelsin direk diye direktif verdim. 10 dk sonra Sumru geldi. Gözleri şişmiş kıp kırmızı kızı ne hallere soktun Hakan. Ben senin... neyse kendime olan sinirimi başka türlü atarım. "Doktor öğleden sonra ilkyardım eğitimi var. Konferans salonu hazır. Başka bir eksik varsa söyle. Benimde olmam gerekiyormu?" Hiç iyi durmuyordu başı dönüyordu sanki.Zoraki konuştu benimle. "Yok herşey tamam birşeye ihtiyaç yok. Sizinde katılmanıza gerek yok. " diyip önündeki sandalyeye doğru zor bela tutundu. "Başım dönüyor" demesiyle ben yerimden fırlayıp onu tuttum. Tutmamla kollarıma bayıldı. -Sumru Kaya- Gözlerimi zorlayarak açınca kendimi hastane odasında buldum. En son birlikteydim iyi değildim ama ne oldu bana bilmiyorum. Koluma bakınca serum takılı olduğunu gördüm. Sağıma doğru bakınca Hakan koltukta oturuyor telefonuyla ilgileniyordu. Aşırı susamış hissediyordum kendimi. Su diye mırıldandım. Sesimi hemen duyup yanıma geldi. "Sumru iyimisin nasıl oldun?. Doktoru çağırayım mı?." "Su istiyorum Hakan boğazım yanıyor sanki" dememle hemen getirdi, bana suyu içirdi. Ne oldu bana diye sorunca anlattı. Onun odasında bayılmışım ambulansla beni hastaneye getirmiş. Bir kaç gün önce regl olmam birde stresli olmam kaynaklı vücudumdaki bazı değerler düşmüş ve strese bağlı bayılmışım. Anladım. bir kaç kez daha böyle olmuştum. Okulda dersler yoğun ve stresliyken. " Şimdi niye böyle stres yaptın, yapma Sumru bak kendine zarar veriyorsun. Çok kötü bir halde seni buraya getirdim. Ama birazdan çıkacağız doktor uyandıktan bir saat sonra çıkabilirsiniz dedi" "Teşekkürler Hakan benimle ilgilendiğin için. Dün akşamdan sonra karşıma çıkmayacaktın o yüzden şaşırdım." "Sumru onla bu bir değil. Bunu kim olsa yapar. Yani sen olmasan başkasıda bayılsa ben aynı şeyi yapardım." "Herkes gibisin yani diyorsun" diyince güldük. "Biraz daha dinlen, serumun da bitsin çıkarız " Ben biraz daha yattım serum bitince Hakan çıkarttı. Benim hazırlanmama yardımcı oldu. Hastaneden çıkıp onun arabasına bindik." Ee ambulansla geldik demiştin." "Meriç'ten istedim o getirdi." "Anladım". Lojmana gelince arabadan da inmeme yardımcı oldu binadan içeriye girdik. Çantam neredeki anahtarım onun içindeydi. "Sumru sanırım çantan birlikte kaldı o anki panikle hiç aklımıza gelmedi." "Ee Hazal sağlık ocağında, Delal'de okulda. Birliğe gidip çantamı almamız lazım." "Gerek yok benim eve geçelim sen yatıp dinlenirsin. Kızlar gelince geçersin eve." "Yok gerek yok. Sen beni beş dk birliğe götürüp getirsen olmazmı. Çantamı alırım." "Sumru saçmalama zaten yorgunsun. Biran önce yatıp dinlen. Ben Kaan'a haber vericem akşama çantanı getirir. " "Tamam "diyerek onun daireye geçtim. Cidden çok yorgunum dinlenme şart. Ben salona doğru geçince " yok koltuk olmaz pek rahat değiller, sen benim yatağıma geç dinlen. Nevresimler temizdir." "Yok önemli değil ama koltukta yatarım zaten bir kaç saat idare ederim." "Sumru sana ne diyorsam onu yapar mısın?". "Peki tamam bunada tamam" diyerek odasına doğru götürdü beni. Uzanmamı sağladı. "Ben şimdi sana çorba yapacağım onuda içince vitaminlerin var onları iç. Yoksa birlik doktorsuz kalacak " diyerek güldü. "Sen makarna ve tosttan başka bişey biliyormusun?". "Ehh işte yapıyoruz bişeyler. Umarım zehirlenmessin" diyerek mutfağa gitti. Dünkü bunları diyen adam sanki başkasıydı, şimdiki adam başkası. Hangisi gerçek Hakan bilmiyorum hangisi o cidden kestiremiyorum. Tam mayışmışken, çorbayı getirdi. "Kalk bakalım sana tarhana çorbası yaptım. Kaan'ın annesi hepimize memleketten yollamıştı bir işe yaradı." Ben gülerek" zehirlenmem demi bak daha yeni çıktım hastaneden." "İnşallah yani umuyorumki sıkıntı çıkmayacak " diyince kaşığı aldım içmeye başladım. "Hımmm fena olmamış Yüzbaşım". "Bak buna sevindim demekki becerebildim. Artık kendimede yaparım." Çorbam bitince tepsiyi aldı yine yanıma geldi yatağın kenarına doğru oturdu. Bende iyice dikelerek ona daha yakın oldum. "Nasılsın daha iyimisin ben şimdi ilaçlarınıda getiricem içersin." İyiyim Hakan. Sadece kalbim acıyor. O nasıl iyi olacak bilmiyorum. Dün akşam yerle bir oldu. Nasıl toparlanır o bilmiyorum. Hangi serum hangi vitamin iyi gelir hiç bilmiyorum. Bir doktor olarak bu konuda sıfır bilgi sahibiyim. Bana hep doktorluğumla ilgili nutuk çekiyorsun diyorsun ya bu konu hakkında çekecek bir nutuğum bile yok." dedim ve ağlamaya başladım. "Sumru ne olur ağlama bak yeni toparlıyorsun." "Hakan ben şuan ne yapıcam bilmiyorum. Ben buraya ne umutlarla geldim ama şuan benim kalbim acıyor ben nasıl yapıcam bu halde buralarda. İstanbul'a gerimi dönsem diyorum ama o kadar emeğim var çalışıp atandım bu hiç kolay değil. Ne yapıcam bilmiyorum. Ama burda kalırsam da mutsuz olucam onuda biliyorum." "Sakın Sumru sakın mesleğini kariyerini bir hiç uğruna böyle birşeyin içine sokma." "Hiç mi olarak görüyorsun?". "Sumru bak seni kırmak istemiyorum yemin ederim istemiyorum ama sen çok naifsin bir o kadarda deli dolu. Ben seni üzerim, ben kimseyi sevemem anla benide." "Neden ama Yüzbaşım. Bence kalbinde öyle güzel bir merhamet varki bunu saklıyorsun." "Sumru yapma nolur." diyince ben ona yaklaştım. "Bişey yapmıyorum sadece kendine bir şans ver bu kadar kötü gözükmek zorunda değilsin diyorum". diyince iyice yanaştım ona oda bana doğru yanaştı. Elimi yanağına doğru koydum daha çok dudaklarına doğru yanaştım. Biraz daha yaklaşınca dudaklarından onu öptüm. İlk karşılık vermedi ama ben biraz daha öpünce oda bana karşılık verdi ve öyle böyle değil baya hırçınca beni yatağa doğru yarım yatırdı hatta. Üstüme doğru bayağa eğildi. Bende ellerimi saçına geçirip iyice kendime doğru çektirdim. Bir elini belime atınca inledim. Sonra birden durdu. Alnını alnıma dayadı. "Sana yapma dedim ben zor biriyim olmaz bizden. Ben seni üzerim bunu neden yaptın Sumru." diyerek ayağa kalktı. " Bu anı unut olmadı farzet tamammı. Bak olmaz biz olamayız ben kimseyi sevmem üzerim. Ben biriyle olsam bile bir gecelik sevişip bırakırım." Böyle diyince sinirle ayağa kalktım ben bu adama duygularımı söyledim o biriyle olursamda tek gecelik olur dedi. Bu beni ne saniyordu. Ben ağlamaya başladım. "Hakan sen şuan şu dediklerinde ciddimisin. Biz az önce öpüştük sende istedin. Ama şimdi bana ne diyorsun sen beni ne sandın. Tek gecelik bilmem ney. Ya sana duygularımı anlatmaya çalıştım tamam istemeyebilirsin ama saygı duyabilirdin. Seni o kadar yanlış tanımışım ki, kendimden nefret ediyorum. Sen nasıl adi bir adamsın. Senden etkilenen bu kalbimi söküp atmak istiyorum. Hani dün demiştin ya bana benden uzak dur diye. Haklısın Yüzbaşı biz uzak duralım. Daha ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Benden uzak Allah'a yakın ol. Ama sanada yine duam inşallah Allah o kalbine biraz sevgi ve merhamet verir. Ve bide İnşallah olmaz ama inşallah sende birgün seversin ve birinden bir yudum sevgi dilenirsin. Belki beni o zaman anlarsın". diyip çıktım evden. Anahtarım yok ama olsun birliğe kadar gidip çantamı alıp döneceğim. Benim için Hakan defteri kapandı. Yolu bahtı açık olsun. İnşallah birgün gerçekten sever. Beni öpünce biran umutlanmıştım ama adamın kafasındaki düşünceler bam başkaymış.
Hakan Yüzbaşı'na aşıktım. Ama o, duygularıma "tek gecelik ilişkiler" diyerek karşılık verdi. Her bakışında beni yok sayıyor, her sözüyle kalbimi kırıyordu. Ta ki o geceye kadar... Bir anlık zayıflıkla dudaklarım onunkine değdi. İlk başta direndi, ama sonra... Bana karşılık verdiği gibi değil, bir fırtına gibi beni sardı. Beni yatağa doğru yatırdı, ağırlığı üzerimdeydi. Bir eli belimi sıkıca kavrarken, diğeri saçlarıma dolaştı. "Sana yapma dedim," diye homurdandı nefes nefese, alnı alnıma dayalı. "Ben seni üzerim." Ama bedeni tamamen farklı bir şey söylüyordu. Nefesinin sıcaklığı boynumda, kasılmış vücudu benimkine yapışmıştı. "Sen benim doktorumsun," diye fısıldadı dudaklarıma çok yakın, "benimse kalbimde kurşun var. İkisini de... iyileştirebilir misin?" ------- 'Yeni Başlangıç ' -Dr Sumru Kaya - Bu ünvanı alabilmek için yıllarca çok çalıştım. üç amca kızı hayalimiz vardı üç kuzen okuyup atanıp aynı yerde çalışacaktık. Sonunda hayalimiz gerçek oldu. Kuzenlerimle birlikte Iğdır-Tuzluca'ya atandık. Ben Tuzluca Askeri Birliğine Birlik doktoru olarak. Kuzenim Hazal Kaya mahalle sağlık ocağına hemşire olarak. Hazal'ın kardeşi diğer kuzenim Delal Kaya'da okul öncesi öğretmeni olarak. Hayallerimizi birbir yaşıyoruz. Delal bizden önce gidip orda bize eşyalı bir lojman tuttu genelde askerlerin kaldığı. Herşeyi ayarladı evi temizleyip eşya düzenlemesi yapmış. Bizde yarın Hazal'la gidiyoruz. Aşırı heyecanlıyız çünkü hepimizin ilk görev yeri. Delal erken gittiği için çalışacağı okulu ve bizim de yerlerimize gidip bakmış. Hepsi çok yakın iç içe dedi. Ertesi gün uçakla Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanına indik. Bir taksiye atlayıp Delal'in bize attığı konumla oraya gittik. Hazal'la birlikte lojmanların önüne geldik. Birbirimize bakıp hadi bakalım gazamız mübarek olsun dedim. Ben yarın birliğe gidip başlayacaktım. Hazal'da iki güne başlayacaktı. Delal iki hafta sonra okullar açılınca başlayacaktı. Kalacağımız daireye çıkıp kapıyı çaldık Delal açtı büyük sevinçle karşıladı bizi. Heyecanla bize küçük ama huzurlu dairemizi gezdirdi. 2+1 çok minnoş bir evimiz vardı. Delal bize yemekte hazırlamış oturup yedik birlikte toparladık. Sağolsun bizden önce alışveriş temizlik herşeyi halletmiş. Yol yorgunu olduğumuz için duş felan aldık biraz ütü felan yaptık TV izleyip yattık. Benim için yarın çok heyecanlı bir gün. Yarın ilk doktor olarak işime başlıyorum. Çok mutluyum çok. Sabah olunca uyanıp hemen hazırlanmaya başladım. siyah havuç pantolon üstüne dar beyaz gömlek topuklu ayakkabı giydim. Saçlarımı hafif maşa yaparak birazda makyaj yaptım. Delal birliğin çok yakın olduğunu yürüyerek 5 dkda gidebileceğimi söylemişti. Evden çıkıp birliğe doğru gittim. Birliğin önüne gelince kalbim yerinden çıkacak gibiydi kapıdaki görevli askere kendimi tanıttım. Oda Albay'ın beni beklediğini söyledi ve beni odasına doğru götürdü. Albay'ın odasını tıklatıp içeriye girdim. "Merhaba Albay'ım ben Doktor Sumru Kaya.Yeni görev yerim sizin birliğiniz sizlerle çalışmaktan onur duyacağım" diyip tokalaştım. Albay çok şirin tatlı birşey çokta babacan birine benziyor. "Hoşgeldiniz doktor hanım bende Albay Yusuf Yılmaz. Kendi komutanlarıma mesaj attım şimdi gelirler. Onlarla tanışmanı istiyorum çünkü genelde sahada onlarla çalışacaksın. " "Memnuniyetle Albay'ım siz nasıl uygun görürseniz." Kapı açıldı ve içeriye mankenlik ajansından fırlamış gibi boylu poslu kaslı 6 tane yakışıklı girdi. Vallahi dibim düştü desem yeridir. Delal burda olsa net hepsini ayarlardı. Albay yanıma gelerek; "Sumru kızım seni askerlerimle tanıştırayım " diyerek başladı. İlk sırada gayet yakışıklı hafif kumral tenli gözleri yeşil oldukça yakışıklı ama çokta sinirlice bakan kişiyle tanıştırdı. * Yüzbaşı Hakan Koçak * Üsteğmen Meriç Yılmaz *Teğmen Kadir Karaca *Teğmen Kerim Karaca *Uzman Çavuş Ali Bozkurt *Uzman Çavuş Kaan Kaya. Hepsiyle tokalaştım hepsi çok samimi bir şekilde karşılık verdi ama Yüzbaşı sanki babasını öldürmüşüm gibi bakıyor çok ters biri belli. Bende kendimi tanıttım Sumru Kaya diye. Ordan birden Uzman Çavuş olan Kaan Kaya söze atladı. " Doktor hanım biz sizle kardeş yada kuzen olabilir miyiz soyadlarımız tutuyor. Sizle soydaş olabilir miyiz? Adaş gibi düşünün." diyince ben güldüm "güzel fikirmiş Çavuş'um olabilir. Ama benle soydaş olursanız iki tane daha soydaşınız olacak çünkü ben iki kuzenimle buraya geldim." " Ooo bana uyar doktor bir sürü soydaşım olur ne güzel" dedi. Ben bu soydaşım Kaan'ı şimdiden çok sevmiştim. Matrak biri belli. Üsteğmen Meriç Yılmaz söze girdi; "Doktor hanım lojmanlardamı kalıyorsunuz yoksa evmi tuttunuz. ?" "Lojmandayız Teğmen'im. Hemen bu yol üstündeki ilerideki lojmanlar. "Aa bizim çocukların kaldığı lojmanlar hangi bloklardasınız?" "A blok Teğmen'im. Sizin çocuklar kim bu arada?" "Bizim çocuklar Kadirle Kerem ikisi kardeş onlar bir dairede, Ali ile Kaan bir dairede sadece Yüzbaşım tek kalıyor ve hepsi A blokta. Bizde ailecek lojmana yakın başka bir sitede oturuyoruz. Bu arada Albay benim babam. Ama birlik sınırları içinde asla Baba-oğul ilişkisi istemiyor." "Ya hepinizle komşuyuz ne güzel çok mutlu oldum." Donuk yüzbaşı ordan söze girerek; "yeter bu kadar laf beyliği hepiniz bahçeye." Bu yakışıklılığın karizmanın arkasından nasıl böyle kişilikte biri çıktı şaşırdım cidden. "Yüzbaşım ne güzel sohbet ediyorduk." "Sohbet etmeyin doktor hanım işinize bakın. boş muhabbet yapmak gibi vaktimiz yok bizim. Sizde gidin iki iğne yapın, ilaç felan yazın " diyip yüzüme dahi bakmadan çıktı. Hay ben senin gibi adamın kalıbına tüküreyim. Çattık iyimi. Bütün hepsi çıkınca Albay yanıma gelip, " Sumru o biraz böyle soğuk karakterli biri ama iyidir sen ona aldırma." "Yok aldırmadım Albayım. Ben artık gidip odamı gezeyim."diyip bir tane askerle odama geldim. Gayet düzenli tertipliydi. Bugün ilk gün olduğu için çok birşeyle ugraşmıyacağım yarın daha detaylı bakarım. Biraz hava alayım diyip dışarı çıktım. Bizim ekip dışarıda Kaan'ı görünce yanına gittim. Selam verdim ne yapıyorsunuz diye sordum. "İki güne kalmaz operasyona çıkacağız. Komutanım onun detaylarını konuştu soydaşım. İşte ufak tefek hazırlıklar yapacağız". "Anladım aman dikkatli olun soydaşım. Bu arada aynı bloktaymışız o zaman akşam seni diğer soydaşlarınla tanışma kahvesine bekliyorum. Bana telefon numaranı ver bakalım " diyerek telefonumu uzattım oda numarasını yazdı kaydettik birbizimizi. İkimizde soydaşım diye kaydedince istemsizce birbirimize gülüp baktık. Yanımıza sinirle gelen sevgili Yüzbaşı'mız; "Kaan senin işin yok galiba 10 tur birliğin etrafında koşmak ister misin?" diyerek soydaşımı uzaklaştırdı. Ya bu adam neden bu kadar kaba biri anlamadım. "Yüzbaşım neden böyle birşey yaptınız. Sohbet ediyorduk sadece." "Doktor sana boş işlerle uğraşacak vaktimiz yok demiştim neyini anlamıyorsun?" "Özür dilerim ben sadece.." "Tamam doktor hanım iyi günler " diyip gitti. Pis kaba saba herif ay ben bide bunu ilk görüşte beğendim felan ne kadar salağım ben. Çıkış saati gelince herkes hazırlandı çıkıyordu Albay bana seslendi yanında bizim kaba Yüzbaşı da var. Albay; " Sumru kızım ben bugün çarşıya geçiyorum yoksa seni lojmana bırakırdım ama Hakan arabayla gelmiş o seni bırakır". " Yok cidden gerek yok ben giderim hem sabahta kendim geldim" dedim ama Albay ısrar etti. Oda hemen emredersiniz diyerek yanıma gelip yürümeye başladı. Arabasını göstererek binmemi sağladı. Öne binip kemerimi taktım. Oda bindi yola koyulduk zaten 2,3 dk sonra lojmana geldik. İnerken teşekkür edip sohbetine doyum olmadığını söyledim. " Doktor sohbet etmeyi sevmem" "Onu anladık Hakan " " Hakan mı?" " Niye şaşırdın Hakan değilmi adın?" madem sen kabasın sana bende senin gibi davranırım. "Yüzbaşına ne oldu?" "Mesai saatleri dışında ve sivildeyken sadece Hakansın. Sende doktor demeyebilirsin bir adım var ve adım Sumru. Bende adımın söylenmesini tercih ederim." diyerek kukuman kuşu gibi bırakıp lojmana doğru ilerledim. Dış kapıdan zile bastım ama açan olmadı fazla yedek anahtar olmadığı için alamadım. Kızlar bugün çarşıya inip çektirecektiler.Telefonu çıkartıp Hazal'ı aradım nerde olduklarını sorunca Delal'in genelde Migren krizi tutar ve serumsuz asla geçmez yakındaki hastanede olduklarını söylediler yarım saate işleri bitermiş mecbur bekleyeceğim ne yapayım. Tam arkamı döndüm gidip banka oturayım diye hop bizim kaba Yüzbaşı ile burun buruna geldik. " Yavaş doktor aa pardon Sumru" "Pardon" diyerek tam gidiyordum ki "nereye neden eve gitmiyorsun ?" diye sordu. Ay isteyince nasıl da kibar olabiliyor. "Kuzenlerimden birisi rahatsızlanmış birlikte hastaneye gitmişler yedek anahtarımızda yoktu. Bende onlar evde olur diye güvenerek çıktım ama işte küçük bir talihsizlik oldu dışarıda kaldım." "Anladım hava biraz serin istersen gel, onlar gelene kadar benim evde dur". "Rahatsızlık vermiyeyim" "Sumru geliyormusun karnım aç ve kapının önünde takılacak hiç vaktim yok." "Tamam geliyorum" diyerek olduğu daireye çıktık. Dairesinin kapısını açınca çok şaşırdım çünkü bizim direk karşı dairemizdi. "Aa sen burda mı oturuyorsun? bizde karşı dairedeyiz" dedim. " İyi ne güzel işte bak bugün numarasını aldığın Kaan'da hemen yan dairenizde oturuyor". Niye bunu söylediki şimdi. Garip biri bu ya. Böyle yakışıklılığa böyle gariplik hiç olmamış hiç. Neyse içeri geçip salona oturdum. Elini yüzünü yıkayıp kamuflajlarını çıkartıp gelmiş siyah eşofman ve siyah t-shirt giymiş kasları felan belli oluyor o yeşil gözleri nasılda ortaya çıkmış. Sumru kendine gel kızım adam baya odun bişey kendini kaptırma. "Sumru ben mutfaktayım tost hazirlayacağım sende ister misin?". "Tostmu yiyeceksin?" "Evet Sumru ne bekliyorsun bekar bir adam ya makarna ya tost yapıp yer." "Ay çok banel benim iki kuzenim ve bende cidden çok güzel yemekler yaparız yani bu konuda çok iddialıyız. Bir akşam misafirimiz ol gelde iki güzel yemek ye." "Yok ben almıyım. Sen tost yiyormusun onu söyle." "Olur yerim. Ama bende yardım edeyim" diyerek mutfağa geçtik. Malzemeleri çıkartıp hazırlamaya başladı. Yardım edeyim dedim ama sen misafirsin otur dedi. Sonra hazırlayıp tostları getirdi. Yemeye başladık telefonuma mesaj geldi. İstanbul'da beni rahatsız eden peşimde dolanan mahallenin serserisi Zafer mesaj atmış gerçi mesaj değil roman yazmış. " Bu s***k benim bu numaramı yine nerden buldu acaba " diye içimden söylendim. "Noldu Sumru?" "Bişey yok " dedim ama çok huzursuz oldum. " Sen iyi değilsin yüzün beyazladı" " Ya çok önemli değil İstanbul'da mahalleden peşimde serseri bir çocuk vardı sürekli rahatsız ediyordu kaçıncı numara değiştirişim artık bilmiyorum yine bulmuş ve bana tehdit mesajları atmış." "Ne demek tehdit mesajları ver bakayım şu telefonu bi." "Tamam Yüzbaşım gerek yok hallederim." "Sivilde Hakan'ı tercih ederim ama şu telefonu ver." böyle diyince sinirden de gözlerim dolmuştu verdim telefonu. Bakınca mesajları okuyunca çok sinirlendi. " Başıma bela oldu buralara geldim kurtulurum diye ama baksana yerimi bile öğrenmiş birliğe kadar yazmış. Ya varya bir kocam yada sevgilim olsaydı herhalde vazgeçer peşimi bırakırdı. Sanırım ben bahtı karalıyım kimsede yok şunun ağzını kapatayım bir rahat edeyim artık." Biran telefonumdan birşeyler yaparak birini aradı ve hoparlöre aldı konuşmaya başladı. " Bana bak hаfif meşrep çocuğu bir daha Sumruyu ararsan senin leşini itlerin ortasına atarım." Zafer telefondan; " Sen kimsin lan y****k. Sumru nerde onu ver "dedi ama Hakan'ın gözleri döndü. "Lan döl israfı senin beynini si'kerim. Seni çıktığın deliğe geri sokarım. Bir daha aramıyacaksın dedim." "Sen kimsin lan yeminle oraya gelir seni öldürürüm." "Senin yolunu si'kerim eğer gelmezsen gel bakalım zaten yerinide biliyorsun. he bide bu arada ben Sumru'nun sevgilisiyim gel oğlum seni bekliyorum" dedi. Ben şok oldum benim sevgilim olduğunu söyledi Zafer'e. Şuan dona kaldım bakayım beni neler bekliyor. 'Ekiple Kaynaşma ' -Sumru Kaya- Hakan Yüzbaşının evinde telefonda meşhur sapığım Zafer' e onun sevgilisiyim diyince şok oldum. Pek konuşmadan kızlar arayınca eve geçtim. Dün birliğe gittiğim andan beri akşama kadar olan herşeyi noktasına virgülüne kadar anlattım. İkiside şaşırdı. Delal tabiki hemen Yüzbaşı yakışıklıysa hemen bana ayarlıyorsun yada diğerleri kuzen artık hangisi denk gelirse diye takıldı. Bende espri yaparak; " AA Yüzbaşı benim tatlım zaten yürüyen Brad Pitt gibi hem Zafer'e sevgilimde dedi. Manyak ya bir görsen böbürlene böbürlene hemde. " Yarın Hazal'da işe başlayacağı için erkenden yattık. Sabah olup kalkınca hemen hazırlandım. Bugün diz üstü kot etek ve eteğin üstüne denk gelen buz mavisi gömlek giydim. Saçlarımı düzleştirip makyaj yaptım ayağıma spor ayakkabı giydim. Bugün biraz spor olmuştu çünkü kıyafetim. Kapıdan hızla çıkınca hemen karşı dairede evden çıkan Hakan'ı gördüm. Kamuflajlar içinde yine çok yakışıklı gözüküyordu. "Günaydın yüzbaşım Hakan"dedim. "Günaydın Sumru ama niye öyle dedin" "Sivilde ve kamuflajlısın tam ne diyeceğime karar veremedim." "Ev sınırları içinde de Hakan diyebilirsin. Aradımı o şeref yoksunu yada mesaj attımı?" "Yok hiç birşey yazmadı". "Sen birliğemi gidiyorsun?" "Evet" "İyi benle gel" "Yok ben yürürüm " "Bu etekle yürürsen sağda solda peşine Zafer gibilerin takılması gayet doğal ". "Yüzbaşım kırıcı oluyorsun yani sorun bendemi. Benmi istedim benmi kuyruk sallamış oldum". " Sumru özür dilerim öyle demek istemedim ben asla. Yani etek kısa işte onun gibi zihniyetler çok ortalıkta bakarlar diye dedim." "Deme bir daha ve seninle gelmiyorum Yüzbaşı". Sinirlenip lojmandan çıkıp birliğe doğru yürümeye başladım. Yanımdan hızla gelip geçti arabasıyla. İyi anladık dalyan gibi araban var. Sanki liseli ergenler gibi kızlara hava atarcasına gaza basması nedir yani kaba adam. Yürümeye devam ederken telefonuma peş peşe mesajlar geldi bakınca Zafer'in attığını gördüm yine bir sürü tehdit mesajları atmış. Hatta buraya geliceğinden felan bahsediyor. Aldık başımıza belayı bu Yüzbaşı sevgilisiyim diyince daha çok sinirlendi galiba daha da hırs yaptı. Şimdi gidip bu mesajları ona okutacağım başıma sardığı belayı temizlesin. Birliğe girince apar topar Yüzbaşının odasına girdim hiç kapıyı tıklatmakla uğraşamayacağım o kaba sabaysa ona anladığı tarzda davranacağım. İçeri girip tam birşey diyecekken bütün ekibin orda olduğunu gördüm. Sanırım toplantı yapıyorlardı. Hakan Yüzbaşı; "Doktor sizin oralarda kapıya vurulmaz mı?" "Yüzbaşım özür dilerim çok hafif vurup tıklayıp birden açtım biraz sıkıntılı bir durum vardı da o yüzden. Ama sanırım siz toplantı yapıyorsunuz ben sonra gelirim." "Dur doktor işimiz bitti. Onlarda şimdi çıkacaklar. " diyip hepsine kaş göz işaretiyle çıkabilirsiniz dedi. Tam o esnada soydaşım Kaan; "Soydaş kahve sözün vardı bak biz yarın operasyona gidiyoruz yokuz an az 3 gün en fazla 3 ay olamayabiliriz." "Hadi ya o kadar sürer mi?" kafasını salladı. "Tamam o zaman akşam gel ben şimdi kızlara haber veririm ama tatlılar senden soydaşım". Asker selamı vererek "emrin olur soydaş " dedi. O esnada Meriç Komutan; "Doktor hanım birtek bu zibidi Kaan' mı davetli. Peki bizler sonuçta biz bir ekibiz artık." " Haklısın Meriç komutan o zaman akşam hepinizi tam kadro bekliyoruz. Artık tatlı kategorisini biraz siz arttırın. O iş sizde." Biz böyle güzel güzel konuşurken kaba Yüzbaşı'mız yine devreye girdi; " Asker haydi herkes hazırlıklara " diye kükredi. Hepsi asker selamıyla onaylayıp gitti. Yüzbaşı bana bakıp; " Ne gerek vardı böyle birşeye. Neden ekibi kahve içmeye çağırdın." " Yüzbaşı ekiple senide çağırdım ve onlar benim ekip arkadaşlarım burda olduğum süre zarfı ne kadar olur bilmiyorum ama onlarla çalışıcam farkındaysanız ve hepsiyle komşuyuz. Kaldıki Kaan Komutanı çok sevdim bizim kızlarda sever eminim. Yani abartılacak bişey yok". "İyi size iyi kadın günü yapmalar. Ben gelmem." "Gelseniz şaşardım zaten böyle insanlara karşı üsten bakmak, duygusuz olmak, insan ilişkileri sevmeyen biri olarak gelmenizi beklemedim zaten. Bende sizi nezaketden davet ettim. "Sumru haddini aşma". "Resmiyetde doktoru tercih ederim". "Sen neden geldin noldu?. O adammı mesaj attı?". "Bir önemi yok yani çokta önemli birşey değil " diyip tam odasından çıkıyordumki beni kolumdan tutup kendisine hızla çevirdi çok yakın olduk böyle olunca. "Bırakır mısınız Yüzbaşım?" "Doktor ne oldu bak söyle. O adam mesaj attı dimi?" "Evet attı ve senin yüzünden iyice başım belaya girdi iyice bana sardı. Şuan hırslandı bence nasıl sevgilisi olur diye çünkü o bugüne kadar hep seni bekleyeceğim zaten hayatında kimse yok diyordu. Şimdi hırs yaptı başıma bela olacak" diyerek ağlamaya başladım. "Ver şu telefonu " telefonu uzattım yazdığı mesajları okudukça yüzü değişik şekillere girdi aşırı sinirlendi. " Lavuğa bak ya banamı günümü gostericekmiş. Ne zaman gelir tahmini bu şeref yoksunu çünkü ağzını burnunu kırmak için sabırsızlanıyorum. " Hakan ne gelmesi saçmalama bu adam tehlikeli ve ben korkuyorum." "Şuan korktuğun için Hakan dediğini düşünüyorum . Yüzbaşı tercihim." "Off şuan sorun bumu korkuyorum diyorum bana birşey yapabilir. Çünkü artık sevgilim var sanıyor." "Korkma sevgilin var sanıyorsa, var saydığı sevgilinde seni korur." diyince bana kal geldi. Bu yüzbaşı cidden ayarsız hiç ayarı yok. Tam kalkıp gidecekken, "akşam benimle eve geliceksin şu ara tek olma bu şeref yoksunu gelebilir. Birde al şu telefonu bana numaranı ver sıkıntı olursa ararsın." "Kaan Komutanı ararım sonuçta oda hemen yan dairede." "Doktor uzatma yaz numaranı" diyince alıp yazıp çıktım. Çıkınca bir numara çaldırdı. Sanırım bizim kaba Yüzbaşı. Ve aynı o şekilde de kaydettim. Hakettiği gibi. Akşam birlikten çıkarken bahçede arabasının önünde beni beklediğini gördüm. Gözlükte takmış çok yakışıklı duruyordu. Böyle kaba saba huysuz biri olmasa bence daha güzel bir bağ olabilirdi aramızda. Aman neyse ne yapalım kibar naif birini bulana kadar kısmet aramaya devam. Böyle kaba saba birini asla hayatımda istemem. Arabaya binip lojmana doğru yola çıktık. İnerken birlikte "o şeref yoksunu mesaj atarsa bana haber ver". "Emriniz olur komutanım" diye söylenip binaya girdim. Kızlar benden önce hazırlıklara başlamış bile. Delal limonlu cheesecake bile yapmış. "Keşke zahmet etmeseydiniz ben bizim soydaş'a kitledim tatlıları." diyip gülüştük. Akşam ilerleyen saatlerde tüm ekip geldi hepsi değişik değişik tatlılar almış. Gözüm istemsizce Hakan'ı aradı ama yok gelmemiş kaba herif. Kaan sanırım anladıki; "Soydaşım komutanımın işi varmış gelemedi " dedi. Külli yalan işi felan yok. Ben soğuk nevaleyim kimseyle işim olmaz demiyorda. Ekip gelince kızlarla tanıştı. Tam tahmin ettiğim gibi Delal'le Kaan süper anlaştı. Tahmin etmiştim iki deli bir araya gelince diğeri değneğini saklarmış misali. Baya kanka felan demeye başladılar birbirlerine. Meriç'le Hazal'da çok güzel sohbet ediyor. Bizim Hazal zaten tam narin çiçek, yani onun sohbet edebileceği tek kişide Albay oğlu olurdu doğru. Hazal'la Delal'i gören asla kardeş demez bu kadar iki zıt karakter. Herkes sohbet muhabbet ederken bende Yüzbaşı'mızıza mesaj attım. Ben: Keşke gelseydin biz adam yemiyoruz. Kaba Yüzbaşı: Sana boş muhabbetleri sevmediğimi söylemiştim. İşim olmaz kadın günü konseptli yerlerde. Ben: Ya sen şuna ben yaşlıyım kafam kaldırmıyor desene. Kaba Yüzbaşı: Doktorrrrr!!!!!! Ne yaşlısı ben daha 30 yaşındayım. Ben: Bana göre yaşlısın. malum ben 25 yaşındayım. Senin ekipte senden bir kaç yaş küçük ayrıca ruhları genç. Senin içine Darülaceze kaçmış. Neyse sana evde tek başına iyi takılmalar. yazıp çıktım. Kudursun şimdi. Aradan 5 dk gecmediki kapı çaldı ben bakarım diyerek gidip açtım hop banko Yüzbaşı'mız gelmiş. "Hoşgeldin Yüzbaşım aa pardon Hakan noldu evde tuz felanmı kalmadı." "Bende davet edilmiştim diye hatırlıyorum" "Evet ama sende böyle ortamları sevmediğini söylemiştin, bende doğru yaşlılara göre olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum". dememle kolumdan tutup duvara yasladı. "Ne yapıyorsun bıraksana delimisin sen?" "Sus Sumru bir daha bana yaşlı felan deme cidden kötü olur". "Aman tamam be demem. Ne tür bir delisin sen ya." diyip içeriye geçtik. Ekip görünce çok şaşırdı. Komutanım işiniz vardı felan dediler. Oda bitti geldim felan dedi zırvaladı. Ben kahve yapmak için mutfağa geçtim herkes kendi alemindeydi çünkü. Arkamdan oda mutfağa geldi. "Sade " dedi. Donuk bakınca "kahvemi sade içiyorum, sormadın da onu söylemeye geldim." Kafa salladım sadece. Az önce tuttuğu kolum acımıştı. Ayarsız sanki karşısında kendi gibi güçlü biri var hafif tutması bile nasıl ağır. Kolumu ovaladığımı görünce yanıma geldi. "Özür dilerim Sumru ben canını yakmak istemedim." "Önemli değil Yüzbaşım geçer birazdan". "Sivildeyken farkettim de bana sinirlenince Yüzbaşı diyorsun." "Bilmem olabilir sinirlenmişimdir belki." İçerden Delal'in sesini duyduk. Hadi gelin bu güzel gecenin anısına fotoğraf çekilcez diye. İçeriye geçtik masanın etrafına hepsi toplanmış. Delal tripotu ayarlıyordu. Bizimki yine uyuzluk yaptı." Siz çekilin ben çekilmem" diye. Bende iyice can damarından vurarak; " bencede biz gençler olalak çekilelim ekip" diyince neyi ima ettiğimi anladı ve yanıma geldi. Fotoğrafa girdi. O gelince ben biraz öteye kaydım. Delal ayarladığını peş peşe bir kaç tane çekeceğini söyledi . Ben biraz daha uzaklaşınca Yüzbaşımız belimden tutup çektiği gibi ona çok yakın bir şekilde fotoğraf çekilmemizi sağladı. Bu adam ayarsız cidden sağı solu belli değil. Bir sapığıma sevgilisiyim diyor, kolumdan tutup hırpaladığı günün ilerleyen zamanında belimden tutup kendine doğru çekip fotoğraf çekiliyor. Gerçekten anlayamadım. Gece çok eğlenceli bitmişti hepsini uğurladık ortalığı toparlayıp yattık. Yarın ekip operasyona çıkıyor. Aslında bende gidecektim ama Albay tehlikeli bir operasyon olduğunu benimde daha çok yeni olduğum için birlikte kalmamı söyledi. İnşallah hayırlısı ile gidip gelirler. En çokta kaba Yüzbaşı aklımda içimde kötü birşey var sanki. 'Operasyon" -Yüzbaşı Hakan Koçak - Dün gece komşularımızın evinde kahve fasılı yapıp bayağa keyifli vakit geçirdik. Sumru biraz sinirlerimi bozsada bana yaşlı felan diyerek yinede eğlenceliydi. Bu kız bazen beni çok kışkırtıyor. Bu asi ve bana kafa tutan halleri çok s***i duruyor. Neler düşünüyorum kendime kızıyorum. Geçen mini etekle işe geliyordu içimden kıskandım ama başka şeyleri bahane edip arabayla benle gelmesini istedim ama bana kötü döndü. İyice kızdı bana. Birde belası Zafer diye bir p*ç çıktı. Kızın peşinde olduğunu öğrenince sinir beynime çıktı. O anlık boşlukla sevgilisiyim felan dedim. Sabaha operasyona çıkacağız inşallah Sumruyu'da görürüm umuduyla birliğe geçtim. Oradaydı benim timin yanına gidince oda geldi. Herşey hazır yarım saate çıkacağımızı söyledim. Gözleriyle kaçamak bakıyor anlıyorum. Yanıma gelip, "Yüzbaşım dikkatli olun hepiniz Allah'a emanet olun " dedi . Hazırlıklar tamam olunca askeri araçlara binip yola çıktık. -Sumru Kaya- Timi uğurlayınca içimdeki sıkıntı dahada çoğaldı. Aklımda Hakan'ın giderken arkasına dönüp bakışı kaldı. Kaba herif ne kadar kızsamda şuan operasyona gidiyor diye onun için telaşlanıyordum. Akşam oluyor işlerim bitince eve geçtim. Kızlar yemek yapmış yedim ortalığı toparlayıp duşa girdim. Ama hâlâ içim çok sıkkın. Aklıma gelenle mesaj attım hemen. Ben: Ne yaptınız Yüzbaşım sizi ve timi merak ettim umarım iyisinizdir. yazdım ama sadece tek tık oldu. Bir saate yakın bekledim ama mesaj iletilmedi. Muhtemelen telefon çekmeyen bir yerdeler. Bende yorgunlukla uyuyup kalmışım. Gece telefonun mesaj sesine uyandım. Bakınca Hakan'ın mesaj attığını gördüm. Kaba Yüzbaşı: Timde bende iyiyim. Teşekkürler. Sadece bu kadarmı ya teşekkürlermi. Ben onu burda merak edeyim o sadece teşekkür etsin. Ben: Bende iyim Yüzbaşım teşekkürler. Kaba Yüzbaşı: Sumru sen şuan inşallah tirip felan atmıyorsundur. Çünkü dağın başında teröristlerin cirit attığı bir ortamda en son isteyeceğim şey bile değil bu tirip muhabbeti. Ben: Yok Yüzbaşım ne tiribi. Sizleri çok merak ettim sadece sağ salim gelin hepiniz. Kaba Yüzbaşı: Neyse Sumru çok boşa konuşacak vakit yok. Timden uzaktayım yanlarına gitmeliyim. Ben : Peki. Yazıp sadece çıktım bazen öyle bir kırıyor ki insanı. bilerekmi yapıyor anlamıyorum. Nedense istemsizce ağladım. O gece bizim evde çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Yüzünü okşadım neden böyle yapıyorum anlamıyorum ama kendine gel Sumru bu adamdan olmaz bu adam senin hayallerindeki adamın yakınından dahi geçmiyor üzülürsün kızım diye kendimi dizginlemem gerekiyor. Uzak durmakta fayda var. Sabah olunca kalktım yine işe gittim. Albaya haber varmı diye sordum ama hiç birinin telefonunun çekmediğini telsizlerle irtibata geçtiğini söyledi. Hakan'ada artık mesaj atamıyorum çünkü beni üzüyor üzülmek istemiyorum. Aklıma gelenle bende Kaan'a mesaj attım. Ben: Soydaşım nasılsınız sizi çok merak ediyorum. Tam kadro eksiksiz gelirseniz size çok güzel bir ziyafet çekmeyi planlıyorum. yazdım ama asla iletilmedi. İyice merak ediyorum. Allah'tan bugün haftanın son günüydü. Hafta sonu daha sakin bir şekilde evde dinlenirdim. Akşam olunca eve geldim telefondan mesajlara baktım ama yok Kaan'a iletilmemiş. Gözüm bir kaç altta mesajlarda adı gözüken Hakan'a kaydı. Profil resminden bile kamuflajlı halini görünce içim kötü oldu. Ertesi gün oldu hâlâ mesaj iletilmedi. Delal'le konuştum oda hiç Kaan'la görüşmemiş mesaj atmış ama onunkide iletilmemiş. Haber alamadıkça iyice huzursuz oldum. Hakan'a yazamıyorum. Zaten telefonları çekse Kaan bana cevap verir. Böyle böyle pazartesi oldu. Tekrar uyanıp işe gitmek için yola koyuldum. Belki Albaydan bir haber alırdım. Birliğe giriş yapınca Albay'ı telaşlı gördüm ne olduğunu sorunca, Timin döndüğünü ama Yüzbaşının yaralı olduğunu söyledi. Hastaneye gidiyordu bende gitmek için kendisinden onay aldım ve birlikte gittik. Bütün tim burda ama bitek Hakan yok gözüm onu aradı. Kaan'ı görünce ona sarılıp üstüne başına baktım kir toz pas içindelerdi resmen. "Kaan ne oldu? Yüzbaşı nasıl?" "Sakin soydaşım büyük birşey değil omzundan yaralandı. Komutan için bu devede kulak." "Off Kaan saçmalama adam vurulmuş." "Tamam soydaş paniğe gerek yok cidden iyiydi. Kurşunu çıkartmak için aldılar ameliyata. Biraz zaman geçtikten sonra ameliyathane kapısından çıkan doktora doğru koştuk. Kendimi tanıttım Doktor olduğumu belirttim. Sağolsun hocam gerekli hem tıbbi bilgileri ve genel bilgileri verdi. Birazdan odaya alırlar ve görürsünüz dedi. Bu gece burda kalıcak yarın taburcu olacaktı. Hakan'ı odaya aldılar. Bütün tim ve Albay yanına girip geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Albayın işi olduğu için gitmek zorunda kaldı. Çocuklar biriniz yanında refakatçi kalırsınız diye belirtti. Meriç kalacağını söyledi. Herkesi yolladı çünkü onlarda çok yorgundu kaç gündür operasyondaydılar. Meriç; " Sumru ben bi kantine insem sen biraz burda durabilirmisin komutanımın yanında. Yiyecek birşeyler alıp geleceğim" dedi. Bende başımla onayladım. "Hakan nasılsın ağrın varmı? Doktorundan bilgileri aldım bir kaç dikişin var. iki gün duş alamayacaksın. Sonra bir haftaya dikişleri aldirabilirsin." "Tamam abartma Sumru ". "Yüzbaşım ben telaş yaptım. Korktumda o yüzden yani." "Korkma Sumru, telaşta yapma ben alışığım bu ilk değil sonda olmayacak. Yani Doktorluk nutuğunu bana atmana gerek yok." Bu adam yine beni kırıyordu. Ben s***k gibi onu merak edip yanına geldim. Aptalım ben aptal. Akıllanmam ben. Meriç gelince; Haydi görüşürüz Meriç ben çıkıyorum." "Sumru kalsaydın biraz daha" "Yok bana fazla gerek yok. Hem sizin bu ilk değil alışkınsınızdır." diyip çıktım. Yol boyu eve gidene kadar kendime sinirden sövdüm. Yolda sinirle giderken birine çarptım ama hava kararmıştı pardon diyip yüzüne bakmadan ilerledim. Eve gidip deli gibi ağlamak istiyorum. Aptallığıma, salaklığıma, akılsızlığıma. Eve gelince kızlara sarılıp ağlamaya başladım. Kızlara durumları anlattım onlarda Hakan için endişelendiler ama iyi olduğunu duyunca ikiside rahatladı. Ben hâlâ s***k gibi ağlıyordum. Delal; Kuşum sen bu Hakan'a aşık olmuş olabilir misin?." " Delal saçmalama ne diyorsun? kafayı mı yedin sen?" "Kızım o zaman niye ağlıyorsun defol et. Ne hali varsa görsün. Çokta kıçımızda yani. İyilikten anlamıyorsa muhattap olma." "Sinirden ağlıyorum Delal, aşktan değil korkma. Neyse ben yatıyorum galiba regl olucam ağrımda var." Hazal; Kuzum hemen ilaç al senin zor geçiyor bak biliyorsun. "Alıp yatıcam zaten hemen." Sabah uyandığımda regl olmuştum. Ağrımda vardı. Kızlar çoktan gitmişler. Bu halde birliğe asla gidemezdim Albay'a mesaj attım rahatsız olduğumu söyledim. Kalkıp kahvaltı yapıp ilaç almak en doğrusuydu. Tam mutfağa geçerken kapı çaldı hemen açınca Meriç'le Hakan'ı gördüm. Meriç çıktıklarını söyledi ve hemen birliğe gitmesi gerektiğini Komutanlarına çorba yapıp yapamayacağımı sordu. Zor bela ayakta duruyordum ama yinede yaparım dedim. Ben yine nezaketden geçmiş olsun Yüzbaşım dedim. Bana bakıp; "Sumru iyimisin? biraz rengin soluk gibi." "İyiyim Yüzbaşım ben çorba hazır olunca size bırakırım." diyip içeriye girdim. Hemen yayla çorbası yaptım hızlı bir şekilde ve ağrım iyice artmıştı. Hazırlayıp tepsiye koydum ve karşı daireye geçtim. İkinci çalışta açtı kapıyı. Hoşgeldin diyerek beni içeriye aldı. Mutfak masasının üstüne tepsiyi bıraktım tam çıkacaktım ki kolumdan tutup; "Sumru neyin var, hiç iyi gözükmüyorsun." "Rahatsızım biraz ama iyi olurum önemli değil " "İstersen hastaneye gidelim." " Gerek yok buda benim ilk ve son yaşadığım şey değil genelde her ay yaşıyorum. Doktor olarak nutuk çekmek gibi olmasın ama yapabilecek pek bişey yok malesef bunu çekmek zorundayım. En olasılık ağrı kesici ve çok çok serum yani ben kendime ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Doktorum ya hani". "Anladım tamam sen şu her ay olunan şeyden olmuşsun." "Sanane ney olduysam oldum." "Sumru sakin ol biraz." "Neyse ben gideyim sen çorbanı iç" dememle karnıma birden bıçak saplanır gibi Ağrı girince karnımı tutup iki büklüm kıvrandım. Hakan hemen tek koluyla beni tutup koltuğa oturttu. "Sumru iyi değilsin Meriç'i arayalım gelsin Hastaneye gidelim." "Sana gerek yok dedim anlamıyor musun? neyini zorluyorsun be adam." "Sumru bak ayarlarımla oynama ne oluyor durduk yere sana." "Durduk yere mi ya sen iyimisin tanıştığımız dan beri sürekli bana ayarsız davranıyorsun. Sürekli bı laf sokuyorsun. Beni rencide ediyorsun sence durduk yere mi. Ben sana yakın olmak istedikçe sen duvar örüyorsun. " diyerek ağrımında verdiği acıyla ağlamaya başladım. Kollarıyla beni tutarak kendine bakmamı sağladı. "Sumru bana yakın olma. olmamalısın. Ben ateşim Sumru kendimle birlikte yanımdaki herkesi yakarım. Ben hiç sevgi görmeyen bir anneden olmuşum. Hiç sevgi görmeyen bir çocuk olarak doğmuşum büyümüşüm o yüzden bana yakın olma. Benden uzak dur yapma. Sen üzülürsün ben karşımdakini üzerim." "Öylemi diyorsun Yüzbaşım " "Evet Sumru benle iyi olmaya bana yakın olmaya çalışma." " O zaman beni bu burda son görüşün karşına çıkmamak için emin ol elimden gelen herşeyi yapıcam hoşçakal Yüzbaşı." diyip o evden ağlayarak çıktım. Artık Hakan'ın yüzünü dahi görmek istemiyordum. Beni bu akşam kalbimden bıçakladı ne kadar inkar etsemde ona karşı ilgim vardı ama bu akşam bütün kalbime kurşun sıktı. Yapacak bişey yok sitem etmeyede hakkım yok. Hayatta herşey kısmet. Eve gelip Özcan Deniz'in o şarkısını açıp açıp dinledim. Yangın her aşkın yolu Sevdim, gördüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı haram ettim. 'Mesafe' -Sumru Kaya- Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım. Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum. "Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?" "İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük. "Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi." "Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi." "İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz." Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi. "Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi. "Nasıl oldun Sumru?" "Sizene" "Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın." "Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor". "Sumru derdin ney?" "Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum." "Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?" "Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı." "O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun." "Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti. "Musaitmisiniz Doktor hanım" "Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş. "Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir." "Tamam sen yap pansumanı." Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım. "Biraz acıtmış olabilirim". "Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak." "Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu. "Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım." "İşte böyle senin gibi olamaz" "Sumru bak benim damarıma basma" "Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? " "Sumru sen cidden çok dik başlısın." "Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte." "Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma" "Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi. Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım. Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel". "O o burda " "Kim Sumru burda?" "Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu. "Bu şeref yoksunu kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu. "Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. gö'ğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım. "Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni k*******n senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. " "Sumru!!! kendine gel kapat çeneni." "Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı. "Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım. "Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana." "Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma." "Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum." "O zaman bende gelirim tek kalamazsın". "Hayır tabikide ben kendim giderim." "O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın." "Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi. Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi. "Kızlar gelene kadar yanında kalacağım." "Sakın gitme olurmu Yüzbaşı" "Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi." "Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum." "Tamam hadi sen uyu ben burdayım." Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım. "Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim. "Sen uyanık mıydın?" "Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru". "Anladım" "Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen" "Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum." "Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum." "Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?". "Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?." "Durucaksın Sumru olmaz." "Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun." "Sumru senin derdin ney?" "Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?" "Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun." "Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ". "Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim". Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi gö'ğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana." Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı. "Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı. Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?". " Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık. 'Kalbim Acıyor ' -Hakan Koçak- Sumru'nun evinden kendi evime geçince duvarları yumruklamaya başladım. Kızı arkamda gözü yaşlı bıraktım. Ben uyurken söyledikleri sonra bana söyledikleri ben adı herifin tekiyim ama uzak durmamız lazım. Olmaz ben kimseyi sevemem. Ben sevilmeyen ötelenen bir çocuk oldum. Babam denilen şeref yoksunu anneme bedensel sаldırı etmiş. Annem o yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulmuş. Aneannem ve dedemde hasta pek anneme destek olamamışlar . Köylü halkı anneme acıyıp hep bakmışlar. Köydeki ebe doğumunu yapmasını sağlamış. Anaanemle dedemde vefat edince annemin akıl sağlığı bu çocuğa bakmaya yetmiyor diye beni 3 yaşında devlet korumasına almışlar. Anne baba bilmeden sevgisiz büyüdüm. Çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Annem benim varlığımı bile unutmuş ben elinden alınınca iyice aklı gitmiş hastahaneye yatırılmış. Sonra öğrendim ki bu kadar acı ve üzüntüye dayanamayıp kötü hastalığa yakalanmış 2 ay sonra vefat etmiş. Bunların hepsini asker olunca elimdeki imkanları devreye sokunca öğrendim. Ben böyle sevgisiz büyüyen bu şekilde yetişen biri oldum. Kimse bizi sevip başımızı okşamadıki. Ben şimdi birine hele Sumru'ya nasıl o sevgiyi verebilirim. Bana o ağlayarak bakan gözlerine nasıl sevgi veririm. Ben ona bu haksızlığı yapamam. O belliki çok sevilmiş ilgi görmüş karşısında da onu bekliyor. Benden bu şekilde tavır gördükçe üzülüyor farkındayım. O yüzden uzak durmak en iyisi ben sevemem ben ona istediğini veremem. Ben onun için yanlış adamım oda zamanla anlayacak bunu. Sabah uyanıp işe gitmek için tam evden çıkarken kapıda Sumru ve kuzenleriyle karşılaştım. Kuzenleri selam verdi ama o asla tek kelime etmedi. Hem neden etsinki kıza neler dedim. Ama biran yüzünü gördüm allak bullaktı. Ağlamaktan gözleri şişmiş hep. İçimden kendime bir dünya sövdüm. Neden cesaretli olamıyorsun Hakan diye. Neden biraz olsun sevmeyi denemiyorsun diye. Ama olmaz ben onu üzerim. Benden uzak dur dedim ama birlikte felan onun o gözlerini gördükçe nasıl uzak duracağım bilmiyorum. Ama mecburum. Önden çıkıp gitti arabayla gel desem gelmez benimde zaten böyle birşeyi teklif etmemem gerekiyor. Arabayla yanından geçtim. Birliğe girince Kaan'ı gördüm. Sumru gelince odama gelsin direk diye direktif verdim. 10 dk sonra Sumru geldi. Gözleri şişmiş kıp kırmızı kızı ne hallere soktun Hakan. Ben senin... neyse kendime olan sinirimi başka türlü atarım. "Doktor öğleden sonra ilkyardım eğitimi var. Konferans salonu hazır. Başka bir eksik varsa söyle. Benimde olmam gerekiyormu?" Hiç iyi durmuyordu başı dönüyordu sanki.Zoraki konuştu benimle. "Yok herşey tamam birşeye ihtiyaç yok. Sizinde katılmanıza gerek yok. " diyip önündeki sandalyeye doğru zor bela tutundu. "Başım dönüyor" demesiyle ben yerimden fırlayıp onu tuttum. Tutmamla kollarıma bayıldı. -Sumru Kaya- Gözlerimi zorlayarak açınca kendimi hastane odasında buldum. En son birlikteydim iyi değildim ama ne oldu bana bilmiyorum. Koluma bakınca serum takılı olduğunu gördüm. Sağıma doğru bakınca Hakan koltukta oturuyor telefonuyla ilgileniyordu. Aşırı susamış hissediyordum kendimi. Su diye mırıldandım. Sesimi hemen duyup yanıma geldi. "Sumru iyimisin nasıl oldun?. Doktoru çağırayım mı?." "Su istiyorum Hakan boğazım yanıyor sanki" dememle hemen getirdi, bana suyu içirdi. Ne oldu bana diye sorunca anlattı. Onun odasında bayılmışım ambulansla beni hastaneye getirmiş. Bir kaç gün önce regl olmam birde stresli olmam kaynaklı vücudumdaki bazı değerler düşmüş ve strese bağlı bayılmışım. Anladım. bir kaç kez daha böyle olmuştum. Okulda dersler yoğun ve stresliyken. " Şimdi niye böyle stres yaptın, yapma Sumru bak kendine zarar veriyorsun. Çok kötü bir halde seni buraya getirdim. Ama birazdan çıkacağız doktor uyandıktan bir saat sonra çıkabilirsiniz dedi" "Teşekkürler Hakan benimle ilgilendiğin için. Dün akşamdan sonra karşıma çıkmayacaktın o yüzden şaşırdım." "Sumru onla bu bir değil. Bunu kim olsa yapar. Yani sen olmasan başkasıda bayılsa ben aynı şeyi yapardım." "Herkes gibisin yani diyorsun" diyince güldük. "Biraz daha dinlen, serumun da bitsin çıkarız " Ben biraz daha yattım serum bitince Hakan çıkarttı. Benim hazırlanmama yardımcı oldu. Hastaneden çıkıp onun arabasına bindik." Ee ambulansla geldik demiştin." "Meriç'ten istedim o getirdi." "Anladım". Lojmana gelince arabadan da inmeme yardımcı oldu binadan içeriye girdik. Çantam neredeki anahtarım onun içindeydi. "Sumru sanırım çantan birlikte kaldı o anki panikle hiç aklımıza gelmedi." "Ee Hazal sağlık ocağında, Delal'de okulda. Birliğe gidip çantamı almamız lazım." "Gerek yok benim eve geçelim sen yatıp dinlenirsin. Kızlar gelince geçersin eve." "Yok gerek yok. Sen beni beş dk birliğe götürüp getirsen olmazmı. Çantamı alırım." "Sumru saçmalama zaten yorgunsun. Biran önce yatıp dinlen. Ben Kaan'a haber vericem akşama çantanı getirir. " "Tamam "diyerek onun daireye geçtim. Cidden çok yorgunum dinlenme şart. Ben salona doğru geçince " yok koltuk olmaz pek rahat değiller, sen benim yatağıma geç dinlen. Nevresimler temizdir." "Yok önemli değil ama koltukta yatarım zaten bir kaç saat idare ederim." "Sumru sana ne diyorsam onu yapar mısın?". "Peki tamam bunada tamam" diyerek odasına doğru götürdü beni. Uzanmamı sağladı. "Ben şimdi sana çorba yapacağım onuda içince vitaminlerin var onları iç. Yoksa birlik doktorsuz kalacak " diyerek güldü. "Sen makarna ve tosttan başka bişey biliyormusun?". "Ehh işte yapıyoruz bişeyler. Umarım zehirlenmessin" diyerek mutfağa gitti. Dünkü bunları diyen adam sanki başkasıydı, şimdiki adam başkası. Hangisi gerçek Hakan bilmiyorum hangisi o cidden kestiremiyorum. Tam mayışmışken, çorbayı getirdi. "Kalk bakalım sana tarhana çorbası yaptım. Kaan'ın annesi hepimize memleketten yollamıştı bir işe yaradı." Ben gülerek" zehirlenmem demi bak daha yeni çıktım hastaneden." "İnşallah yani umuyorumki sıkıntı çıkmayacak " diyince kaşığı aldım içmeye başladım. "Hımmm fena olmamış Yüzbaşım". "Bak buna sevindim demekki becerebildim. Artık kendimede yaparım." Çorbam bitince tepsiyi aldı yine yanıma geldi yatağın kenarına doğru oturdu. Bende iyice dikelerek ona daha yakın oldum. "Nasılsın daha iyimisin ben şimdi ilaçlarınıda getiricem içersin." İyiyim Hakan. Sadece kalbim acıyor. O nasıl iyi olacak bilmiyorum. Dün akşam yerle bir oldu. Nasıl toparlanır o bilmiyorum. Hangi serum hangi vitamin iyi gelir hiç bilmiyorum. Bir doktor olarak bu konuda sıfır bilgi sahibiyim. Bana hep doktorluğumla ilgili nutuk çekiyorsun diyorsun ya bu konu hakkında çekecek bir nutuğum bile yok." dedim ve ağlamaya başladım. "Sumru ne olur ağlama bak yeni toparlıyorsun." "Hakan ben şuan ne yapıcam bilmiyorum. Ben buraya ne umutlarla geldim ama şuan benim kalbim acıyor ben nasıl yapıcam bu halde buralarda. İstanbul'a gerimi dönsem diyorum ama o kadar emeğim var çalışıp atandım bu hiç kolay değil. Ne yapıcam bilmiyorum. Ama burda kalırsam da mutsuz olucam onuda biliyorum." "Sakın Sumru sakın mesleğini kariyerini bir hiç uğruna böyle birşeyin içine sokma." "Hiç mi olarak görüyorsun?". "Sumru bak seni kırmak istemiyorum yemin ederim istemiyorum ama sen çok naifsin bir o kadarda deli dolu. Ben seni üzerim, ben kimseyi sevemem anla benide." "Neden ama Yüzbaşım. Bence kalbinde öyle güzel bir merhamet varki bunu saklıyorsun." "Sumru yapma nolur." diyince ben ona yaklaştım. "Bişey yapmıyorum sadece kendine bir şans ver bu kadar kötü gözükmek zorunda değilsin diyorum". diyince iyice yanaştım ona oda bana doğru yanaştı. Elimi yanağına doğru koydum daha çok dudaklarına doğru yanaştım. Biraz daha yaklaşınca dudaklarından onu öptüm. İlk karşılık vermedi ama ben biraz daha öpünce oda bana karşılık verdi ve öyle böyle değil baya hırçınca beni yatağa doğru yarım yatırdı hatta. Üstüme doğru bayağa eğildi. Bende ellerimi saçına geçirip iyice kendime doğru çektirdim. Bir elini belime atınca inledim. Sonra birden durdu. Alnını alnıma dayadı. "Sana yapma dedim ben zor biriyim olmaz bizden. Ben seni üzerim bunu neden yaptın Sumru." diyerek ayağa kalktı. " Bu anı unut olmadı farzet tamammı. Bak olmaz biz olamayız ben kimseyi sevmem üzerim. Ben biriyle olsam bile bir gecelik sevişip bırakırım." Böyle diyince sinirle ayağa kalktım ben bu adama duygularımı söyledim o biriyle olursamda tek gecelik olur dedi. Bu beni ne saniyordu. Ben ağlamaya başladım. "Hakan sen şuan şu dediklerinde ciddimisin. Biz az önce öpüştük sende istedin. Ama şimdi bana ne diyorsun sen beni ne sandın. Tek gecelik bilmem ney. Ya sana duygularımı anlatmaya çalıştım tamam istemeyebilirsin ama saygı duyabilirdin. Seni o kadar yanlış tanımışım ki, kendimden nefret ediyorum. Sen nasıl adi bir adamsın. Senden etkilenen bu kalbimi söküp atmak istiyorum. Hani dün demiştin ya bana benden uzak dur diye. Haklısın Yüzbaşı biz uzak duralım. Daha ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Benden uzak Allah'a yakın ol. Ama sanada yine duam inşallah Allah o kalbine biraz sevgi ve merhamet verir. Ve bide İnşallah olmaz ama inşallah sende birgün seversin ve birinden bir yudum sevgi dilenirsin. Belki beni o zaman anlarsın". diyip çıktım evden. Anahtarım yok ama olsun birliğe kadar gidip çantamı alıp döneceğim. Benim için Hakan defteri kapandı. Yolu bahtı açık olsun. İnşallah birgün gerçekten sever. Beni öpünce biran umutlanmıştım ama adamın kafasındaki düşünceler bam başkaymış.
Hakan Yüzbaşı'na aşıktım. Ama o, duygularıma "tek gecelik ilişkiler" diyerek karşılık verdi. Her bakışında beni yok sayıyor, her sözüyle kalbimi kırıyordu. Ta ki o geceye kadar... Bir anlık zayıflıkla dudaklarım onunkine değdi. İlk başta direndi, ama sonra... Bana karşılık verdiği gibi değil, bir fırtına gibi beni sardı. Beni yatağa doğru yatırdı, ağırlığı üzerimdeydi. Bir eli belimi sıkıca kavrarken, diğeri saçlarıma dolaştı. "Sana yapma dedim," diye homurdandı nefes nefese, alnı alnıma dayalı. "Ben seni üzerim." Ama bedeni tamamen farklı bir şey söylüyordu. Nefesinin sıcaklığı boynumda, kasılmış vücudu benimkine yapışmıştı. "Sen benim doktorumsun," diye fısıldadı dudaklarıma çok yakın, "benimse kalbimde kurşun var. İkisini de... iyileştirebilir misin?" ------- 'Yeni Başlangıç ' -Dr Sumru Kaya - Bu ünvanı alabilmek için yıllarca çok çalıştım. üç amca kızı hayalimiz vardı üç kuzen okuyup atanıp aynı yerde çalışacaktık. Sonunda hayalimiz gerçek oldu. Kuzenlerimle birlikte Iğdır-Tuzluca'ya atandık. Ben Tuzluca Askeri Birliğine Birlik doktoru olarak. Kuzenim Hazal Kaya mahalle sağlık ocağına hemşire olarak. Hazal'ın kardeşi diğer kuzenim Delal Kaya'da okul öncesi öğretmeni olarak. Hayallerimizi birbir yaşıyoruz. Delal bizden önce gidip orda bize eşyalı bir lojman tuttu genelde askerlerin kaldığı. Herşeyi ayarladı evi temizleyip eşya düzenlemesi yapmış. Bizde yarın Hazal'la gidiyoruz. Aşırı heyecanlıyız çünkü hepimizin ilk görev yeri. Delal erken gittiği için çalışacağı okulu ve bizim de yerlerimize gidip bakmış. Hepsi çok yakın iç içe dedi. Ertesi gün uçakla Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanına indik. Bir taksiye atlayıp Delal'in bize attığı konumla oraya gittik. Hazal'la birlikte lojmanların önüne geldik. Birbirimize bakıp hadi bakalım gazamız mübarek olsun dedim. Ben yarın birliğe gidip başlayacaktım. Hazal'da iki güne başlayacaktı. Delal iki hafta sonra okullar açılınca başlayacaktı. Kalacağımız daireye çıkıp kapıyı çaldık Delal açtı büyük sevinçle karşıladı bizi. Heyecanla bize küçük ama huzurlu dairemizi gezdirdi. 2+1 çok minnoş bir evimiz vardı. Delal bize yemekte hazırlamış oturup yedik birlikte toparladık. Sağolsun bizden önce alışveriş temizlik herşeyi halletmiş. Yol yorgunu olduğumuz için duş felan aldık biraz ütü felan yaptık TV izleyip yattık. Benim için yarın çok heyecanlı bir gün. Yarın ilk doktor olarak işime başlıyorum. Çok mutluyum çok. Sabah olunca uyanıp hemen hazırlanmaya başladım. siyah havuç pantolon üstüne dar beyaz gömlek topuklu ayakkabı giydim. Saçlarımı hafif maşa yaparak birazda makyaj yaptım. Delal birliğin çok yakın olduğunu yürüyerek 5 dkda gidebileceğimi söylemişti. Evden çıkıp birliğe doğru gittim. Birliğin önüne gelince kalbim yerinden çıkacak gibiydi kapıdaki görevli askere kendimi tanıttım. Oda Albay'ın beni beklediğini söyledi ve beni odasına doğru götürdü. Albay'ın odasını tıklatıp içeriye girdim. "Merhaba Albay'ım ben Doktor Sumru Kaya.Yeni görev yerim sizin birliğiniz sizlerle çalışmaktan onur duyacağım" diyip tokalaştım. Albay çok şirin tatlı birşey çokta babacan birine benziyor. "Hoşgeldiniz doktor hanım bende Albay Yusuf Yılmaz. Kendi komutanlarıma mesaj attım şimdi gelirler. Onlarla tanışmanı istiyorum çünkü genelde sahada onlarla çalışacaksın. " "Memnuniyetle Albay'ım siz nasıl uygun görürseniz." Kapı açıldı ve içeriye mankenlik ajansından fırlamış gibi boylu poslu kaslı 6 tane yakışıklı girdi. Vallahi dibim düştü desem yeridir. Delal burda olsa net hepsini ayarlardı. Albay yanıma gelerek; "Sumru kızım seni askerlerimle tanıştırayım " diyerek başladı. İlk sırada gayet yakışıklı hafif kumral tenli gözleri yeşil oldukça yakışıklı ama çokta sinirlice bakan kişiyle tanıştırdı. * Yüzbaşı Hakan Koçak * Üsteğmen Meriç Yılmaz *Teğmen Kadir Karaca *Teğmen Kerim Karaca *Uzman Çavuş Ali Bozkurt *Uzman Çavuş Kaan Kaya. Hepsiyle tokalaştım hepsi çok samimi bir şekilde karşılık verdi ama Yüzbaşı sanki babasını öldürmüşüm gibi bakıyor çok ters biri belli. Bende kendimi tanıttım Sumru Kaya diye. Ordan birden Uzman Çavuş olan Kaan Kaya söze atladı. " Doktor hanım biz sizle kardeş yada kuzen olabilir miyiz soyadlarımız tutuyor. Sizle soydaş olabilir miyiz? Adaş gibi düşünün." diyince ben güldüm "güzel fikirmiş Çavuş'um olabilir. Ama benle soydaş olursanız iki tane daha soydaşınız olacak çünkü ben iki kuzenimle buraya geldim." " Ooo bana uyar doktor bir sürü soydaşım olur ne güzel" dedi. Ben bu soydaşım Kaan'ı şimdiden çok sevmiştim. Matrak biri belli. Üsteğmen Meriç Yılmaz söze girdi; "Doktor hanım lojmanlardamı kalıyorsunuz yoksa evmi tuttunuz. ?" "Lojmandayız Teğmen'im. Hemen bu yol üstündeki ilerideki lojmanlar. "Aa bizim çocukların kaldığı lojmanlar hangi bloklardasınız?" "A blok Teğmen'im. Sizin çocuklar kim bu arada?" "Bizim çocuklar Kadirle Kerem ikisi kardeş onlar bir dairede, Ali ile Kaan bir dairede sadece Yüzbaşım tek kalıyor ve hepsi A blokta. Bizde ailecek lojmana yakın başka bir sitede oturuyoruz. Bu arada Albay benim babam. Ama birlik sınırları içinde asla Baba-oğul ilişkisi istemiyor." "Ya hepinizle komşuyuz ne güzel çok mutlu oldum." Donuk yüzbaşı ordan söze girerek; "yeter bu kadar laf beyliği hepiniz bahçeye." Bu yakışıklılığın karizmanın arkasından nasıl böyle kişilikte biri çıktı şaşırdım cidden. "Yüzbaşım ne güzel sohbet ediyorduk." "Sohbet etmeyin doktor hanım işinize bakın. boş muhabbet yapmak gibi vaktimiz yok bizim. Sizde gidin iki iğne yapın, ilaç felan yazın " diyip yüzüme dahi bakmadan çıktı. Hay ben senin gibi adamın kalıbına tüküreyim. Çattık iyimi. Bütün hepsi çıkınca Albay yanıma gelip, " Sumru o biraz böyle soğuk karakterli biri ama iyidir sen ona aldırma." "Yok aldırmadım Albayım. Ben artık gidip odamı gezeyim."diyip bir tane askerle odama geldim. Gayet düzenli tertipliydi. Bugün ilk gün olduğu için çok birşeyle ugraşmıyacağım yarın daha detaylı bakarım. Biraz hava alayım diyip dışarı çıktım. Bizim ekip dışarıda Kaan'ı görünce yanına gittim. Selam verdim ne yapıyorsunuz diye sordum. "İki güne kalmaz operasyona çıkacağız. Komutanım onun detaylarını konuştu soydaşım. İşte ufak tefek hazırlıklar yapacağız". "Anladım aman dikkatli olun soydaşım. Bu arada aynı bloktaymışız o zaman akşam seni diğer soydaşlarınla tanışma kahvesine bekliyorum. Bana telefon numaranı ver bakalım " diyerek telefonumu uzattım oda numarasını yazdı kaydettik birbizimizi. İkimizde soydaşım diye kaydedince istemsizce birbirimize gülüp baktık. Yanımıza sinirle gelen sevgili Yüzbaşı'mız; "Kaan senin işin yok galiba 10 tur birliğin etrafında koşmak ister misin?" diyerek soydaşımı uzaklaştırdı. Ya bu adam neden bu kadar kaba biri anlamadım. "Yüzbaşım neden böyle birşey yaptınız. Sohbet ediyorduk sadece." "Doktor sana boş işlerle uğraşacak vaktimiz yok demiştim neyini anlamıyorsun?" "Özür dilerim ben sadece.." "Tamam doktor hanım iyi günler " diyip gitti. Pis kaba saba herif ay ben bide bunu ilk görüşte beğendim felan ne kadar salağım ben. Çıkış saati gelince herkes hazırlandı çıkıyordu Albay bana seslendi yanında bizim kaba Yüzbaşı da var. Albay; " Sumru kızım ben bugün çarşıya geçiyorum yoksa seni lojmana bırakırdım ama Hakan arabayla gelmiş o seni bırakır". " Yok cidden gerek yok ben giderim hem sabahta kendim geldim" dedim ama Albay ısrar etti. Oda hemen emredersiniz diyerek yanıma gelip yürümeye başladı. Arabasını göstererek binmemi sağladı. Öne binip kemerimi taktım. Oda bindi yola koyulduk zaten 2,3 dk sonra lojmana geldik. İnerken teşekkür edip sohbetine doyum olmadığını söyledim. " Doktor sohbet etmeyi sevmem" "Onu anladık Hakan " " Hakan mı?" " Niye şaşırdın Hakan değilmi adın?" madem sen kabasın sana bende senin gibi davranırım. "Yüzbaşına ne oldu?" "Mesai saatleri dışında ve sivildeyken sadece Hakansın. Sende doktor demeyebilirsin bir adım var ve adım Sumru. Bende adımın söylenmesini tercih ederim." diyerek kukuman kuşu gibi bırakıp lojmana doğru ilerledim. Dış kapıdan zile bastım ama açan olmadı fazla yedek anahtar olmadığı için alamadım. Kızlar bugün çarşıya inip çektirecektiler.Telefonu çıkartıp Hazal'ı aradım nerde olduklarını sorunca Delal'in genelde Migren krizi tutar ve serumsuz asla geçmez yakındaki hastanede olduklarını söylediler yarım saate işleri bitermiş mecbur bekleyeceğim ne yapayım. Tam arkamı döndüm gidip banka oturayım diye hop bizim kaba Yüzbaşı ile burun buruna geldik. " Yavaş doktor aa pardon Sumru" "Pardon" diyerek tam gidiyordum ki "nereye neden eve gitmiyorsun ?" diye sordu. Ay isteyince nasıl da kibar olabiliyor. "Kuzenlerimden birisi rahatsızlanmış birlikte hastaneye gitmişler yedek anahtarımızda yoktu. Bende onlar evde olur diye güvenerek çıktım ama işte küçük bir talihsizlik oldu dışarıda kaldım." "Anladım hava biraz serin istersen gel, onlar gelene kadar benim evde dur". "Rahatsızlık vermiyeyim" "Sumru geliyormusun karnım aç ve kapının önünde takılacak hiç vaktim yok." "Tamam geliyorum" diyerek olduğu daireye çıktık. Dairesinin kapısını açınca çok şaşırdım çünkü bizim direk karşı dairemizdi. "Aa sen burda mı oturuyorsun? bizde karşı dairedeyiz" dedim. " İyi ne güzel işte bak bugün numarasını aldığın Kaan'da hemen yan dairenizde oturuyor". Niye bunu söylediki şimdi. Garip biri bu ya. Böyle yakışıklılığa böyle gariplik hiç olmamış hiç. Neyse içeri geçip salona oturdum. Elini yüzünü yıkayıp kamuflajlarını çıkartıp gelmiş siyah eşofman ve siyah t-shirt giymiş kasları felan belli oluyor o yeşil gözleri nasılda ortaya çıkmış. Sumru kendine gel kızım adam baya odun bişey kendini kaptırma. "Sumru ben mutfaktayım tost hazirlayacağım sende ister misin?". "Tostmu yiyeceksin?" "Evet Sumru ne bekliyorsun bekar bir adam ya makarna ya tost yapıp yer." "Ay çok banel benim iki kuzenim ve bende cidden çok güzel yemekler yaparız yani bu konuda çok iddialıyız. Bir akşam misafirimiz ol gelde iki güzel yemek ye." "Yok ben almıyım. Sen tost yiyormusun onu söyle." "Olur yerim. Ama bende yardım edeyim" diyerek mutfağa geçtik. Malzemeleri çıkartıp hazırlamaya başladı. Yardım edeyim dedim ama sen misafirsin otur dedi. Sonra hazırlayıp tostları getirdi. Yemeye başladık telefonuma mesaj geldi. İstanbul'da beni rahatsız eden peşimde dolanan mahallenin serserisi Zafer mesaj atmış gerçi mesaj değil roman yazmış. " Bu s***k benim bu numaramı yine nerden buldu acaba " diye içimden söylendim. "Noldu Sumru?" "Bişey yok " dedim ama çok huzursuz oldum. " Sen iyi değilsin yüzün beyazladı" " Ya çok önemli değil İstanbul'da mahalleden peşimde serseri bir çocuk vardı sürekli rahatsız ediyordu kaçıncı numara değiştirişim artık bilmiyorum yine bulmuş ve bana tehdit mesajları atmış." "Ne demek tehdit mesajları ver bakayım şu telefonu bi." "Tamam Yüzbaşım gerek yok hallederim." "Sivilde Hakan'ı tercih ederim ama şu telefonu ver." böyle diyince sinirden de gözlerim dolmuştu verdim telefonu. Bakınca mesajları okuyunca çok sinirlendi. " Başıma bela oldu buralara geldim kurtulurum diye ama baksana yerimi bile öğrenmiş birliğe kadar yazmış. Ya varya bir kocam yada sevgilim olsaydı herhalde vazgeçer peşimi bırakırdı. Sanırım ben bahtı karalıyım kimsede yok şunun ağzını kapatayım bir rahat edeyim artık." Biran telefonumdan birşeyler yaparak birini aradı ve hoparlöre aldı konuşmaya başladı. " Bana bak hаfif meşrep çocuğu bir daha Sumruyu ararsan senin leşini itlerin ortasına atarım." Zafer telefondan; " Sen kimsin lan y****k. Sumru nerde onu ver "dedi ama Hakan'ın gözleri döndü. "Lan döl israfı senin beynini si'kerim. Seni çıktığın deliğe geri sokarım. Bir daha aramıyacaksın dedim." "Sen kimsin lan yeminle oraya gelir seni öldürürüm." "Senin yolunu si'kerim eğer gelmezsen gel bakalım zaten yerinide biliyorsun. he bide bu arada ben Sumru'nun sevgilisiyim gel oğlum seni bekliyorum" dedi. Ben şok oldum benim sevgilim olduğunu söyledi Zafer'e. Şuan dona kaldım bakayım beni neler bekliyor. 'Ekiple Kaynaşma ' -Sumru Kaya- Hakan Yüzbaşının evinde telefonda meşhur sapığım Zafer' e onun sevgilisiyim diyince şok oldum. Pek konuşmadan kızlar arayınca eve geçtim. Dün birliğe gittiğim andan beri akşama kadar olan herşeyi noktasına virgülüne kadar anlattım. İkiside şaşırdı. Delal tabiki hemen Yüzbaşı yakışıklıysa hemen bana ayarlıyorsun yada diğerleri kuzen artık hangisi denk gelirse diye takıldı. Bende espri yaparak; " AA Yüzbaşı benim tatlım zaten yürüyen Brad Pitt gibi hem Zafer'e sevgilimde dedi. Manyak ya bir görsen böbürlene böbürlene hemde. " Yarın Hazal'da işe başlayacağı için erkenden yattık. Sabah olup kalkınca hemen hazırlandım. Bugün diz üstü kot etek ve eteğin üstüne denk gelen buz mavisi gömlek giydim. Saçlarımı düzleştirip makyaj yaptım ayağıma spor ayakkabı giydim. Bugün biraz spor olmuştu çünkü kıyafetim. Kapıdan hızla çıkınca hemen karşı dairede evden çıkan Hakan'ı gördüm. Kamuflajlar içinde yine çok yakışıklı gözüküyordu. "Günaydın yüzbaşım Hakan"dedim. "Günaydın Sumru ama niye öyle dedin" "Sivilde ve kamuflajlısın tam ne diyeceğime karar veremedim." "Ev sınırları içinde de Hakan diyebilirsin. Aradımı o şeref yoksunu yada mesaj attımı?" "Yok hiç birşey yazmadı". "Sen birliğemi gidiyorsun?" "Evet" "İyi benle gel" "Yok ben yürürüm " "Bu etekle yürürsen sağda solda peşine Zafer gibilerin takılması gayet doğal ". "Yüzbaşım kırıcı oluyorsun yani sorun bendemi. Benmi istedim benmi kuyruk sallamış oldum". " Sumru özür dilerim öyle demek istemedim ben asla. Yani etek kısa işte onun gibi zihniyetler çok ortalıkta bakarlar diye dedim." "Deme bir daha ve seninle gelmiyorum Yüzbaşı". Sinirlenip lojmandan çıkıp birliğe doğru yürümeye başladım. Yanımdan hızla gelip geçti arabasıyla. İyi anladık dalyan gibi araban var. Sanki liseli ergenler gibi kızlara hava atarcasına gaza basması nedir yani kaba adam. Yürümeye devam ederken telefonuma peş peşe mesajlar geldi bakınca Zafer'in attığını gördüm yine bir sürü tehdit mesajları atmış. Hatta buraya geliceğinden felan bahsediyor. Aldık başımıza belayı bu Yüzbaşı sevgilisiyim diyince daha çok sinirlendi galiba daha da hırs yaptı. Şimdi gidip bu mesajları ona okutacağım başıma sardığı belayı temizlesin. Birliğe girince apar topar Yüzbaşının odasına girdim hiç kapıyı tıklatmakla uğraşamayacağım o kaba sabaysa ona anladığı tarzda davranacağım. İçeri girip tam birşey diyecekken bütün ekibin orda olduğunu gördüm. Sanırım toplantı yapıyorlardı. Hakan Yüzbaşı; "Doktor sizin oralarda kapıya vurulmaz mı?" "Yüzbaşım özür dilerim çok hafif vurup tıklayıp birden açtım biraz sıkıntılı bir durum vardı da o yüzden. Ama sanırım siz toplantı yapıyorsunuz ben sonra gelirim." "Dur doktor işimiz bitti. Onlarda şimdi çıkacaklar. " diyip hepsine kaş göz işaretiyle çıkabilirsiniz dedi. Tam o esnada soydaşım Kaan; "Soydaş kahve sözün vardı bak biz yarın operasyona gidiyoruz yokuz an az 3 gün en fazla 3 ay olamayabiliriz." "Hadi ya o kadar sürer mi?" kafasını salladı. "Tamam o zaman akşam gel ben şimdi kızlara haber veririm ama tatlılar senden soydaşım". Asker selamı vererek "emrin olur soydaş " dedi. O esnada Meriç Komutan; "Doktor hanım birtek bu zibidi Kaan' mı davetli. Peki bizler sonuçta biz bir ekibiz artık." " Haklısın Meriç komutan o zaman akşam hepinizi tam kadro bekliyoruz. Artık tatlı kategorisini biraz siz arttırın. O iş sizde." Biz böyle güzel güzel konuşurken kaba Yüzbaşı'mız yine devreye girdi; " Asker haydi herkes hazırlıklara " diye kükredi. Hepsi asker selamıyla onaylayıp gitti. Yüzbaşı bana bakıp; " Ne gerek vardı böyle birşeye. Neden ekibi kahve içmeye çağırdın." " Yüzbaşı ekiple senide çağırdım ve onlar benim ekip arkadaşlarım burda olduğum süre zarfı ne kadar olur bilmiyorum ama onlarla çalışıcam farkındaysanız ve hepsiyle komşuyuz. Kaldıki Kaan Komutanı çok sevdim bizim kızlarda sever eminim. Yani abartılacak bişey yok". "İyi size iyi kadın günü yapmalar. Ben gelmem." "Gelseniz şaşardım zaten böyle insanlara karşı üsten bakmak, duygusuz olmak, insan ilişkileri sevmeyen biri olarak gelmenizi beklemedim zaten. Bende sizi nezaketden davet ettim. "Sumru haddini aşma". "Resmiyetde doktoru tercih ederim". "Sen neden geldin noldu?. O adammı mesaj attı?". "Bir önemi yok yani çokta önemli birşey değil " diyip tam odasından çıkıyordumki beni kolumdan tutup kendisine hızla çevirdi çok yakın olduk böyle olunca. "Bırakır mısınız Yüzbaşım?" "Doktor ne oldu bak söyle. O adam mesaj attı dimi?" "Evet attı ve senin yüzünden iyice başım belaya girdi iyice bana sardı. Şuan hırslandı bence nasıl sevgilisi olur diye çünkü o bugüne kadar hep seni bekleyeceğim zaten hayatında kimse yok diyordu. Şimdi hırs yaptı başıma bela olacak" diyerek ağlamaya başladım. "Ver şu telefonu " telefonu uzattım yazdığı mesajları okudukça yüzü değişik şekillere girdi aşırı sinirlendi. " Lavuğa bak ya banamı günümü gostericekmiş. Ne zaman gelir tahmini bu şeref yoksunu çünkü ağzını burnunu kırmak için sabırsızlanıyorum. " Hakan ne gelmesi saçmalama bu adam tehlikeli ve ben korkuyorum." "Şuan korktuğun için Hakan dediğini düşünüyorum . Yüzbaşı tercihim." "Off şuan sorun bumu korkuyorum diyorum bana birşey yapabilir. Çünkü artık sevgilim var sanıyor." "Korkma sevgilin var sanıyorsa, var saydığı sevgilinde seni korur." diyince bana kal geldi. Bu yüzbaşı cidden ayarsız hiç ayarı yok. Tam kalkıp gidecekken, "akşam benimle eve geliceksin şu ara tek olma bu şeref yoksunu gelebilir. Birde al şu telefonu bana numaranı ver sıkıntı olursa ararsın." "Kaan Komutanı ararım sonuçta oda hemen yan dairede." "Doktor uzatma yaz numaranı" diyince alıp yazıp çıktım. Çıkınca bir numara çaldırdı. Sanırım bizim kaba Yüzbaşı. Ve aynı o şekilde de kaydettim. Hakettiği gibi. Akşam birlikten çıkarken bahçede arabasının önünde beni beklediğini gördüm. Gözlükte takmış çok yakışıklı duruyordu. Böyle kaba saba huysuz biri olmasa bence daha güzel bir bağ olabilirdi aramızda. Aman neyse ne yapalım kibar naif birini bulana kadar kısmet aramaya devam. Böyle kaba saba birini asla hayatımda istemem. Arabaya binip lojmana doğru yola çıktık. İnerken birlikte "o şeref yoksunu mesaj atarsa bana haber ver". "Emriniz olur komutanım" diye söylenip binaya girdim. Kızlar benden önce hazırlıklara başlamış bile. Delal limonlu cheesecake bile yapmış. "Keşke zahmet etmeseydiniz ben bizim soydaş'a kitledim tatlıları." diyip gülüştük. Akşam ilerleyen saatlerde tüm ekip geldi hepsi değişik değişik tatlılar almış. Gözüm istemsizce Hakan'ı aradı ama yok gelmemiş kaba herif. Kaan sanırım anladıki; "Soydaşım komutanımın işi varmış gelemedi " dedi. Külli yalan işi felan yok. Ben soğuk nevaleyim kimseyle işim olmaz demiyorda. Ekip gelince kızlarla tanıştı. Tam tahmin ettiğim gibi Delal'le Kaan süper anlaştı. Tahmin etmiştim iki deli bir araya gelince diğeri değneğini saklarmış misali. Baya kanka felan demeye başladılar birbirlerine. Meriç'le Hazal'da çok güzel sohbet ediyor. Bizim Hazal zaten tam narin çiçek, yani onun sohbet edebileceği tek kişide Albay oğlu olurdu doğru. Hazal'la Delal'i gören asla kardeş demez bu kadar iki zıt karakter. Herkes sohbet muhabbet ederken bende Yüzbaşı'mızıza mesaj attım. Ben: Keşke gelseydin biz adam yemiyoruz. Kaba Yüzbaşı: Sana boş muhabbetleri sevmediğimi söylemiştim. İşim olmaz kadın günü konseptli yerlerde. Ben: Ya sen şuna ben yaşlıyım kafam kaldırmıyor desene. Kaba Yüzbaşı: Doktorrrrr!!!!!! Ne yaşlısı ben daha 30 yaşındayım. Ben: Bana göre yaşlısın. malum ben 25 yaşındayım. Senin ekipte senden bir kaç yaş küçük ayrıca ruhları genç. Senin içine Darülaceze kaçmış. Neyse sana evde tek başına iyi takılmalar. yazıp çıktım. Kudursun şimdi. Aradan 5 dk gecmediki kapı çaldı ben bakarım diyerek gidip açtım hop banko Yüzbaşı'mız gelmiş. "Hoşgeldin Yüzbaşım aa pardon Hakan noldu evde tuz felanmı kalmadı." "Bende davet edilmiştim diye hatırlıyorum" "Evet ama sende böyle ortamları sevmediğini söylemiştin, bende doğru yaşlılara göre olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum". dememle kolumdan tutup duvara yasladı. "Ne yapıyorsun bıraksana delimisin sen?" "Sus Sumru bir daha bana yaşlı felan deme cidden kötü olur". "Aman tamam be demem. Ne tür bir delisin sen ya." diyip içeriye geçtik. Ekip görünce çok şaşırdı. Komutanım işiniz vardı felan dediler. Oda bitti geldim felan dedi zırvaladı. Ben kahve yapmak için mutfağa geçtim herkes kendi alemindeydi çünkü. Arkamdan oda mutfağa geldi. "Sade " dedi. Donuk bakınca "kahvemi sade içiyorum, sormadın da onu söylemeye geldim." Kafa salladım sadece. Az önce tuttuğu kolum acımıştı. Ayarsız sanki karşısında kendi gibi güçlü biri var hafif tutması bile nasıl ağır. Kolumu ovaladığımı görünce yanıma geldi. "Özür dilerim Sumru ben canını yakmak istemedim." "Önemli değil Yüzbaşım geçer birazdan". "Sivildeyken farkettim de bana sinirlenince Yüzbaşı diyorsun." "Bilmem olabilir sinirlenmişimdir belki." İçerden Delal'in sesini duyduk. Hadi gelin bu güzel gecenin anısına fotoğraf çekilcez diye. İçeriye geçtik masanın etrafına hepsi toplanmış. Delal tripotu ayarlıyordu. Bizimki yine uyuzluk yaptı." Siz çekilin ben çekilmem" diye. Bende iyice can damarından vurarak; " bencede biz gençler olalak çekilelim ekip" diyince neyi ima ettiğimi anladı ve yanıma geldi. Fotoğrafa girdi. O gelince ben biraz öteye kaydım. Delal ayarladığını peş peşe bir kaç tane çekeceğini söyledi . Ben biraz daha uzaklaşınca Yüzbaşımız belimden tutup çektiği gibi ona çok yakın bir şekilde fotoğraf çekilmemizi sağladı. Bu adam ayarsız cidden sağı solu belli değil. Bir sapığıma sevgilisiyim diyor, kolumdan tutup hırpaladığı günün ilerleyen zamanında belimden tutup kendine doğru çekip fotoğraf çekiliyor. Gerçekten anlayamadım. Gece çok eğlenceli bitmişti hepsini uğurladık ortalığı toparlayıp yattık. Yarın ekip operasyona çıkıyor. Aslında bende gidecektim ama Albay tehlikeli bir operasyon olduğunu benimde daha çok yeni olduğum için birlikte kalmamı söyledi. İnşallah hayırlısı ile gidip gelirler. En çokta kaba Yüzbaşı aklımda içimde kötü birşey var sanki. 'Operasyon" -Yüzbaşı Hakan Koçak - Dün gece komşularımızın evinde kahve fasılı yapıp bayağa keyifli vakit geçirdik. Sumru biraz sinirlerimi bozsada bana yaşlı felan diyerek yinede eğlenceliydi. Bu kız bazen beni çok kışkırtıyor. Bu asi ve bana kafa tutan halleri çok s***i duruyor. Neler düşünüyorum kendime kızıyorum. Geçen mini etekle işe geliyordu içimden kıskandım ama başka şeyleri bahane edip arabayla benle gelmesini istedim ama bana kötü döndü. İyice kızdı bana. Birde belası Zafer diye bir p*ç çıktı. Kızın peşinde olduğunu öğrenince sinir beynime çıktı. O anlık boşlukla sevgilisiyim felan dedim. Sabaha operasyona çıkacağız inşallah Sumruyu'da görürüm umuduyla birliğe geçtim. Oradaydı benim timin yanına gidince oda geldi. Herşey hazır yarım saate çıkacağımızı söyledim. Gözleriyle kaçamak bakıyor anlıyorum. Yanıma gelip, "Yüzbaşım dikkatli olun hepiniz Allah'a emanet olun " dedi . Hazırlıklar tamam olunca askeri araçlara binip yola çıktık. -Sumru Kaya- Timi uğurlayınca içimdeki sıkıntı dahada çoğaldı. Aklımda Hakan'ın giderken arkasına dönüp bakışı kaldı. Kaba herif ne kadar kızsamda şuan operasyona gidiyor diye onun için telaşlanıyordum. Akşam oluyor işlerim bitince eve geçtim. Kızlar yemek yapmış yedim ortalığı toparlayıp duşa girdim. Ama hâlâ içim çok sıkkın. Aklıma gelenle mesaj attım hemen. Ben: Ne yaptınız Yüzbaşım sizi ve timi merak ettim umarım iyisinizdir. yazdım ama sadece tek tık oldu. Bir saate yakın bekledim ama mesaj iletilmedi. Muhtemelen telefon çekmeyen bir yerdeler. Bende yorgunlukla uyuyup kalmışım. Gece telefonun mesaj sesine uyandım. Bakınca Hakan'ın mesaj attığını gördüm. Kaba Yüzbaşı: Timde bende iyiyim. Teşekkürler. Sadece bu kadarmı ya teşekkürlermi. Ben onu burda merak edeyim o sadece teşekkür etsin. Ben: Bende iyim Yüzbaşım teşekkürler. Kaba Yüzbaşı: Sumru sen şuan inşallah tirip felan atmıyorsundur. Çünkü dağın başında teröristlerin cirit attığı bir ortamda en son isteyeceğim şey bile değil bu tirip muhabbeti. Ben: Yok Yüzbaşım ne tiribi. Sizleri çok merak ettim sadece sağ salim gelin hepiniz. Kaba Yüzbaşı: Neyse Sumru çok boşa konuşacak vakit yok. Timden uzaktayım yanlarına gitmeliyim. Ben : Peki. Yazıp sadece çıktım bazen öyle bir kırıyor ki insanı. bilerekmi yapıyor anlamıyorum. Nedense istemsizce ağladım. O gece bizim evde çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Yüzünü okşadım neden böyle yapıyorum anlamıyorum ama kendine gel Sumru bu adamdan olmaz bu adam senin hayallerindeki adamın yakınından dahi geçmiyor üzülürsün kızım diye kendimi dizginlemem gerekiyor. Uzak durmakta fayda var. Sabah olunca kalktım yine işe gittim. Albaya haber varmı diye sordum ama hiç birinin telefonunun çekmediğini telsizlerle irtibata geçtiğini söyledi. Hakan'ada artık mesaj atamıyorum çünkü beni üzüyor üzülmek istemiyorum. Aklıma gelenle bende Kaan'a mesaj attım. Ben: Soydaşım nasılsınız sizi çok merak ediyorum. Tam kadro eksiksiz gelirseniz size çok güzel bir ziyafet çekmeyi planlıyorum. yazdım ama asla iletilmedi. İyice merak ediyorum. Allah'tan bugün haftanın son günüydü. Hafta sonu daha sakin bir şekilde evde dinlenirdim. Akşam olunca eve geldim telefondan mesajlara baktım ama yok Kaan'a iletilmemiş. Gözüm bir kaç altta mesajlarda adı gözüken Hakan'a kaydı. Profil resminden bile kamuflajlı halini görünce içim kötü oldu. Ertesi gün oldu hâlâ mesaj iletilmedi. Delal'le konuştum oda hiç Kaan'la görüşmemiş mesaj atmış ama onunkide iletilmemiş. Haber alamadıkça iyice huzursuz oldum. Hakan'a yazamıyorum. Zaten telefonları çekse Kaan bana cevap verir. Böyle böyle pazartesi oldu. Tekrar uyanıp işe gitmek için yola koyuldum. Belki Albaydan bir haber alırdım. Birliğe giriş yapınca Albay'ı telaşlı gördüm ne olduğunu sorunca, Timin döndüğünü ama Yüzbaşının yaralı olduğunu söyledi. Hastaneye gidiyordu bende gitmek için kendisinden onay aldım ve birlikte gittik. Bütün tim burda ama bitek Hakan yok gözüm onu aradı. Kaan'ı görünce ona sarılıp üstüne başına baktım kir toz pas içindelerdi resmen. "Kaan ne oldu? Yüzbaşı nasıl?" "Sakin soydaşım büyük birşey değil omzundan yaralandı. Komutan için bu devede kulak." "Off Kaan saçmalama adam vurulmuş." "Tamam soydaş paniğe gerek yok cidden iyiydi. Kurşunu çıkartmak için aldılar ameliyata. Biraz zaman geçtikten sonra ameliyathane kapısından çıkan doktora doğru koştuk. Kendimi tanıttım Doktor olduğumu belirttim. Sağolsun hocam gerekli hem tıbbi bilgileri ve genel bilgileri verdi. Birazdan odaya alırlar ve görürsünüz dedi. Bu gece burda kalıcak yarın taburcu olacaktı. Hakan'ı odaya aldılar. Bütün tim ve Albay yanına girip geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Albayın işi olduğu için gitmek zorunda kaldı. Çocuklar biriniz yanında refakatçi kalırsınız diye belirtti. Meriç kalacağını söyledi. Herkesi yolladı çünkü onlarda çok yorgundu kaç gündür operasyondaydılar. Meriç; " Sumru ben bi kantine insem sen biraz burda durabilirmisin komutanımın yanında. Yiyecek birşeyler alıp geleceğim" dedi. Bende başımla onayladım. "Hakan nasılsın ağrın varmı? Doktorundan bilgileri aldım bir kaç dikişin var. iki gün duş alamayacaksın. Sonra bir haftaya dikişleri aldirabilirsin." "Tamam abartma Sumru ". "Yüzbaşım ben telaş yaptım. Korktumda o yüzden yani." "Korkma Sumru, telaşta yapma ben alışığım bu ilk değil sonda olmayacak. Yani Doktorluk nutuğunu bana atmana gerek yok." Bu adam yine beni kırıyordu. Ben s***k gibi onu merak edip yanına geldim. Aptalım ben aptal. Akıllanmam ben. Meriç gelince; Haydi görüşürüz Meriç ben çıkıyorum." "Sumru kalsaydın biraz daha" "Yok bana fazla gerek yok. Hem sizin bu ilk değil alışkınsınızdır." diyip çıktım. Yol boyu eve gidene kadar kendime sinirden sövdüm. Yolda sinirle giderken birine çarptım ama hava kararmıştı pardon diyip yüzüne bakmadan ilerledim. Eve gidip deli gibi ağlamak istiyorum. Aptallığıma, salaklığıma, akılsızlığıma. Eve gelince kızlara sarılıp ağlamaya başladım. Kızlara durumları anlattım onlarda Hakan için endişelendiler ama iyi olduğunu duyunca ikiside rahatladı. Ben hâlâ s***k gibi ağlıyordum. Delal; Kuşum sen bu Hakan'a aşık olmuş olabilir misin?." " Delal saçmalama ne diyorsun? kafayı mı yedin sen?" "Kızım o zaman niye ağlıyorsun defol et. Ne hali varsa görsün. Çokta kıçımızda yani. İyilikten anlamıyorsa muhattap olma." "Sinirden ağlıyorum Delal, aşktan değil korkma. Neyse ben yatıyorum galiba regl olucam ağrımda var." Hazal; Kuzum hemen ilaç al senin zor geçiyor bak biliyorsun. "Alıp yatıcam zaten hemen." Sabah uyandığımda regl olmuştum. Ağrımda vardı. Kızlar çoktan gitmişler. Bu halde birliğe asla gidemezdim Albay'a mesaj attım rahatsız olduğumu söyledim. Kalkıp kahvaltı yapıp ilaç almak en doğrusuydu. Tam mutfağa geçerken kapı çaldı hemen açınca Meriç'le Hakan'ı gördüm. Meriç çıktıklarını söyledi ve hemen birliğe gitmesi gerektiğini Komutanlarına çorba yapıp yapamayacağımı sordu. Zor bela ayakta duruyordum ama yinede yaparım dedim. Ben yine nezaketden geçmiş olsun Yüzbaşım dedim. Bana bakıp; "Sumru iyimisin? biraz rengin soluk gibi." "İyiyim Yüzbaşım ben çorba hazır olunca size bırakırım." diyip içeriye girdim. Hemen yayla çorbası yaptım hızlı bir şekilde ve ağrım iyice artmıştı. Hazırlayıp tepsiye koydum ve karşı daireye geçtim. İkinci çalışta açtı kapıyı. Hoşgeldin diyerek beni içeriye aldı. Mutfak masasının üstüne tepsiyi bıraktım tam çıkacaktım ki kolumdan tutup; "Sumru neyin var, hiç iyi gözükmüyorsun." "Rahatsızım biraz ama iyi olurum önemli değil " "İstersen hastaneye gidelim." " Gerek yok buda benim ilk ve son yaşadığım şey değil genelde her ay yaşıyorum. Doktor olarak nutuk çekmek gibi olmasın ama yapabilecek pek bişey yok malesef bunu çekmek zorundayım. En olasılık ağrı kesici ve çok çok serum yani ben kendime ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Doktorum ya hani". "Anladım tamam sen şu her ay olunan şeyden olmuşsun." "Sanane ney olduysam oldum." "Sumru sakin ol biraz." "Neyse ben gideyim sen çorbanı iç" dememle karnıma birden bıçak saplanır gibi Ağrı girince karnımı tutup iki büklüm kıvrandım. Hakan hemen tek koluyla beni tutup koltuğa oturttu. "Sumru iyi değilsin Meriç'i arayalım gelsin Hastaneye gidelim." "Sana gerek yok dedim anlamıyor musun? neyini zorluyorsun be adam." "Sumru bak ayarlarımla oynama ne oluyor durduk yere sana." "Durduk yere mi ya sen iyimisin tanıştığımız dan beri sürekli bana ayarsız davranıyorsun. Sürekli bı laf sokuyorsun. Beni rencide ediyorsun sence durduk yere mi. Ben sana yakın olmak istedikçe sen duvar örüyorsun. " diyerek ağrımında verdiği acıyla ağlamaya başladım. Kollarıyla beni tutarak kendine bakmamı sağladı. "Sumru bana yakın olma. olmamalısın. Ben ateşim Sumru kendimle birlikte yanımdaki herkesi yakarım. Ben hiç sevgi görmeyen bir anneden olmuşum. Hiç sevgi görmeyen bir çocuk olarak doğmuşum büyümüşüm o yüzden bana yakın olma. Benden uzak dur yapma. Sen üzülürsün ben karşımdakini üzerim." "Öylemi diyorsun Yüzbaşım " "Evet Sumru benle iyi olmaya bana yakın olmaya çalışma." " O zaman beni bu burda son görüşün karşına çıkmamak için emin ol elimden gelen herşeyi yapıcam hoşçakal Yüzbaşı." diyip o evden ağlayarak çıktım. Artık Hakan'ın yüzünü dahi görmek istemiyordum. Beni bu akşam kalbimden bıçakladı ne kadar inkar etsemde ona karşı ilgim vardı ama bu akşam bütün kalbime kurşun sıktı. Yapacak bişey yok sitem etmeyede hakkım yok. Hayatta herşey kısmet. Eve gelip Özcan Deniz'in o şarkısını açıp açıp dinledim. Yangın her aşkın yolu Sevdim, gördüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı haram ettim. 'Mesafe' -Sumru Kaya- Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım. Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum. "Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?" "İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük. "Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi." "Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi." "İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz." Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi. "Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi. "Nasıl oldun Sumru?" "Sizene" "Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın." "Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor". "Sumru derdin ney?" "Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum." "Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?" "Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı." "O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun." "Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti. "Musaitmisiniz Doktor hanım" "Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş. "Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir." "Tamam sen yap pansumanı." Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım. "Biraz acıtmış olabilirim". "Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak." "Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu. "Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım." "İşte böyle senin gibi olamaz" "Sumru bak benim damarıma basma" "Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? " "Sumru sen cidden çok dik başlısın." "Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte." "Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma" "Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi. Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım. Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel". "O o burda " "Kim Sumru burda?" "Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu. "Bu şeref yoksunu kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu. "Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. gö'ğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım. "Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni k*******n senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. " "Sumru!!! kendine gel kapat çeneni." "Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı. "Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım. "Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana." "Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma." "Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum." "O zaman bende gelirim tek kalamazsın". "Hayır tabikide ben kendim giderim." "O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın." "Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi. Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi. "Kızlar gelene kadar yanında kalacağım." "Sakın gitme olurmu Yüzbaşı" "Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi." "Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum." "Tamam hadi sen uyu ben burdayım." Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım. "Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim. "Sen uyanık mıydın?" "Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru". "Anladım" "Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen" "Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum." "Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum." "Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?". "Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?." "Durucaksın Sumru olmaz." "Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun." "Sumru senin derdin ney?" "Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?" "Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun." "Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ". "Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim". Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi gö'ğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana." Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı. "Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı. Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?". " Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık. 'Kalbim Acıyor ' -Hakan Koçak- Sumru'nun evinden kendi evime geçince duvarları yumruklamaya başladım. Kızı arkamda gözü yaşlı bıraktım. Ben uyurken söyledikleri sonra bana söyledikleri ben adı herifin tekiyim ama uzak durmamız lazım. Olmaz ben kimseyi sevemem. Ben sevilmeyen ötelenen bir çocuk oldum. Babam denilen şeref yoksunu anneme bedensel sаldırı etmiş. Annem o yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulmuş. Aneannem ve dedemde hasta pek anneme destek olamamışlar . Köylü halkı anneme acıyıp hep bakmışlar. Köydeki ebe doğumunu yapmasını sağlamış. Anaanemle dedemde vefat edince annemin akıl sağlığı bu çocuğa bakmaya yetmiyor diye beni 3 yaşında devlet korumasına almışlar. Anne baba bilmeden sevgisiz büyüdüm. Çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Annem benim varlığımı bile unutmuş ben elinden alınınca iyice aklı gitmiş hastahaneye yatırılmış. Sonra öğrendim ki bu kadar acı ve üzüntüye dayanamayıp kötü hastalığa yakalanmış 2 ay sonra vefat etmiş. Bunların hepsini asker olunca elimdeki imkanları devreye sokunca öğrendim. Ben böyle sevgisiz büyüyen bu şekilde yetişen biri oldum. Kimse bizi sevip başımızı okşamadıki. Ben şimdi birine hele Sumru'ya nasıl o sevgiyi verebilirim. Bana o ağlayarak bakan gözlerine nasıl sevgi veririm. Ben ona bu haksızlığı yapamam. O belliki çok sevilmiş ilgi görmüş karşısında da onu bekliyor. Benden bu şekilde tavır gördükçe üzülüyor farkındayım. O yüzden uzak durmak en iyisi ben sevemem ben ona istediğini veremem. Ben onun için yanlış adamım oda zamanla anlayacak bunu. Sabah uyanıp işe gitmek için tam evden çıkarken kapıda Sumru ve kuzenleriyle karşılaştım. Kuzenleri selam verdi ama o asla tek kelime etmedi. Hem neden etsinki kıza neler dedim. Ama biran yüzünü gördüm allak bullaktı. Ağlamaktan gözleri şişmiş hep. İçimden kendime bir dünya sövdüm. Neden cesaretli olamıyorsun Hakan diye. Neden biraz olsun sevmeyi denemiyorsun diye. Ama olmaz ben onu üzerim. Benden uzak dur dedim ama birlikte felan onun o gözlerini gördükçe nasıl uzak duracağım bilmiyorum. Ama mecburum. Önden çıkıp gitti arabayla gel desem gelmez benimde zaten böyle birşeyi teklif etmemem gerekiyor. Arabayla yanından geçtim. Birliğe girince Kaan'ı gördüm. Sumru gelince odama gelsin direk diye direktif verdim. 10 dk sonra Sumru geldi. Gözleri şişmiş kıp kırmızı kızı ne hallere soktun Hakan. Ben senin... neyse kendime olan sinirimi başka türlü atarım. "Doktor öğleden sonra ilkyardım eğitimi var. Konferans salonu hazır. Başka bir eksik varsa söyle. Benimde olmam gerekiyormu?" Hiç iyi durmuyordu başı dönüyordu sanki.Zoraki konuştu benimle. "Yok herşey tamam birşeye ihtiyaç yok. Sizinde katılmanıza gerek yok. " diyip önündeki sandalyeye doğru zor bela tutundu. "Başım dönüyor" demesiyle ben yerimden fırlayıp onu tuttum. Tutmamla kollarıma bayıldı. -Sumru Kaya- Gözlerimi zorlayarak açınca kendimi hastane odasında buldum. En son birlikteydim iyi değildim ama ne oldu bana bilmiyorum. Koluma bakınca serum takılı olduğunu gördüm. Sağıma doğru bakınca Hakan koltukta oturuyor telefonuyla ilgileniyordu. Aşırı susamış hissediyordum kendimi. Su diye mırıldandım. Sesimi hemen duyup yanıma geldi. "Sumru iyimisin nasıl oldun?. Doktoru çağırayım mı?." "Su istiyorum Hakan boğazım yanıyor sanki" dememle hemen getirdi, bana suyu içirdi. Ne oldu bana diye sorunca anlattı. Onun odasında bayılmışım ambulansla beni hastaneye getirmiş. Bir kaç gün önce regl olmam birde stresli olmam kaynaklı vücudumdaki bazı değerler düşmüş ve strese bağlı bayılmışım. Anladım. bir kaç kez daha böyle olmuştum. Okulda dersler yoğun ve stresliyken. " Şimdi niye böyle stres yaptın, yapma Sumru bak kendine zarar veriyorsun. Çok kötü bir halde seni buraya getirdim. Ama birazdan çıkacağız doktor uyandıktan bir saat sonra çıkabilirsiniz dedi" "Teşekkürler Hakan benimle ilgilendiğin için. Dün akşamdan sonra karşıma çıkmayacaktın o yüzden şaşırdım." "Sumru onla bu bir değil. Bunu kim olsa yapar. Yani sen olmasan başkasıda bayılsa ben aynı şeyi yapardım." "Herkes gibisin yani diyorsun" diyince güldük. "Biraz daha dinlen, serumun da bitsin çıkarız " Ben biraz daha yattım serum bitince Hakan çıkarttı. Benim hazırlanmama yardımcı oldu. Hastaneden çıkıp onun arabasına bindik." Ee ambulansla geldik demiştin." "Meriç'ten istedim o getirdi." "Anladım". Lojmana gelince arabadan da inmeme yardımcı oldu binadan içeriye girdik. Çantam neredeki anahtarım onun içindeydi. "Sumru sanırım çantan birlikte kaldı o anki panikle hiç aklımıza gelmedi." "Ee Hazal sağlık ocağında, Delal'de okulda. Birliğe gidip çantamı almamız lazım." "Gerek yok benim eve geçelim sen yatıp dinlenirsin. Kızlar gelince geçersin eve." "Yok gerek yok. Sen beni beş dk birliğe götürüp getirsen olmazmı. Çantamı alırım." "Sumru saçmalama zaten yorgunsun. Biran önce yatıp dinlen. Ben Kaan'a haber vericem akşama çantanı getirir. " "Tamam "diyerek onun daireye geçtim. Cidden çok yorgunum dinlenme şart. Ben salona doğru geçince " yok koltuk olmaz pek rahat değiller, sen benim yatağıma geç dinlen. Nevresimler temizdir." "Yok önemli değil ama koltukta yatarım zaten bir kaç saat idare ederim." "Sumru sana ne diyorsam onu yapar mısın?". "Peki tamam bunada tamam" diyerek odasına doğru götürdü beni. Uzanmamı sağladı. "Ben şimdi sana çorba yapacağım onuda içince vitaminlerin var onları iç. Yoksa birlik doktorsuz kalacak " diyerek güldü. "Sen makarna ve tosttan başka bişey biliyormusun?". "Ehh işte yapıyoruz bişeyler. Umarım zehirlenmessin" diyerek mutfağa gitti. Dünkü bunları diyen adam sanki başkasıydı, şimdiki adam başkası. Hangisi gerçek Hakan bilmiyorum hangisi o cidden kestiremiyorum. Tam mayışmışken, çorbayı getirdi. "Kalk bakalım sana tarhana çorbası yaptım. Kaan'ın annesi hepimize memleketten yollamıştı bir işe yaradı." Ben gülerek" zehirlenmem demi bak daha yeni çıktım hastaneden." "İnşallah yani umuyorumki sıkıntı çıkmayacak " diyince kaşığı aldım içmeye başladım. "Hımmm fena olmamış Yüzbaşım". "Bak buna sevindim demekki becerebildim. Artık kendimede yaparım." Çorbam bitince tepsiyi aldı yine yanıma geldi yatağın kenarına doğru oturdu. Bende iyice dikelerek ona daha yakın oldum. "Nasılsın daha iyimisin ben şimdi ilaçlarınıda getiricem içersin." İyiyim Hakan. Sadece kalbim acıyor. O nasıl iyi olacak bilmiyorum. Dün akşam yerle bir oldu. Nasıl toparlanır o bilmiyorum. Hangi serum hangi vitamin iyi gelir hiç bilmiyorum. Bir doktor olarak bu konuda sıfır bilgi sahibiyim. Bana hep doktorluğumla ilgili nutuk çekiyorsun diyorsun ya bu konu hakkında çekecek bir nutuğum bile yok." dedim ve ağlamaya başladım. "Sumru ne olur ağlama bak yeni toparlıyorsun." "Hakan ben şuan ne yapıcam bilmiyorum. Ben buraya ne umutlarla geldim ama şuan benim kalbim acıyor ben nasıl yapıcam bu halde buralarda. İstanbul'a gerimi dönsem diyorum ama o kadar emeğim var çalışıp atandım bu hiç kolay değil. Ne yapıcam bilmiyorum. Ama burda kalırsam da mutsuz olucam onuda biliyorum." "Sakın Sumru sakın mesleğini kariyerini bir hiç uğruna böyle birşeyin içine sokma." "Hiç mi olarak görüyorsun?". "Sumru bak seni kırmak istemiyorum yemin ederim istemiyorum ama sen çok naifsin bir o kadarda deli dolu. Ben seni üzerim, ben kimseyi sevemem anla benide." "Neden ama Yüzbaşım. Bence kalbinde öyle güzel bir merhamet varki bunu saklıyorsun." "Sumru yapma nolur." diyince ben ona yaklaştım. "Bişey yapmıyorum sadece kendine bir şans ver bu kadar kötü gözükmek zorunda değilsin diyorum". diyince iyice yanaştım ona oda bana doğru yanaştı. Elimi yanağına doğru koydum daha çok dudaklarına doğru yanaştım. Biraz daha yaklaşınca dudaklarından onu öptüm. İlk karşılık vermedi ama ben biraz daha öpünce oda bana karşılık verdi ve öyle böyle değil baya hırçınca beni yatağa doğru yarım yatırdı hatta. Üstüme doğru bayağa eğildi. Bende ellerimi saçına geçirip iyice kendime doğru çektirdim. Bir elini belime atınca inledim. Sonra birden durdu. Alnını alnıma dayadı. "Sana yapma dedim ben zor biriyim olmaz bizden. Ben seni üzerim bunu neden yaptın Sumru." diyerek ayağa kalktı. " Bu anı unut olmadı farzet tamammı. Bak olmaz biz olamayız ben kimseyi sevmem üzerim. Ben biriyle olsam bile bir gecelik sevişip bırakırım." Böyle diyince sinirle ayağa kalktım ben bu adama duygularımı söyledim o biriyle olursamda tek gecelik olur dedi. Bu beni ne saniyordu. Ben ağlamaya başladım. "Hakan sen şuan şu dediklerinde ciddimisin. Biz az önce öpüştük sende istedin. Ama şimdi bana ne diyorsun sen beni ne sandın. Tek gecelik bilmem ney. Ya sana duygularımı anlatmaya çalıştım tamam istemeyebilirsin ama saygı duyabilirdin. Seni o kadar yanlış tanımışım ki, kendimden nefret ediyorum. Sen nasıl adi bir adamsın. Senden etkilenen bu kalbimi söküp atmak istiyorum. Hani dün demiştin ya bana benden uzak dur diye. Haklısın Yüzbaşı biz uzak duralım. Daha ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Benden uzak Allah'a yakın ol. Ama sanada yine duam inşallah Allah o kalbine biraz sevgi ve merhamet verir. Ve bide İnşallah olmaz ama inşallah sende birgün seversin ve birinden bir yudum sevgi dilenirsin. Belki beni o zaman anlarsın". diyip çıktım evden. Anahtarım yok ama olsun birliğe kadar gidip çantamı alıp döneceğim. Benim için Hakan defteri kapandı. Yolu bahtı açık olsun. İnşallah birgün gerçekten sever. Beni öpünce biran umutlanmıştım ama adamın kafasındaki düşünceler bam başkaymış.
Hakan Yüzbaşı'na aşıktım. Ama o, duygularıma "tek gecelik ilişkiler" diyerek karşılık verdi. Her bakışında beni yok sayıyor, her sözüyle kalbimi kırıyordu. Ta ki o geceye kadar... Bir anlık zayıflıkla dudaklarım onunkine değdi. İlk başta direndi, ama sonra... Bana karşılık verdiği gibi değil, bir fırtına gibi beni sardı. Beni yatağa doğru yatırdı, ağırlığı üzerimdeydi. Bir eli belimi sıkıca kavrarken, diğeri saçlarıma dolaştı. "Sana yapma dedim," diye homurdandı nefes nefese, alnı alnıma dayalı. "Ben seni üzerim." Ama bedeni tamamen farklı bir şey söylüyordu. Nefesinin sıcaklığı boynumda, kasılmış vücudu benimkine yapışmıştı. "Sen benim doktorumsun," diye fısıldadı dudaklarıma çok yakın, "benimse kalbimde kurşun var. İkisini de... iyileştirebilir misin?" ------- 'Yeni Başlangıç ' -Dr Sumru Kaya - Bu ünvanı alabilmek için yıllarca çok çalıştım. üç amca kızı hayalimiz vardı üç kuzen okuyup atanıp aynı yerde çalışacaktık. Sonunda hayalimiz gerçek oldu. Kuzenlerimle birlikte Iğdır-Tuzluca'ya atandık. Ben Tuzluca Askeri Birliğine Birlik doktoru olarak. Kuzenim Hazal Kaya mahalle sağlık ocağına hemşire olarak. Hazal'ın kardeşi diğer kuzenim Delal Kaya'da okul öncesi öğretmeni olarak. Hayallerimizi birbir yaşıyoruz. Delal bizden önce gidip orda bize eşyalı bir lojman tuttu genelde askerlerin kaldığı. Herşeyi ayarladı evi temizleyip eşya düzenlemesi yapmış. Bizde yarın Hazal'la gidiyoruz. Aşırı heyecanlıyız çünkü hepimizin ilk görev yeri. Delal erken gittiği için çalışacağı okulu ve bizim de yerlerimize gidip bakmış. Hepsi çok yakın iç içe dedi. Ertesi gün uçakla Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanına indik. Bir taksiye atlayıp Delal'in bize attığı konumla oraya gittik. Hazal'la birlikte lojmanların önüne geldik. Birbirimize bakıp hadi bakalım gazamız mübarek olsun dedim. Ben yarın birliğe gidip başlayacaktım. Hazal'da iki güne başlayacaktı. Delal iki hafta sonra okullar açılınca başlayacaktı. Kalacağımız daireye çıkıp kapıyı çaldık Delal açtı büyük sevinçle karşıladı bizi. Heyecanla bize küçük ama huzurlu dairemizi gezdirdi. 2+1 çok minnoş bir evimiz vardı. Delal bize yemekte hazırlamış oturup yedik birlikte toparladık. Sağolsun bizden önce alışveriş temizlik herşeyi halletmiş. Yol yorgunu olduğumuz için duş felan aldık biraz ütü felan yaptık TV izleyip yattık. Benim için yarın çok heyecanlı bir gün. Yarın ilk doktor olarak işime başlıyorum. Çok mutluyum çok. Sabah olunca uyanıp hemen hazırlanmaya başladım. siyah havuç pantolon üstüne dar beyaz gömlek topuklu ayakkabı giydim. Saçlarımı hafif maşa yaparak birazda makyaj yaptım. Delal birliğin çok yakın olduğunu yürüyerek 5 dkda gidebileceğimi söylemişti. Evden çıkıp birliğe doğru gittim. Birliğin önüne gelince kalbim yerinden çıkacak gibiydi kapıdaki görevli askere kendimi tanıttım. Oda Albay'ın beni beklediğini söyledi ve beni odasına doğru götürdü. Albay'ın odasını tıklatıp içeriye girdim. "Merhaba Albay'ım ben Doktor Sumru Kaya.Yeni görev yerim sizin birliğiniz sizlerle çalışmaktan onur duyacağım" diyip tokalaştım. Albay çok şirin tatlı birşey çokta babacan birine benziyor. "Hoşgeldiniz doktor hanım bende Albay Yusuf Yılmaz. Kendi komutanlarıma mesaj attım şimdi gelirler. Onlarla tanışmanı istiyorum çünkü genelde sahada onlarla çalışacaksın. " "Memnuniyetle Albay'ım siz nasıl uygun görürseniz." Kapı açıldı ve içeriye mankenlik ajansından fırlamış gibi boylu poslu kaslı 6 tane yakışıklı girdi. Vallahi dibim düştü desem yeridir. Delal burda olsa net hepsini ayarlardı. Albay yanıma gelerek; "Sumru kızım seni askerlerimle tanıştırayım " diyerek başladı. İlk sırada gayet yakışıklı hafif kumral tenli gözleri yeşil oldukça yakışıklı ama çokta sinirlice bakan kişiyle tanıştırdı. * Yüzbaşı Hakan Koçak * Üsteğmen Meriç Yılmaz *Teğmen Kadir Karaca *Teğmen Kerim Karaca *Uzman Çavuş Ali Bozkurt *Uzman Çavuş Kaan Kaya. Hepsiyle tokalaştım hepsi çok samimi bir şekilde karşılık verdi ama Yüzbaşı sanki babasını öldürmüşüm gibi bakıyor çok ters biri belli. Bende kendimi tanıttım Sumru Kaya diye. Ordan birden Uzman Çavuş olan Kaan Kaya söze atladı. " Doktor hanım biz sizle kardeş yada kuzen olabilir miyiz soyadlarımız tutuyor. Sizle soydaş olabilir miyiz? Adaş gibi düşünün." diyince ben güldüm "güzel fikirmiş Çavuş'um olabilir. Ama benle soydaş olursanız iki tane daha soydaşınız olacak çünkü ben iki kuzenimle buraya geldim." " Ooo bana uyar doktor bir sürü soydaşım olur ne güzel" dedi. Ben bu soydaşım Kaan'ı şimdiden çok sevmiştim. Matrak biri belli. Üsteğmen Meriç Yılmaz söze girdi; "Doktor hanım lojmanlardamı kalıyorsunuz yoksa evmi tuttunuz. ?" "Lojmandayız Teğmen'im. Hemen bu yol üstündeki ilerideki lojmanlar. "Aa bizim çocukların kaldığı lojmanlar hangi bloklardasınız?" "A blok Teğmen'im. Sizin çocuklar kim bu arada?" "Bizim çocuklar Kadirle Kerem ikisi kardeş onlar bir dairede, Ali ile Kaan bir dairede sadece Yüzbaşım tek kalıyor ve hepsi A blokta. Bizde ailecek lojmana yakın başka bir sitede oturuyoruz. Bu arada Albay benim babam. Ama birlik sınırları içinde asla Baba-oğul ilişkisi istemiyor." "Ya hepinizle komşuyuz ne güzel çok mutlu oldum." Donuk yüzbaşı ordan söze girerek; "yeter bu kadar laf beyliği hepiniz bahçeye." Bu yakışıklılığın karizmanın arkasından nasıl böyle kişilikte biri çıktı şaşırdım cidden. "Yüzbaşım ne güzel sohbet ediyorduk." "Sohbet etmeyin doktor hanım işinize bakın. boş muhabbet yapmak gibi vaktimiz yok bizim. Sizde gidin iki iğne yapın, ilaç felan yazın " diyip yüzüme dahi bakmadan çıktı. Hay ben senin gibi adamın kalıbına tüküreyim. Çattık iyimi. Bütün hepsi çıkınca Albay yanıma gelip, " Sumru o biraz böyle soğuk karakterli biri ama iyidir sen ona aldırma." "Yok aldırmadım Albayım. Ben artık gidip odamı gezeyim."diyip bir tane askerle odama geldim. Gayet düzenli tertipliydi. Bugün ilk gün olduğu için çok birşeyle ugraşmıyacağım yarın daha detaylı bakarım. Biraz hava alayım diyip dışarı çıktım. Bizim ekip dışarıda Kaan'ı görünce yanına gittim. Selam verdim ne yapıyorsunuz diye sordum. "İki güne kalmaz operasyona çıkacağız. Komutanım onun detaylarını konuştu soydaşım. İşte ufak tefek hazırlıklar yapacağız". "Anladım aman dikkatli olun soydaşım. Bu arada aynı bloktaymışız o zaman akşam seni diğer soydaşlarınla tanışma kahvesine bekliyorum. Bana telefon numaranı ver bakalım " diyerek telefonumu uzattım oda numarasını yazdı kaydettik birbizimizi. İkimizde soydaşım diye kaydedince istemsizce birbirimize gülüp baktık. Yanımıza sinirle gelen sevgili Yüzbaşı'mız; "Kaan senin işin yok galiba 10 tur birliğin etrafında koşmak ister misin?" diyerek soydaşımı uzaklaştırdı. Ya bu adam neden bu kadar kaba biri anlamadım. "Yüzbaşım neden böyle birşey yaptınız. Sohbet ediyorduk sadece." "Doktor sana boş işlerle uğraşacak vaktimiz yok demiştim neyini anlamıyorsun?" "Özür dilerim ben sadece.." "Tamam doktor hanım iyi günler " diyip gitti. Pis kaba saba herif ay ben bide bunu ilk görüşte beğendim felan ne kadar salağım ben. Çıkış saati gelince herkes hazırlandı çıkıyordu Albay bana seslendi yanında bizim kaba Yüzbaşı da var. Albay; " Sumru kızım ben bugün çarşıya geçiyorum yoksa seni lojmana bırakırdım ama Hakan arabayla gelmiş o seni bırakır". " Yok cidden gerek yok ben giderim hem sabahta kendim geldim" dedim ama Albay ısrar etti. Oda hemen emredersiniz diyerek yanıma gelip yürümeye başladı. Arabasını göstererek binmemi sağladı. Öne binip kemerimi taktım. Oda bindi yola koyulduk zaten 2,3 dk sonra lojmana geldik. İnerken teşekkür edip sohbetine doyum olmadığını söyledim. " Doktor sohbet etmeyi sevmem" "Onu anladık Hakan " " Hakan mı?" " Niye şaşırdın Hakan değilmi adın?" madem sen kabasın sana bende senin gibi davranırım. "Yüzbaşına ne oldu?" "Mesai saatleri dışında ve sivildeyken sadece Hakansın. Sende doktor demeyebilirsin bir adım var ve adım Sumru. Bende adımın söylenmesini tercih ederim." diyerek kukuman kuşu gibi bırakıp lojmana doğru ilerledim. Dış kapıdan zile bastım ama açan olmadı fazla yedek anahtar olmadığı için alamadım. Kızlar bugün çarşıya inip çektirecektiler.Telefonu çıkartıp Hazal'ı aradım nerde olduklarını sorunca Delal'in genelde Migren krizi tutar ve serumsuz asla geçmez yakındaki hastanede olduklarını söylediler yarım saate işleri bitermiş mecbur bekleyeceğim ne yapayım. Tam arkamı döndüm gidip banka oturayım diye hop bizim kaba Yüzbaşı ile burun buruna geldik. " Yavaş doktor aa pardon Sumru" "Pardon" diyerek tam gidiyordum ki "nereye neden eve gitmiyorsun ?" diye sordu. Ay isteyince nasıl da kibar olabiliyor. "Kuzenlerimden birisi rahatsızlanmış birlikte hastaneye gitmişler yedek anahtarımızda yoktu. Bende onlar evde olur diye güvenerek çıktım ama işte küçük bir talihsizlik oldu dışarıda kaldım." "Anladım hava biraz serin istersen gel, onlar gelene kadar benim evde dur". "Rahatsızlık vermiyeyim" "Sumru geliyormusun karnım aç ve kapının önünde takılacak hiç vaktim yok." "Tamam geliyorum" diyerek olduğu daireye çıktık. Dairesinin kapısını açınca çok şaşırdım çünkü bizim direk karşı dairemizdi. "Aa sen burda mı oturuyorsun? bizde karşı dairedeyiz" dedim. " İyi ne güzel işte bak bugün numarasını aldığın Kaan'da hemen yan dairenizde oturuyor". Niye bunu söylediki şimdi. Garip biri bu ya. Böyle yakışıklılığa böyle gariplik hiç olmamış hiç. Neyse içeri geçip salona oturdum. Elini yüzünü yıkayıp kamuflajlarını çıkartıp gelmiş siyah eşofman ve siyah t-shirt giymiş kasları felan belli oluyor o yeşil gözleri nasılda ortaya çıkmış. Sumru kendine gel kızım adam baya odun bişey kendini kaptırma. "Sumru ben mutfaktayım tost hazirlayacağım sende ister misin?". "Tostmu yiyeceksin?" "Evet Sumru ne bekliyorsun bekar bir adam ya makarna ya tost yapıp yer." "Ay çok banel benim iki kuzenim ve bende cidden çok güzel yemekler yaparız yani bu konuda çok iddialıyız. Bir akşam misafirimiz ol gelde iki güzel yemek ye." "Yok ben almıyım. Sen tost yiyormusun onu söyle." "Olur yerim. Ama bende yardım edeyim" diyerek mutfağa geçtik. Malzemeleri çıkartıp hazırlamaya başladı. Yardım edeyim dedim ama sen misafirsin otur dedi. Sonra hazırlayıp tostları getirdi. Yemeye başladık telefonuma mesaj geldi. İstanbul'da beni rahatsız eden peşimde dolanan mahallenin serserisi Zafer mesaj atmış gerçi mesaj değil roman yazmış. " Bu s***k benim bu numaramı yine nerden buldu acaba " diye içimden söylendim. "Noldu Sumru?" "Bişey yok " dedim ama çok huzursuz oldum. " Sen iyi değilsin yüzün beyazladı" " Ya çok önemli değil İstanbul'da mahalleden peşimde serseri bir çocuk vardı sürekli rahatsız ediyordu kaçıncı numara değiştirişim artık bilmiyorum yine bulmuş ve bana tehdit mesajları atmış." "Ne demek tehdit mesajları ver bakayım şu telefonu bi." "Tamam Yüzbaşım gerek yok hallederim." "Sivilde Hakan'ı tercih ederim ama şu telefonu ver." böyle diyince sinirden de gözlerim dolmuştu verdim telefonu. Bakınca mesajları okuyunca çok sinirlendi. " Başıma bela oldu buralara geldim kurtulurum diye ama baksana yerimi bile öğrenmiş birliğe kadar yazmış. Ya varya bir kocam yada sevgilim olsaydı herhalde vazgeçer peşimi bırakırdı. Sanırım ben bahtı karalıyım kimsede yok şunun ağzını kapatayım bir rahat edeyim artık." Biran telefonumdan birşeyler yaparak birini aradı ve hoparlöre aldı konuşmaya başladı. " Bana bak hаfif meşrep çocuğu bir daha Sumruyu ararsan senin leşini itlerin ortasına atarım." Zafer telefondan; " Sen kimsin lan y****k. Sumru nerde onu ver "dedi ama Hakan'ın gözleri döndü. "Lan döl israfı senin beynini si'kerim. Seni çıktığın deliğe geri sokarım. Bir daha aramıyacaksın dedim." "Sen kimsin lan yeminle oraya gelir seni öldürürüm." "Senin yolunu si'kerim eğer gelmezsen gel bakalım zaten yerinide biliyorsun. he bide bu arada ben Sumru'nun sevgilisiyim gel oğlum seni bekliyorum" dedi. Ben şok oldum benim sevgilim olduğunu söyledi Zafer'e. Şuan dona kaldım bakayım beni neler bekliyor. 'Ekiple Kaynaşma ' -Sumru Kaya- Hakan Yüzbaşının evinde telefonda meşhur sapığım Zafer' e onun sevgilisiyim diyince şok oldum. Pek konuşmadan kızlar arayınca eve geçtim. Dün birliğe gittiğim andan beri akşama kadar olan herşeyi noktasına virgülüne kadar anlattım. İkiside şaşırdı. Delal tabiki hemen Yüzbaşı yakışıklıysa hemen bana ayarlıyorsun yada diğerleri kuzen artık hangisi denk gelirse diye takıldı. Bende espri yaparak; " AA Yüzbaşı benim tatlım zaten yürüyen Brad Pitt gibi hem Zafer'e sevgilimde dedi. Manyak ya bir görsen böbürlene böbürlene hemde. " Yarın Hazal'da işe başlayacağı için erkenden yattık. Sabah olup kalkınca hemen hazırlandım. Bugün diz üstü kot etek ve eteğin üstüne denk gelen buz mavisi gömlek giydim. Saçlarımı düzleştirip makyaj yaptım ayağıma spor ayakkabı giydim. Bugün biraz spor olmuştu çünkü kıyafetim. Kapıdan hızla çıkınca hemen karşı dairede evden çıkan Hakan'ı gördüm. Kamuflajlar içinde yine çok yakışıklı gözüküyordu. "Günaydın yüzbaşım Hakan"dedim. "Günaydın Sumru ama niye öyle dedin" "Sivilde ve kamuflajlısın tam ne diyeceğime karar veremedim." "Ev sınırları içinde de Hakan diyebilirsin. Aradımı o şeref yoksunu yada mesaj attımı?" "Yok hiç birşey yazmadı". "Sen birliğemi gidiyorsun?" "Evet" "İyi benle gel" "Yok ben yürürüm " "Bu etekle yürürsen sağda solda peşine Zafer gibilerin takılması gayet doğal ". "Yüzbaşım kırıcı oluyorsun yani sorun bendemi. Benmi istedim benmi kuyruk sallamış oldum". " Sumru özür dilerim öyle demek istemedim ben asla. Yani etek kısa işte onun gibi zihniyetler çok ortalıkta bakarlar diye dedim." "Deme bir daha ve seninle gelmiyorum Yüzbaşı". Sinirlenip lojmandan çıkıp birliğe doğru yürümeye başladım. Yanımdan hızla gelip geçti arabasıyla. İyi anladık dalyan gibi araban var. Sanki liseli ergenler gibi kızlara hava atarcasına gaza basması nedir yani kaba adam. Yürümeye devam ederken telefonuma peş peşe mesajlar geldi bakınca Zafer'in attığını gördüm yine bir sürü tehdit mesajları atmış. Hatta buraya geliceğinden felan bahsediyor. Aldık başımıza belayı bu Yüzbaşı sevgilisiyim diyince daha çok sinirlendi galiba daha da hırs yaptı. Şimdi gidip bu mesajları ona okutacağım başıma sardığı belayı temizlesin. Birliğe girince apar topar Yüzbaşının odasına girdim hiç kapıyı tıklatmakla uğraşamayacağım o kaba sabaysa ona anladığı tarzda davranacağım. İçeri girip tam birşey diyecekken bütün ekibin orda olduğunu gördüm. Sanırım toplantı yapıyorlardı. Hakan Yüzbaşı; "Doktor sizin oralarda kapıya vurulmaz mı?" "Yüzbaşım özür dilerim çok hafif vurup tıklayıp birden açtım biraz sıkıntılı bir durum vardı da o yüzden. Ama sanırım siz toplantı yapıyorsunuz ben sonra gelirim." "Dur doktor işimiz bitti. Onlarda şimdi çıkacaklar. " diyip hepsine kaş göz işaretiyle çıkabilirsiniz dedi. Tam o esnada soydaşım Kaan; "Soydaş kahve sözün vardı bak biz yarın operasyona gidiyoruz yokuz an az 3 gün en fazla 3 ay olamayabiliriz." "Hadi ya o kadar sürer mi?" kafasını salladı. "Tamam o zaman akşam gel ben şimdi kızlara haber veririm ama tatlılar senden soydaşım". Asker selamı vererek "emrin olur soydaş " dedi. O esnada Meriç Komutan; "Doktor hanım birtek bu zibidi Kaan' mı davetli. Peki bizler sonuçta biz bir ekibiz artık." " Haklısın Meriç komutan o zaman akşam hepinizi tam kadro bekliyoruz. Artık tatlı kategorisini biraz siz arttırın. O iş sizde." Biz böyle güzel güzel konuşurken kaba Yüzbaşı'mız yine devreye girdi; " Asker haydi herkes hazırlıklara " diye kükredi. Hepsi asker selamıyla onaylayıp gitti. Yüzbaşı bana bakıp; " Ne gerek vardı böyle birşeye. Neden ekibi kahve içmeye çağırdın." " Yüzbaşı ekiple senide çağırdım ve onlar benim ekip arkadaşlarım burda olduğum süre zarfı ne kadar olur bilmiyorum ama onlarla çalışıcam farkındaysanız ve hepsiyle komşuyuz. Kaldıki Kaan Komutanı çok sevdim bizim kızlarda sever eminim. Yani abartılacak bişey yok". "İyi size iyi kadın günü yapmalar. Ben gelmem." "Gelseniz şaşardım zaten böyle insanlara karşı üsten bakmak, duygusuz olmak, insan ilişkileri sevmeyen biri olarak gelmenizi beklemedim zaten. Bende sizi nezaketden davet ettim. "Sumru haddini aşma". "Resmiyetde doktoru tercih ederim". "Sen neden geldin noldu?. O adammı mesaj attı?". "Bir önemi yok yani çokta önemli birşey değil " diyip tam odasından çıkıyordumki beni kolumdan tutup kendisine hızla çevirdi çok yakın olduk böyle olunca. "Bırakır mısınız Yüzbaşım?" "Doktor ne oldu bak söyle. O adam mesaj attı dimi?" "Evet attı ve senin yüzünden iyice başım belaya girdi iyice bana sardı. Şuan hırslandı bence nasıl sevgilisi olur diye çünkü o bugüne kadar hep seni bekleyeceğim zaten hayatında kimse yok diyordu. Şimdi hırs yaptı başıma bela olacak" diyerek ağlamaya başladım. "Ver şu telefonu " telefonu uzattım yazdığı mesajları okudukça yüzü değişik şekillere girdi aşırı sinirlendi. " Lavuğa bak ya banamı günümü gostericekmiş. Ne zaman gelir tahmini bu şeref yoksunu çünkü ağzını burnunu kırmak için sabırsızlanıyorum. " Hakan ne gelmesi saçmalama bu adam tehlikeli ve ben korkuyorum." "Şuan korktuğun için Hakan dediğini düşünüyorum . Yüzbaşı tercihim." "Off şuan sorun bumu korkuyorum diyorum bana birşey yapabilir. Çünkü artık sevgilim var sanıyor." "Korkma sevgilin var sanıyorsa, var saydığı sevgilinde seni korur." diyince bana kal geldi. Bu yüzbaşı cidden ayarsız hiç ayarı yok. Tam kalkıp gidecekken, "akşam benimle eve geliceksin şu ara tek olma bu şeref yoksunu gelebilir. Birde al şu telefonu bana numaranı ver sıkıntı olursa ararsın." "Kaan Komutanı ararım sonuçta oda hemen yan dairede." "Doktor uzatma yaz numaranı" diyince alıp yazıp çıktım. Çıkınca bir numara çaldırdı. Sanırım bizim kaba Yüzbaşı. Ve aynı o şekilde de kaydettim. Hakettiği gibi. Akşam birlikten çıkarken bahçede arabasının önünde beni beklediğini gördüm. Gözlükte takmış çok yakışıklı duruyordu. Böyle kaba saba huysuz biri olmasa bence daha güzel bir bağ olabilirdi aramızda. Aman neyse ne yapalım kibar naif birini bulana kadar kısmet aramaya devam. Böyle kaba saba birini asla hayatımda istemem. Arabaya binip lojmana doğru yola çıktık. İnerken birlikte "o şeref yoksunu mesaj atarsa bana haber ver". "Emriniz olur komutanım" diye söylenip binaya girdim. Kızlar benden önce hazırlıklara başlamış bile. Delal limonlu cheesecake bile yapmış. "Keşke zahmet etmeseydiniz ben bizim soydaş'a kitledim tatlıları." diyip gülüştük. Akşam ilerleyen saatlerde tüm ekip geldi hepsi değişik değişik tatlılar almış. Gözüm istemsizce Hakan'ı aradı ama yok gelmemiş kaba herif. Kaan sanırım anladıki; "Soydaşım komutanımın işi varmış gelemedi " dedi. Külli yalan işi felan yok. Ben soğuk nevaleyim kimseyle işim olmaz demiyorda. Ekip gelince kızlarla tanıştı. Tam tahmin ettiğim gibi Delal'le Kaan süper anlaştı. Tahmin etmiştim iki deli bir araya gelince diğeri değneğini saklarmış misali. Baya kanka felan demeye başladılar birbirlerine. Meriç'le Hazal'da çok güzel sohbet ediyor. Bizim Hazal zaten tam narin çiçek, yani onun sohbet edebileceği tek kişide Albay oğlu olurdu doğru. Hazal'la Delal'i gören asla kardeş demez bu kadar iki zıt karakter. Herkes sohbet muhabbet ederken bende Yüzbaşı'mızıza mesaj attım. Ben: Keşke gelseydin biz adam yemiyoruz. Kaba Yüzbaşı: Sana boş muhabbetleri sevmediğimi söylemiştim. İşim olmaz kadın günü konseptli yerlerde. Ben: Ya sen şuna ben yaşlıyım kafam kaldırmıyor desene. Kaba Yüzbaşı: Doktorrrrr!!!!!! Ne yaşlısı ben daha 30 yaşındayım. Ben: Bana göre yaşlısın. malum ben 25 yaşındayım. Senin ekipte senden bir kaç yaş küçük ayrıca ruhları genç. Senin içine Darülaceze kaçmış. Neyse sana evde tek başına iyi takılmalar. yazıp çıktım. Kudursun şimdi. Aradan 5 dk gecmediki kapı çaldı ben bakarım diyerek gidip açtım hop banko Yüzbaşı'mız gelmiş. "Hoşgeldin Yüzbaşım aa pardon Hakan noldu evde tuz felanmı kalmadı." "Bende davet edilmiştim diye hatırlıyorum" "Evet ama sende böyle ortamları sevmediğini söylemiştin, bende doğru yaşlılara göre olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum". dememle kolumdan tutup duvara yasladı. "Ne yapıyorsun bıraksana delimisin sen?" "Sus Sumru bir daha bana yaşlı felan deme cidden kötü olur". "Aman tamam be demem. Ne tür bir delisin sen ya." diyip içeriye geçtik. Ekip görünce çok şaşırdı. Komutanım işiniz vardı felan dediler. Oda bitti geldim felan dedi zırvaladı. Ben kahve yapmak için mutfağa geçtim herkes kendi alemindeydi çünkü. Arkamdan oda mutfağa geldi. "Sade " dedi. Donuk bakınca "kahvemi sade içiyorum, sormadın da onu söylemeye geldim." Kafa salladım sadece. Az önce tuttuğu kolum acımıştı. Ayarsız sanki karşısında kendi gibi güçlü biri var hafif tutması bile nasıl ağır. Kolumu ovaladığımı görünce yanıma geldi. "Özür dilerim Sumru ben canını yakmak istemedim." "Önemli değil Yüzbaşım geçer birazdan". "Sivildeyken farkettim de bana sinirlenince Yüzbaşı diyorsun." "Bilmem olabilir sinirlenmişimdir belki." İçerden Delal'in sesini duyduk. Hadi gelin bu güzel gecenin anısına fotoğraf çekilcez diye. İçeriye geçtik masanın etrafına hepsi toplanmış. Delal tripotu ayarlıyordu. Bizimki yine uyuzluk yaptı." Siz çekilin ben çekilmem" diye. Bende iyice can damarından vurarak; " bencede biz gençler olalak çekilelim ekip" diyince neyi ima ettiğimi anladı ve yanıma geldi. Fotoğrafa girdi. O gelince ben biraz öteye kaydım. Delal ayarladığını peş peşe bir kaç tane çekeceğini söyledi . Ben biraz daha uzaklaşınca Yüzbaşımız belimden tutup çektiği gibi ona çok yakın bir şekilde fotoğraf çekilmemizi sağladı. Bu adam ayarsız cidden sağı solu belli değil. Bir sapığıma sevgilisiyim diyor, kolumdan tutup hırpaladığı günün ilerleyen zamanında belimden tutup kendine doğru çekip fotoğraf çekiliyor. Gerçekten anlayamadım. Gece çok eğlenceli bitmişti hepsini uğurladık ortalığı toparlayıp yattık. Yarın ekip operasyona çıkıyor. Aslında bende gidecektim ama Albay tehlikeli bir operasyon olduğunu benimde daha çok yeni olduğum için birlikte kalmamı söyledi. İnşallah hayırlısı ile gidip gelirler. En çokta kaba Yüzbaşı aklımda içimde kötü birşey var sanki. 'Operasyon" -Yüzbaşı Hakan Koçak - Dün gece komşularımızın evinde kahve fasılı yapıp bayağa keyifli vakit geçirdik. Sumru biraz sinirlerimi bozsada bana yaşlı felan diyerek yinede eğlenceliydi. Bu kız bazen beni çok kışkırtıyor. Bu asi ve bana kafa tutan halleri çok s***i duruyor. Neler düşünüyorum kendime kızıyorum. Geçen mini etekle işe geliyordu içimden kıskandım ama başka şeyleri bahane edip arabayla benle gelmesini istedim ama bana kötü döndü. İyice kızdı bana. Birde belası Zafer diye bir p*ç çıktı. Kızın peşinde olduğunu öğrenince sinir beynime çıktı. O anlık boşlukla sevgilisiyim felan dedim. Sabaha operasyona çıkacağız inşallah Sumruyu'da görürüm umuduyla birliğe geçtim. Oradaydı benim timin yanına gidince oda geldi. Herşey hazır yarım saate çıkacağımızı söyledim. Gözleriyle kaçamak bakıyor anlıyorum. Yanıma gelip, "Yüzbaşım dikkatli olun hepiniz Allah'a emanet olun " dedi . Hazırlıklar tamam olunca askeri araçlara binip yola çıktık. -Sumru Kaya- Timi uğurlayınca içimdeki sıkıntı dahada çoğaldı. Aklımda Hakan'ın giderken arkasına dönüp bakışı kaldı. Kaba herif ne kadar kızsamda şuan operasyona gidiyor diye onun için telaşlanıyordum. Akşam oluyor işlerim bitince eve geçtim. Kızlar yemek yapmış yedim ortalığı toparlayıp duşa girdim. Ama hâlâ içim çok sıkkın. Aklıma gelenle mesaj attım hemen. Ben: Ne yaptınız Yüzbaşım sizi ve timi merak ettim umarım iyisinizdir. yazdım ama sadece tek tık oldu. Bir saate yakın bekledim ama mesaj iletilmedi. Muhtemelen telefon çekmeyen bir yerdeler. Bende yorgunlukla uyuyup kalmışım. Gece telefonun mesaj sesine uyandım. Bakınca Hakan'ın mesaj attığını gördüm. Kaba Yüzbaşı: Timde bende iyiyim. Teşekkürler. Sadece bu kadarmı ya teşekkürlermi. Ben onu burda merak edeyim o sadece teşekkür etsin. Ben: Bende iyim Yüzbaşım teşekkürler. Kaba Yüzbaşı: Sumru sen şuan inşallah tirip felan atmıyorsundur. Çünkü dağın başında teröristlerin cirit attığı bir ortamda en son isteyeceğim şey bile değil bu tirip muhabbeti. Ben: Yok Yüzbaşım ne tiribi. Sizleri çok merak ettim sadece sağ salim gelin hepiniz. Kaba Yüzbaşı: Neyse Sumru çok boşa konuşacak vakit yok. Timden uzaktayım yanlarına gitmeliyim. Ben : Peki. Yazıp sadece çıktım bazen öyle bir kırıyor ki insanı. bilerekmi yapıyor anlamıyorum. Nedense istemsizce ağladım. O gece bizim evde çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Yüzünü okşadım neden böyle yapıyorum anlamıyorum ama kendine gel Sumru bu adamdan olmaz bu adam senin hayallerindeki adamın yakınından dahi geçmiyor üzülürsün kızım diye kendimi dizginlemem gerekiyor. Uzak durmakta fayda var. Sabah olunca kalktım yine işe gittim. Albaya haber varmı diye sordum ama hiç birinin telefonunun çekmediğini telsizlerle irtibata geçtiğini söyledi. Hakan'ada artık mesaj atamıyorum çünkü beni üzüyor üzülmek istemiyorum. Aklıma gelenle bende Kaan'a mesaj attım. Ben: Soydaşım nasılsınız sizi çok merak ediyorum. Tam kadro eksiksiz gelirseniz size çok güzel bir ziyafet çekmeyi planlıyorum. yazdım ama asla iletilmedi. İyice merak ediyorum. Allah'tan bugün haftanın son günüydü. Hafta sonu daha sakin bir şekilde evde dinlenirdim. Akşam olunca eve geldim telefondan mesajlara baktım ama yok Kaan'a iletilmemiş. Gözüm bir kaç altta mesajlarda adı gözüken Hakan'a kaydı. Profil resminden bile kamuflajlı halini görünce içim kötü oldu. Ertesi gün oldu hâlâ mesaj iletilmedi. Delal'le konuştum oda hiç Kaan'la görüşmemiş mesaj atmış ama onunkide iletilmemiş. Haber alamadıkça iyice huzursuz oldum. Hakan'a yazamıyorum. Zaten telefonları çekse Kaan bana cevap verir. Böyle böyle pazartesi oldu. Tekrar uyanıp işe gitmek için yola koyuldum. Belki Albaydan bir haber alırdım. Birliğe giriş yapınca Albay'ı telaşlı gördüm ne olduğunu sorunca, Timin döndüğünü ama Yüzbaşının yaralı olduğunu söyledi. Hastaneye gidiyordu bende gitmek için kendisinden onay aldım ve birlikte gittik. Bütün tim burda ama bitek Hakan yok gözüm onu aradı. Kaan'ı görünce ona sarılıp üstüne başına baktım kir toz pas içindelerdi resmen. "Kaan ne oldu? Yüzbaşı nasıl?" "Sakin soydaşım büyük birşey değil omzundan yaralandı. Komutan için bu devede kulak." "Off Kaan saçmalama adam vurulmuş." "Tamam soydaş paniğe gerek yok cidden iyiydi. Kurşunu çıkartmak için aldılar ameliyata. Biraz zaman geçtikten sonra ameliyathane kapısından çıkan doktora doğru koştuk. Kendimi tanıttım Doktor olduğumu belirttim. Sağolsun hocam gerekli hem tıbbi bilgileri ve genel bilgileri verdi. Birazdan odaya alırlar ve görürsünüz dedi. Bu gece burda kalıcak yarın taburcu olacaktı. Hakan'ı odaya aldılar. Bütün tim ve Albay yanına girip geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Albayın işi olduğu için gitmek zorunda kaldı. Çocuklar biriniz yanında refakatçi kalırsınız diye belirtti. Meriç kalacağını söyledi. Herkesi yolladı çünkü onlarda çok yorgundu kaç gündür operasyondaydılar. Meriç; " Sumru ben bi kantine insem sen biraz burda durabilirmisin komutanımın yanında. Yiyecek birşeyler alıp geleceğim" dedi. Bende başımla onayladım. "Hakan nasılsın ağrın varmı? Doktorundan bilgileri aldım bir kaç dikişin var. iki gün duş alamayacaksın. Sonra bir haftaya dikişleri aldirabilirsin." "Tamam abartma Sumru ". "Yüzbaşım ben telaş yaptım. Korktumda o yüzden yani." "Korkma Sumru, telaşta yapma ben alışığım bu ilk değil sonda olmayacak. Yani Doktorluk nutuğunu bana atmana gerek yok." Bu adam yine beni kırıyordu. Ben s***k gibi onu merak edip yanına geldim. Aptalım ben aptal. Akıllanmam ben. Meriç gelince; Haydi görüşürüz Meriç ben çıkıyorum." "Sumru kalsaydın biraz daha" "Yok bana fazla gerek yok. Hem sizin bu ilk değil alışkınsınızdır." diyip çıktım. Yol boyu eve gidene kadar kendime sinirden sövdüm. Yolda sinirle giderken birine çarptım ama hava kararmıştı pardon diyip yüzüne bakmadan ilerledim. Eve gidip deli gibi ağlamak istiyorum. Aptallığıma, salaklığıma, akılsızlığıma. Eve gelince kızlara sarılıp ağlamaya başladım. Kızlara durumları anlattım onlarda Hakan için endişelendiler ama iyi olduğunu duyunca ikiside rahatladı. Ben hâlâ s***k gibi ağlıyordum. Delal; Kuşum sen bu Hakan'a aşık olmuş olabilir misin?." " Delal saçmalama ne diyorsun? kafayı mı yedin sen?" "Kızım o zaman niye ağlıyorsun defol et. Ne hali varsa görsün. Çokta kıçımızda yani. İyilikten anlamıyorsa muhattap olma." "Sinirden ağlıyorum Delal, aşktan değil korkma. Neyse ben yatıyorum galiba regl olucam ağrımda var." Hazal; Kuzum hemen ilaç al senin zor geçiyor bak biliyorsun. "Alıp yatıcam zaten hemen." Sabah uyandığımda regl olmuştum. Ağrımda vardı. Kızlar çoktan gitmişler. Bu halde birliğe asla gidemezdim Albay'a mesaj attım rahatsız olduğumu söyledim. Kalkıp kahvaltı yapıp ilaç almak en doğrusuydu. Tam mutfağa geçerken kapı çaldı hemen açınca Meriç'le Hakan'ı gördüm. Meriç çıktıklarını söyledi ve hemen birliğe gitmesi gerektiğini Komutanlarına çorba yapıp yapamayacağımı sordu. Zor bela ayakta duruyordum ama yinede yaparım dedim. Ben yine nezaketden geçmiş olsun Yüzbaşım dedim. Bana bakıp; "Sumru iyimisin? biraz rengin soluk gibi." "İyiyim Yüzbaşım ben çorba hazır olunca size bırakırım." diyip içeriye girdim. Hemen yayla çorbası yaptım hızlı bir şekilde ve ağrım iyice artmıştı. Hazırlayıp tepsiye koydum ve karşı daireye geçtim. İkinci çalışta açtı kapıyı. Hoşgeldin diyerek beni içeriye aldı. Mutfak masasının üstüne tepsiyi bıraktım tam çıkacaktım ki kolumdan tutup; "Sumru neyin var, hiç iyi gözükmüyorsun." "Rahatsızım biraz ama iyi olurum önemli değil " "İstersen hastaneye gidelim." " Gerek yok buda benim ilk ve son yaşadığım şey değil genelde her ay yaşıyorum. Doktor olarak nutuk çekmek gibi olmasın ama yapabilecek pek bişey yok malesef bunu çekmek zorundayım. En olasılık ağrı kesici ve çok çok serum yani ben kendime ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Doktorum ya hani". "Anladım tamam sen şu her ay olunan şeyden olmuşsun." "Sanane ney olduysam oldum." "Sumru sakin ol biraz." "Neyse ben gideyim sen çorbanı iç" dememle karnıma birden bıçak saplanır gibi Ağrı girince karnımı tutup iki büklüm kıvrandım. Hakan hemen tek koluyla beni tutup koltuğa oturttu. "Sumru iyi değilsin Meriç'i arayalım gelsin Hastaneye gidelim." "Sana gerek yok dedim anlamıyor musun? neyini zorluyorsun be adam." "Sumru bak ayarlarımla oynama ne oluyor durduk yere sana." "Durduk yere mi ya sen iyimisin tanıştığımız dan beri sürekli bana ayarsız davranıyorsun. Sürekli bı laf sokuyorsun. Beni rencide ediyorsun sence durduk yere mi. Ben sana yakın olmak istedikçe sen duvar örüyorsun. " diyerek ağrımında verdiği acıyla ağlamaya başladım. Kollarıyla beni tutarak kendine bakmamı sağladı. "Sumru bana yakın olma. olmamalısın. Ben ateşim Sumru kendimle birlikte yanımdaki herkesi yakarım. Ben hiç sevgi görmeyen bir anneden olmuşum. Hiç sevgi görmeyen bir çocuk olarak doğmuşum büyümüşüm o yüzden bana yakın olma. Benden uzak dur yapma. Sen üzülürsün ben karşımdakini üzerim." "Öylemi diyorsun Yüzbaşım " "Evet Sumru benle iyi olmaya bana yakın olmaya çalışma." " O zaman beni bu burda son görüşün karşına çıkmamak için emin ol elimden gelen herşeyi yapıcam hoşçakal Yüzbaşı." diyip o evden ağlayarak çıktım. Artık Hakan'ın yüzünü dahi görmek istemiyordum. Beni bu akşam kalbimden bıçakladı ne kadar inkar etsemde ona karşı ilgim vardı ama bu akşam bütün kalbime kurşun sıktı. Yapacak bişey yok sitem etmeyede hakkım yok. Hayatta herşey kısmet. Eve gelip Özcan Deniz'in o şarkısını açıp açıp dinledim. Yangın her aşkın yolu Sevdim, gördüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı haram ettim. 'Mesafe' -Sumru Kaya- Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım. Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum. "Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?" "İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük. "Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi." "Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi." "İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz." Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi. "Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi. "Nasıl oldun Sumru?" "Sizene" "Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın." "Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor". "Sumru derdin ney?" "Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum." "Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?" "Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı." "O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun." "Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti. "Musaitmisiniz Doktor hanım" "Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş. "Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir." "Tamam sen yap pansumanı." Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım. "Biraz acıtmış olabilirim". "Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak." "Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu. "Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım." "İşte böyle senin gibi olamaz" "Sumru bak benim damarıma basma" "Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? " "Sumru sen cidden çok dik başlısın." "Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte." "Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma" "Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi. Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım. Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel". "O o burda " "Kim Sumru burda?" "Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu. "Bu şeref yoksunu kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu. "Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. gö'ğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım. "Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni k*******n senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. " "Sumru!!! kendine gel kapat çeneni." "Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı. "Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım. "Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana." "Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma." "Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum." "O zaman bende gelirim tek kalamazsın". "Hayır tabikide ben kendim giderim." "O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın." "Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi. Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi. "Kızlar gelene kadar yanında kalacağım." "Sakın gitme olurmu Yüzbaşı" "Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi." "Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum." "Tamam hadi sen uyu ben burdayım." Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım. "Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim. "Sen uyanık mıydın?" "Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru". "Anladım" "Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen" "Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum." "Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum." "Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?". "Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?." "Durucaksın Sumru olmaz." "Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun." "Sumru senin derdin ney?" "Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?" "Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun." "Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ". "Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim". Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi gö'ğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana." Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı. "Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı. Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?". " Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık. 'Kalbim Acıyor ' -Hakan Koçak- Sumru'nun evinden kendi evime geçince duvarları yumruklamaya başladım. Kızı arkamda gözü yaşlı bıraktım. Ben uyurken söyledikleri sonra bana söyledikleri ben adı herifin tekiyim ama uzak durmamız lazım. Olmaz ben kimseyi sevemem. Ben sevilmeyen ötelenen bir çocuk oldum. Babam denilen şeref yoksunu anneme bedensel sаldırı etmiş. Annem o yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulmuş. Aneannem ve dedemde hasta pek anneme destek olamamışlar . Köylü halkı anneme acıyıp hep bakmışlar. Köydeki ebe doğumunu yapmasını sağlamış. Anaanemle dedemde vefat edince annemin akıl sağlığı bu çocuğa bakmaya yetmiyor diye beni 3 yaşında devlet korumasına almışlar. Anne baba bilmeden sevgisiz büyüdüm. Çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Annem benim varlığımı bile unutmuş ben elinden alınınca iyice aklı gitmiş hastahaneye yatırılmış. Sonra öğrendim ki bu kadar acı ve üzüntüye dayanamayıp kötü hastalığa yakalanmış 2 ay sonra vefat etmiş. Bunların hepsini asker olunca elimdeki imkanları devreye sokunca öğrendim. Ben böyle sevgisiz büyüyen bu şekilde yetişen biri oldum. Kimse bizi sevip başımızı okşamadıki. Ben şimdi birine hele Sumru'ya nasıl o sevgiyi verebilirim. Bana o ağlayarak bakan gözlerine nasıl sevgi veririm. Ben ona bu haksızlığı yapamam. O belliki çok sevilmiş ilgi görmüş karşısında da onu bekliyor. Benden bu şekilde tavır gördükçe üzülüyor farkındayım. O yüzden uzak durmak en iyisi ben sevemem ben ona istediğini veremem. Ben onun için yanlış adamım oda zamanla anlayacak bunu. Sabah uyanıp işe gitmek için tam evden çıkarken kapıda Sumru ve kuzenleriyle karşılaştım. Kuzenleri selam verdi ama o asla tek kelime etmedi. Hem neden etsinki kıza neler dedim. Ama biran yüzünü gördüm allak bullaktı. Ağlamaktan gözleri şişmiş hep. İçimden kendime bir dünya sövdüm. Neden cesaretli olamıyorsun Hakan diye. Neden biraz olsun sevmeyi denemiyorsun diye. Ama olmaz ben onu üzerim. Benden uzak dur dedim ama birlikte felan onun o gözlerini gördükçe nasıl uzak duracağım bilmiyorum. Ama mecburum. Önden çıkıp gitti arabayla gel desem gelmez benimde zaten böyle birşeyi teklif etmemem gerekiyor. Arabayla yanından geçtim. Birliğe girince Kaan'ı gördüm. Sumru gelince odama gelsin direk diye direktif verdim. 10 dk sonra Sumru geldi. Gözleri şişmiş kıp kırmızı kızı ne hallere soktun Hakan. Ben senin... neyse kendime olan sinirimi başka türlü atarım. "Doktor öğleden sonra ilkyardım eğitimi var. Konferans salonu hazır. Başka bir eksik varsa söyle. Benimde olmam gerekiyormu?" Hiç iyi durmuyordu başı dönüyordu sanki.Zoraki konuştu benimle. "Yok herşey tamam birşeye ihtiyaç yok. Sizinde katılmanıza gerek yok. " diyip önündeki sandalyeye doğru zor bela tutundu. "Başım dönüyor" demesiyle ben yerimden fırlayıp onu tuttum. Tutmamla kollarıma bayıldı. -Sumru Kaya- Gözlerimi zorlayarak açınca kendimi hastane odasında buldum. En son birlikteydim iyi değildim ama ne oldu bana bilmiyorum. Koluma bakınca serum takılı olduğunu gördüm. Sağıma doğru bakınca Hakan koltukta oturuyor telefonuyla ilgileniyordu. Aşırı susamış hissediyordum kendimi. Su diye mırıldandım. Sesimi hemen duyup yanıma geldi. "Sumru iyimisin nasıl oldun?. Doktoru çağırayım mı?." "Su istiyorum Hakan boğazım yanıyor sanki" dememle hemen getirdi, bana suyu içirdi. Ne oldu bana diye sorunca anlattı. Onun odasında bayılmışım ambulansla beni hastaneye getirmiş. Bir kaç gün önce regl olmam birde stresli olmam kaynaklı vücudumdaki bazı değerler düşmüş ve strese bağlı bayılmışım. Anladım. bir kaç kez daha böyle olmuştum. Okulda dersler yoğun ve stresliyken. " Şimdi niye böyle stres yaptın, yapma Sumru bak kendine zarar veriyorsun. Çok kötü bir halde seni buraya getirdim. Ama birazdan çıkacağız doktor uyandıktan bir saat sonra çıkabilirsiniz dedi" "Teşekkürler Hakan benimle ilgilendiğin için. Dün akşamdan sonra karşıma çıkmayacaktın o yüzden şaşırdım." "Sumru onla bu bir değil. Bunu kim olsa yapar. Yani sen olmasan başkasıda bayılsa ben aynı şeyi yapardım." "Herkes gibisin yani diyorsun" diyince güldük. "Biraz daha dinlen, serumun da bitsin çıkarız " Ben biraz daha yattım serum bitince Hakan çıkarttı. Benim hazırlanmama yardımcı oldu. Hastaneden çıkıp onun arabasına bindik." Ee ambulansla geldik demiştin." "Meriç'ten istedim o getirdi." "Anladım". Lojmana gelince arabadan da inmeme yardımcı oldu binadan içeriye girdik. Çantam neredeki anahtarım onun içindeydi. "Sumru sanırım çantan birlikte kaldı o anki panikle hiç aklımıza gelmedi." "Ee Hazal sağlık ocağında, Delal'de okulda. Birliğe gidip çantamı almamız lazım." "Gerek yok benim eve geçelim sen yatıp dinlenirsin. Kızlar gelince geçersin eve." "Yok gerek yok. Sen beni beş dk birliğe götürüp getirsen olmazmı. Çantamı alırım." "Sumru saçmalama zaten yorgunsun. Biran önce yatıp dinlen. Ben Kaan'a haber vericem akşama çantanı getirir. " "Tamam "diyerek onun daireye geçtim. Cidden çok yorgunum dinlenme şart. Ben salona doğru geçince " yok koltuk olmaz pek rahat değiller, sen benim yatağıma geç dinlen. Nevresimler temizdir." "Yok önemli değil ama koltukta yatarım zaten bir kaç saat idare ederim." "Sumru sana ne diyorsam onu yapar mısın?". "Peki tamam bunada tamam" diyerek odasına doğru götürdü beni. Uzanmamı sağladı. "Ben şimdi sana çorba yapacağım onuda içince vitaminlerin var onları iç. Yoksa birlik doktorsuz kalacak " diyerek güldü. "Sen makarna ve tosttan başka bişey biliyormusun?". "Ehh işte yapıyoruz bişeyler. Umarım zehirlenmessin" diyerek mutfağa gitti. Dünkü bunları diyen adam sanki başkasıydı, şimdiki adam başkası. Hangisi gerçek Hakan bilmiyorum hangisi o cidden kestiremiyorum. Tam mayışmışken, çorbayı getirdi. "Kalk bakalım sana tarhana çorbası yaptım. Kaan'ın annesi hepimize memleketten yollamıştı bir işe yaradı." Ben gülerek" zehirlenmem demi bak daha yeni çıktım hastaneden." "İnşallah yani umuyorumki sıkıntı çıkmayacak " diyince kaşığı aldım içmeye başladım. "Hımmm fena olmamış Yüzbaşım". "Bak buna sevindim demekki becerebildim. Artık kendimede yaparım." Çorbam bitince tepsiyi aldı yine yanıma geldi yatağın kenarına doğru oturdu. Bende iyice dikelerek ona daha yakın oldum. "Nasılsın daha iyimisin ben şimdi ilaçlarınıda getiricem içersin." İyiyim Hakan. Sadece kalbim acıyor. O nasıl iyi olacak bilmiyorum. Dün akşam yerle bir oldu. Nasıl toparlanır o bilmiyorum. Hangi serum hangi vitamin iyi gelir hiç bilmiyorum. Bir doktor olarak bu konuda sıfır bilgi sahibiyim. Bana hep doktorluğumla ilgili nutuk çekiyorsun diyorsun ya bu konu hakkında çekecek bir nutuğum bile yok." dedim ve ağlamaya başladım. "Sumru ne olur ağlama bak yeni toparlıyorsun." "Hakan ben şuan ne yapıcam bilmiyorum. Ben buraya ne umutlarla geldim ama şuan benim kalbim acıyor ben nasıl yapıcam bu halde buralarda. İstanbul'a gerimi dönsem diyorum ama o kadar emeğim var çalışıp atandım bu hiç kolay değil. Ne yapıcam bilmiyorum. Ama burda kalırsam da mutsuz olucam onuda biliyorum." "Sakın Sumru sakın mesleğini kariyerini bir hiç uğruna böyle birşeyin içine sokma." "Hiç mi olarak görüyorsun?". "Sumru bak seni kırmak istemiyorum yemin ederim istemiyorum ama sen çok naifsin bir o kadarda deli dolu. Ben seni üzerim, ben kimseyi sevemem anla benide." "Neden ama Yüzbaşım. Bence kalbinde öyle güzel bir merhamet varki bunu saklıyorsun." "Sumru yapma nolur." diyince ben ona yaklaştım. "Bişey yapmıyorum sadece kendine bir şans ver bu kadar kötü gözükmek zorunda değilsin diyorum". diyince iyice yanaştım ona oda bana doğru yanaştı. Elimi yanağına doğru koydum daha çok dudaklarına doğru yanaştım. Biraz daha yaklaşınca dudaklarından onu öptüm. İlk karşılık vermedi ama ben biraz daha öpünce oda bana karşılık verdi ve öyle böyle değil baya hırçınca beni yatağa doğru yarım yatırdı hatta. Üstüme doğru bayağa eğildi. Bende ellerimi saçına geçirip iyice kendime doğru çektirdim. Bir elini belime atınca inledim. Sonra birden durdu. Alnını alnıma dayadı. "Sana yapma dedim ben zor biriyim olmaz bizden. Ben seni üzerim bunu neden yaptın Sumru." diyerek ayağa kalktı. " Bu anı unut olmadı farzet tamammı. Bak olmaz biz olamayız ben kimseyi sevmem üzerim. Ben biriyle olsam bile bir gecelik sevişip bırakırım." Böyle diyince sinirle ayağa kalktım ben bu adama duygularımı söyledim o biriyle olursamda tek gecelik olur dedi. Bu beni ne saniyordu. Ben ağlamaya başladım. "Hakan sen şuan şu dediklerinde ciddimisin. Biz az önce öpüştük sende istedin. Ama şimdi bana ne diyorsun sen beni ne sandın. Tek gecelik bilmem ney. Ya sana duygularımı anlatmaya çalıştım tamam istemeyebilirsin ama saygı duyabilirdin. Seni o kadar yanlış tanımışım ki, kendimden nefret ediyorum. Sen nasıl adi bir adamsın. Senden etkilenen bu kalbimi söküp atmak istiyorum. Hani dün demiştin ya bana benden uzak dur diye. Haklısın Yüzbaşı biz uzak duralım. Daha ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Benden uzak Allah'a yakın ol. Ama sanada yine duam inşallah Allah o kalbine biraz sevgi ve merhamet verir. Ve bide İnşallah olmaz ama inşallah sende birgün seversin ve birinden bir yudum sevgi dilenirsin. Belki beni o zaman anlarsın". diyip çıktım evden. Anahtarım yok ama olsun birliğe kadar gidip çantamı alıp döneceğim. Benim için Hakan defteri kapandı. Yolu bahtı açık olsun. İnşallah birgün gerçekten sever. Beni öpünce biran umutlanmıştım ama adamın kafasındaki düşünceler bam başkaymış.
Hakan Yüzbaşı'na aşıktım. Ama o, duygularıma "tek gecelik ilişkiler" diyerek karşılık verdi. Her bakışında beni yok sayıyor, her sözüyle kalbimi kırıyordu. Ta ki o geceye kadar... Bir anlık zayıflıkla dudaklarım onunkine değdi. İlk başta direndi, ama sonra... Bana karşılık verdiği gibi değil, bir fırtına gibi beni sardı. Beni yatağa doğru yatırdı, ağırlığı üzerimdeydi. Bir eli belimi sıkıca kavrarken, diğeri saçlarıma dolaştı. "Sana yapma dedim," diye homurdandı nefes nefese, alnı alnıma dayalı. "Ben seni üzerim." Ama bedeni tamamen farklı bir şey söylüyordu. Nefesinin sıcaklığı boynumda, kasılmış vücudu benimkine yapışmıştı. "Sen benim doktorumsun," diye fısıldadı dudaklarıma çok yakın, "benimse kalbimde kurşun var. İkisini de... iyileştirebilir misin?" ------- 'Yeni Başlangıç ' -Dr Sumru Kaya - Bu ünvanı alabilmek için yıllarca çok çalıştım. üç amca kızı hayalimiz vardı üç kuzen okuyup atanıp aynı yerde çalışacaktık. Sonunda hayalimiz gerçek oldu. Kuzenlerimle birlikte Iğdır-Tuzluca'ya atandık. Ben Tuzluca Askeri Birliğine Birlik doktoru olarak. Kuzenim Hazal Kaya mahalle sağlık ocağına hemşire olarak. Hazal'ın kardeşi diğer kuzenim Delal Kaya'da okul öncesi öğretmeni olarak. Hayallerimizi birbir yaşıyoruz. Delal bizden önce gidip orda bize eşyalı bir lojman tuttu genelde askerlerin kaldığı. Herşeyi ayarladı evi temizleyip eşya düzenlemesi yapmış. Bizde yarın Hazal'la gidiyoruz. Aşırı heyecanlıyız çünkü hepimizin ilk görev yeri. Delal erken gittiği için çalışacağı okulu ve bizim de yerlerimize gidip bakmış. Hepsi çok yakın iç içe dedi. Ertesi gün uçakla Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanına indik. Bir taksiye atlayıp Delal'in bize attığı konumla oraya gittik. Hazal'la birlikte lojmanların önüne geldik. Birbirimize bakıp hadi bakalım gazamız mübarek olsun dedim. Ben yarın birliğe gidip başlayacaktım. Hazal'da iki güne başlayacaktı. Delal iki hafta sonra okullar açılınca başlayacaktı. Kalacağımız daireye çıkıp kapıyı çaldık Delal açtı büyük sevinçle karşıladı bizi. Heyecanla bize küçük ama huzurlu dairemizi gezdirdi. 2+1 çok minnoş bir evimiz vardı. Delal bize yemekte hazırlamış oturup yedik birlikte toparladık. Sağolsun bizden önce alışveriş temizlik herşeyi halletmiş. Yol yorgunu olduğumuz için duş felan aldık biraz ütü felan yaptık TV izleyip yattık. Benim için yarın çok heyecanlı bir gün. Yarın ilk doktor olarak işime başlıyorum. Çok mutluyum çok. Sabah olunca uyanıp hemen hazırlanmaya başladım. siyah havuç pantolon üstüne dar beyaz gömlek topuklu ayakkabı giydim. Saçlarımı hafif maşa yaparak birazda makyaj yaptım. Delal birliğin çok yakın olduğunu yürüyerek 5 dkda gidebileceğimi söylemişti. Evden çıkıp birliğe doğru gittim. Birliğin önüne gelince kalbim yerinden çıkacak gibiydi kapıdaki görevli askere kendimi tanıttım. Oda Albay'ın beni beklediğini söyledi ve beni odasına doğru götürdü. Albay'ın odasını tıklatıp içeriye girdim. "Merhaba Albay'ım ben Doktor Sumru Kaya.Yeni görev yerim sizin birliğiniz sizlerle çalışmaktan onur duyacağım" diyip tokalaştım. Albay çok şirin tatlı birşey çokta babacan birine benziyor. "Hoşgeldiniz doktor hanım bende Albay Yusuf Yılmaz. Kendi komutanlarıma mesaj attım şimdi gelirler. Onlarla tanışmanı istiyorum çünkü genelde sahada onlarla çalışacaksın. " "Memnuniyetle Albay'ım siz nasıl uygun görürseniz." Kapı açıldı ve içeriye mankenlik ajansından fırlamış gibi boylu poslu kaslı 6 tane yakışıklı girdi. Vallahi dibim düştü desem yeridir. Delal burda olsa net hepsini ayarlardı. Albay yanıma gelerek; "Sumru kızım seni askerlerimle tanıştırayım " diyerek başladı. İlk sırada gayet yakışıklı hafif kumral tenli gözleri yeşil oldukça yakışıklı ama çokta sinirlice bakan kişiyle tanıştırdı. * Yüzbaşı Hakan Koçak * Üsteğmen Meriç Yılmaz *Teğmen Kadir Karaca *Teğmen Kerim Karaca *Uzman Çavuş Ali Bozkurt *Uzman Çavuş Kaan Kaya. Hepsiyle tokalaştım hepsi çok samimi bir şekilde karşılık verdi ama Yüzbaşı sanki babasını öldürmüşüm gibi bakıyor çok ters biri belli. Bende kendimi tanıttım Sumru Kaya diye. Ordan birden Uzman Çavuş olan Kaan Kaya söze atladı. " Doktor hanım biz sizle kardeş yada kuzen olabilir miyiz soyadlarımız tutuyor. Sizle soydaş olabilir miyiz? Adaş gibi düşünün." diyince ben güldüm "güzel fikirmiş Çavuş'um olabilir. Ama benle soydaş olursanız iki tane daha soydaşınız olacak çünkü ben iki kuzenimle buraya geldim." " Ooo bana uyar doktor bir sürü soydaşım olur ne güzel" dedi. Ben bu soydaşım Kaan'ı şimdiden çok sevmiştim. Matrak biri belli. Üsteğmen Meriç Yılmaz söze girdi; "Doktor hanım lojmanlardamı kalıyorsunuz yoksa evmi tuttunuz. ?" "Lojmandayız Teğmen'im. Hemen bu yol üstündeki ilerideki lojmanlar. "Aa bizim çocukların kaldığı lojmanlar hangi bloklardasınız?" "A blok Teğmen'im. Sizin çocuklar kim bu arada?" "Bizim çocuklar Kadirle Kerem ikisi kardeş onlar bir dairede, Ali ile Kaan bir dairede sadece Yüzbaşım tek kalıyor ve hepsi A blokta. Bizde ailecek lojmana yakın başka bir sitede oturuyoruz. Bu arada Albay benim babam. Ama birlik sınırları içinde asla Baba-oğul ilişkisi istemiyor." "Ya hepinizle komşuyuz ne güzel çok mutlu oldum." Donuk yüzbaşı ordan söze girerek; "yeter bu kadar laf beyliği hepiniz bahçeye." Bu yakışıklılığın karizmanın arkasından nasıl böyle kişilikte biri çıktı şaşırdım cidden. "Yüzbaşım ne güzel sohbet ediyorduk." "Sohbet etmeyin doktor hanım işinize bakın. boş muhabbet yapmak gibi vaktimiz yok bizim. Sizde gidin iki iğne yapın, ilaç felan yazın " diyip yüzüme dahi bakmadan çıktı. Hay ben senin gibi adamın kalıbına tüküreyim. Çattık iyimi. Bütün hepsi çıkınca Albay yanıma gelip, " Sumru o biraz böyle soğuk karakterli biri ama iyidir sen ona aldırma." "Yok aldırmadım Albayım. Ben artık gidip odamı gezeyim."diyip bir tane askerle odama geldim. Gayet düzenli tertipliydi. Bugün ilk gün olduğu için çok birşeyle ugraşmıyacağım yarın daha detaylı bakarım. Biraz hava alayım diyip dışarı çıktım. Bizim ekip dışarıda Kaan'ı görünce yanına gittim. Selam verdim ne yapıyorsunuz diye sordum. "İki güne kalmaz operasyona çıkacağız. Komutanım onun detaylarını konuştu soydaşım. İşte ufak tefek hazırlıklar yapacağız". "Anladım aman dikkatli olun soydaşım. Bu arada aynı bloktaymışız o zaman akşam seni diğer soydaşlarınla tanışma kahvesine bekliyorum. Bana telefon numaranı ver bakalım " diyerek telefonumu uzattım oda numarasını yazdı kaydettik birbizimizi. İkimizde soydaşım diye kaydedince istemsizce birbirimize gülüp baktık. Yanımıza sinirle gelen sevgili Yüzbaşı'mız; "Kaan senin işin yok galiba 10 tur birliğin etrafında koşmak ister misin?" diyerek soydaşımı uzaklaştırdı. Ya bu adam neden bu kadar kaba biri anlamadım. "Yüzbaşım neden böyle birşey yaptınız. Sohbet ediyorduk sadece." "Doktor sana boş işlerle uğraşacak vaktimiz yok demiştim neyini anlamıyorsun?" "Özür dilerim ben sadece.." "Tamam doktor hanım iyi günler " diyip gitti. Pis kaba saba herif ay ben bide bunu ilk görüşte beğendim felan ne kadar salağım ben. Çıkış saati gelince herkes hazırlandı çıkıyordu Albay bana seslendi yanında bizim kaba Yüzbaşı da var. Albay; " Sumru kızım ben bugün çarşıya geçiyorum yoksa seni lojmana bırakırdım ama Hakan arabayla gelmiş o seni bırakır". " Yok cidden gerek yok ben giderim hem sabahta kendim geldim" dedim ama Albay ısrar etti. Oda hemen emredersiniz diyerek yanıma gelip yürümeye başladı. Arabasını göstererek binmemi sağladı. Öne binip kemerimi taktım. Oda bindi yola koyulduk zaten 2,3 dk sonra lojmana geldik. İnerken teşekkür edip sohbetine doyum olmadığını söyledim. " Doktor sohbet etmeyi sevmem" "Onu anladık Hakan " " Hakan mı?" " Niye şaşırdın Hakan değilmi adın?" madem sen kabasın sana bende senin gibi davranırım. "Yüzbaşına ne oldu?" "Mesai saatleri dışında ve sivildeyken sadece Hakansın. Sende doktor demeyebilirsin bir adım var ve adım Sumru. Bende adımın söylenmesini tercih ederim." diyerek kukuman kuşu gibi bırakıp lojmana doğru ilerledim. Dış kapıdan zile bastım ama açan olmadı fazla yedek anahtar olmadığı için alamadım. Kızlar bugün çarşıya inip çektirecektiler.Telefonu çıkartıp Hazal'ı aradım nerde olduklarını sorunca Delal'in genelde Migren krizi tutar ve serumsuz asla geçmez yakındaki hastanede olduklarını söylediler yarım saate işleri bitermiş mecbur bekleyeceğim ne yapayım. Tam arkamı döndüm gidip banka oturayım diye hop bizim kaba Yüzbaşı ile burun buruna geldik. " Yavaş doktor aa pardon Sumru" "Pardon" diyerek tam gidiyordum ki "nereye neden eve gitmiyorsun ?" diye sordu. Ay isteyince nasıl da kibar olabiliyor. "Kuzenlerimden birisi rahatsızlanmış birlikte hastaneye gitmişler yedek anahtarımızda yoktu. Bende onlar evde olur diye güvenerek çıktım ama işte küçük bir talihsizlik oldu dışarıda kaldım." "Anladım hava biraz serin istersen gel, onlar gelene kadar benim evde dur". "Rahatsızlık vermiyeyim" "Sumru geliyormusun karnım aç ve kapının önünde takılacak hiç vaktim yok." "Tamam geliyorum" diyerek olduğu daireye çıktık. Dairesinin kapısını açınca çok şaşırdım çünkü bizim direk karşı dairemizdi. "Aa sen burda mı oturuyorsun? bizde karşı dairedeyiz" dedim. " İyi ne güzel işte bak bugün numarasını aldığın Kaan'da hemen yan dairenizde oturuyor". Niye bunu söylediki şimdi. Garip biri bu ya. Böyle yakışıklılığa böyle gariplik hiç olmamış hiç. Neyse içeri geçip salona oturdum. Elini yüzünü yıkayıp kamuflajlarını çıkartıp gelmiş siyah eşofman ve siyah t-shirt giymiş kasları felan belli oluyor o yeşil gözleri nasılda ortaya çıkmış. Sumru kendine gel kızım adam baya odun bişey kendini kaptırma. "Sumru ben mutfaktayım tost hazirlayacağım sende ister misin?". "Tostmu yiyeceksin?" "Evet Sumru ne bekliyorsun bekar bir adam ya makarna ya tost yapıp yer." "Ay çok banel benim iki kuzenim ve bende cidden çok güzel yemekler yaparız yani bu konuda çok iddialıyız. Bir akşam misafirimiz ol gelde iki güzel yemek ye." "Yok ben almıyım. Sen tost yiyormusun onu söyle." "Olur yerim. Ama bende yardım edeyim" diyerek mutfağa geçtik. Malzemeleri çıkartıp hazırlamaya başladı. Yardım edeyim dedim ama sen misafirsin otur dedi. Sonra hazırlayıp tostları getirdi. Yemeye başladık telefonuma mesaj geldi. İstanbul'da beni rahatsız eden peşimde dolanan mahallenin serserisi Zafer mesaj atmış gerçi mesaj değil roman yazmış. " Bu s***k benim bu numaramı yine nerden buldu acaba " diye içimden söylendim. "Noldu Sumru?" "Bişey yok " dedim ama çok huzursuz oldum. " Sen iyi değilsin yüzün beyazladı" " Ya çok önemli değil İstanbul'da mahalleden peşimde serseri bir çocuk vardı sürekli rahatsız ediyordu kaçıncı numara değiştirişim artık bilmiyorum yine bulmuş ve bana tehdit mesajları atmış." "Ne demek tehdit mesajları ver bakayım şu telefonu bi." "Tamam Yüzbaşım gerek yok hallederim." "Sivilde Hakan'ı tercih ederim ama şu telefonu ver." böyle diyince sinirden de gözlerim dolmuştu verdim telefonu. Bakınca mesajları okuyunca çok sinirlendi. " Başıma bela oldu buralara geldim kurtulurum diye ama baksana yerimi bile öğrenmiş birliğe kadar yazmış. Ya varya bir kocam yada sevgilim olsaydı herhalde vazgeçer peşimi bırakırdı. Sanırım ben bahtı karalıyım kimsede yok şunun ağzını kapatayım bir rahat edeyim artık." Biran telefonumdan birşeyler yaparak birini aradı ve hoparlöre aldı konuşmaya başladı. " Bana bak hаfif meşrep çocuğu bir daha Sumruyu ararsan senin leşini itlerin ortasına atarım." Zafer telefondan; " Sen kimsin lan y****k. Sumru nerde onu ver "dedi ama Hakan'ın gözleri döndü. "Lan döl israfı senin beynini si'kerim. Seni çıktığın deliğe geri sokarım. Bir daha aramıyacaksın dedim." "Sen kimsin lan yeminle oraya gelir seni öldürürüm." "Senin yolunu si'kerim eğer gelmezsen gel bakalım zaten yerinide biliyorsun. he bide bu arada ben Sumru'nun sevgilisiyim gel oğlum seni bekliyorum" dedi. Ben şok oldum benim sevgilim olduğunu söyledi Zafer'e. Şuan dona kaldım bakayım beni neler bekliyor. 'Ekiple Kaynaşma ' -Sumru Kaya- Hakan Yüzbaşının evinde telefonda meşhur sapığım Zafer' e onun sevgilisiyim diyince şok oldum. Pek konuşmadan kızlar arayınca eve geçtim. Dün birliğe gittiğim andan beri akşama kadar olan herşeyi noktasına virgülüne kadar anlattım. İkiside şaşırdı. Delal tabiki hemen Yüzbaşı yakışıklıysa hemen bana ayarlıyorsun yada diğerleri kuzen artık hangisi denk gelirse diye takıldı. Bende espri yaparak; " AA Yüzbaşı benim tatlım zaten yürüyen Brad Pitt gibi hem Zafer'e sevgilimde dedi. Manyak ya bir görsen böbürlene böbürlene hemde. " Yarın Hazal'da işe başlayacağı için erkenden yattık. Sabah olup kalkınca hemen hazırlandım. Bugün diz üstü kot etek ve eteğin üstüne denk gelen buz mavisi gömlek giydim. Saçlarımı düzleştirip makyaj yaptım ayağıma spor ayakkabı giydim. Bugün biraz spor olmuştu çünkü kıyafetim. Kapıdan hızla çıkınca hemen karşı dairede evden çıkan Hakan'ı gördüm. Kamuflajlar içinde yine çok yakışıklı gözüküyordu. "Günaydın yüzbaşım Hakan"dedim. "Günaydın Sumru ama niye öyle dedin" "Sivilde ve kamuflajlısın tam ne diyeceğime karar veremedim." "Ev sınırları içinde de Hakan diyebilirsin. Aradımı o şeref yoksunu yada mesaj attımı?" "Yok hiç birşey yazmadı". "Sen birliğemi gidiyorsun?" "Evet" "İyi benle gel" "Yok ben yürürüm " "Bu etekle yürürsen sağda solda peşine Zafer gibilerin takılması gayet doğal ". "Yüzbaşım kırıcı oluyorsun yani sorun bendemi. Benmi istedim benmi kuyruk sallamış oldum". " Sumru özür dilerim öyle demek istemedim ben asla. Yani etek kısa işte onun gibi zihniyetler çok ortalıkta bakarlar diye dedim." "Deme bir daha ve seninle gelmiyorum Yüzbaşı". Sinirlenip lojmandan çıkıp birliğe doğru yürümeye başladım. Yanımdan hızla gelip geçti arabasıyla. İyi anladık dalyan gibi araban var. Sanki liseli ergenler gibi kızlara hava atarcasına gaza basması nedir yani kaba adam. Yürümeye devam ederken telefonuma peş peşe mesajlar geldi bakınca Zafer'in attığını gördüm yine bir sürü tehdit mesajları atmış. Hatta buraya geliceğinden felan bahsediyor. Aldık başımıza belayı bu Yüzbaşı sevgilisiyim diyince daha çok sinirlendi galiba daha da hırs yaptı. Şimdi gidip bu mesajları ona okutacağım başıma sardığı belayı temizlesin. Birliğe girince apar topar Yüzbaşının odasına girdim hiç kapıyı tıklatmakla uğraşamayacağım o kaba sabaysa ona anladığı tarzda davranacağım. İçeri girip tam birşey diyecekken bütün ekibin orda olduğunu gördüm. Sanırım toplantı yapıyorlardı. Hakan Yüzbaşı; "Doktor sizin oralarda kapıya vurulmaz mı?" "Yüzbaşım özür dilerim çok hafif vurup tıklayıp birden açtım biraz sıkıntılı bir durum vardı da o yüzden. Ama sanırım siz toplantı yapıyorsunuz ben sonra gelirim." "Dur doktor işimiz bitti. Onlarda şimdi çıkacaklar. " diyip hepsine kaş göz işaretiyle çıkabilirsiniz dedi. Tam o esnada soydaşım Kaan; "Soydaş kahve sözün vardı bak biz yarın operasyona gidiyoruz yokuz an az 3 gün en fazla 3 ay olamayabiliriz." "Hadi ya o kadar sürer mi?" kafasını salladı. "Tamam o zaman akşam gel ben şimdi kızlara haber veririm ama tatlılar senden soydaşım". Asker selamı vererek "emrin olur soydaş " dedi. O esnada Meriç Komutan; "Doktor hanım birtek bu zibidi Kaan' mı davetli. Peki bizler sonuçta biz bir ekibiz artık." " Haklısın Meriç komutan o zaman akşam hepinizi tam kadro bekliyoruz. Artık tatlı kategorisini biraz siz arttırın. O iş sizde." Biz böyle güzel güzel konuşurken kaba Yüzbaşı'mız yine devreye girdi; " Asker haydi herkes hazırlıklara " diye kükredi. Hepsi asker selamıyla onaylayıp gitti. Yüzbaşı bana bakıp; " Ne gerek vardı böyle birşeye. Neden ekibi kahve içmeye çağırdın." " Yüzbaşı ekiple senide çağırdım ve onlar benim ekip arkadaşlarım burda olduğum süre zarfı ne kadar olur bilmiyorum ama onlarla çalışıcam farkındaysanız ve hepsiyle komşuyuz. Kaldıki Kaan Komutanı çok sevdim bizim kızlarda sever eminim. Yani abartılacak bişey yok". "İyi size iyi kadın günü yapmalar. Ben gelmem." "Gelseniz şaşardım zaten böyle insanlara karşı üsten bakmak, duygusuz olmak, insan ilişkileri sevmeyen biri olarak gelmenizi beklemedim zaten. Bende sizi nezaketden davet ettim. "Sumru haddini aşma". "Resmiyetde doktoru tercih ederim". "Sen neden geldin noldu?. O adammı mesaj attı?". "Bir önemi yok yani çokta önemli birşey değil " diyip tam odasından çıkıyordumki beni kolumdan tutup kendisine hızla çevirdi çok yakın olduk böyle olunca. "Bırakır mısınız Yüzbaşım?" "Doktor ne oldu bak söyle. O adam mesaj attı dimi?" "Evet attı ve senin yüzünden iyice başım belaya girdi iyice bana sardı. Şuan hırslandı bence nasıl sevgilisi olur diye çünkü o bugüne kadar hep seni bekleyeceğim zaten hayatında kimse yok diyordu. Şimdi hırs yaptı başıma bela olacak" diyerek ağlamaya başladım. "Ver şu telefonu " telefonu uzattım yazdığı mesajları okudukça yüzü değişik şekillere girdi aşırı sinirlendi. " Lavuğa bak ya banamı günümü gostericekmiş. Ne zaman gelir tahmini bu şeref yoksunu çünkü ağzını burnunu kırmak için sabırsızlanıyorum. " Hakan ne gelmesi saçmalama bu adam tehlikeli ve ben korkuyorum." "Şuan korktuğun için Hakan dediğini düşünüyorum . Yüzbaşı tercihim." "Off şuan sorun bumu korkuyorum diyorum bana birşey yapabilir. Çünkü artık sevgilim var sanıyor." "Korkma sevgilin var sanıyorsa, var saydığı sevgilinde seni korur." diyince bana kal geldi. Bu yüzbaşı cidden ayarsız hiç ayarı yok. Tam kalkıp gidecekken, "akşam benimle eve geliceksin şu ara tek olma bu şeref yoksunu gelebilir. Birde al şu telefonu bana numaranı ver sıkıntı olursa ararsın." "Kaan Komutanı ararım sonuçta oda hemen yan dairede." "Doktor uzatma yaz numaranı" diyince alıp yazıp çıktım. Çıkınca bir numara çaldırdı. Sanırım bizim kaba Yüzbaşı. Ve aynı o şekilde de kaydettim. Hakettiği gibi. Akşam birlikten çıkarken bahçede arabasının önünde beni beklediğini gördüm. Gözlükte takmış çok yakışıklı duruyordu. Böyle kaba saba huysuz biri olmasa bence daha güzel bir bağ olabilirdi aramızda. Aman neyse ne yapalım kibar naif birini bulana kadar kısmet aramaya devam. Böyle kaba saba birini asla hayatımda istemem. Arabaya binip lojmana doğru yola çıktık. İnerken birlikte "o şeref yoksunu mesaj atarsa bana haber ver". "Emriniz olur komutanım" diye söylenip binaya girdim. Kızlar benden önce hazırlıklara başlamış bile. Delal limonlu cheesecake bile yapmış. "Keşke zahmet etmeseydiniz ben bizim soydaş'a kitledim tatlıları." diyip gülüştük. Akşam ilerleyen saatlerde tüm ekip geldi hepsi değişik değişik tatlılar almış. Gözüm istemsizce Hakan'ı aradı ama yok gelmemiş kaba herif. Kaan sanırım anladıki; "Soydaşım komutanımın işi varmış gelemedi " dedi. Külli yalan işi felan yok. Ben soğuk nevaleyim kimseyle işim olmaz demiyorda. Ekip gelince kızlarla tanıştı. Tam tahmin ettiğim gibi Delal'le Kaan süper anlaştı. Tahmin etmiştim iki deli bir araya gelince diğeri değneğini saklarmış misali. Baya kanka felan demeye başladılar birbirlerine. Meriç'le Hazal'da çok güzel sohbet ediyor. Bizim Hazal zaten tam narin çiçek, yani onun sohbet edebileceği tek kişide Albay oğlu olurdu doğru. Hazal'la Delal'i gören asla kardeş demez bu kadar iki zıt karakter. Herkes sohbet muhabbet ederken bende Yüzbaşı'mızıza mesaj attım. Ben: Keşke gelseydin biz adam yemiyoruz. Kaba Yüzbaşı: Sana boş muhabbetleri sevmediğimi söylemiştim. İşim olmaz kadın günü konseptli yerlerde. Ben: Ya sen şuna ben yaşlıyım kafam kaldırmıyor desene. Kaba Yüzbaşı: Doktorrrrr!!!!!! Ne yaşlısı ben daha 30 yaşındayım. Ben: Bana göre yaşlısın. malum ben 25 yaşındayım. Senin ekipte senden bir kaç yaş küçük ayrıca ruhları genç. Senin içine Darülaceze kaçmış. Neyse sana evde tek başına iyi takılmalar. yazıp çıktım. Kudursun şimdi. Aradan 5 dk gecmediki kapı çaldı ben bakarım diyerek gidip açtım hop banko Yüzbaşı'mız gelmiş. "Hoşgeldin Yüzbaşım aa pardon Hakan noldu evde tuz felanmı kalmadı." "Bende davet edilmiştim diye hatırlıyorum" "Evet ama sende böyle ortamları sevmediğini söylemiştin, bende doğru yaşlılara göre olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum". dememle kolumdan tutup duvara yasladı. "Ne yapıyorsun bıraksana delimisin sen?" "Sus Sumru bir daha bana yaşlı felan deme cidden kötü olur". "Aman tamam be demem. Ne tür bir delisin sen ya." diyip içeriye geçtik. Ekip görünce çok şaşırdı. Komutanım işiniz vardı felan dediler. Oda bitti geldim felan dedi zırvaladı. Ben kahve yapmak için mutfağa geçtim herkes kendi alemindeydi çünkü. Arkamdan oda mutfağa geldi. "Sade " dedi. Donuk bakınca "kahvemi sade içiyorum, sormadın da onu söylemeye geldim." Kafa salladım sadece. Az önce tuttuğu kolum acımıştı. Ayarsız sanki karşısında kendi gibi güçlü biri var hafif tutması bile nasıl ağır. Kolumu ovaladığımı görünce yanıma geldi. "Özür dilerim Sumru ben canını yakmak istemedim." "Önemli değil Yüzbaşım geçer birazdan". "Sivildeyken farkettim de bana sinirlenince Yüzbaşı diyorsun." "Bilmem olabilir sinirlenmişimdir belki." İçerden Delal'in sesini duyduk. Hadi gelin bu güzel gecenin anısına fotoğraf çekilcez diye. İçeriye geçtik masanın etrafına hepsi toplanmış. Delal tripotu ayarlıyordu. Bizimki yine uyuzluk yaptı." Siz çekilin ben çekilmem" diye. Bende iyice can damarından vurarak; " bencede biz gençler olalak çekilelim ekip" diyince neyi ima ettiğimi anladı ve yanıma geldi. Fotoğrafa girdi. O gelince ben biraz öteye kaydım. Delal ayarladığını peş peşe bir kaç tane çekeceğini söyledi . Ben biraz daha uzaklaşınca Yüzbaşımız belimden tutup çektiği gibi ona çok yakın bir şekilde fotoğraf çekilmemizi sağladı. Bu adam ayarsız cidden sağı solu belli değil. Bir sapığıma sevgilisiyim diyor, kolumdan tutup hırpaladığı günün ilerleyen zamanında belimden tutup kendine doğru çekip fotoğraf çekiliyor. Gerçekten anlayamadım. Gece çok eğlenceli bitmişti hepsini uğurladık ortalığı toparlayıp yattık. Yarın ekip operasyona çıkıyor. Aslında bende gidecektim ama Albay tehlikeli bir operasyon olduğunu benimde daha çok yeni olduğum için birlikte kalmamı söyledi. İnşallah hayırlısı ile gidip gelirler. En çokta kaba Yüzbaşı aklımda içimde kötü birşey var sanki. 'Operasyon" -Yüzbaşı Hakan Koçak - Dün gece komşularımızın evinde kahve fasılı yapıp bayağa keyifli vakit geçirdik. Sumru biraz sinirlerimi bozsada bana yaşlı felan diyerek yinede eğlenceliydi. Bu kız bazen beni çok kışkırtıyor. Bu asi ve bana kafa tutan halleri çok s***i duruyor. Neler düşünüyorum kendime kızıyorum. Geçen mini etekle işe geliyordu içimden kıskandım ama başka şeyleri bahane edip arabayla benle gelmesini istedim ama bana kötü döndü. İyice kızdı bana. Birde belası Zafer diye bir p*ç çıktı. Kızın peşinde olduğunu öğrenince sinir beynime çıktı. O anlık boşlukla sevgilisiyim felan dedim. Sabaha operasyona çıkacağız inşallah Sumruyu'da görürüm umuduyla birliğe geçtim. Oradaydı benim timin yanına gidince oda geldi. Herşey hazır yarım saate çıkacağımızı söyledim. Gözleriyle kaçamak bakıyor anlıyorum. Yanıma gelip, "Yüzbaşım dikkatli olun hepiniz Allah'a emanet olun " dedi . Hazırlıklar tamam olunca askeri araçlara binip yola çıktık. -Sumru Kaya- Timi uğurlayınca içimdeki sıkıntı dahada çoğaldı. Aklımda Hakan'ın giderken arkasına dönüp bakışı kaldı. Kaba herif ne kadar kızsamda şuan operasyona gidiyor diye onun için telaşlanıyordum. Akşam oluyor işlerim bitince eve geçtim. Kızlar yemek yapmış yedim ortalığı toparlayıp duşa girdim. Ama hâlâ içim çok sıkkın. Aklıma gelenle mesaj attım hemen. Ben: Ne yaptınız Yüzbaşım sizi ve timi merak ettim umarım iyisinizdir. yazdım ama sadece tek tık oldu. Bir saate yakın bekledim ama mesaj iletilmedi. Muhtemelen telefon çekmeyen bir yerdeler. Bende yorgunlukla uyuyup kalmışım. Gece telefonun mesaj sesine uyandım. Bakınca Hakan'ın mesaj attığını gördüm. Kaba Yüzbaşı: Timde bende iyiyim. Teşekkürler. Sadece bu kadarmı ya teşekkürlermi. Ben onu burda merak edeyim o sadece teşekkür etsin. Ben: Bende iyim Yüzbaşım teşekkürler. Kaba Yüzbaşı: Sumru sen şuan inşallah tirip felan atmıyorsundur. Çünkü dağın başında teröristlerin cirit attığı bir ortamda en son isteyeceğim şey bile değil bu tirip muhabbeti. Ben: Yok Yüzbaşım ne tiribi. Sizleri çok merak ettim sadece sağ salim gelin hepiniz. Kaba Yüzbaşı: Neyse Sumru çok boşa konuşacak vakit yok. Timden uzaktayım yanlarına gitmeliyim. Ben : Peki. Yazıp sadece çıktım bazen öyle bir kırıyor ki insanı. bilerekmi yapıyor anlamıyorum. Nedense istemsizce ağladım. O gece bizim evde çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Yüzünü okşadım neden böyle yapıyorum anlamıyorum ama kendine gel Sumru bu adamdan olmaz bu adam senin hayallerindeki adamın yakınından dahi geçmiyor üzülürsün kızım diye kendimi dizginlemem gerekiyor. Uzak durmakta fayda var. Sabah olunca kalktım yine işe gittim. Albaya haber varmı diye sordum ama hiç birinin telefonunun çekmediğini telsizlerle irtibata geçtiğini söyledi. Hakan'ada artık mesaj atamıyorum çünkü beni üzüyor üzülmek istemiyorum. Aklıma gelenle bende Kaan'a mesaj attım. Ben: Soydaşım nasılsınız sizi çok merak ediyorum. Tam kadro eksiksiz gelirseniz size çok güzel bir ziyafet çekmeyi planlıyorum. yazdım ama asla iletilmedi. İyice merak ediyorum. Allah'tan bugün haftanın son günüydü. Hafta sonu daha sakin bir şekilde evde dinlenirdim. Akşam olunca eve geldim telefondan mesajlara baktım ama yok Kaan'a iletilmemiş. Gözüm bir kaç altta mesajlarda adı gözüken Hakan'a kaydı. Profil resminden bile kamuflajlı halini görünce içim kötü oldu. Ertesi gün oldu hâlâ mesaj iletilmedi. Delal'le konuştum oda hiç Kaan'la görüşmemiş mesaj atmış ama onunkide iletilmemiş. Haber alamadıkça iyice huzursuz oldum. Hakan'a yazamıyorum. Zaten telefonları çekse Kaan bana cevap verir. Böyle böyle pazartesi oldu. Tekrar uyanıp işe gitmek için yola koyuldum. Belki Albaydan bir haber alırdım. Birliğe giriş yapınca Albay'ı telaşlı gördüm ne olduğunu sorunca, Timin döndüğünü ama Yüzbaşının yaralı olduğunu söyledi. Hastaneye gidiyordu bende gitmek için kendisinden onay aldım ve birlikte gittik. Bütün tim burda ama bitek Hakan yok gözüm onu aradı. Kaan'ı görünce ona sarılıp üstüne başına baktım kir toz pas içindelerdi resmen. "Kaan ne oldu? Yüzbaşı nasıl?" "Sakin soydaşım büyük birşey değil omzundan yaralandı. Komutan için bu devede kulak." "Off Kaan saçmalama adam vurulmuş." "Tamam soydaş paniğe gerek yok cidden iyiydi. Kurşunu çıkartmak için aldılar ameliyata. Biraz zaman geçtikten sonra ameliyathane kapısından çıkan doktora doğru koştuk. Kendimi tanıttım Doktor olduğumu belirttim. Sağolsun hocam gerekli hem tıbbi bilgileri ve genel bilgileri verdi. Birazdan odaya alırlar ve görürsünüz dedi. Bu gece burda kalıcak yarın taburcu olacaktı. Hakan'ı odaya aldılar. Bütün tim ve Albay yanına girip geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Albayın işi olduğu için gitmek zorunda kaldı. Çocuklar biriniz yanında refakatçi kalırsınız diye belirtti. Meriç kalacağını söyledi. Herkesi yolladı çünkü onlarda çok yorgundu kaç gündür operasyondaydılar. Meriç; " Sumru ben bi kantine insem sen biraz burda durabilirmisin komutanımın yanında. Yiyecek birşeyler alıp geleceğim" dedi. Bende başımla onayladım. "Hakan nasılsın ağrın varmı? Doktorundan bilgileri aldım bir kaç dikişin var. iki gün duş alamayacaksın. Sonra bir haftaya dikişleri aldirabilirsin." "Tamam abartma Sumru ". "Yüzbaşım ben telaş yaptım. Korktumda o yüzden yani." "Korkma Sumru, telaşta yapma ben alışığım bu ilk değil sonda olmayacak. Yani Doktorluk nutuğunu bana atmana gerek yok." Bu adam yine beni kırıyordu. Ben s***k gibi onu merak edip yanına geldim. Aptalım ben aptal. Akıllanmam ben. Meriç gelince; Haydi görüşürüz Meriç ben çıkıyorum." "Sumru kalsaydın biraz daha" "Yok bana fazla gerek yok. Hem sizin bu ilk değil alışkınsınızdır." diyip çıktım. Yol boyu eve gidene kadar kendime sinirden sövdüm. Yolda sinirle giderken birine çarptım ama hava kararmıştı pardon diyip yüzüne bakmadan ilerledim. Eve gidip deli gibi ağlamak istiyorum. Aptallığıma, salaklığıma, akılsızlığıma. Eve gelince kızlara sarılıp ağlamaya başladım. Kızlara durumları anlattım onlarda Hakan için endişelendiler ama iyi olduğunu duyunca ikiside rahatladı. Ben hâlâ s***k gibi ağlıyordum. Delal; Kuşum sen bu Hakan'a aşık olmuş olabilir misin?." " Delal saçmalama ne diyorsun? kafayı mı yedin sen?" "Kızım o zaman niye ağlıyorsun defol et. Ne hali varsa görsün. Çokta kıçımızda yani. İyilikten anlamıyorsa muhattap olma." "Sinirden ağlıyorum Delal, aşktan değil korkma. Neyse ben yatıyorum galiba regl olucam ağrımda var." Hazal; Kuzum hemen ilaç al senin zor geçiyor bak biliyorsun. "Alıp yatıcam zaten hemen." Sabah uyandığımda regl olmuştum. Ağrımda vardı. Kızlar çoktan gitmişler. Bu halde birliğe asla gidemezdim Albay'a mesaj attım rahatsız olduğumu söyledim. Kalkıp kahvaltı yapıp ilaç almak en doğrusuydu. Tam mutfağa geçerken kapı çaldı hemen açınca Meriç'le Hakan'ı gördüm. Meriç çıktıklarını söyledi ve hemen birliğe gitmesi gerektiğini Komutanlarına çorba yapıp yapamayacağımı sordu. Zor bela ayakta duruyordum ama yinede yaparım dedim. Ben yine nezaketden geçmiş olsun Yüzbaşım dedim. Bana bakıp; "Sumru iyimisin? biraz rengin soluk gibi." "İyiyim Yüzbaşım ben çorba hazır olunca size bırakırım." diyip içeriye girdim. Hemen yayla çorbası yaptım hızlı bir şekilde ve ağrım iyice artmıştı. Hazırlayıp tepsiye koydum ve karşı daireye geçtim. İkinci çalışta açtı kapıyı. Hoşgeldin diyerek beni içeriye aldı. Mutfak masasının üstüne tepsiyi bıraktım tam çıkacaktım ki kolumdan tutup; "Sumru neyin var, hiç iyi gözükmüyorsun." "Rahatsızım biraz ama iyi olurum önemli değil " "İstersen hastaneye gidelim." " Gerek yok buda benim ilk ve son yaşadığım şey değil genelde her ay yaşıyorum. Doktor olarak nutuk çekmek gibi olmasın ama yapabilecek pek bişey yok malesef bunu çekmek zorundayım. En olasılık ağrı kesici ve çok çok serum yani ben kendime ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Doktorum ya hani". "Anladım tamam sen şu her ay olunan şeyden olmuşsun." "Sanane ney olduysam oldum." "Sumru sakin ol biraz." "Neyse ben gideyim sen çorbanı iç" dememle karnıma birden bıçak saplanır gibi Ağrı girince karnımı tutup iki büklüm kıvrandım. Hakan hemen tek koluyla beni tutup koltuğa oturttu. "Sumru iyi değilsin Meriç'i arayalım gelsin Hastaneye gidelim." "Sana gerek yok dedim anlamıyor musun? neyini zorluyorsun be adam." "Sumru bak ayarlarımla oynama ne oluyor durduk yere sana." "Durduk yere mi ya sen iyimisin tanıştığımız dan beri sürekli bana ayarsız davranıyorsun. Sürekli bı laf sokuyorsun. Beni rencide ediyorsun sence durduk yere mi. Ben sana yakın olmak istedikçe sen duvar örüyorsun. " diyerek ağrımında verdiği acıyla ağlamaya başladım. Kollarıyla beni tutarak kendine bakmamı sağladı. "Sumru bana yakın olma. olmamalısın. Ben ateşim Sumru kendimle birlikte yanımdaki herkesi yakarım. Ben hiç sevgi görmeyen bir anneden olmuşum. Hiç sevgi görmeyen bir çocuk olarak doğmuşum büyümüşüm o yüzden bana yakın olma. Benden uzak dur yapma. Sen üzülürsün ben karşımdakini üzerim." "Öylemi diyorsun Yüzbaşım " "Evet Sumru benle iyi olmaya bana yakın olmaya çalışma." " O zaman beni bu burda son görüşün karşına çıkmamak için emin ol elimden gelen herşeyi yapıcam hoşçakal Yüzbaşı." diyip o evden ağlayarak çıktım. Artık Hakan'ın yüzünü dahi görmek istemiyordum. Beni bu akşam kalbimden bıçakladı ne kadar inkar etsemde ona karşı ilgim vardı ama bu akşam bütün kalbime kurşun sıktı. Yapacak bişey yok sitem etmeyede hakkım yok. Hayatta herşey kısmet. Eve gelip Özcan Deniz'in o şarkısını açıp açıp dinledim. Yangın her aşkın yolu Sevdim, gördüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı haram ettim. 'Mesafe' -Sumru Kaya- Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım. Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum. "Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?" "İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük. "Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi." "Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi." "İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz." Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi. "Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi. "Nasıl oldun Sumru?" "Sizene" "Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın." "Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor". "Sumru derdin ney?" "Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum." "Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?" "Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı." "O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun." "Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti. "Musaitmisiniz Doktor hanım" "Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş. "Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir." "Tamam sen yap pansumanı." Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım. "Biraz acıtmış olabilirim". "Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak." "Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu. "Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım." "İşte böyle senin gibi olamaz" "Sumru bak benim damarıma basma" "Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? " "Sumru sen cidden çok dik başlısın." "Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte." "Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma" "Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi. Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım. Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel". "O o burda " "Kim Sumru burda?" "Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu. "Bu şeref yoksunu kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu. "Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. gö'ğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım. "Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni k*******n senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. " "Sumru!!! kendine gel kapat çeneni." "Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı. "Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım. "Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana." "Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma." "Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum." "O zaman bende gelirim tek kalamazsın". "Hayır tabikide ben kendim giderim." "O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın." "Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi. Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi. "Kızlar gelene kadar yanında kalacağım." "Sakın gitme olurmu Yüzbaşı" "Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi." "Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum." "Tamam hadi sen uyu ben burdayım." Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım. "Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim. "Sen uyanık mıydın?" "Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru". "Anladım" "Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen" "Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum." "Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum." "Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?". "Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?." "Durucaksın Sumru olmaz." "Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun." "Sumru senin derdin ney?" "Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?" "Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun." "Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ". "Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim". Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi gö'ğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana." Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı. "Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı. Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?". " Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık. 'Kalbim Acıyor ' -Hakan Koçak- Sumru'nun evinden kendi evime geçince duvarları yumruklamaya başladım. Kızı arkamda gözü yaşlı bıraktım. Ben uyurken söyledikleri sonra bana söyledikleri ben adı herifin tekiyim ama uzak durmamız lazım. Olmaz ben kimseyi sevemem. Ben sevilmeyen ötelenen bir çocuk oldum. Babam denilen şeref yoksunu anneme bedensel sаldırı etmiş. Annem o yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulmuş. Aneannem ve dedemde hasta pek anneme destek olamamışlar . Köylü halkı anneme acıyıp hep bakmışlar. Köydeki ebe doğumunu yapmasını sağlamış. Anaanemle dedemde vefat edince annemin akıl sağlığı bu çocuğa bakmaya yetmiyor diye beni 3 yaşında devlet korumasına almışlar. Anne baba bilmeden sevgisiz büyüdüm. Çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Annem benim varlığımı bile unutmuş ben elinden alınınca iyice aklı gitmiş hastahaneye yatırılmış. Sonra öğrendim ki bu kadar acı ve üzüntüye dayanamayıp kötü hastalığa yakalanmış 2 ay sonra vefat etmiş. Bunların hepsini asker olunca elimdeki imkanları devreye sokunca öğrendim. Ben böyle sevgisiz büyüyen bu şekilde yetişen biri oldum. Kimse bizi sevip başımızı okşamadıki. Ben şimdi birine hele Sumru'ya nasıl o sevgiyi verebilirim. Bana o ağlayarak bakan gözlerine nasıl sevgi veririm. Ben ona bu haksızlığı yapamam. O belliki çok sevilmiş ilgi görmüş karşısında da onu bekliyor. Benden bu şekilde tavır gördükçe üzülüyor farkındayım. O yüzden uzak durmak en iyisi ben sevemem ben ona istediğini veremem. Ben onun için yanlış adamım oda zamanla anlayacak bunu. Sabah uyanıp işe gitmek için tam evden çıkarken kapıda Sumru ve kuzenleriyle karşılaştım. Kuzenleri selam verdi ama o asla tek kelime etmedi. Hem neden etsinki kıza neler dedim. Ama biran yüzünü gördüm allak bullaktı. Ağlamaktan gözleri şişmiş hep. İçimden kendime bir dünya sövdüm. Neden cesaretli olamıyorsun Hakan diye. Neden biraz olsun sevmeyi denemiyorsun diye. Ama olmaz ben onu üzerim. Benden uzak dur dedim ama birlikte felan onun o gözlerini gördükçe nasıl uzak duracağım bilmiyorum. Ama mecburum. Önden çıkıp gitti arabayla gel desem gelmez benimde zaten böyle birşeyi teklif etmemem gerekiyor. Arabayla yanından geçtim. Birliğe girince Kaan'ı gördüm. Sumru gelince odama gelsin direk diye direktif verdim. 10 dk sonra Sumru geldi. Gözleri şişmiş kıp kırmızı kızı ne hallere soktun Hakan. Ben senin... neyse kendime olan sinirimi başka türlü atarım. "Doktor öğleden sonra ilkyardım eğitimi var. Konferans salonu hazır. Başka bir eksik varsa söyle. Benimde olmam gerekiyormu?" Hiç iyi durmuyordu başı dönüyordu sanki.Zoraki konuştu benimle. "Yok herşey tamam birşeye ihtiyaç yok. Sizinde katılmanıza gerek yok. " diyip önündeki sandalyeye doğru zor bela tutundu. "Başım dönüyor" demesiyle ben yerimden fırlayıp onu tuttum. Tutmamla kollarıma bayıldı. -Sumru Kaya- Gözlerimi zorlayarak açınca kendimi hastane odasında buldum. En son birlikteydim iyi değildim ama ne oldu bana bilmiyorum. Koluma bakınca serum takılı olduğunu gördüm. Sağıma doğru bakınca Hakan koltukta oturuyor telefonuyla ilgileniyordu. Aşırı susamış hissediyordum kendimi. Su diye mırıldandım. Sesimi hemen duyup yanıma geldi. "Sumru iyimisin nasıl oldun?. Doktoru çağırayım mı?." "Su istiyorum Hakan boğazım yanıyor sanki" dememle hemen getirdi, bana suyu içirdi. Ne oldu bana diye sorunca anlattı. Onun odasında bayılmışım ambulansla beni hastaneye getirmiş. Bir kaç gün önce regl olmam birde stresli olmam kaynaklı vücudumdaki bazı değerler düşmüş ve strese bağlı bayılmışım. Anladım. bir kaç kez daha böyle olmuştum. Okulda dersler yoğun ve stresliyken. " Şimdi niye böyle stres yaptın, yapma Sumru bak kendine zarar veriyorsun. Çok kötü bir halde seni buraya getirdim. Ama birazdan çıkacağız doktor uyandıktan bir saat sonra çıkabilirsiniz dedi" "Teşekkürler Hakan benimle ilgilendiğin için. Dün akşamdan sonra karşıma çıkmayacaktın o yüzden şaşırdım." "Sumru onla bu bir değil. Bunu kim olsa yapar. Yani sen olmasan başkasıda bayılsa ben aynı şeyi yapardım." "Herkes gibisin yani diyorsun" diyince güldük. "Biraz daha dinlen, serumun da bitsin çıkarız " Ben biraz daha yattım serum bitince Hakan çıkarttı. Benim hazırlanmama yardımcı oldu. Hastaneden çıkıp onun arabasına bindik." Ee ambulansla geldik demiştin." "Meriç'ten istedim o getirdi." "Anladım". Lojmana gelince arabadan da inmeme yardımcı oldu binadan içeriye girdik. Çantam neredeki anahtarım onun içindeydi. "Sumru sanırım çantan birlikte kaldı o anki panikle hiç aklımıza gelmedi." "Ee Hazal sağlık ocağında, Delal'de okulda. Birliğe gidip çantamı almamız lazım." "Gerek yok benim eve geçelim sen yatıp dinlenirsin. Kızlar gelince geçersin eve." "Yok gerek yok. Sen beni beş dk birliğe götürüp getirsen olmazmı. Çantamı alırım." "Sumru saçmalama zaten yorgunsun. Biran önce yatıp dinlen. Ben Kaan'a haber vericem akşama çantanı getirir. " "Tamam "diyerek onun daireye geçtim. Cidden çok yorgunum dinlenme şart. Ben salona doğru geçince " yok koltuk olmaz pek rahat değiller, sen benim yatağıma geç dinlen. Nevresimler temizdir." "Yok önemli değil ama koltukta yatarım zaten bir kaç saat idare ederim." "Sumru sana ne diyorsam onu yapar mısın?". "Peki tamam bunada tamam" diyerek odasına doğru götürdü beni. Uzanmamı sağladı. "Ben şimdi sana çorba yapacağım onuda içince vitaminlerin var onları iç. Yoksa birlik doktorsuz kalacak " diyerek güldü. "Sen makarna ve tosttan başka bişey biliyormusun?". "Ehh işte yapıyoruz bişeyler. Umarım zehirlenmessin" diyerek mutfağa gitti. Dünkü bunları diyen adam sanki başkasıydı, şimdiki adam başkası. Hangisi gerçek Hakan bilmiyorum hangisi o cidden kestiremiyorum. Tam mayışmışken, çorbayı getirdi. "Kalk bakalım sana tarhana çorbası yaptım. Kaan'ın annesi hepimize memleketten yollamıştı bir işe yaradı." Ben gülerek" zehirlenmem demi bak daha yeni çıktım hastaneden." "İnşallah yani umuyorumki sıkıntı çıkmayacak " diyince kaşığı aldım içmeye başladım. "Hımmm fena olmamış Yüzbaşım". "Bak buna sevindim demekki becerebildim. Artık kendimede yaparım." Çorbam bitince tepsiyi aldı yine yanıma geldi yatağın kenarına doğru oturdu. Bende iyice dikelerek ona daha yakın oldum. "Nasılsın daha iyimisin ben şimdi ilaçlarınıda getiricem içersin." İyiyim Hakan. Sadece kalbim acıyor. O nasıl iyi olacak bilmiyorum. Dün akşam yerle bir oldu. Nasıl toparlanır o bilmiyorum. Hangi serum hangi vitamin iyi gelir hiç bilmiyorum. Bir doktor olarak bu konuda sıfır bilgi sahibiyim. Bana hep doktorluğumla ilgili nutuk çekiyorsun diyorsun ya bu konu hakkında çekecek bir nutuğum bile yok." dedim ve ağlamaya başladım. "Sumru ne olur ağlama bak yeni toparlıyorsun." "Hakan ben şuan ne yapıcam bilmiyorum. Ben buraya ne umutlarla geldim ama şuan benim kalbim acıyor ben nasıl yapıcam bu halde buralarda. İstanbul'a gerimi dönsem diyorum ama o kadar emeğim var çalışıp atandım bu hiç kolay değil. Ne yapıcam bilmiyorum. Ama burda kalırsam da mutsuz olucam onuda biliyorum." "Sakın Sumru sakın mesleğini kariyerini bir hiç uğruna böyle birşeyin içine sokma." "Hiç mi olarak görüyorsun?". "Sumru bak seni kırmak istemiyorum yemin ederim istemiyorum ama sen çok naifsin bir o kadarda deli dolu. Ben seni üzerim, ben kimseyi sevemem anla benide." "Neden ama Yüzbaşım. Bence kalbinde öyle güzel bir merhamet varki bunu saklıyorsun." "Sumru yapma nolur." diyince ben ona yaklaştım. "Bişey yapmıyorum sadece kendine bir şans ver bu kadar kötü gözükmek zorunda değilsin diyorum". diyince iyice yanaştım ona oda bana doğru yanaştı. Elimi yanağına doğru koydum daha çok dudaklarına doğru yanaştım. Biraz daha yaklaşınca dudaklarından onu öptüm. İlk karşılık vermedi ama ben biraz daha öpünce oda bana karşılık verdi ve öyle böyle değil baya hırçınca beni yatağa doğru yarım yatırdı hatta. Üstüme doğru bayağa eğildi. Bende ellerimi saçına geçirip iyice kendime doğru çektirdim. Bir elini belime atınca inledim. Sonra birden durdu. Alnını alnıma dayadı. "Sana yapma dedim ben zor biriyim olmaz bizden. Ben seni üzerim bunu neden yaptın Sumru." diyerek ayağa kalktı. " Bu anı unut olmadı farzet tamammı. Bak olmaz biz olamayız ben kimseyi sevmem üzerim. Ben biriyle olsam bile bir gecelik sevişip bırakırım." Böyle diyince sinirle ayağa kalktım ben bu adama duygularımı söyledim o biriyle olursamda tek gecelik olur dedi. Bu beni ne saniyordu. Ben ağlamaya başladım. "Hakan sen şuan şu dediklerinde ciddimisin. Biz az önce öpüştük sende istedin. Ama şimdi bana ne diyorsun sen beni ne sandın. Tek gecelik bilmem ney. Ya sana duygularımı anlatmaya çalıştım tamam istemeyebilirsin ama saygı duyabilirdin. Seni o kadar yanlış tanımışım ki, kendimden nefret ediyorum. Sen nasıl adi bir adamsın. Senden etkilenen bu kalbimi söküp atmak istiyorum. Hani dün demiştin ya bana benden uzak dur diye. Haklısın Yüzbaşı biz uzak duralım. Daha ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Benden uzak Allah'a yakın ol. Ama sanada yine duam inşallah Allah o kalbine biraz sevgi ve merhamet verir. Ve bide İnşallah olmaz ama inşallah sende birgün seversin ve birinden bir yudum sevgi dilenirsin. Belki beni o zaman anlarsın". diyip çıktım evden. Anahtarım yok ama olsun birliğe kadar gidip çantamı alıp döneceğim. Benim için Hakan defteri kapandı. Yolu bahtı açık olsun. İnşallah birgün gerçekten sever. Beni öpünce biran umutlanmıştım ama adamın kafasındaki düşünceler bam başkaymış.
Hakan Yüzbaşı'na aşıktım. Ama o, duygularıma "tek gecelik ilişkiler" diyerek karşılık verdi. Her bakışında beni yok sayıyor, her sözüyle kalbimi kırıyordu. Ta ki o geceye kadar... Bir anlık zayıflıkla dudaklarım onunkine değdi. İlk başta direndi, ama sonra... Bana karşılık verdiği gibi değil, bir fırtına gibi beni sardı. Beni yatağa doğru yatırdı, ağırlığı üzerimdeydi. Bir eli belimi sıkıca kavrarken, diğeri saçlarıma dolaştı. "Sana yapma dedim," diye homurdandı nefes nefese, alnı alnıma dayalı. "Ben seni üzerim." Ama bedeni tamamen farklı bir şey söylüyordu. Nefesinin sıcaklığı boynumda, kasılmış vücudu benimkine yapışmıştı. "Sen benim doktorumsun," diye fısıldadı dudaklarıma çok yakın, "benimse kalbimde kurşun var. İkisini de... iyileştirebilir misin?" ------- 'Yeni Başlangıç ' -Dr Sumru Kaya - Bu ünvanı alabilmek için yıllarca çok çalıştım. üç amca kızı hayalimiz vardı üç kuzen okuyup atanıp aynı yerde çalışacaktık. Sonunda hayalimiz gerçek oldu. Kuzenlerimle birlikte Iğdır-Tuzluca'ya atandık. Ben Tuzluca Askeri Birliğine Birlik doktoru olarak. Kuzenim Hazal Kaya mahalle sağlık ocağına hemşire olarak. Hazal'ın kardeşi diğer kuzenim Delal Kaya'da okul öncesi öğretmeni olarak. Hayallerimizi birbir yaşıyoruz. Delal bizden önce gidip orda bize eşyalı bir lojman tuttu genelde askerlerin kaldığı. Herşeyi ayarladı evi temizleyip eşya düzenlemesi yapmış. Bizde yarın Hazal'la gidiyoruz. Aşırı heyecanlıyız çünkü hepimizin ilk görev yeri. Delal erken gittiği için çalışacağı okulu ve bizim de yerlerimize gidip bakmış. Hepsi çok yakın iç içe dedi. Ertesi gün uçakla Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanına indik. Bir taksiye atlayıp Delal'in bize attığı konumla oraya gittik. Hazal'la birlikte lojmanların önüne geldik. Birbirimize bakıp hadi bakalım gazamız mübarek olsun dedim. Ben yarın birliğe gidip başlayacaktım. Hazal'da iki güne başlayacaktı. Delal iki hafta sonra okullar açılınca başlayacaktı. Kalacağımız daireye çıkıp kapıyı çaldık Delal açtı büyük sevinçle karşıladı bizi. Heyecanla bize küçük ama huzurlu dairemizi gezdirdi. 2+1 çok minnoş bir evimiz vardı. Delal bize yemekte hazırlamış oturup yedik birlikte toparladık. Sağolsun bizden önce alışveriş temizlik herşeyi halletmiş. Yol yorgunu olduğumuz için duş felan aldık biraz ütü felan yaptık TV izleyip yattık. Benim için yarın çok heyecanlı bir gün. Yarın ilk doktor olarak işime başlıyorum. Çok mutluyum çok. Sabah olunca uyanıp hemen hazırlanmaya başladım. siyah havuç pantolon üstüne dar beyaz gömlek topuklu ayakkabı giydim. Saçlarımı hafif maşa yaparak birazda makyaj yaptım. Delal birliğin çok yakın olduğunu yürüyerek 5 dkda gidebileceğimi söylemişti. Evden çıkıp birliğe doğru gittim. Birliğin önüne gelince kalbim yerinden çıkacak gibiydi kapıdaki görevli askere kendimi tanıttım. Oda Albay'ın beni beklediğini söyledi ve beni odasına doğru götürdü. Albay'ın odasını tıklatıp içeriye girdim. "Merhaba Albay'ım ben Doktor Sumru Kaya.Yeni görev yerim sizin birliğiniz sizlerle çalışmaktan onur duyacağım" diyip tokalaştım. Albay çok şirin tatlı birşey çokta babacan birine benziyor. "Hoşgeldiniz doktor hanım bende Albay Yusuf Yılmaz. Kendi komutanlarıma mesaj attım şimdi gelirler. Onlarla tanışmanı istiyorum çünkü genelde sahada onlarla çalışacaksın. " "Memnuniyetle Albay'ım siz nasıl uygun görürseniz." Kapı açıldı ve içeriye mankenlik ajansından fırlamış gibi boylu poslu kaslı 6 tane yakışıklı girdi. Vallahi dibim düştü desem yeridir. Delal burda olsa net hepsini ayarlardı. Albay yanıma gelerek; "Sumru kızım seni askerlerimle tanıştırayım " diyerek başladı. İlk sırada gayet yakışıklı hafif kumral tenli gözleri yeşil oldukça yakışıklı ama çokta sinirlice bakan kişiyle tanıştırdı. * Yüzbaşı Hakan Koçak * Üsteğmen Meriç Yılmaz *Teğmen Kadir Karaca *Teğmen Kerim Karaca *Uzman Çavuş Ali Bozkurt *Uzman Çavuş Kaan Kaya. Hepsiyle tokalaştım hepsi çok samimi bir şekilde karşılık verdi ama Yüzbaşı sanki babasını öldürmüşüm gibi bakıyor çok ters biri belli. Bende kendimi tanıttım Sumru Kaya diye. Ordan birden Uzman Çavuş olan Kaan Kaya söze atladı. " Doktor hanım biz sizle kardeş yada kuzen olabilir miyiz soyadlarımız tutuyor. Sizle soydaş olabilir miyiz? Adaş gibi düşünün." diyince ben güldüm "güzel fikirmiş Çavuş'um olabilir. Ama benle soydaş olursanız iki tane daha soydaşınız olacak çünkü ben iki kuzenimle buraya geldim." " Ooo bana uyar doktor bir sürü soydaşım olur ne güzel" dedi. Ben bu soydaşım Kaan'ı şimdiden çok sevmiştim. Matrak biri belli. Üsteğmen Meriç Yılmaz söze girdi; "Doktor hanım lojmanlardamı kalıyorsunuz yoksa evmi tuttunuz. ?" "Lojmandayız Teğmen'im. Hemen bu yol üstündeki ilerideki lojmanlar. "Aa bizim çocukların kaldığı lojmanlar hangi bloklardasınız?" "A blok Teğmen'im. Sizin çocuklar kim bu arada?" "Bizim çocuklar Kadirle Kerem ikisi kardeş onlar bir dairede, Ali ile Kaan bir dairede sadece Yüzbaşım tek kalıyor ve hepsi A blokta. Bizde ailecek lojmana yakın başka bir sitede oturuyoruz. Bu arada Albay benim babam. Ama birlik sınırları içinde asla Baba-oğul ilişkisi istemiyor." "Ya hepinizle komşuyuz ne güzel çok mutlu oldum." Donuk yüzbaşı ordan söze girerek; "yeter bu kadar laf beyliği hepiniz bahçeye." Bu yakışıklılığın karizmanın arkasından nasıl böyle kişilikte biri çıktı şaşırdım cidden. "Yüzbaşım ne güzel sohbet ediyorduk." "Sohbet etmeyin doktor hanım işinize bakın. boş muhabbet yapmak gibi vaktimiz yok bizim. Sizde gidin iki iğne yapın, ilaç felan yazın " diyip yüzüme dahi bakmadan çıktı. Hay ben senin gibi adamın kalıbına tüküreyim. Çattık iyimi. Bütün hepsi çıkınca Albay yanıma gelip, " Sumru o biraz böyle soğuk karakterli biri ama iyidir sen ona aldırma." "Yok aldırmadım Albayım. Ben artık gidip odamı gezeyim."diyip bir tane askerle odama geldim. Gayet düzenli tertipliydi. Bugün ilk gün olduğu için çok birşeyle ugraşmıyacağım yarın daha detaylı bakarım. Biraz hava alayım diyip dışarı çıktım. Bizim ekip dışarıda Kaan'ı görünce yanına gittim. Selam verdim ne yapıyorsunuz diye sordum. "İki güne kalmaz operasyona çıkacağız. Komutanım onun detaylarını konuştu soydaşım. İşte ufak tefek hazırlıklar yapacağız". "Anladım aman dikkatli olun soydaşım. Bu arada aynı bloktaymışız o zaman akşam seni diğer soydaşlarınla tanışma kahvesine bekliyorum. Bana telefon numaranı ver bakalım " diyerek telefonumu uzattım oda numarasını yazdı kaydettik birbizimizi. İkimizde soydaşım diye kaydedince istemsizce birbirimize gülüp baktık. Yanımıza sinirle gelen sevgili Yüzbaşı'mız; "Kaan senin işin yok galiba 10 tur birliğin etrafında koşmak ister misin?" diyerek soydaşımı uzaklaştırdı. Ya bu adam neden bu kadar kaba biri anlamadım. "Yüzbaşım neden böyle birşey yaptınız. Sohbet ediyorduk sadece." "Doktor sana boş işlerle uğraşacak vaktimiz yok demiştim neyini anlamıyorsun?" "Özür dilerim ben sadece.." "Tamam doktor hanım iyi günler " diyip gitti. Pis kaba saba herif ay ben bide bunu ilk görüşte beğendim felan ne kadar salağım ben. Çıkış saati gelince herkes hazırlandı çıkıyordu Albay bana seslendi yanında bizim kaba Yüzbaşı da var. Albay; " Sumru kızım ben bugün çarşıya geçiyorum yoksa seni lojmana bırakırdım ama Hakan arabayla gelmiş o seni bırakır". " Yok cidden gerek yok ben giderim hem sabahta kendim geldim" dedim ama Albay ısrar etti. Oda hemen emredersiniz diyerek yanıma gelip yürümeye başladı. Arabasını göstererek binmemi sağladı. Öne binip kemerimi taktım. Oda bindi yola koyulduk zaten 2,3 dk sonra lojmana geldik. İnerken teşekkür edip sohbetine doyum olmadığını söyledim. " Doktor sohbet etmeyi sevmem" "Onu anladık Hakan " " Hakan mı?" " Niye şaşırdın Hakan değilmi adın?" madem sen kabasın sana bende senin gibi davranırım. "Yüzbaşına ne oldu?" "Mesai saatleri dışında ve sivildeyken sadece Hakansın. Sende doktor demeyebilirsin bir adım var ve adım Sumru. Bende adımın söylenmesini tercih ederim." diyerek kukuman kuşu gibi bırakıp lojmana doğru ilerledim. Dış kapıdan zile bastım ama açan olmadı fazla yedek anahtar olmadığı için alamadım. Kızlar bugün çarşıya inip çektirecektiler.Telefonu çıkartıp Hazal'ı aradım nerde olduklarını sorunca Delal'in genelde Migren krizi tutar ve serumsuz asla geçmez yakındaki hastanede olduklarını söylediler yarım saate işleri bitermiş mecbur bekleyeceğim ne yapayım. Tam arkamı döndüm gidip banka oturayım diye hop bizim kaba Yüzbaşı ile burun buruna geldik. " Yavaş doktor aa pardon Sumru" "Pardon" diyerek tam gidiyordum ki "nereye neden eve gitmiyorsun ?" diye sordu. Ay isteyince nasıl da kibar olabiliyor. "Kuzenlerimden birisi rahatsızlanmış birlikte hastaneye gitmişler yedek anahtarımızda yoktu. Bende onlar evde olur diye güvenerek çıktım ama işte küçük bir talihsizlik oldu dışarıda kaldım." "Anladım hava biraz serin istersen gel, onlar gelene kadar benim evde dur". "Rahatsızlık vermiyeyim" "Sumru geliyormusun karnım aç ve kapının önünde takılacak hiç vaktim yok." "Tamam geliyorum" diyerek olduğu daireye çıktık. Dairesinin kapısını açınca çok şaşırdım çünkü bizim direk karşı dairemizdi. "Aa sen burda mı oturuyorsun? bizde karşı dairedeyiz" dedim. " İyi ne güzel işte bak bugün numarasını aldığın Kaan'da hemen yan dairenizde oturuyor". Niye bunu söylediki şimdi. Garip biri bu ya. Böyle yakışıklılığa böyle gariplik hiç olmamış hiç. Neyse içeri geçip salona oturdum. Elini yüzünü yıkayıp kamuflajlarını çıkartıp gelmiş siyah eşofman ve siyah t-shirt giymiş kasları felan belli oluyor o yeşil gözleri nasılda ortaya çıkmış. Sumru kendine gel kızım adam baya odun bişey kendini kaptırma. "Sumru ben mutfaktayım tost hazirlayacağım sende ister misin?". "Tostmu yiyeceksin?" "Evet Sumru ne bekliyorsun bekar bir adam ya makarna ya tost yapıp yer." "Ay çok banel benim iki kuzenim ve bende cidden çok güzel yemekler yaparız yani bu konuda çok iddialıyız. Bir akşam misafirimiz ol gelde iki güzel yemek ye." "Yok ben almıyım. Sen tost yiyormusun onu söyle." "Olur yerim. Ama bende yardım edeyim" diyerek mutfağa geçtik. Malzemeleri çıkartıp hazırlamaya başladı. Yardım edeyim dedim ama sen misafirsin otur dedi. Sonra hazırlayıp tostları getirdi. Yemeye başladık telefonuma mesaj geldi. İstanbul'da beni rahatsız eden peşimde dolanan mahallenin serserisi Zafer mesaj atmış gerçi mesaj değil roman yazmış. " Bu s***k benim bu numaramı yine nerden buldu acaba " diye içimden söylendim. "Noldu Sumru?" "Bişey yok " dedim ama çok huzursuz oldum. " Sen iyi değilsin yüzün beyazladı" " Ya çok önemli değil İstanbul'da mahalleden peşimde serseri bir çocuk vardı sürekli rahatsız ediyordu kaçıncı numara değiştirişim artık bilmiyorum yine bulmuş ve bana tehdit mesajları atmış." "Ne demek tehdit mesajları ver bakayım şu telefonu bi." "Tamam Yüzbaşım gerek yok hallederim." "Sivilde Hakan'ı tercih ederim ama şu telefonu ver." böyle diyince sinirden de gözlerim dolmuştu verdim telefonu. Bakınca mesajları okuyunca çok sinirlendi. " Başıma bela oldu buralara geldim kurtulurum diye ama baksana yerimi bile öğrenmiş birliğe kadar yazmış. Ya varya bir kocam yada sevgilim olsaydı herhalde vazgeçer peşimi bırakırdı. Sanırım ben bahtı karalıyım kimsede yok şunun ağzını kapatayım bir rahat edeyim artık." Biran telefonumdan birşeyler yaparak birini aradı ve hoparlöre aldı konuşmaya başladı. " Bana bak hаfif meşrep çocuğu bir daha Sumruyu ararsan senin leşini itlerin ortasına atarım." Zafer telefondan; " Sen kimsin lan y****k. Sumru nerde onu ver "dedi ama Hakan'ın gözleri döndü. "Lan döl israfı senin beynini si'kerim. Seni çıktığın deliğe geri sokarım. Bir daha aramıyacaksın dedim." "Sen kimsin lan yeminle oraya gelir seni öldürürüm." "Senin yolunu si'kerim eğer gelmezsen gel bakalım zaten yerinide biliyorsun. he bide bu arada ben Sumru'nun sevgilisiyim gel oğlum seni bekliyorum" dedi. Ben şok oldum benim sevgilim olduğunu söyledi Zafer'e. Şuan dona kaldım bakayım beni neler bekliyor. 'Ekiple Kaynaşma ' -Sumru Kaya- Hakan Yüzbaşının evinde telefonda meşhur sapığım Zafer' e onun sevgilisiyim diyince şok oldum. Pek konuşmadan kızlar arayınca eve geçtim. Dün birliğe gittiğim andan beri akşama kadar olan herşeyi noktasına virgülüne kadar anlattım. İkiside şaşırdı. Delal tabiki hemen Yüzbaşı yakışıklıysa hemen bana ayarlıyorsun yada diğerleri kuzen artık hangisi denk gelirse diye takıldı. Bende espri yaparak; " AA Yüzbaşı benim tatlım zaten yürüyen Brad Pitt gibi hem Zafer'e sevgilimde dedi. Manyak ya bir görsen böbürlene böbürlene hemde. " Yarın Hazal'da işe başlayacağı için erkenden yattık. Sabah olup kalkınca hemen hazırlandım. Bugün diz üstü kot etek ve eteğin üstüne denk gelen buz mavisi gömlek giydim. Saçlarımı düzleştirip makyaj yaptım ayağıma spor ayakkabı giydim. Bugün biraz spor olmuştu çünkü kıyafetim. Kapıdan hızla çıkınca hemen karşı dairede evden çıkan Hakan'ı gördüm. Kamuflajlar içinde yine çok yakışıklı gözüküyordu. "Günaydın yüzbaşım Hakan"dedim. "Günaydın Sumru ama niye öyle dedin" "Sivilde ve kamuflajlısın tam ne diyeceğime karar veremedim." "Ev sınırları içinde de Hakan diyebilirsin. Aradımı o şeref yoksunu yada mesaj attımı?" "Yok hiç birşey yazmadı". "Sen birliğemi gidiyorsun?" "Evet" "İyi benle gel" "Yok ben yürürüm " "Bu etekle yürürsen sağda solda peşine Zafer gibilerin takılması gayet doğal ". "Yüzbaşım kırıcı oluyorsun yani sorun bendemi. Benmi istedim benmi kuyruk sallamış oldum". " Sumru özür dilerim öyle demek istemedim ben asla. Yani etek kısa işte onun gibi zihniyetler çok ortalıkta bakarlar diye dedim." "Deme bir daha ve seninle gelmiyorum Yüzbaşı". Sinirlenip lojmandan çıkıp birliğe doğru yürümeye başladım. Yanımdan hızla gelip geçti arabasıyla. İyi anladık dalyan gibi araban var. Sanki liseli ergenler gibi kızlara hava atarcasına gaza basması nedir yani kaba adam. Yürümeye devam ederken telefonuma peş peşe mesajlar geldi bakınca Zafer'in attığını gördüm yine bir sürü tehdit mesajları atmış. Hatta buraya geliceğinden felan bahsediyor. Aldık başımıza belayı bu Yüzbaşı sevgilisiyim diyince daha çok sinirlendi galiba daha da hırs yaptı. Şimdi gidip bu mesajları ona okutacağım başıma sardığı belayı temizlesin. Birliğe girince apar topar Yüzbaşının odasına girdim hiç kapıyı tıklatmakla uğraşamayacağım o kaba sabaysa ona anladığı tarzda davranacağım. İçeri girip tam birşey diyecekken bütün ekibin orda olduğunu gördüm. Sanırım toplantı yapıyorlardı. Hakan Yüzbaşı; "Doktor sizin oralarda kapıya vurulmaz mı?" "Yüzbaşım özür dilerim çok hafif vurup tıklayıp birden açtım biraz sıkıntılı bir durum vardı da o yüzden. Ama sanırım siz toplantı yapıyorsunuz ben sonra gelirim." "Dur doktor işimiz bitti. Onlarda şimdi çıkacaklar. " diyip hepsine kaş göz işaretiyle çıkabilirsiniz dedi. Tam o esnada soydaşım Kaan; "Soydaş kahve sözün vardı bak biz yarın operasyona gidiyoruz yokuz an az 3 gün en fazla 3 ay olamayabiliriz." "Hadi ya o kadar sürer mi?" kafasını salladı. "Tamam o zaman akşam gel ben şimdi kızlara haber veririm ama tatlılar senden soydaşım". Asker selamı vererek "emrin olur soydaş " dedi. O esnada Meriç Komutan; "Doktor hanım birtek bu zibidi Kaan' mı davetli. Peki bizler sonuçta biz bir ekibiz artık." " Haklısın Meriç komutan o zaman akşam hepinizi tam kadro bekliyoruz. Artık tatlı kategorisini biraz siz arttırın. O iş sizde." Biz böyle güzel güzel konuşurken kaba Yüzbaşı'mız yine devreye girdi; " Asker haydi herkes hazırlıklara " diye kükredi. Hepsi asker selamıyla onaylayıp gitti. Yüzbaşı bana bakıp; " Ne gerek vardı böyle birşeye. Neden ekibi kahve içmeye çağırdın." " Yüzbaşı ekiple senide çağırdım ve onlar benim ekip arkadaşlarım burda olduğum süre zarfı ne kadar olur bilmiyorum ama onlarla çalışıcam farkındaysanız ve hepsiyle komşuyuz. Kaldıki Kaan Komutanı çok sevdim bizim kızlarda sever eminim. Yani abartılacak bişey yok". "İyi size iyi kadın günü yapmalar. Ben gelmem." "Gelseniz şaşardım zaten böyle insanlara karşı üsten bakmak, duygusuz olmak, insan ilişkileri sevmeyen biri olarak gelmenizi beklemedim zaten. Bende sizi nezaketden davet ettim. "Sumru haddini aşma". "Resmiyetde doktoru tercih ederim". "Sen neden geldin noldu?. O adammı mesaj attı?". "Bir önemi yok yani çokta önemli birşey değil " diyip tam odasından çıkıyordumki beni kolumdan tutup kendisine hızla çevirdi çok yakın olduk böyle olunca. "Bırakır mısınız Yüzbaşım?" "Doktor ne oldu bak söyle. O adam mesaj attı dimi?" "Evet attı ve senin yüzünden iyice başım belaya girdi iyice bana sardı. Şuan hırslandı bence nasıl sevgilisi olur diye çünkü o bugüne kadar hep seni bekleyeceğim zaten hayatında kimse yok diyordu. Şimdi hırs yaptı başıma bela olacak" diyerek ağlamaya başladım. "Ver şu telefonu " telefonu uzattım yazdığı mesajları okudukça yüzü değişik şekillere girdi aşırı sinirlendi. " Lavuğa bak ya banamı günümü gostericekmiş. Ne zaman gelir tahmini bu şeref yoksunu çünkü ağzını burnunu kırmak için sabırsızlanıyorum. " Hakan ne gelmesi saçmalama bu adam tehlikeli ve ben korkuyorum." "Şuan korktuğun için Hakan dediğini düşünüyorum . Yüzbaşı tercihim." "Off şuan sorun bumu korkuyorum diyorum bana birşey yapabilir. Çünkü artık sevgilim var sanıyor." "Korkma sevgilin var sanıyorsa, var saydığı sevgilinde seni korur." diyince bana kal geldi. Bu yüzbaşı cidden ayarsız hiç ayarı yok. Tam kalkıp gidecekken, "akşam benimle eve geliceksin şu ara tek olma bu şeref yoksunu gelebilir. Birde al şu telefonu bana numaranı ver sıkıntı olursa ararsın." "Kaan Komutanı ararım sonuçta oda hemen yan dairede." "Doktor uzatma yaz numaranı" diyince alıp yazıp çıktım. Çıkınca bir numara çaldırdı. Sanırım bizim kaba Yüzbaşı. Ve aynı o şekilde de kaydettim. Hakettiği gibi. Akşam birlikten çıkarken bahçede arabasının önünde beni beklediğini gördüm. Gözlükte takmış çok yakışıklı duruyordu. Böyle kaba saba huysuz biri olmasa bence daha güzel bir bağ olabilirdi aramızda. Aman neyse ne yapalım kibar naif birini bulana kadar kısmet aramaya devam. Böyle kaba saba birini asla hayatımda istemem. Arabaya binip lojmana doğru yola çıktık. İnerken birlikte "o şeref yoksunu mesaj atarsa bana haber ver". "Emriniz olur komutanım" diye söylenip binaya girdim. Kızlar benden önce hazırlıklara başlamış bile. Delal limonlu cheesecake bile yapmış. "Keşke zahmet etmeseydiniz ben bizim soydaş'a kitledim tatlıları." diyip gülüştük. Akşam ilerleyen saatlerde tüm ekip geldi hepsi değişik değişik tatlılar almış. Gözüm istemsizce Hakan'ı aradı ama yok gelmemiş kaba herif. Kaan sanırım anladıki; "Soydaşım komutanımın işi varmış gelemedi " dedi. Külli yalan işi felan yok. Ben soğuk nevaleyim kimseyle işim olmaz demiyorda. Ekip gelince kızlarla tanıştı. Tam tahmin ettiğim gibi Delal'le Kaan süper anlaştı. Tahmin etmiştim iki deli bir araya gelince diğeri değneğini saklarmış misali. Baya kanka felan demeye başladılar birbirlerine. Meriç'le Hazal'da çok güzel sohbet ediyor. Bizim Hazal zaten tam narin çiçek, yani onun sohbet edebileceği tek kişide Albay oğlu olurdu doğru. Hazal'la Delal'i gören asla kardeş demez bu kadar iki zıt karakter. Herkes sohbet muhabbet ederken bende Yüzbaşı'mızıza mesaj attım. Ben: Keşke gelseydin biz adam yemiyoruz. Kaba Yüzbaşı: Sana boş muhabbetleri sevmediğimi söylemiştim. İşim olmaz kadın günü konseptli yerlerde. Ben: Ya sen şuna ben yaşlıyım kafam kaldırmıyor desene. Kaba Yüzbaşı: Doktorrrrr!!!!!! Ne yaşlısı ben daha 30 yaşındayım. Ben: Bana göre yaşlısın. malum ben 25 yaşındayım. Senin ekipte senden bir kaç yaş küçük ayrıca ruhları genç. Senin içine Darülaceze kaçmış. Neyse sana evde tek başına iyi takılmalar. yazıp çıktım. Kudursun şimdi. Aradan 5 dk gecmediki kapı çaldı ben bakarım diyerek gidip açtım hop banko Yüzbaşı'mız gelmiş. "Hoşgeldin Yüzbaşım aa pardon Hakan noldu evde tuz felanmı kalmadı." "Bende davet edilmiştim diye hatırlıyorum" "Evet ama sende böyle ortamları sevmediğini söylemiştin, bende doğru yaşlılara göre olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum". dememle kolumdan tutup duvara yasladı. "Ne yapıyorsun bıraksana delimisin sen?" "Sus Sumru bir daha bana yaşlı felan deme cidden kötü olur". "Aman tamam be demem. Ne tür bir delisin sen ya." diyip içeriye geçtik. Ekip görünce çok şaşırdı. Komutanım işiniz vardı felan dediler. Oda bitti geldim felan dedi zırvaladı. Ben kahve yapmak için mutfağa geçtim herkes kendi alemindeydi çünkü. Arkamdan oda mutfağa geldi. "Sade " dedi. Donuk bakınca "kahvemi sade içiyorum, sormadın da onu söylemeye geldim." Kafa salladım sadece. Az önce tuttuğu kolum acımıştı. Ayarsız sanki karşısında kendi gibi güçlü biri var hafif tutması bile nasıl ağır. Kolumu ovaladığımı görünce yanıma geldi. "Özür dilerim Sumru ben canını yakmak istemedim." "Önemli değil Yüzbaşım geçer birazdan". "Sivildeyken farkettim de bana sinirlenince Yüzbaşı diyorsun." "Bilmem olabilir sinirlenmişimdir belki." İçerden Delal'in sesini duyduk. Hadi gelin bu güzel gecenin anısına fotoğraf çekilcez diye. İçeriye geçtik masanın etrafına hepsi toplanmış. Delal tripotu ayarlıyordu. Bizimki yine uyuzluk yaptı." Siz çekilin ben çekilmem" diye. Bende iyice can damarından vurarak; " bencede biz gençler olalak çekilelim ekip" diyince neyi ima ettiğimi anladı ve yanıma geldi. Fotoğrafa girdi. O gelince ben biraz öteye kaydım. Delal ayarladığını peş peşe bir kaç tane çekeceğini söyledi . Ben biraz daha uzaklaşınca Yüzbaşımız belimden tutup çektiği gibi ona çok yakın bir şekilde fotoğraf çekilmemizi sağladı. Bu adam ayarsız cidden sağı solu belli değil. Bir sapığıma sevgilisiyim diyor, kolumdan tutup hırpaladığı günün ilerleyen zamanında belimden tutup kendine doğru çekip fotoğraf çekiliyor. Gerçekten anlayamadım. Gece çok eğlenceli bitmişti hepsini uğurladık ortalığı toparlayıp yattık. Yarın ekip operasyona çıkıyor. Aslında bende gidecektim ama Albay tehlikeli bir operasyon olduğunu benimde daha çok yeni olduğum için birlikte kalmamı söyledi. İnşallah hayırlısı ile gidip gelirler. En çokta kaba Yüzbaşı aklımda içimde kötü birşey var sanki. 'Operasyon" -Yüzbaşı Hakan Koçak - Dün gece komşularımızın evinde kahve fasılı yapıp bayağa keyifli vakit geçirdik. Sumru biraz sinirlerimi bozsada bana yaşlı felan diyerek yinede eğlenceliydi. Bu kız bazen beni çok kışkırtıyor. Bu asi ve bana kafa tutan halleri çok s***i duruyor. Neler düşünüyorum kendime kızıyorum. Geçen mini etekle işe geliyordu içimden kıskandım ama başka şeyleri bahane edip arabayla benle gelmesini istedim ama bana kötü döndü. İyice kızdı bana. Birde belası Zafer diye bir p*ç çıktı. Kızın peşinde olduğunu öğrenince sinir beynime çıktı. O anlık boşlukla sevgilisiyim felan dedim. Sabaha operasyona çıkacağız inşallah Sumruyu'da görürüm umuduyla birliğe geçtim. Oradaydı benim timin yanına gidince oda geldi. Herşey hazır yarım saate çıkacağımızı söyledim. Gözleriyle kaçamak bakıyor anlıyorum. Yanıma gelip, "Yüzbaşım dikkatli olun hepiniz Allah'a emanet olun " dedi . Hazırlıklar tamam olunca askeri araçlara binip yola çıktık. -Sumru Kaya- Timi uğurlayınca içimdeki sıkıntı dahada çoğaldı. Aklımda Hakan'ın giderken arkasına dönüp bakışı kaldı. Kaba herif ne kadar kızsamda şuan operasyona gidiyor diye onun için telaşlanıyordum. Akşam oluyor işlerim bitince eve geçtim. Kızlar yemek yapmış yedim ortalığı toparlayıp duşa girdim. Ama hâlâ içim çok sıkkın. Aklıma gelenle mesaj attım hemen. Ben: Ne yaptınız Yüzbaşım sizi ve timi merak ettim umarım iyisinizdir. yazdım ama sadece tek tık oldu. Bir saate yakın bekledim ama mesaj iletilmedi. Muhtemelen telefon çekmeyen bir yerdeler. Bende yorgunlukla uyuyup kalmışım. Gece telefonun mesaj sesine uyandım. Bakınca Hakan'ın mesaj attığını gördüm. Kaba Yüzbaşı: Timde bende iyiyim. Teşekkürler. Sadece bu kadarmı ya teşekkürlermi. Ben onu burda merak edeyim o sadece teşekkür etsin. Ben: Bende iyim Yüzbaşım teşekkürler. Kaba Yüzbaşı: Sumru sen şuan inşallah tirip felan atmıyorsundur. Çünkü dağın başında teröristlerin cirit attığı bir ortamda en son isteyeceğim şey bile değil bu tirip muhabbeti. Ben: Yok Yüzbaşım ne tiribi. Sizleri çok merak ettim sadece sağ salim gelin hepiniz. Kaba Yüzbaşı: Neyse Sumru çok boşa konuşacak vakit yok. Timden uzaktayım yanlarına gitmeliyim. Ben : Peki. Yazıp sadece çıktım bazen öyle bir kırıyor ki insanı. bilerekmi yapıyor anlamıyorum. Nedense istemsizce ağladım. O gece bizim evde çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Yüzünü okşadım neden böyle yapıyorum anlamıyorum ama kendine gel Sumru bu adamdan olmaz bu adam senin hayallerindeki adamın yakınından dahi geçmiyor üzülürsün kızım diye kendimi dizginlemem gerekiyor. Uzak durmakta fayda var. Sabah olunca kalktım yine işe gittim. Albaya haber varmı diye sordum ama hiç birinin telefonunun çekmediğini telsizlerle irtibata geçtiğini söyledi. Hakan'ada artık mesaj atamıyorum çünkü beni üzüyor üzülmek istemiyorum. Aklıma gelenle bende Kaan'a mesaj attım. Ben: Soydaşım nasılsınız sizi çok merak ediyorum. Tam kadro eksiksiz gelirseniz size çok güzel bir ziyafet çekmeyi planlıyorum. yazdım ama asla iletilmedi. İyice merak ediyorum. Allah'tan bugün haftanın son günüydü. Hafta sonu daha sakin bir şekilde evde dinlenirdim. Akşam olunca eve geldim telefondan mesajlara baktım ama yok Kaan'a iletilmemiş. Gözüm bir kaç altta mesajlarda adı gözüken Hakan'a kaydı. Profil resminden bile kamuflajlı halini görünce içim kötü oldu. Ertesi gün oldu hâlâ mesaj iletilmedi. Delal'le konuştum oda hiç Kaan'la görüşmemiş mesaj atmış ama onunkide iletilmemiş. Haber alamadıkça iyice huzursuz oldum. Hakan'a yazamıyorum. Zaten telefonları çekse Kaan bana cevap verir. Böyle böyle pazartesi oldu. Tekrar uyanıp işe gitmek için yola koyuldum. Belki Albaydan bir haber alırdım. Birliğe giriş yapınca Albay'ı telaşlı gördüm ne olduğunu sorunca, Timin döndüğünü ama Yüzbaşının yaralı olduğunu söyledi. Hastaneye gidiyordu bende gitmek için kendisinden onay aldım ve birlikte gittik. Bütün tim burda ama bitek Hakan yok gözüm onu aradı. Kaan'ı görünce ona sarılıp üstüne başına baktım kir toz pas içindelerdi resmen. "Kaan ne oldu? Yüzbaşı nasıl?" "Sakin soydaşım büyük birşey değil omzundan yaralandı. Komutan için bu devede kulak." "Off Kaan saçmalama adam vurulmuş." "Tamam soydaş paniğe gerek yok cidden iyiydi. Kurşunu çıkartmak için aldılar ameliyata. Biraz zaman geçtikten sonra ameliyathane kapısından çıkan doktora doğru koştuk. Kendimi tanıttım Doktor olduğumu belirttim. Sağolsun hocam gerekli hem tıbbi bilgileri ve genel bilgileri verdi. Birazdan odaya alırlar ve görürsünüz dedi. Bu gece burda kalıcak yarın taburcu olacaktı. Hakan'ı odaya aldılar. Bütün tim ve Albay yanına girip geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Albayın işi olduğu için gitmek zorunda kaldı. Çocuklar biriniz yanında refakatçi kalırsınız diye belirtti. Meriç kalacağını söyledi. Herkesi yolladı çünkü onlarda çok yorgundu kaç gündür operasyondaydılar. Meriç; " Sumru ben bi kantine insem sen biraz burda durabilirmisin komutanımın yanında. Yiyecek birşeyler alıp geleceğim" dedi. Bende başımla onayladım. "Hakan nasılsın ağrın varmı? Doktorundan bilgileri aldım bir kaç dikişin var. iki gün duş alamayacaksın. Sonra bir haftaya dikişleri aldirabilirsin." "Tamam abartma Sumru ". "Yüzbaşım ben telaş yaptım. Korktumda o yüzden yani." "Korkma Sumru, telaşta yapma ben alışığım bu ilk değil sonda olmayacak. Yani Doktorluk nutuğunu bana atmana gerek yok." Bu adam yine beni kırıyordu. Ben s***k gibi onu merak edip yanına geldim. Aptalım ben aptal. Akıllanmam ben. Meriç gelince; Haydi görüşürüz Meriç ben çıkıyorum." "Sumru kalsaydın biraz daha" "Yok bana fazla gerek yok. Hem sizin bu ilk değil alışkınsınızdır." diyip çıktım. Yol boyu eve gidene kadar kendime sinirden sövdüm. Yolda sinirle giderken birine çarptım ama hava kararmıştı pardon diyip yüzüne bakmadan ilerledim. Eve gidip deli gibi ağlamak istiyorum. Aptallığıma, salaklığıma, akılsızlığıma. Eve gelince kızlara sarılıp ağlamaya başladım. Kızlara durumları anlattım onlarda Hakan için endişelendiler ama iyi olduğunu duyunca ikiside rahatladı. Ben hâlâ s***k gibi ağlıyordum. Delal; Kuşum sen bu Hakan'a aşık olmuş olabilir misin?." " Delal saçmalama ne diyorsun? kafayı mı yedin sen?" "Kızım o zaman niye ağlıyorsun defol et. Ne hali varsa görsün. Çokta kıçımızda yani. İyilikten anlamıyorsa muhattap olma." "Sinirden ağlıyorum Delal, aşktan değil korkma. Neyse ben yatıyorum galiba regl olucam ağrımda var." Hazal; Kuzum hemen ilaç al senin zor geçiyor bak biliyorsun. "Alıp yatıcam zaten hemen." Sabah uyandığımda regl olmuştum. Ağrımda vardı. Kızlar çoktan gitmişler. Bu halde birliğe asla gidemezdim Albay'a mesaj attım rahatsız olduğumu söyledim. Kalkıp kahvaltı yapıp ilaç almak en doğrusuydu. Tam mutfağa geçerken kapı çaldı hemen açınca Meriç'le Hakan'ı gördüm. Meriç çıktıklarını söyledi ve hemen birliğe gitmesi gerektiğini Komutanlarına çorba yapıp yapamayacağımı sordu. Zor bela ayakta duruyordum ama yinede yaparım dedim. Ben yine nezaketden geçmiş olsun Yüzbaşım dedim. Bana bakıp; "Sumru iyimisin? biraz rengin soluk gibi." "İyiyim Yüzbaşım ben çorba hazır olunca size bırakırım." diyip içeriye girdim. Hemen yayla çorbası yaptım hızlı bir şekilde ve ağrım iyice artmıştı. Hazırlayıp tepsiye koydum ve karşı daireye geçtim. İkinci çalışta açtı kapıyı. Hoşgeldin diyerek beni içeriye aldı. Mutfak masasının üstüne tepsiyi bıraktım tam çıkacaktım ki kolumdan tutup; "Sumru neyin var, hiç iyi gözükmüyorsun." "Rahatsızım biraz ama iyi olurum önemli değil " "İstersen hastaneye gidelim." " Gerek yok buda benim ilk ve son yaşadığım şey değil genelde her ay yaşıyorum. Doktor olarak nutuk çekmek gibi olmasın ama yapabilecek pek bişey yok malesef bunu çekmek zorundayım. En olasılık ağrı kesici ve çok çok serum yani ben kendime ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Doktorum ya hani". "Anladım tamam sen şu her ay olunan şeyden olmuşsun." "Sanane ney olduysam oldum." "Sumru sakin ol biraz." "Neyse ben gideyim sen çorbanı iç" dememle karnıma birden bıçak saplanır gibi Ağrı girince karnımı tutup iki büklüm kıvrandım. Hakan hemen tek koluyla beni tutup koltuğa oturttu. "Sumru iyi değilsin Meriç'i arayalım gelsin Hastaneye gidelim." "Sana gerek yok dedim anlamıyor musun? neyini zorluyorsun be adam." "Sumru bak ayarlarımla oynama ne oluyor durduk yere sana." "Durduk yere mi ya sen iyimisin tanıştığımız dan beri sürekli bana ayarsız davranıyorsun. Sürekli bı laf sokuyorsun. Beni rencide ediyorsun sence durduk yere mi. Ben sana yakın olmak istedikçe sen duvar örüyorsun. " diyerek ağrımında verdiği acıyla ağlamaya başladım. Kollarıyla beni tutarak kendine bakmamı sağladı. "Sumru bana yakın olma. olmamalısın. Ben ateşim Sumru kendimle birlikte yanımdaki herkesi yakarım. Ben hiç sevgi görmeyen bir anneden olmuşum. Hiç sevgi görmeyen bir çocuk olarak doğmuşum büyümüşüm o yüzden bana yakın olma. Benden uzak dur yapma. Sen üzülürsün ben karşımdakini üzerim." "Öylemi diyorsun Yüzbaşım " "Evet Sumru benle iyi olmaya bana yakın olmaya çalışma." " O zaman beni bu burda son görüşün karşına çıkmamak için emin ol elimden gelen herşeyi yapıcam hoşçakal Yüzbaşı." diyip o evden ağlayarak çıktım. Artık Hakan'ın yüzünü dahi görmek istemiyordum. Beni bu akşam kalbimden bıçakladı ne kadar inkar etsemde ona karşı ilgim vardı ama bu akşam bütün kalbime kurşun sıktı. Yapacak bişey yok sitem etmeyede hakkım yok. Hayatta herşey kısmet. Eve gelip Özcan Deniz'in o şarkısını açıp açıp dinledim. Yangın her aşkın yolu Sevdim, gördüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı haram ettim. 'Mesafe' -Sumru Kaya- Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım. Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum. "Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?" "İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük. "Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi." "Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi." "İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz." Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi. "Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi. "Nasıl oldun Sumru?" "Sizene" "Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın." "Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor". "Sumru derdin ney?" "Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum." "Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?" "Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı." "O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun." "Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti. "Musaitmisiniz Doktor hanım" "Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş. "Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir." "Tamam sen yap pansumanı." Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım. "Biraz acıtmış olabilirim". "Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak." "Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu. "Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım." "İşte böyle senin gibi olamaz" "Sumru bak benim damarıma basma" "Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? " "Sumru sen cidden çok dik başlısın." "Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte." "Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma" "Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi. Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım. Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel". "O o burda " "Kim Sumru burda?" "Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu. "Bu şeref yoksunu kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu. "Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. gö'ğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım. "Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni k*******n senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. " "Sumru!!! kendine gel kapat çeneni." "Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı. "Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım. "Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana." "Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma." "Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum." "O zaman bende gelirim tek kalamazsın". "Hayır tabikide ben kendim giderim." "O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın." "Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi. Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi. "Kızlar gelene kadar yanında kalacağım." "Sakın gitme olurmu Yüzbaşı" "Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi." "Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum." "Tamam hadi sen uyu ben burdayım." Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım. "Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim. "Sen uyanık mıydın?" "Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru". "Anladım" "Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen" "Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum." "Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum." "Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?". "Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?." "Durucaksın Sumru olmaz." "Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun." "Sumru senin derdin ney?" "Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?" "Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun." "Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ". "Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim". Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi gö'ğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana." Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı. "Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı. Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?". " Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık. 'Kalbim Acıyor ' -Hakan Koçak- Sumru'nun evinden kendi evime geçince duvarları yumruklamaya başladım. Kızı arkamda gözü yaşlı bıraktım. Ben uyurken söyledikleri sonra bana söyledikleri ben adı herifin tekiyim ama uzak durmamız lazım. Olmaz ben kimseyi sevemem. Ben sevilmeyen ötelenen bir çocuk oldum. Babam denilen şeref yoksunu anneme bedensel sаldırı etmiş. Annem o yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulmuş. Aneannem ve dedemde hasta pek anneme destek olamamışlar . Köylü halkı anneme acıyıp hep bakmışlar. Köydeki ebe doğumunu yapmasını sağlamış. Anaanemle dedemde vefat edince annemin akıl sağlığı bu çocuğa bakmaya yetmiyor diye beni 3 yaşında devlet korumasına almışlar. Anne baba bilmeden sevgisiz büyüdüm. Çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Annem benim varlığımı bile unutmuş ben elinden alınınca iyice aklı gitmiş hastahaneye yatırılmış. Sonra öğrendim ki bu kadar acı ve üzüntüye dayanamayıp kötü hastalığa yakalanmış 2 ay sonra vefat etmiş. Bunların hepsini asker olunca elimdeki imkanları devreye sokunca öğrendim. Ben böyle sevgisiz büyüyen bu şekilde yetişen biri oldum. Kimse bizi sevip başımızı okşamadıki. Ben şimdi birine hele Sumru'ya nasıl o sevgiyi verebilirim. Bana o ağlayarak bakan gözlerine nasıl sevgi veririm. Ben ona bu haksızlığı yapamam. O belliki çok sevilmiş ilgi görmüş karşısında da onu bekliyor. Benden bu şekilde tavır gördükçe üzülüyor farkındayım. O yüzden uzak durmak en iyisi ben sevemem ben ona istediğini veremem. Ben onun için yanlış adamım oda zamanla anlayacak bunu. Sabah uyanıp işe gitmek için tam evden çıkarken kapıda Sumru ve kuzenleriyle karşılaştım. Kuzenleri selam verdi ama o asla tek kelime etmedi. Hem neden etsinki kıza neler dedim. Ama biran yüzünü gördüm allak bullaktı. Ağlamaktan gözleri şişmiş hep. İçimden kendime bir dünya sövdüm. Neden cesaretli olamıyorsun Hakan diye. Neden biraz olsun sevmeyi denemiyorsun diye. Ama olmaz ben onu üzerim. Benden uzak dur dedim ama birlikte felan onun o gözlerini gördükçe nasıl uzak duracağım bilmiyorum. Ama mecburum. Önden çıkıp gitti arabayla gel desem gelmez benimde zaten böyle birşeyi teklif etmemem gerekiyor. Arabayla yanından geçtim. Birliğe girince Kaan'ı gördüm. Sumru gelince odama gelsin direk diye direktif verdim. 10 dk sonra Sumru geldi. Gözleri şişmiş kıp kırmızı kızı ne hallere soktun Hakan. Ben senin... neyse kendime olan sinirimi başka türlü atarım. "Doktor öğleden sonra ilkyardım eğitimi var. Konferans salonu hazır. Başka bir eksik varsa söyle. Benimde olmam gerekiyormu?" Hiç iyi durmuyordu başı dönüyordu sanki.Zoraki konuştu benimle. "Yok herşey tamam birşeye ihtiyaç yok. Sizinde katılmanıza gerek yok. " diyip önündeki sandalyeye doğru zor bela tutundu. "Başım dönüyor" demesiyle ben yerimden fırlayıp onu tuttum. Tutmamla kollarıma bayıldı. -Sumru Kaya- Gözlerimi zorlayarak açınca kendimi hastane odasında buldum. En son birlikteydim iyi değildim ama ne oldu bana bilmiyorum. Koluma bakınca serum takılı olduğunu gördüm. Sağıma doğru bakınca Hakan koltukta oturuyor telefonuyla ilgileniyordu. Aşırı susamış hissediyordum kendimi. Su diye mırıldandım. Sesimi hemen duyup yanıma geldi. "Sumru iyimisin nasıl oldun?. Doktoru çağırayım mı?." "Su istiyorum Hakan boğazım yanıyor sanki" dememle hemen getirdi, bana suyu içirdi. Ne oldu bana diye sorunca anlattı. Onun odasında bayılmışım ambulansla beni hastaneye getirmiş. Bir kaç gün önce regl olmam birde stresli olmam kaynaklı vücudumdaki bazı değerler düşmüş ve strese bağlı bayılmışım. Anladım. bir kaç kez daha böyle olmuştum. Okulda dersler yoğun ve stresliyken. " Şimdi niye böyle stres yaptın, yapma Sumru bak kendine zarar veriyorsun. Çok kötü bir halde seni buraya getirdim. Ama birazdan çıkacağız doktor uyandıktan bir saat sonra çıkabilirsiniz dedi" "Teşekkürler Hakan benimle ilgilendiğin için. Dün akşamdan sonra karşıma çıkmayacaktın o yüzden şaşırdım." "Sumru onla bu bir değil. Bunu kim olsa yapar. Yani sen olmasan başkasıda bayılsa ben aynı şeyi yapardım." "Herkes gibisin yani diyorsun" diyince güldük. "Biraz daha dinlen, serumun da bitsin çıkarız " Ben biraz daha yattım serum bitince Hakan çıkarttı. Benim hazırlanmama yardımcı oldu. Hastaneden çıkıp onun arabasına bindik." Ee ambulansla geldik demiştin." "Meriç'ten istedim o getirdi." "Anladım". Lojmana gelince arabadan da inmeme yardımcı oldu binadan içeriye girdik. Çantam neredeki anahtarım onun içindeydi. "Sumru sanırım çantan birlikte kaldı o anki panikle hiç aklımıza gelmedi." "Ee Hazal sağlık ocağında, Delal'de okulda. Birliğe gidip çantamı almamız lazım." "Gerek yok benim eve geçelim sen yatıp dinlenirsin. Kızlar gelince geçersin eve." "Yok gerek yok. Sen beni beş dk birliğe götürüp getirsen olmazmı. Çantamı alırım." "Sumru saçmalama zaten yorgunsun. Biran önce yatıp dinlen. Ben Kaan'a haber vericem akşama çantanı getirir. " "Tamam "diyerek onun daireye geçtim. Cidden çok yorgunum dinlenme şart. Ben salona doğru geçince " yok koltuk olmaz pek rahat değiller, sen benim yatağıma geç dinlen. Nevresimler temizdir." "Yok önemli değil ama koltukta yatarım zaten bir kaç saat idare ederim." "Sumru sana ne diyorsam onu yapar mısın?". "Peki tamam bunada tamam" diyerek odasına doğru götürdü beni. Uzanmamı sağladı. "Ben şimdi sana çorba yapacağım onuda içince vitaminlerin var onları iç. Yoksa birlik doktorsuz kalacak " diyerek güldü. "Sen makarna ve tosttan başka bişey biliyormusun?". "Ehh işte yapıyoruz bişeyler. Umarım zehirlenmessin" diyerek mutfağa gitti. Dünkü bunları diyen adam sanki başkasıydı, şimdiki adam başkası. Hangisi gerçek Hakan bilmiyorum hangisi o cidden kestiremiyorum. Tam mayışmışken, çorbayı getirdi. "Kalk bakalım sana tarhana çorbası yaptım. Kaan'ın annesi hepimize memleketten yollamıştı bir işe yaradı." Ben gülerek" zehirlenmem demi bak daha yeni çıktım hastaneden." "İnşallah yani umuyorumki sıkıntı çıkmayacak " diyince kaşığı aldım içmeye başladım. "Hımmm fena olmamış Yüzbaşım". "Bak buna sevindim demekki becerebildim. Artık kendimede yaparım." Çorbam bitince tepsiyi aldı yine yanıma geldi yatağın kenarına doğru oturdu. Bende iyice dikelerek ona daha yakın oldum. "Nasılsın daha iyimisin ben şimdi ilaçlarınıda getiricem içersin." İyiyim Hakan. Sadece kalbim acıyor. O nasıl iyi olacak bilmiyorum. Dün akşam yerle bir oldu. Nasıl toparlanır o bilmiyorum. Hangi serum hangi vitamin iyi gelir hiç bilmiyorum. Bir doktor olarak bu konuda sıfır bilgi sahibiyim. Bana hep doktorluğumla ilgili nutuk çekiyorsun diyorsun ya bu konu hakkında çekecek bir nutuğum bile yok." dedim ve ağlamaya başladım. "Sumru ne olur ağlama bak yeni toparlıyorsun." "Hakan ben şuan ne yapıcam bilmiyorum. Ben buraya ne umutlarla geldim ama şuan benim kalbim acıyor ben nasıl yapıcam bu halde buralarda. İstanbul'a gerimi dönsem diyorum ama o kadar emeğim var çalışıp atandım bu hiç kolay değil. Ne yapıcam bilmiyorum. Ama burda kalırsam da mutsuz olucam onuda biliyorum." "Sakın Sumru sakın mesleğini kariyerini bir hiç uğruna böyle birşeyin içine sokma." "Hiç mi olarak görüyorsun?". "Sumru bak seni kırmak istemiyorum yemin ederim istemiyorum ama sen çok naifsin bir o kadarda deli dolu. Ben seni üzerim, ben kimseyi sevemem anla benide." "Neden ama Yüzbaşım. Bence kalbinde öyle güzel bir merhamet varki bunu saklıyorsun." "Sumru yapma nolur." diyince ben ona yaklaştım. "Bişey yapmıyorum sadece kendine bir şans ver bu kadar kötü gözükmek zorunda değilsin diyorum". diyince iyice yanaştım ona oda bana doğru yanaştı. Elimi yanağına doğru koydum daha çok dudaklarına doğru yanaştım. Biraz daha yaklaşınca dudaklarından onu öptüm. İlk karşılık vermedi ama ben biraz daha öpünce oda bana karşılık verdi ve öyle böyle değil baya hırçınca beni yatağa doğru yarım yatırdı hatta. Üstüme doğru bayağa eğildi. Bende ellerimi saçına geçirip iyice kendime doğru çektirdim. Bir elini belime atınca inledim. Sonra birden durdu. Alnını alnıma dayadı. "Sana yapma dedim ben zor biriyim olmaz bizden. Ben seni üzerim bunu neden yaptın Sumru." diyerek ayağa kalktı. " Bu anı unut olmadı farzet tamammı. Bak olmaz biz olamayız ben kimseyi sevmem üzerim. Ben biriyle olsam bile bir gecelik sevişip bırakırım." Böyle diyince sinirle ayağa kalktım ben bu adama duygularımı söyledim o biriyle olursamda tek gecelik olur dedi. Bu beni ne saniyordu. Ben ağlamaya başladım. "Hakan sen şuan şu dediklerinde ciddimisin. Biz az önce öpüştük sende istedin. Ama şimdi bana ne diyorsun sen beni ne sandın. Tek gecelik bilmem ney. Ya sana duygularımı anlatmaya çalıştım tamam istemeyebilirsin ama saygı duyabilirdin. Seni o kadar yanlış tanımışım ki, kendimden nefret ediyorum. Sen nasıl adi bir adamsın. Senden etkilenen bu kalbimi söküp atmak istiyorum. Hani dün demiştin ya bana benden uzak dur diye. Haklısın Yüzbaşı biz uzak duralım. Daha ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Benden uzak Allah'a yakın ol. Ama sanada yine duam inşallah Allah o kalbine biraz sevgi ve merhamet verir. Ve bide İnşallah olmaz ama inşallah sende birgün seversin ve birinden bir yudum sevgi dilenirsin. Belki beni o zaman anlarsın". diyip çıktım evden. Anahtarım yok ama olsun birliğe kadar gidip çantamı alıp döneceğim. Benim için Hakan defteri kapandı. Yolu bahtı açık olsun. İnşallah birgün gerçekten sever. Beni öpünce biran umutlanmıştım ama adamın kafasındaki düşünceler bam başkaymış.
Hakan Yüzbaşı'na aşıktım. Ama o, duygularıma "tek gecelik ilişkiler" diyerek karşılık verdi. Her bakışında beni yok sayıyor, her sözüyle kalbimi kırıyordu. Ta ki o geceye kadar... Bir anlık zayıflıkla dudaklarım onunkine değdi. İlk başta direndi, ama sonra... Bana karşılık verdiği gibi değil, bir fırtına gibi beni sardı. Beni yatağa doğru yatırdı, ağırlığı üzerimdeydi. Bir eli belimi sıkıca kavrarken, diğeri saçlarıma dolaştı. "Sana yapma dedim," diye homurdandı nefes nefese, alnı alnıma dayalı. "Ben seni üzerim." Ama bedeni tamamen farklı bir şey söylüyordu. Nefesinin sıcaklığı boynumda, kasılmış vücudu benimkine yapışmıştı. "Sen benim doktorumsun," diye fısıldadı dudaklarıma çok yakın, "benimse kalbimde kurşun var. İkisini de... iyileştirebilir misin?" ------- 'Yeni Başlangıç ' -Dr Sumru Kaya - Bu ünvanı alabilmek için yıllarca çok çalıştım. üç amca kızı hayalimiz vardı üç kuzen okuyup atanıp aynı yerde çalışacaktık. Sonunda hayalimiz gerçek oldu. Kuzenlerimle birlikte Iğdır-Tuzluca'ya atandık. Ben Tuzluca Askeri Birliğine Birlik doktoru olarak. Kuzenim Hazal Kaya mahalle sağlık ocağına hemşire olarak. Hazal'ın kardeşi diğer kuzenim Delal Kaya'da okul öncesi öğretmeni olarak. Hayallerimizi birbir yaşıyoruz. Delal bizden önce gidip orda bize eşyalı bir lojman tuttu genelde askerlerin kaldığı. Herşeyi ayarladı evi temizleyip eşya düzenlemesi yapmış. Bizde yarın Hazal'la gidiyoruz. Aşırı heyecanlıyız çünkü hepimizin ilk görev yeri. Delal erken gittiği için çalışacağı okulu ve bizim de yerlerimize gidip bakmış. Hepsi çok yakın iç içe dedi. Ertesi gün uçakla Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanına indik. Bir taksiye atlayıp Delal'in bize attığı konumla oraya gittik. Hazal'la birlikte lojmanların önüne geldik. Birbirimize bakıp hadi bakalım gazamız mübarek olsun dedim. Ben yarın birliğe gidip başlayacaktım. Hazal'da iki güne başlayacaktı. Delal iki hafta sonra okullar açılınca başlayacaktı. Kalacağımız daireye çıkıp kapıyı çaldık Delal açtı büyük sevinçle karşıladı bizi. Heyecanla bize küçük ama huzurlu dairemizi gezdirdi. 2+1 çok minnoş bir evimiz vardı. Delal bize yemekte hazırlamış oturup yedik birlikte toparladık. Sağolsun bizden önce alışveriş temizlik herşeyi halletmiş. Yol yorgunu olduğumuz için duş felan aldık biraz ütü felan yaptık TV izleyip yattık. Benim için yarın çok heyecanlı bir gün. Yarın ilk doktor olarak işime başlıyorum. Çok mutluyum çok. Sabah olunca uyanıp hemen hazırlanmaya başladım. siyah havuç pantolon üstüne dar beyaz gömlek topuklu ayakkabı giydim. Saçlarımı hafif maşa yaparak birazda makyaj yaptım. Delal birliğin çok yakın olduğunu yürüyerek 5 dkda gidebileceğimi söylemişti. Evden çıkıp birliğe doğru gittim. Birliğin önüne gelince kalbim yerinden çıkacak gibiydi kapıdaki görevli askere kendimi tanıttım. Oda Albay'ın beni beklediğini söyledi ve beni odasına doğru götürdü. Albay'ın odasını tıklatıp içeriye girdim. "Merhaba Albay'ım ben Doktor Sumru Kaya.Yeni görev yerim sizin birliğiniz sizlerle çalışmaktan onur duyacağım" diyip tokalaştım. Albay çok şirin tatlı birşey çokta babacan birine benziyor. "Hoşgeldiniz doktor hanım bende Albay Yusuf Yılmaz. Kendi komutanlarıma mesaj attım şimdi gelirler. Onlarla tanışmanı istiyorum çünkü genelde sahada onlarla çalışacaksın. " "Memnuniyetle Albay'ım siz nasıl uygun görürseniz." Kapı açıldı ve içeriye mankenlik ajansından fırlamış gibi boylu poslu kaslı 6 tane yakışıklı girdi. Vallahi dibim düştü desem yeridir. Delal burda olsa net hepsini ayarlardı. Albay yanıma gelerek; "Sumru kızım seni askerlerimle tanıştırayım " diyerek başladı. İlk sırada gayet yakışıklı hafif kumral tenli gözleri yeşil oldukça yakışıklı ama çokta sinirlice bakan kişiyle tanıştırdı. * Yüzbaşı Hakan Koçak * Üsteğmen Meriç Yılmaz *Teğmen Kadir Karaca *Teğmen Kerim Karaca *Uzman Çavuş Ali Bozkurt *Uzman Çavuş Kaan Kaya. Hepsiyle tokalaştım hepsi çok samimi bir şekilde karşılık verdi ama Yüzbaşı sanki babasını öldürmüşüm gibi bakıyor çok ters biri belli. Bende kendimi tanıttım Sumru Kaya diye. Ordan birden Uzman Çavuş olan Kaan Kaya söze atladı. " Doktor hanım biz sizle kardeş yada kuzen olabilir miyiz soyadlarımız tutuyor. Sizle soydaş olabilir miyiz? Adaş gibi düşünün." diyince ben güldüm "güzel fikirmiş Çavuş'um olabilir. Ama benle soydaş olursanız iki tane daha soydaşınız olacak çünkü ben iki kuzenimle buraya geldim." " Ooo bana uyar doktor bir sürü soydaşım olur ne güzel" dedi. Ben bu soydaşım Kaan'ı şimdiden çok sevmiştim. Matrak biri belli. Üsteğmen Meriç Yılmaz söze girdi; "Doktor hanım lojmanlardamı kalıyorsunuz yoksa evmi tuttunuz. ?" "Lojmandayız Teğmen'im. Hemen bu yol üstündeki ilerideki lojmanlar. "Aa bizim çocukların kaldığı lojmanlar hangi bloklardasınız?" "A blok Teğmen'im. Sizin çocuklar kim bu arada?" "Bizim çocuklar Kadirle Kerem ikisi kardeş onlar bir dairede, Ali ile Kaan bir dairede sadece Yüzbaşım tek kalıyor ve hepsi A blokta. Bizde ailecek lojmana yakın başka bir sitede oturuyoruz. Bu arada Albay benim babam. Ama birlik sınırları içinde asla Baba-oğul ilişkisi istemiyor." "Ya hepinizle komşuyuz ne güzel çok mutlu oldum." Donuk yüzbaşı ordan söze girerek; "yeter bu kadar laf beyliği hepiniz bahçeye." Bu yakışıklılığın karizmanın arkasından nasıl böyle kişilikte biri çıktı şaşırdım cidden. "Yüzbaşım ne güzel sohbet ediyorduk." "Sohbet etmeyin doktor hanım işinize bakın. boş muhabbet yapmak gibi vaktimiz yok bizim. Sizde gidin iki iğne yapın, ilaç felan yazın " diyip yüzüme dahi bakmadan çıktı. Hay ben senin gibi adamın kalıbına tüküreyim. Çattık iyimi. Bütün hepsi çıkınca Albay yanıma gelip, " Sumru o biraz böyle soğuk karakterli biri ama iyidir sen ona aldırma." "Yok aldırmadım Albayım. Ben artık gidip odamı gezeyim."diyip bir tane askerle odama geldim. Gayet düzenli tertipliydi. Bugün ilk gün olduğu için çok birşeyle ugraşmıyacağım yarın daha detaylı bakarım. Biraz hava alayım diyip dışarı çıktım. Bizim ekip dışarıda Kaan'ı görünce yanına gittim. Selam verdim ne yapıyorsunuz diye sordum. "İki güne kalmaz operasyona çıkacağız. Komutanım onun detaylarını konuştu soydaşım. İşte ufak tefek hazırlıklar yapacağız". "Anladım aman dikkatli olun soydaşım. Bu arada aynı bloktaymışız o zaman akşam seni diğer soydaşlarınla tanışma kahvesine bekliyorum. Bana telefon numaranı ver bakalım " diyerek telefonumu uzattım oda numarasını yazdı kaydettik birbizimizi. İkimizde soydaşım diye kaydedince istemsizce birbirimize gülüp baktık. Yanımıza sinirle gelen sevgili Yüzbaşı'mız; "Kaan senin işin yok galiba 10 tur birliğin etrafında koşmak ister misin?" diyerek soydaşımı uzaklaştırdı. Ya bu adam neden bu kadar kaba biri anlamadım. "Yüzbaşım neden böyle birşey yaptınız. Sohbet ediyorduk sadece." "Doktor sana boş işlerle uğraşacak vaktimiz yok demiştim neyini anlamıyorsun?" "Özür dilerim ben sadece.." "Tamam doktor hanım iyi günler " diyip gitti. Pis kaba saba herif ay ben bide bunu ilk görüşte beğendim felan ne kadar salağım ben. Çıkış saati gelince herkes hazırlandı çıkıyordu Albay bana seslendi yanında bizim kaba Yüzbaşı da var. Albay; " Sumru kızım ben bugün çarşıya geçiyorum yoksa seni lojmana bırakırdım ama Hakan arabayla gelmiş o seni bırakır". " Yok cidden gerek yok ben giderim hem sabahta kendim geldim" dedim ama Albay ısrar etti. Oda hemen emredersiniz diyerek yanıma gelip yürümeye başladı. Arabasını göstererek binmemi sağladı. Öne binip kemerimi taktım. Oda bindi yola koyulduk zaten 2,3 dk sonra lojmana geldik. İnerken teşekkür edip sohbetine doyum olmadığını söyledim. " Doktor sohbet etmeyi sevmem" "Onu anladık Hakan " " Hakan mı?" " Niye şaşırdın Hakan değilmi adın?" madem sen kabasın sana bende senin gibi davranırım. "Yüzbaşına ne oldu?" "Mesai saatleri dışında ve sivildeyken sadece Hakansın. Sende doktor demeyebilirsin bir adım var ve adım Sumru. Bende adımın söylenmesini tercih ederim." diyerek kukuman kuşu gibi bırakıp lojmana doğru ilerledim. Dış kapıdan zile bastım ama açan olmadı fazla yedek anahtar olmadığı için alamadım. Kızlar bugün çarşıya inip çektirecektiler.Telefonu çıkartıp Hazal'ı aradım nerde olduklarını sorunca Delal'in genelde Migren krizi tutar ve serumsuz asla geçmez yakındaki hastanede olduklarını söylediler yarım saate işleri bitermiş mecbur bekleyeceğim ne yapayım. Tam arkamı döndüm gidip banka oturayım diye hop bizim kaba Yüzbaşı ile burun buruna geldik. " Yavaş doktor aa pardon Sumru" "Pardon" diyerek tam gidiyordum ki "nereye neden eve gitmiyorsun ?" diye sordu. Ay isteyince nasıl da kibar olabiliyor. "Kuzenlerimden birisi rahatsızlanmış birlikte hastaneye gitmişler yedek anahtarımızda yoktu. Bende onlar evde olur diye güvenerek çıktım ama işte küçük bir talihsizlik oldu dışarıda kaldım." "Anladım hava biraz serin istersen gel, onlar gelene kadar benim evde dur". "Rahatsızlık vermiyeyim" "Sumru geliyormusun karnım aç ve kapının önünde takılacak hiç vaktim yok." "Tamam geliyorum" diyerek olduğu daireye çıktık. Dairesinin kapısını açınca çok şaşırdım çünkü bizim direk karşı dairemizdi. "Aa sen burda mı oturuyorsun? bizde karşı dairedeyiz" dedim. " İyi ne güzel işte bak bugün numarasını aldığın Kaan'da hemen yan dairenizde oturuyor". Niye bunu söylediki şimdi. Garip biri bu ya. Böyle yakışıklılığa böyle gariplik hiç olmamış hiç. Neyse içeri geçip salona oturdum. Elini yüzünü yıkayıp kamuflajlarını çıkartıp gelmiş siyah eşofman ve siyah t-shirt giymiş kasları felan belli oluyor o yeşil gözleri nasılda ortaya çıkmış. Sumru kendine gel kızım adam baya odun bişey kendini kaptırma. "Sumru ben mutfaktayım tost hazirlayacağım sende ister misin?". "Tostmu yiyeceksin?" "Evet Sumru ne bekliyorsun bekar bir adam ya makarna ya tost yapıp yer." "Ay çok banel benim iki kuzenim ve bende cidden çok güzel yemekler yaparız yani bu konuda çok iddialıyız. Bir akşam misafirimiz ol gelde iki güzel yemek ye." "Yok ben almıyım. Sen tost yiyormusun onu söyle." "Olur yerim. Ama bende yardım edeyim" diyerek mutfağa geçtik. Malzemeleri çıkartıp hazırlamaya başladı. Yardım edeyim dedim ama sen misafirsin otur dedi. Sonra hazırlayıp tostları getirdi. Yemeye başladık telefonuma mesaj geldi. İstanbul'da beni rahatsız eden peşimde dolanan mahallenin serserisi Zafer mesaj atmış gerçi mesaj değil roman yazmış. " Bu s***k benim bu numaramı yine nerden buldu acaba " diye içimden söylendim. "Noldu Sumru?" "Bişey yok " dedim ama çok huzursuz oldum. " Sen iyi değilsin yüzün beyazladı" " Ya çok önemli değil İstanbul'da mahalleden peşimde serseri bir çocuk vardı sürekli rahatsız ediyordu kaçıncı numara değiştirişim artık bilmiyorum yine bulmuş ve bana tehdit mesajları atmış." "Ne demek tehdit mesajları ver bakayım şu telefonu bi." "Tamam Yüzbaşım gerek yok hallederim." "Sivilde Hakan'ı tercih ederim ama şu telefonu ver." böyle diyince sinirden de gözlerim dolmuştu verdim telefonu. Bakınca mesajları okuyunca çok sinirlendi. " Başıma bela oldu buralara geldim kurtulurum diye ama baksana yerimi bile öğrenmiş birliğe kadar yazmış. Ya varya bir kocam yada sevgilim olsaydı herhalde vazgeçer peşimi bırakırdı. Sanırım ben bahtı karalıyım kimsede yok şunun ağzını kapatayım bir rahat edeyim artık." Biran telefonumdan birşeyler yaparak birini aradı ve hoparlöre aldı konuşmaya başladı. " Bana bak hаfif meşrep çocuğu bir daha Sumruyu ararsan senin leşini itlerin ortasına atarım." Zafer telefondan; " Sen kimsin lan y****k. Sumru nerde onu ver "dedi ama Hakan'ın gözleri döndü. "Lan döl israfı senin beynini si'kerim. Seni çıktığın deliğe geri sokarım. Bir daha aramıyacaksın dedim." "Sen kimsin lan yeminle oraya gelir seni öldürürüm." "Senin yolunu si'kerim eğer gelmezsen gel bakalım zaten yerinide biliyorsun. he bide bu arada ben Sumru'nun sevgilisiyim gel oğlum seni bekliyorum" dedi. Ben şok oldum benim sevgilim olduğunu söyledi Zafer'e. Şuan dona kaldım bakayım beni neler bekliyor. 'Ekiple Kaynaşma ' -Sumru Kaya- Hakan Yüzbaşının evinde telefonda meşhur sapığım Zafer' e onun sevgilisiyim diyince şok oldum. Pek konuşmadan kızlar arayınca eve geçtim. Dün birliğe gittiğim andan beri akşama kadar olan herşeyi noktasına virgülüne kadar anlattım. İkiside şaşırdı. Delal tabiki hemen Yüzbaşı yakışıklıysa hemen bana ayarlıyorsun yada diğerleri kuzen artık hangisi denk gelirse diye takıldı. Bende espri yaparak; " AA Yüzbaşı benim tatlım zaten yürüyen Brad Pitt gibi hem Zafer'e sevgilimde dedi. Manyak ya bir görsen böbürlene böbürlene hemde. " Yarın Hazal'da işe başlayacağı için erkenden yattık. Sabah olup kalkınca hemen hazırlandım. Bugün diz üstü kot etek ve eteğin üstüne denk gelen buz mavisi gömlek giydim. Saçlarımı düzleştirip makyaj yaptım ayağıma spor ayakkabı giydim. Bugün biraz spor olmuştu çünkü kıyafetim. Kapıdan hızla çıkınca hemen karşı dairede evden çıkan Hakan'ı gördüm. Kamuflajlar içinde yine çok yakışıklı gözüküyordu. "Günaydın yüzbaşım Hakan"dedim. "Günaydın Sumru ama niye öyle dedin" "Sivilde ve kamuflajlısın tam ne diyeceğime karar veremedim." "Ev sınırları içinde de Hakan diyebilirsin. Aradımı o şeref yoksunu yada mesaj attımı?" "Yok hiç birşey yazmadı". "Sen birliğemi gidiyorsun?" "Evet" "İyi benle gel" "Yok ben yürürüm " "Bu etekle yürürsen sağda solda peşine Zafer gibilerin takılması gayet doğal ". "Yüzbaşım kırıcı oluyorsun yani sorun bendemi. Benmi istedim benmi kuyruk sallamış oldum". " Sumru özür dilerim öyle demek istemedim ben asla. Yani etek kısa işte onun gibi zihniyetler çok ortalıkta bakarlar diye dedim." "Deme bir daha ve seninle gelmiyorum Yüzbaşı". Sinirlenip lojmandan çıkıp birliğe doğru yürümeye başladım. Yanımdan hızla gelip geçti arabasıyla. İyi anladık dalyan gibi araban var. Sanki liseli ergenler gibi kızlara hava atarcasına gaza basması nedir yani kaba adam. Yürümeye devam ederken telefonuma peş peşe mesajlar geldi bakınca Zafer'in attığını gördüm yine bir sürü tehdit mesajları atmış. Hatta buraya geliceğinden felan bahsediyor. Aldık başımıza belayı bu Yüzbaşı sevgilisiyim diyince daha çok sinirlendi galiba daha da hırs yaptı. Şimdi gidip bu mesajları ona okutacağım başıma sardığı belayı temizlesin. Birliğe girince apar topar Yüzbaşının odasına girdim hiç kapıyı tıklatmakla uğraşamayacağım o kaba sabaysa ona anladığı tarzda davranacağım. İçeri girip tam birşey diyecekken bütün ekibin orda olduğunu gördüm. Sanırım toplantı yapıyorlardı. Hakan Yüzbaşı; "Doktor sizin oralarda kapıya vurulmaz mı?" "Yüzbaşım özür dilerim çok hafif vurup tıklayıp birden açtım biraz sıkıntılı bir durum vardı da o yüzden. Ama sanırım siz toplantı yapıyorsunuz ben sonra gelirim." "Dur doktor işimiz bitti. Onlarda şimdi çıkacaklar. " diyip hepsine kaş göz işaretiyle çıkabilirsiniz dedi. Tam o esnada soydaşım Kaan; "Soydaş kahve sözün vardı bak biz yarın operasyona gidiyoruz yokuz an az 3 gün en fazla 3 ay olamayabiliriz." "Hadi ya o kadar sürer mi?" kafasını salladı. "Tamam o zaman akşam gel ben şimdi kızlara haber veririm ama tatlılar senden soydaşım". Asker selamı vererek "emrin olur soydaş " dedi. O esnada Meriç Komutan; "Doktor hanım birtek bu zibidi Kaan' mı davetli. Peki bizler sonuçta biz bir ekibiz artık." " Haklısın Meriç komutan o zaman akşam hepinizi tam kadro bekliyoruz. Artık tatlı kategorisini biraz siz arttırın. O iş sizde." Biz böyle güzel güzel konuşurken kaba Yüzbaşı'mız yine devreye girdi; " Asker haydi herkes hazırlıklara " diye kükredi. Hepsi asker selamıyla onaylayıp gitti. Yüzbaşı bana bakıp; " Ne gerek vardı böyle birşeye. Neden ekibi kahve içmeye çağırdın." " Yüzbaşı ekiple senide çağırdım ve onlar benim ekip arkadaşlarım burda olduğum süre zarfı ne kadar olur bilmiyorum ama onlarla çalışıcam farkındaysanız ve hepsiyle komşuyuz. Kaldıki Kaan Komutanı çok sevdim bizim kızlarda sever eminim. Yani abartılacak bişey yok". "İyi size iyi kadın günü yapmalar. Ben gelmem." "Gelseniz şaşardım zaten böyle insanlara karşı üsten bakmak, duygusuz olmak, insan ilişkileri sevmeyen biri olarak gelmenizi beklemedim zaten. Bende sizi nezaketden davet ettim. "Sumru haddini aşma". "Resmiyetde doktoru tercih ederim". "Sen neden geldin noldu?. O adammı mesaj attı?". "Bir önemi yok yani çokta önemli birşey değil " diyip tam odasından çıkıyordumki beni kolumdan tutup kendisine hızla çevirdi çok yakın olduk böyle olunca. "Bırakır mısınız Yüzbaşım?" "Doktor ne oldu bak söyle. O adam mesaj attı dimi?" "Evet attı ve senin yüzünden iyice başım belaya girdi iyice bana sardı. Şuan hırslandı bence nasıl sevgilisi olur diye çünkü o bugüne kadar hep seni bekleyeceğim zaten hayatında kimse yok diyordu. Şimdi hırs yaptı başıma bela olacak" diyerek ağlamaya başladım. "Ver şu telefonu " telefonu uzattım yazdığı mesajları okudukça yüzü değişik şekillere girdi aşırı sinirlendi. " Lavuğa bak ya banamı günümü gostericekmiş. Ne zaman gelir tahmini bu şeref yoksunu çünkü ağzını burnunu kırmak için sabırsızlanıyorum. " Hakan ne gelmesi saçmalama bu adam tehlikeli ve ben korkuyorum." "Şuan korktuğun için Hakan dediğini düşünüyorum . Yüzbaşı tercihim." "Off şuan sorun bumu korkuyorum diyorum bana birşey yapabilir. Çünkü artık sevgilim var sanıyor." "Korkma sevgilin var sanıyorsa, var saydığı sevgilinde seni korur." diyince bana kal geldi. Bu yüzbaşı cidden ayarsız hiç ayarı yok. Tam kalkıp gidecekken, "akşam benimle eve geliceksin şu ara tek olma bu şeref yoksunu gelebilir. Birde al şu telefonu bana numaranı ver sıkıntı olursa ararsın." "Kaan Komutanı ararım sonuçta oda hemen yan dairede." "Doktor uzatma yaz numaranı" diyince alıp yazıp çıktım. Çıkınca bir numara çaldırdı. Sanırım bizim kaba Yüzbaşı. Ve aynı o şekilde de kaydettim. Hakettiği gibi. Akşam birlikten çıkarken bahçede arabasının önünde beni beklediğini gördüm. Gözlükte takmış çok yakışıklı duruyordu. Böyle kaba saba huysuz biri olmasa bence daha güzel bir bağ olabilirdi aramızda. Aman neyse ne yapalım kibar naif birini bulana kadar kısmet aramaya devam. Böyle kaba saba birini asla hayatımda istemem. Arabaya binip lojmana doğru yola çıktık. İnerken birlikte "o şeref yoksunu mesaj atarsa bana haber ver". "Emriniz olur komutanım" diye söylenip binaya girdim. Kızlar benden önce hazırlıklara başlamış bile. Delal limonlu cheesecake bile yapmış. "Keşke zahmet etmeseydiniz ben bizim soydaş'a kitledim tatlıları." diyip gülüştük. Akşam ilerleyen saatlerde tüm ekip geldi hepsi değişik değişik tatlılar almış. Gözüm istemsizce Hakan'ı aradı ama yok gelmemiş kaba herif. Kaan sanırım anladıki; "Soydaşım komutanımın işi varmış gelemedi " dedi. Külli yalan işi felan yok. Ben soğuk nevaleyim kimseyle işim olmaz demiyorda. Ekip gelince kızlarla tanıştı. Tam tahmin ettiğim gibi Delal'le Kaan süper anlaştı. Tahmin etmiştim iki deli bir araya gelince diğeri değneğini saklarmış misali. Baya kanka felan demeye başladılar birbirlerine. Meriç'le Hazal'da çok güzel sohbet ediyor. Bizim Hazal zaten tam narin çiçek, yani onun sohbet edebileceği tek kişide Albay oğlu olurdu doğru. Hazal'la Delal'i gören asla kardeş demez bu kadar iki zıt karakter. Herkes sohbet muhabbet ederken bende Yüzbaşı'mızıza mesaj attım. Ben: Keşke gelseydin biz adam yemiyoruz. Kaba Yüzbaşı: Sana boş muhabbetleri sevmediğimi söylemiştim. İşim olmaz kadın günü konseptli yerlerde. Ben: Ya sen şuna ben yaşlıyım kafam kaldırmıyor desene. Kaba Yüzbaşı: Doktorrrrr!!!!!! Ne yaşlısı ben daha 30 yaşındayım. Ben: Bana göre yaşlısın. malum ben 25 yaşındayım. Senin ekipte senden bir kaç yaş küçük ayrıca ruhları genç. Senin içine Darülaceze kaçmış. Neyse sana evde tek başına iyi takılmalar. yazıp çıktım. Kudursun şimdi. Aradan 5 dk gecmediki kapı çaldı ben bakarım diyerek gidip açtım hop banko Yüzbaşı'mız gelmiş. "Hoşgeldin Yüzbaşım aa pardon Hakan noldu evde tuz felanmı kalmadı." "Bende davet edilmiştim diye hatırlıyorum" "Evet ama sende böyle ortamları sevmediğini söylemiştin, bende doğru yaşlılara göre olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum". dememle kolumdan tutup duvara yasladı. "Ne yapıyorsun bıraksana delimisin sen?" "Sus Sumru bir daha bana yaşlı felan deme cidden kötü olur". "Aman tamam be demem. Ne tür bir delisin sen ya." diyip içeriye geçtik. Ekip görünce çok şaşırdı. Komutanım işiniz vardı felan dediler. Oda bitti geldim felan dedi zırvaladı. Ben kahve yapmak için mutfağa geçtim herkes kendi alemindeydi çünkü. Arkamdan oda mutfağa geldi. "Sade " dedi. Donuk bakınca "kahvemi sade içiyorum, sormadın da onu söylemeye geldim." Kafa salladım sadece. Az önce tuttuğu kolum acımıştı. Ayarsız sanki karşısında kendi gibi güçlü biri var hafif tutması bile nasıl ağır. Kolumu ovaladığımı görünce yanıma geldi. "Özür dilerim Sumru ben canını yakmak istemedim." "Önemli değil Yüzbaşım geçer birazdan". "Sivildeyken farkettim de bana sinirlenince Yüzbaşı diyorsun." "Bilmem olabilir sinirlenmişimdir belki." İçerden Delal'in sesini duyduk. Hadi gelin bu güzel gecenin anısına fotoğraf çekilcez diye. İçeriye geçtik masanın etrafına hepsi toplanmış. Delal tripotu ayarlıyordu. Bizimki yine uyuzluk yaptı." Siz çekilin ben çekilmem" diye. Bende iyice can damarından vurarak; " bencede biz gençler olalak çekilelim ekip" diyince neyi ima ettiğimi anladı ve yanıma geldi. Fotoğrafa girdi. O gelince ben biraz öteye kaydım. Delal ayarladığını peş peşe bir kaç tane çekeceğini söyledi . Ben biraz daha uzaklaşınca Yüzbaşımız belimden tutup çektiği gibi ona çok yakın bir şekilde fotoğraf çekilmemizi sağladı. Bu adam ayarsız cidden sağı solu belli değil. Bir sapığıma sevgilisiyim diyor, kolumdan tutup hırpaladığı günün ilerleyen zamanında belimden tutup kendine doğru çekip fotoğraf çekiliyor. Gerçekten anlayamadım. Gece çok eğlenceli bitmişti hepsini uğurladık ortalığı toparlayıp yattık. Yarın ekip operasyona çıkıyor. Aslında bende gidecektim ama Albay tehlikeli bir operasyon olduğunu benimde daha çok yeni olduğum için birlikte kalmamı söyledi. İnşallah hayırlısı ile gidip gelirler. En çokta kaba Yüzbaşı aklımda içimde kötü birşey var sanki. 'Operasyon" -Yüzbaşı Hakan Koçak - Dün gece komşularımızın evinde kahve fasılı yapıp bayağa keyifli vakit geçirdik. Sumru biraz sinirlerimi bozsada bana yaşlı felan diyerek yinede eğlenceliydi. Bu kız bazen beni çok kışkırtıyor. Bu asi ve bana kafa tutan halleri çok s***i duruyor. Neler düşünüyorum kendime kızıyorum. Geçen mini etekle işe geliyordu içimden kıskandım ama başka şeyleri bahane edip arabayla benle gelmesini istedim ama bana kötü döndü. İyice kızdı bana. Birde belası Zafer diye bir p*ç çıktı. Kızın peşinde olduğunu öğrenince sinir beynime çıktı. O anlık boşlukla sevgilisiyim felan dedim. Sabaha operasyona çıkacağız inşallah Sumruyu'da görürüm umuduyla birliğe geçtim. Oradaydı benim timin yanına gidince oda geldi. Herşey hazır yarım saate çıkacağımızı söyledim. Gözleriyle kaçamak bakıyor anlıyorum. Yanıma gelip, "Yüzbaşım dikkatli olun hepiniz Allah'a emanet olun " dedi . Hazırlıklar tamam olunca askeri araçlara binip yola çıktık. -Sumru Kaya- Timi uğurlayınca içimdeki sıkıntı dahada çoğaldı. Aklımda Hakan'ın giderken arkasına dönüp bakışı kaldı. Kaba herif ne kadar kızsamda şuan operasyona gidiyor diye onun için telaşlanıyordum. Akşam oluyor işlerim bitince eve geçtim. Kızlar yemek yapmış yedim ortalığı toparlayıp duşa girdim. Ama hâlâ içim çok sıkkın. Aklıma gelenle mesaj attım hemen. Ben: Ne yaptınız Yüzbaşım sizi ve timi merak ettim umarım iyisinizdir. yazdım ama sadece tek tık oldu. Bir saate yakın bekledim ama mesaj iletilmedi. Muhtemelen telefon çekmeyen bir yerdeler. Bende yorgunlukla uyuyup kalmışım. Gece telefonun mesaj sesine uyandım. Bakınca Hakan'ın mesaj attığını gördüm. Kaba Yüzbaşı: Timde bende iyiyim. Teşekkürler. Sadece bu kadarmı ya teşekkürlermi. Ben onu burda merak edeyim o sadece teşekkür etsin. Ben: Bende iyim Yüzbaşım teşekkürler. Kaba Yüzbaşı: Sumru sen şuan inşallah tirip felan atmıyorsundur. Çünkü dağın başında teröristlerin cirit attığı bir ortamda en son isteyeceğim şey bile değil bu tirip muhabbeti. Ben: Yok Yüzbaşım ne tiribi. Sizleri çok merak ettim sadece sağ salim gelin hepiniz. Kaba Yüzbaşı: Neyse Sumru çok boşa konuşacak vakit yok. Timden uzaktayım yanlarına gitmeliyim. Ben : Peki. Yazıp sadece çıktım bazen öyle bir kırıyor ki insanı. bilerekmi yapıyor anlamıyorum. Nedense istemsizce ağladım. O gece bizim evde çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Yüzünü okşadım neden böyle yapıyorum anlamıyorum ama kendine gel Sumru bu adamdan olmaz bu adam senin hayallerindeki adamın yakınından dahi geçmiyor üzülürsün kızım diye kendimi dizginlemem gerekiyor. Uzak durmakta fayda var. Sabah olunca kalktım yine işe gittim. Albaya haber varmı diye sordum ama hiç birinin telefonunun çekmediğini telsizlerle irtibata geçtiğini söyledi. Hakan'ada artık mesaj atamıyorum çünkü beni üzüyor üzülmek istemiyorum. Aklıma gelenle bende Kaan'a mesaj attım. Ben: Soydaşım nasılsınız sizi çok merak ediyorum. Tam kadro eksiksiz gelirseniz size çok güzel bir ziyafet çekmeyi planlıyorum. yazdım ama asla iletilmedi. İyice merak ediyorum. Allah'tan bugün haftanın son günüydü. Hafta sonu daha sakin bir şekilde evde dinlenirdim. Akşam olunca eve geldim telefondan mesajlara baktım ama yok Kaan'a iletilmemiş. Gözüm bir kaç altta mesajlarda adı gözüken Hakan'a kaydı. Profil resminden bile kamuflajlı halini görünce içim kötü oldu. Ertesi gün oldu hâlâ mesaj iletilmedi. Delal'le konuştum oda hiç Kaan'la görüşmemiş mesaj atmış ama onunkide iletilmemiş. Haber alamadıkça iyice huzursuz oldum. Hakan'a yazamıyorum. Zaten telefonları çekse Kaan bana cevap verir. Böyle böyle pazartesi oldu. Tekrar uyanıp işe gitmek için yola koyuldum. Belki Albaydan bir haber alırdım. Birliğe giriş yapınca Albay'ı telaşlı gördüm ne olduğunu sorunca, Timin döndüğünü ama Yüzbaşının yaralı olduğunu söyledi. Hastaneye gidiyordu bende gitmek için kendisinden onay aldım ve birlikte gittik. Bütün tim burda ama bitek Hakan yok gözüm onu aradı. Kaan'ı görünce ona sarılıp üstüne başına baktım kir toz pas içindelerdi resmen. "Kaan ne oldu? Yüzbaşı nasıl?" "Sakin soydaşım büyük birşey değil omzundan yaralandı. Komutan için bu devede kulak." "Off Kaan saçmalama adam vurulmuş." "Tamam soydaş paniğe gerek yok cidden iyiydi. Kurşunu çıkartmak için aldılar ameliyata. Biraz zaman geçtikten sonra ameliyathane kapısından çıkan doktora doğru koştuk. Kendimi tanıttım Doktor olduğumu belirttim. Sağolsun hocam gerekli hem tıbbi bilgileri ve genel bilgileri verdi. Birazdan odaya alırlar ve görürsünüz dedi. Bu gece burda kalıcak yarın taburcu olacaktı. Hakan'ı odaya aldılar. Bütün tim ve Albay yanına girip geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Albayın işi olduğu için gitmek zorunda kaldı. Çocuklar biriniz yanında refakatçi kalırsınız diye belirtti. Meriç kalacağını söyledi. Herkesi yolladı çünkü onlarda çok yorgundu kaç gündür operasyondaydılar. Meriç; " Sumru ben bi kantine insem sen biraz burda durabilirmisin komutanımın yanında. Yiyecek birşeyler alıp geleceğim" dedi. Bende başımla onayladım. "Hakan nasılsın ağrın varmı? Doktorundan bilgileri aldım bir kaç dikişin var. iki gün duş alamayacaksın. Sonra bir haftaya dikişleri aldirabilirsin." "Tamam abartma Sumru ". "Yüzbaşım ben telaş yaptım. Korktumda o yüzden yani." "Korkma Sumru, telaşta yapma ben alışığım bu ilk değil sonda olmayacak. Yani Doktorluk nutuğunu bana atmana gerek yok." Bu adam yine beni kırıyordu. Ben s***k gibi onu merak edip yanına geldim. Aptalım ben aptal. Akıllanmam ben. Meriç gelince; Haydi görüşürüz Meriç ben çıkıyorum." "Sumru kalsaydın biraz daha" "Yok bana fazla gerek yok. Hem sizin bu ilk değil alışkınsınızdır." diyip çıktım. Yol boyu eve gidene kadar kendime sinirden sövdüm. Yolda sinirle giderken birine çarptım ama hava kararmıştı pardon diyip yüzüne bakmadan ilerledim. Eve gidip deli gibi ağlamak istiyorum. Aptallığıma, salaklığıma, akılsızlığıma. Eve gelince kızlara sarılıp ağlamaya başladım. Kızlara durumları anlattım onlarda Hakan için endişelendiler ama iyi olduğunu duyunca ikiside rahatladı. Ben hâlâ s***k gibi ağlıyordum. Delal; Kuşum sen bu Hakan'a aşık olmuş olabilir misin?." " Delal saçmalama ne diyorsun? kafayı mı yedin sen?" "Kızım o zaman niye ağlıyorsun defol et. Ne hali varsa görsün. Çokta kıçımızda yani. İyilikten anlamıyorsa muhattap olma." "Sinirden ağlıyorum Delal, aşktan değil korkma. Neyse ben yatıyorum galiba regl olucam ağrımda var." Hazal; Kuzum hemen ilaç al senin zor geçiyor bak biliyorsun. "Alıp yatıcam zaten hemen." Sabah uyandığımda regl olmuştum. Ağrımda vardı. Kızlar çoktan gitmişler. Bu halde birliğe asla gidemezdim Albay'a mesaj attım rahatsız olduğumu söyledim. Kalkıp kahvaltı yapıp ilaç almak en doğrusuydu. Tam mutfağa geçerken kapı çaldı hemen açınca Meriç'le Hakan'ı gördüm. Meriç çıktıklarını söyledi ve hemen birliğe gitmesi gerektiğini Komutanlarına çorba yapıp yapamayacağımı sordu. Zor bela ayakta duruyordum ama yinede yaparım dedim. Ben yine nezaketden geçmiş olsun Yüzbaşım dedim. Bana bakıp; "Sumru iyimisin? biraz rengin soluk gibi." "İyiyim Yüzbaşım ben çorba hazır olunca size bırakırım." diyip içeriye girdim. Hemen yayla çorbası yaptım hızlı bir şekilde ve ağrım iyice artmıştı. Hazırlayıp tepsiye koydum ve karşı daireye geçtim. İkinci çalışta açtı kapıyı. Hoşgeldin diyerek beni içeriye aldı. Mutfak masasının üstüne tepsiyi bıraktım tam çıkacaktım ki kolumdan tutup; "Sumru neyin var, hiç iyi gözükmüyorsun." "Rahatsızım biraz ama iyi olurum önemli değil " "İstersen hastaneye gidelim." " Gerek yok buda benim ilk ve son yaşadığım şey değil genelde her ay yaşıyorum. Doktor olarak nutuk çekmek gibi olmasın ama yapabilecek pek bişey yok malesef bunu çekmek zorundayım. En olasılık ağrı kesici ve çok çok serum yani ben kendime ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Doktorum ya hani". "Anladım tamam sen şu her ay olunan şeyden olmuşsun." "Sanane ney olduysam oldum." "Sumru sakin ol biraz." "Neyse ben gideyim sen çorbanı iç" dememle karnıma birden bıçak saplanır gibi Ağrı girince karnımı tutup iki büklüm kıvrandım. Hakan hemen tek koluyla beni tutup koltuğa oturttu. "Sumru iyi değilsin Meriç'i arayalım gelsin Hastaneye gidelim." "Sana gerek yok dedim anlamıyor musun? neyini zorluyorsun be adam." "Sumru bak ayarlarımla oynama ne oluyor durduk yere sana." "Durduk yere mi ya sen iyimisin tanıştığımız dan beri sürekli bana ayarsız davranıyorsun. Sürekli bı laf sokuyorsun. Beni rencide ediyorsun sence durduk yere mi. Ben sana yakın olmak istedikçe sen duvar örüyorsun. " diyerek ağrımında verdiği acıyla ağlamaya başladım. Kollarıyla beni tutarak kendine bakmamı sağladı. "Sumru bana yakın olma. olmamalısın. Ben ateşim Sumru kendimle birlikte yanımdaki herkesi yakarım. Ben hiç sevgi görmeyen bir anneden olmuşum. Hiç sevgi görmeyen bir çocuk olarak doğmuşum büyümüşüm o yüzden bana yakın olma. Benden uzak dur yapma. Sen üzülürsün ben karşımdakini üzerim." "Öylemi diyorsun Yüzbaşım " "Evet Sumru benle iyi olmaya bana yakın olmaya çalışma." " O zaman beni bu burda son görüşün karşına çıkmamak için emin ol elimden gelen herşeyi yapıcam hoşçakal Yüzbaşı." diyip o evden ağlayarak çıktım. Artık Hakan'ın yüzünü dahi görmek istemiyordum. Beni bu akşam kalbimden bıçakladı ne kadar inkar etsemde ona karşı ilgim vardı ama bu akşam bütün kalbime kurşun sıktı. Yapacak bişey yok sitem etmeyede hakkım yok. Hayatta herşey kısmet. Eve gelip Özcan Deniz'in o şarkısını açıp açıp dinledim. Yangın her aşkın yolu Sevdim, gördüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı haram ettim. 'Mesafe' -Sumru Kaya- Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım. Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum. "Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?" "İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük. "Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi." "Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi." "İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz." Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi. "Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi. "Nasıl oldun Sumru?" "Sizene" "Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın." "Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor". "Sumru derdin ney?" "Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum." "Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?" "Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı." "O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun." "Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti. "Musaitmisiniz Doktor hanım" "Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş. "Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir." "Tamam sen yap pansumanı." Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım. "Biraz acıtmış olabilirim". "Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak." "Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu. "Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım." "İşte böyle senin gibi olamaz" "Sumru bak benim damarıma basma" "Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? " "Sumru sen cidden çok dik başlısın." "Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte." "Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma" "Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi. Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım. Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel". "O o burda " "Kim Sumru burda?" "Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu. "Bu şeref yoksunu kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu. "Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. gö'ğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım. "Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni k*******n senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. " "Sumru!!! kendine gel kapat çeneni." "Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı. "Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım. "Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana." "Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma." "Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum." "O zaman bende gelirim tek kalamazsın". "Hayır tabikide ben kendim giderim." "O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın." "Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi. Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi. "Kızlar gelene kadar yanında kalacağım." "Sakın gitme olurmu Yüzbaşı" "Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi." "Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum." "Tamam hadi sen uyu ben burdayım." Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım. "Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim. "Sen uyanık mıydın?" "Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru". "Anladım" "Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen" "Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum." "Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum." "Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?". "Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?." "Durucaksın Sumru olmaz." "Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun." "Sumru senin derdin ney?" "Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?" "Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun." "Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ". "Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim". Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi gö'ğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana." Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı. "Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı. Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?". " Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık. 'Kalbim Acıyor ' -Hakan Koçak- Sumru'nun evinden kendi evime geçince duvarları yumruklamaya başladım. Kızı arkamda gözü yaşlı bıraktım. Ben uyurken söyledikleri sonra bana söyledikleri ben adı herifin tekiyim ama uzak durmamız lazım. Olmaz ben kimseyi sevemem. Ben sevilmeyen ötelenen bir çocuk oldum. Babam denilen şeref yoksunu anneme bedensel sаldırı etmiş. Annem o yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulmuş. Aneannem ve dedemde hasta pek anneme destek olamamışlar . Köylü halkı anneme acıyıp hep bakmışlar. Köydeki ebe doğumunu yapmasını sağlamış. Anaanemle dedemde vefat edince annemin akıl sağlığı bu çocuğa bakmaya yetmiyor diye beni 3 yaşında devlet korumasına almışlar. Anne baba bilmeden sevgisiz büyüdüm. Çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Annem benim varlığımı bile unutmuş ben elinden alınınca iyice aklı gitmiş hastahaneye yatırılmış. Sonra öğrendim ki bu kadar acı ve üzüntüye dayanamayıp kötü hastalığa yakalanmış 2 ay sonra vefat etmiş. Bunların hepsini asker olunca elimdeki imkanları devreye sokunca öğrendim. Ben böyle sevgisiz büyüyen bu şekilde yetişen biri oldum. Kimse bizi sevip başımızı okşamadıki. Ben şimdi birine hele Sumru'ya nasıl o sevgiyi verebilirim. Bana o ağlayarak bakan gözlerine nasıl sevgi veririm. Ben ona bu haksızlığı yapamam. O belliki çok sevilmiş ilgi görmüş karşısında da onu bekliyor. Benden bu şekilde tavır gördükçe üzülüyor farkındayım. O yüzden uzak durmak en iyisi ben sevemem ben ona istediğini veremem. Ben onun için yanlış adamım oda zamanla anlayacak bunu. Sabah uyanıp işe gitmek için tam evden çıkarken kapıda Sumru ve kuzenleriyle karşılaştım. Kuzenleri selam verdi ama o asla tek kelime etmedi. Hem neden etsinki kıza neler dedim. Ama biran yüzünü gördüm allak bullaktı. Ağlamaktan gözleri şişmiş hep. İçimden kendime bir dünya sövdüm. Neden cesaretli olamıyorsun Hakan diye. Neden biraz olsun sevmeyi denemiyorsun diye. Ama olmaz ben onu üzerim. Benden uzak dur dedim ama birlikte felan onun o gözlerini gördükçe nasıl uzak duracağım bilmiyorum. Ama mecburum. Önden çıkıp gitti arabayla gel desem gelmez benimde zaten böyle birşeyi teklif etmemem gerekiyor. Arabayla yanından geçtim. Birliğe girince Kaan'ı gördüm. Sumru gelince odama gelsin direk diye direktif verdim. 10 dk sonra Sumru geldi. Gözleri şişmiş kıp kırmızı kızı ne hallere soktun Hakan. Ben senin... neyse kendime olan sinirimi başka türlü atarım. "Doktor öğleden sonra ilkyardım eğitimi var. Konferans salonu hazır. Başka bir eksik varsa söyle. Benimde olmam gerekiyormu?" Hiç iyi durmuyordu başı dönüyordu sanki.Zoraki konuştu benimle. "Yok herşey tamam birşeye ihtiyaç yok. Sizinde katılmanıza gerek yok. " diyip önündeki sandalyeye doğru zor bela tutundu. "Başım dönüyor" demesiyle ben yerimden fırlayıp onu tuttum. Tutmamla kollarıma bayıldı. -Sumru Kaya- Gözlerimi zorlayarak açınca kendimi hastane odasında buldum. En son birlikteydim iyi değildim ama ne oldu bana bilmiyorum. Koluma bakınca serum takılı olduğunu gördüm. Sağıma doğru bakınca Hakan koltukta oturuyor telefonuyla ilgileniyordu. Aşırı susamış hissediyordum kendimi. Su diye mırıldandım. Sesimi hemen duyup yanıma geldi. "Sumru iyimisin nasıl oldun?. Doktoru çağırayım mı?." "Su istiyorum Hakan boğazım yanıyor sanki" dememle hemen getirdi, bana suyu içirdi. Ne oldu bana diye sorunca anlattı. Onun odasında bayılmışım ambulansla beni hastaneye getirmiş. Bir kaç gün önce regl olmam birde stresli olmam kaynaklı vücudumdaki bazı değerler düşmüş ve strese bağlı bayılmışım. Anladım. bir kaç kez daha böyle olmuştum. Okulda dersler yoğun ve stresliyken. " Şimdi niye böyle stres yaptın, yapma Sumru bak kendine zarar veriyorsun. Çok kötü bir halde seni buraya getirdim. Ama birazdan çıkacağız doktor uyandıktan bir saat sonra çıkabilirsiniz dedi" "Teşekkürler Hakan benimle ilgilendiğin için. Dün akşamdan sonra karşıma çıkmayacaktın o yüzden şaşırdım." "Sumru onla bu bir değil. Bunu kim olsa yapar. Yani sen olmasan başkasıda bayılsa ben aynı şeyi yapardım." "Herkes gibisin yani diyorsun" diyince güldük. "Biraz daha dinlen, serumun da bitsin çıkarız " Ben biraz daha yattım serum bitince Hakan çıkarttı. Benim hazırlanmama yardımcı oldu. Hastaneden çıkıp onun arabasına bindik." Ee ambulansla geldik demiştin." "Meriç'ten istedim o getirdi." "Anladım". Lojmana gelince arabadan da inmeme yardımcı oldu binadan içeriye girdik. Çantam neredeki anahtarım onun içindeydi. "Sumru sanırım çantan birlikte kaldı o anki panikle hiç aklımıza gelmedi." "Ee Hazal sağlık ocağında, Delal'de okulda. Birliğe gidip çantamı almamız lazım." "Gerek yok benim eve geçelim sen yatıp dinlenirsin. Kızlar gelince geçersin eve." "Yok gerek yok. Sen beni beş dk birliğe götürüp getirsen olmazmı. Çantamı alırım." "Sumru saçmalama zaten yorgunsun. Biran önce yatıp dinlen. Ben Kaan'a haber vericem akşama çantanı getirir. " "Tamam "diyerek onun daireye geçtim. Cidden çok yorgunum dinlenme şart. Ben salona doğru geçince " yok koltuk olmaz pek rahat değiller, sen benim yatağıma geç dinlen. Nevresimler temizdir." "Yok önemli değil ama koltukta yatarım zaten bir kaç saat idare ederim." "Sumru sana ne diyorsam onu yapar mısın?". "Peki tamam bunada tamam" diyerek odasına doğru götürdü beni. Uzanmamı sağladı. "Ben şimdi sana çorba yapacağım onuda içince vitaminlerin var onları iç. Yoksa birlik doktorsuz kalacak " diyerek güldü. "Sen makarna ve tosttan başka bişey biliyormusun?". "Ehh işte yapıyoruz bişeyler. Umarım zehirlenmessin" diyerek mutfağa gitti. Dünkü bunları diyen adam sanki başkasıydı, şimdiki adam başkası. Hangisi gerçek Hakan bilmiyorum hangisi o cidden kestiremiyorum. Tam mayışmışken, çorbayı getirdi. "Kalk bakalım sana tarhana çorbası yaptım. Kaan'ın annesi hepimize memleketten yollamıştı bir işe yaradı." Ben gülerek" zehirlenmem demi bak daha yeni çıktım hastaneden." "İnşallah yani umuyorumki sıkıntı çıkmayacak " diyince kaşığı aldım içmeye başladım. "Hımmm fena olmamış Yüzbaşım". "Bak buna sevindim demekki becerebildim. Artık kendimede yaparım." Çorbam bitince tepsiyi aldı yine yanıma geldi yatağın kenarına doğru oturdu. Bende iyice dikelerek ona daha yakın oldum. "Nasılsın daha iyimisin ben şimdi ilaçlarınıda getiricem içersin." İyiyim Hakan. Sadece kalbim acıyor. O nasıl iyi olacak bilmiyorum. Dün akşam yerle bir oldu. Nasıl toparlanır o bilmiyorum. Hangi serum hangi vitamin iyi gelir hiç bilmiyorum. Bir doktor olarak bu konuda sıfır bilgi sahibiyim. Bana hep doktorluğumla ilgili nutuk çekiyorsun diyorsun ya bu konu hakkında çekecek bir nutuğum bile yok." dedim ve ağlamaya başladım. "Sumru ne olur ağlama bak yeni toparlıyorsun." "Hakan ben şuan ne yapıcam bilmiyorum. Ben buraya ne umutlarla geldim ama şuan benim kalbim acıyor ben nasıl yapıcam bu halde buralarda. İstanbul'a gerimi dönsem diyorum ama o kadar emeğim var çalışıp atandım bu hiç kolay değil. Ne yapıcam bilmiyorum. Ama burda kalırsam da mutsuz olucam onuda biliyorum." "Sakın Sumru sakın mesleğini kariyerini bir hiç uğruna böyle birşeyin içine sokma." "Hiç mi olarak görüyorsun?". "Sumru bak seni kırmak istemiyorum yemin ederim istemiyorum ama sen çok naifsin bir o kadarda deli dolu. Ben seni üzerim, ben kimseyi sevemem anla benide." "Neden ama Yüzbaşım. Bence kalbinde öyle güzel bir merhamet varki bunu saklıyorsun." "Sumru yapma nolur." diyince ben ona yaklaştım. "Bişey yapmıyorum sadece kendine bir şans ver bu kadar kötü gözükmek zorunda değilsin diyorum". diyince iyice yanaştım ona oda bana doğru yanaştı. Elimi yanağına doğru koydum daha çok dudaklarına doğru yanaştım. Biraz daha yaklaşınca dudaklarından onu öptüm. İlk karşılık vermedi ama ben biraz daha öpünce oda bana karşılık verdi ve öyle böyle değil baya hırçınca beni yatağa doğru yarım yatırdı hatta. Üstüme doğru bayağa eğildi. Bende ellerimi saçına geçirip iyice kendime doğru çektirdim. Bir elini belime atınca inledim. Sonra birden durdu. Alnını alnıma dayadı. "Sana yapma dedim ben zor biriyim olmaz bizden. Ben seni üzerim bunu neden yaptın Sumru." diyerek ayağa kalktı. " Bu anı unut olmadı farzet tamammı. Bak olmaz biz olamayız ben kimseyi sevmem üzerim. Ben biriyle olsam bile bir gecelik sevişip bırakırım." Böyle diyince sinirle ayağa kalktım ben bu adama duygularımı söyledim o biriyle olursamda tek gecelik olur dedi. Bu beni ne saniyordu. Ben ağlamaya başladım. "Hakan sen şuan şu dediklerinde ciddimisin. Biz az önce öpüştük sende istedin. Ama şimdi bana ne diyorsun sen beni ne sandın. Tek gecelik bilmem ney. Ya sana duygularımı anlatmaya çalıştım tamam istemeyebilirsin ama saygı duyabilirdin. Seni o kadar yanlış tanımışım ki, kendimden nefret ediyorum. Sen nasıl adi bir adamsın. Senden etkilenen bu kalbimi söküp atmak istiyorum. Hani dün demiştin ya bana benden uzak dur diye. Haklısın Yüzbaşı biz uzak duralım. Daha ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Benden uzak Allah'a yakın ol. Ama sanada yine duam inşallah Allah o kalbine biraz sevgi ve merhamet verir. Ve bide İnşallah olmaz ama inşallah sende birgün seversin ve birinden bir yudum sevgi dilenirsin. Belki beni o zaman anlarsın". diyip çıktım evden. Anahtarım yok ama olsun birliğe kadar gidip çantamı alıp döneceğim. Benim için Hakan defteri kapandı. Yolu bahtı açık olsun. İnşallah birgün gerçekten sever. Beni öpünce biran umutlanmıştım ama adamın kafasındaki düşünceler bam başkaymış.
Hakan Yüzbaşı'na aşıktım. Ama o, duygularıma "tek gecelik ilişkiler" diyerek karşılık verdi. Her bakışında beni yok sayıyor, her sözüyle kalbimi kırıyordu. Ta ki o geceye kadar... Bir anlık zayıflıkla dudaklarım onunkine değdi. İlk başta direndi, ama sonra... Bana karşılık verdiği gibi değil, bir fırtına gibi beni sardı. Beni yatağa doğru yatırdı, ağırlığı üzerimdeydi. Bir eli belimi sıkıca kavrarken, diğeri saçlarıma dolaştı. "Sana yapma dedim," diye homurdandı nefes nefese, alnı alnıma dayalı. "Ben seni üzerim." Ama bedeni tamamen farklı bir şey söylüyordu. Nefesinin sıcaklığı boynumda, kasılmış vücudu benimkine yapışmıştı. "Sen benim doktorumsun," diye fısıldadı dudaklarıma çok yakın, "benimse kalbimde kurşun var. İkisini de... iyileştirebilir misin?" ------- 'Yeni Başlangıç ' -Dr Sumru Kaya - Bu ünvanı alabilmek için yıllarca çok çalıştım. üç amca kızı hayalimiz vardı üç kuzen okuyup atanıp aynı yerde çalışacaktık. Sonunda hayalimiz gerçek oldu. Kuzenlerimle birlikte Iğdır-Tuzluca'ya atandık. Ben Tuzluca Askeri Birliğine Birlik doktoru olarak. Kuzenim Hazal Kaya mahalle sağlık ocağına hemşire olarak. Hazal'ın kardeşi diğer kuzenim Delal Kaya'da okul öncesi öğretmeni olarak. Hayallerimizi birbir yaşıyoruz. Delal bizden önce gidip orda bize eşyalı bir lojman tuttu genelde askerlerin kaldığı. Herşeyi ayarladı evi temizleyip eşya düzenlemesi yapmış. Bizde yarın Hazal'la gidiyoruz. Aşırı heyecanlıyız çünkü hepimizin ilk görev yeri. Delal erken gittiği için çalışacağı okulu ve bizim de yerlerimize gidip bakmış. Hepsi çok yakın iç içe dedi. Ertesi gün uçakla Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanına indik. Bir taksiye atlayıp Delal'in bize attığı konumla oraya gittik. Hazal'la birlikte lojmanların önüne geldik. Birbirimize bakıp hadi bakalım gazamız mübarek olsun dedim. Ben yarın birliğe gidip başlayacaktım. Hazal'da iki güne başlayacaktı. Delal iki hafta sonra okullar açılınca başlayacaktı. Kalacağımız daireye çıkıp kapıyı çaldık Delal açtı büyük sevinçle karşıladı bizi. Heyecanla bize küçük ama huzurlu dairemizi gezdirdi. 2+1 çok minnoş bir evimiz vardı. Delal bize yemekte hazırlamış oturup yedik birlikte toparladık. Sağolsun bizden önce alışveriş temizlik herşeyi halletmiş. Yol yorgunu olduğumuz için duş felan aldık biraz ütü felan yaptık TV izleyip yattık. Benim için yarın çok heyecanlı bir gün. Yarın ilk doktor olarak işime başlıyorum. Çok mutluyum çok. Sabah olunca uyanıp hemen hazırlanmaya başladım. siyah havuç pantolon üstüne dar beyaz gömlek topuklu ayakkabı giydim. Saçlarımı hafif maşa yaparak birazda makyaj yaptım. Delal birliğin çok yakın olduğunu yürüyerek 5 dkda gidebileceğimi söylemişti. Evden çıkıp birliğe doğru gittim. Birliğin önüne gelince kalbim yerinden çıkacak gibiydi kapıdaki görevli askere kendimi tanıttım. Oda Albay'ın beni beklediğini söyledi ve beni odasına doğru götürdü. Albay'ın odasını tıklatıp içeriye girdim. "Merhaba Albay'ım ben Doktor Sumru Kaya.Yeni görev yerim sizin birliğiniz sizlerle çalışmaktan onur duyacağım" diyip tokalaştım. Albay çok şirin tatlı birşey çokta babacan birine benziyor. "Hoşgeldiniz doktor hanım bende Albay Yusuf Yılmaz. Kendi komutanlarıma mesaj attım şimdi gelirler. Onlarla tanışmanı istiyorum çünkü genelde sahada onlarla çalışacaksın. " "Memnuniyetle Albay'ım siz nasıl uygun görürseniz." Kapı açıldı ve içeriye mankenlik ajansından fırlamış gibi boylu poslu kaslı 6 tane yakışıklı girdi. Vallahi dibim düştü desem yeridir. Delal burda olsa net hepsini ayarlardı. Albay yanıma gelerek; "Sumru kızım seni askerlerimle tanıştırayım " diyerek başladı. İlk sırada gayet yakışıklı hafif kumral tenli gözleri yeşil oldukça yakışıklı ama çokta sinirlice bakan kişiyle tanıştırdı. * Yüzbaşı Hakan Koçak * Üsteğmen Meriç Yılmaz *Teğmen Kadir Karaca *Teğmen Kerim Karaca *Uzman Çavuş Ali Bozkurt *Uzman Çavuş Kaan Kaya. Hepsiyle tokalaştım hepsi çok samimi bir şekilde karşılık verdi ama Yüzbaşı sanki babasını öldürmüşüm gibi bakıyor çok ters biri belli. Bende kendimi tanıttım Sumru Kaya diye. Ordan birden Uzman Çavuş olan Kaan Kaya söze atladı. " Doktor hanım biz sizle kardeş yada kuzen olabilir miyiz soyadlarımız tutuyor. Sizle soydaş olabilir miyiz? Adaş gibi düşünün." diyince ben güldüm "güzel fikirmiş Çavuş'um olabilir. Ama benle soydaş olursanız iki tane daha soydaşınız olacak çünkü ben iki kuzenimle buraya geldim." " Ooo bana uyar doktor bir sürü soydaşım olur ne güzel" dedi. Ben bu soydaşım Kaan'ı şimdiden çok sevmiştim. Matrak biri belli. Üsteğmen Meriç Yılmaz söze girdi; "Doktor hanım lojmanlardamı kalıyorsunuz yoksa evmi tuttunuz. ?" "Lojmandayız Teğmen'im. Hemen bu yol üstündeki ilerideki lojmanlar. "Aa bizim çocukların kaldığı lojmanlar hangi bloklardasınız?" "A blok Teğmen'im. Sizin çocuklar kim bu arada?" "Bizim çocuklar Kadirle Kerem ikisi kardeş onlar bir dairede, Ali ile Kaan bir dairede sadece Yüzbaşım tek kalıyor ve hepsi A blokta. Bizde ailecek lojmana yakın başka bir sitede oturuyoruz. Bu arada Albay benim babam. Ama birlik sınırları içinde asla Baba-oğul ilişkisi istemiyor." "Ya hepinizle komşuyuz ne güzel çok mutlu oldum." Donuk yüzbaşı ordan söze girerek; "yeter bu kadar laf beyliği hepiniz bahçeye." Bu yakışıklılığın karizmanın arkasından nasıl böyle kişilikte biri çıktı şaşırdım cidden. "Yüzbaşım ne güzel sohbet ediyorduk." "Sohbet etmeyin doktor hanım işinize bakın. boş muhabbet yapmak gibi vaktimiz yok bizim. Sizde gidin iki iğne yapın, ilaç felan yazın " diyip yüzüme dahi bakmadan çıktı. Hay ben senin gibi adamın kalıbına tüküreyim. Çattık iyimi. Bütün hepsi çıkınca Albay yanıma gelip, " Sumru o biraz böyle soğuk karakterli biri ama iyidir sen ona aldırma." "Yok aldırmadım Albayım. Ben artık gidip odamı gezeyim."diyip bir tane askerle odama geldim. Gayet düzenli tertipliydi. Bugün ilk gün olduğu için çok birşeyle ugraşmıyacağım yarın daha detaylı bakarım. Biraz hava alayım diyip dışarı çıktım. Bizim ekip dışarıda Kaan'ı görünce yanına gittim. Selam verdim ne yapıyorsunuz diye sordum. "İki güne kalmaz operasyona çıkacağız. Komutanım onun detaylarını konuştu soydaşım. İşte ufak tefek hazırlıklar yapacağız". "Anladım aman dikkatli olun soydaşım. Bu arada aynı bloktaymışız o zaman akşam seni diğer soydaşlarınla tanışma kahvesine bekliyorum. Bana telefon numaranı ver bakalım " diyerek telefonumu uzattım oda numarasını yazdı kaydettik birbizimizi. İkimizde soydaşım diye kaydedince istemsizce birbirimize gülüp baktık. Yanımıza sinirle gelen sevgili Yüzbaşı'mız; "Kaan senin işin yok galiba 10 tur birliğin etrafında koşmak ister misin?" diyerek soydaşımı uzaklaştırdı. Ya bu adam neden bu kadar kaba biri anlamadım. "Yüzbaşım neden böyle birşey yaptınız. Sohbet ediyorduk sadece." "Doktor sana boş işlerle uğraşacak vaktimiz yok demiştim neyini anlamıyorsun?" "Özür dilerim ben sadece.." "Tamam doktor hanım iyi günler " diyip gitti. Pis kaba saba herif ay ben bide bunu ilk görüşte beğendim felan ne kadar salağım ben. Çıkış saati gelince herkes hazırlandı çıkıyordu Albay bana seslendi yanında bizim kaba Yüzbaşı da var. Albay; " Sumru kızım ben bugün çarşıya geçiyorum yoksa seni lojmana bırakırdım ama Hakan arabayla gelmiş o seni bırakır". " Yok cidden gerek yok ben giderim hem sabahta kendim geldim" dedim ama Albay ısrar etti. Oda hemen emredersiniz diyerek yanıma gelip yürümeye başladı. Arabasını göstererek binmemi sağladı. Öne binip kemerimi taktım. Oda bindi yola koyulduk zaten 2,3 dk sonra lojmana geldik. İnerken teşekkür edip sohbetine doyum olmadığını söyledim. " Doktor sohbet etmeyi sevmem" "Onu anladık Hakan " " Hakan mı?" " Niye şaşırdın Hakan değilmi adın?" madem sen kabasın sana bende senin gibi davranırım. "Yüzbaşına ne oldu?" "Mesai saatleri dışında ve sivildeyken sadece Hakansın. Sende doktor demeyebilirsin bir adım var ve adım Sumru. Bende adımın söylenmesini tercih ederim." diyerek kukuman kuşu gibi bırakıp lojmana doğru ilerledim. Dış kapıdan zile bastım ama açan olmadı fazla yedek anahtar olmadığı için alamadım. Kızlar bugün çarşıya inip çektirecektiler.Telefonu çıkartıp Hazal'ı aradım nerde olduklarını sorunca Delal'in genelde Migren krizi tutar ve serumsuz asla geçmez yakındaki hastanede olduklarını söylediler yarım saate işleri bitermiş mecbur bekleyeceğim ne yapayım. Tam arkamı döndüm gidip banka oturayım diye hop bizim kaba Yüzbaşı ile burun buruna geldik. " Yavaş doktor aa pardon Sumru" "Pardon" diyerek tam gidiyordum ki "nereye neden eve gitmiyorsun ?" diye sordu. Ay isteyince nasıl da kibar olabiliyor. "Kuzenlerimden birisi rahatsızlanmış birlikte hastaneye gitmişler yedek anahtarımızda yoktu. Bende onlar evde olur diye güvenerek çıktım ama işte küçük bir talihsizlik oldu dışarıda kaldım." "Anladım hava biraz serin istersen gel, onlar gelene kadar benim evde dur". "Rahatsızlık vermiyeyim" "Sumru geliyormusun karnım aç ve kapının önünde takılacak hiç vaktim yok." "Tamam geliyorum" diyerek olduğu daireye çıktık. Dairesinin kapısını açınca çok şaşırdım çünkü bizim direk karşı dairemizdi. "Aa sen burda mı oturuyorsun? bizde karşı dairedeyiz" dedim. " İyi ne güzel işte bak bugün numarasını aldığın Kaan'da hemen yan dairenizde oturuyor". Niye bunu söylediki şimdi. Garip biri bu ya. Böyle yakışıklılığa böyle gariplik hiç olmamış hiç. Neyse içeri geçip salona oturdum. Elini yüzünü yıkayıp kamuflajlarını çıkartıp gelmiş siyah eşofman ve siyah t-shirt giymiş kasları felan belli oluyor o yeşil gözleri nasılda ortaya çıkmış. Sumru kendine gel kızım adam baya odun bişey kendini kaptırma. "Sumru ben mutfaktayım tost hazirlayacağım sende ister misin?". "Tostmu yiyeceksin?" "Evet Sumru ne bekliyorsun bekar bir adam ya makarna ya tost yapıp yer." "Ay çok banel benim iki kuzenim ve bende cidden çok güzel yemekler yaparız yani bu konuda çok iddialıyız. Bir akşam misafirimiz ol gelde iki güzel yemek ye." "Yok ben almıyım. Sen tost yiyormusun onu söyle." "Olur yerim. Ama bende yardım edeyim" diyerek mutfağa geçtik. Malzemeleri çıkartıp hazırlamaya başladı. Yardım edeyim dedim ama sen misafirsin otur dedi. Sonra hazırlayıp tostları getirdi. Yemeye başladık telefonuma mesaj geldi. İstanbul'da beni rahatsız eden peşimde dolanan mahallenin serserisi Zafer mesaj atmış gerçi mesaj değil roman yazmış. " Bu s***k benim bu numaramı yine nerden buldu acaba " diye içimden söylendim. "Noldu Sumru?" "Bişey yok " dedim ama çok huzursuz oldum. " Sen iyi değilsin yüzün beyazladı" " Ya çok önemli değil İstanbul'da mahalleden peşimde serseri bir çocuk vardı sürekli rahatsız ediyordu kaçıncı numara değiştirişim artık bilmiyorum yine bulmuş ve bana tehdit mesajları atmış." "Ne demek tehdit mesajları ver bakayım şu telefonu bi." "Tamam Yüzbaşım gerek yok hallederim." "Sivilde Hakan'ı tercih ederim ama şu telefonu ver." böyle diyince sinirden de gözlerim dolmuştu verdim telefonu. Bakınca mesajları okuyunca çok sinirlendi. " Başıma bela oldu buralara geldim kurtulurum diye ama baksana yerimi bile öğrenmiş birliğe kadar yazmış. Ya varya bir kocam yada sevgilim olsaydı herhalde vazgeçer peşimi bırakırdı. Sanırım ben bahtı karalıyım kimsede yok şunun ağzını kapatayım bir rahat edeyim artık." Biran telefonumdan birşeyler yaparak birini aradı ve hoparlöre aldı konuşmaya başladı. " Bana bak hаfif meşrep çocuğu bir daha Sumruyu ararsan senin leşini itlerin ortasına atarım." Zafer telefondan; " Sen kimsin lan y****k. Sumru nerde onu ver "dedi ama Hakan'ın gözleri döndü. "Lan döl israfı senin beynini si'kerim. Seni çıktığın deliğe geri sokarım. Bir daha aramıyacaksın dedim." "Sen kimsin lan yeminle oraya gelir seni öldürürüm." "Senin yolunu si'kerim eğer gelmezsen gel bakalım zaten yerinide biliyorsun. he bide bu arada ben Sumru'nun sevgilisiyim gel oğlum seni bekliyorum" dedi. Ben şok oldum benim sevgilim olduğunu söyledi Zafer'e. Şuan dona kaldım bakayım beni neler bekliyor. 'Ekiple Kaynaşma ' -Sumru Kaya- Hakan Yüzbaşının evinde telefonda meşhur sapığım Zafer' e onun sevgilisiyim diyince şok oldum. Pek konuşmadan kızlar arayınca eve geçtim. Dün birliğe gittiğim andan beri akşama kadar olan herşeyi noktasına virgülüne kadar anlattım. İkiside şaşırdı. Delal tabiki hemen Yüzbaşı yakışıklıysa hemen bana ayarlıyorsun yada diğerleri kuzen artık hangisi denk gelirse diye takıldı. Bende espri yaparak; " AA Yüzbaşı benim tatlım zaten yürüyen Brad Pitt gibi hem Zafer'e sevgilimde dedi. Manyak ya bir görsen böbürlene böbürlene hemde. " Yarın Hazal'da işe başlayacağı için erkenden yattık. Sabah olup kalkınca hemen hazırlandım. Bugün diz üstü kot etek ve eteğin üstüne denk gelen buz mavisi gömlek giydim. Saçlarımı düzleştirip makyaj yaptım ayağıma spor ayakkabı giydim. Bugün biraz spor olmuştu çünkü kıyafetim. Kapıdan hızla çıkınca hemen karşı dairede evden çıkan Hakan'ı gördüm. Kamuflajlar içinde yine çok yakışıklı gözüküyordu. "Günaydın yüzbaşım Hakan"dedim. "Günaydın Sumru ama niye öyle dedin" "Sivilde ve kamuflajlısın tam ne diyeceğime karar veremedim." "Ev sınırları içinde de Hakan diyebilirsin. Aradımı o şeref yoksunu yada mesaj attımı?" "Yok hiç birşey yazmadı". "Sen birliğemi gidiyorsun?" "Evet" "İyi benle gel" "Yok ben yürürüm " "Bu etekle yürürsen sağda solda peşine Zafer gibilerin takılması gayet doğal ". "Yüzbaşım kırıcı oluyorsun yani sorun bendemi. Benmi istedim benmi kuyruk sallamış oldum". " Sumru özür dilerim öyle demek istemedim ben asla. Yani etek kısa işte onun gibi zihniyetler çok ortalıkta bakarlar diye dedim." "Deme bir daha ve seninle gelmiyorum Yüzbaşı". Sinirlenip lojmandan çıkıp birliğe doğru yürümeye başladım. Yanımdan hızla gelip geçti arabasıyla. İyi anladık dalyan gibi araban var. Sanki liseli ergenler gibi kızlara hava atarcasına gaza basması nedir yani kaba adam. Yürümeye devam ederken telefonuma peş peşe mesajlar geldi bakınca Zafer'in attığını gördüm yine bir sürü tehdit mesajları atmış. Hatta buraya geliceğinden felan bahsediyor. Aldık başımıza belayı bu Yüzbaşı sevgilisiyim diyince daha çok sinirlendi galiba daha da hırs yaptı. Şimdi gidip bu mesajları ona okutacağım başıma sardığı belayı temizlesin. Birliğe girince apar topar Yüzbaşının odasına girdim hiç kapıyı tıklatmakla uğraşamayacağım o kaba sabaysa ona anladığı tarzda davranacağım. İçeri girip tam birşey diyecekken bütün ekibin orda olduğunu gördüm. Sanırım toplantı yapıyorlardı. Hakan Yüzbaşı; "Doktor sizin oralarda kapıya vurulmaz mı?" "Yüzbaşım özür dilerim çok hafif vurup tıklayıp birden açtım biraz sıkıntılı bir durum vardı da o yüzden. Ama sanırım siz toplantı yapıyorsunuz ben sonra gelirim." "Dur doktor işimiz bitti. Onlarda şimdi çıkacaklar. " diyip hepsine kaş göz işaretiyle çıkabilirsiniz dedi. Tam o esnada soydaşım Kaan; "Soydaş kahve sözün vardı bak biz yarın operasyona gidiyoruz yokuz an az 3 gün en fazla 3 ay olamayabiliriz." "Hadi ya o kadar sürer mi?" kafasını salladı. "Tamam o zaman akşam gel ben şimdi kızlara haber veririm ama tatlılar senden soydaşım". Asker selamı vererek "emrin olur soydaş " dedi. O esnada Meriç Komutan; "Doktor hanım birtek bu zibidi Kaan' mı davetli. Peki bizler sonuçta biz bir ekibiz artık." " Haklısın Meriç komutan o zaman akşam hepinizi tam kadro bekliyoruz. Artık tatlı kategorisini biraz siz arttırın. O iş sizde." Biz böyle güzel güzel konuşurken kaba Yüzbaşı'mız yine devreye girdi; " Asker haydi herkes hazırlıklara " diye kükredi. Hepsi asker selamıyla onaylayıp gitti. Yüzbaşı bana bakıp; " Ne gerek vardı böyle birşeye. Neden ekibi kahve içmeye çağırdın." " Yüzbaşı ekiple senide çağırdım ve onlar benim ekip arkadaşlarım burda olduğum süre zarfı ne kadar olur bilmiyorum ama onlarla çalışıcam farkındaysanız ve hepsiyle komşuyuz. Kaldıki Kaan Komutanı çok sevdim bizim kızlarda sever eminim. Yani abartılacak bişey yok". "İyi size iyi kadın günü yapmalar. Ben gelmem." "Gelseniz şaşardım zaten böyle insanlara karşı üsten bakmak, duygusuz olmak, insan ilişkileri sevmeyen biri olarak gelmenizi beklemedim zaten. Bende sizi nezaketden davet ettim. "Sumru haddini aşma". "Resmiyetde doktoru tercih ederim". "Sen neden geldin noldu?. O adammı mesaj attı?". "Bir önemi yok yani çokta önemli birşey değil " diyip tam odasından çıkıyordumki beni kolumdan tutup kendisine hızla çevirdi çok yakın olduk böyle olunca. "Bırakır mısınız Yüzbaşım?" "Doktor ne oldu bak söyle. O adam mesaj attı dimi?" "Evet attı ve senin yüzünden iyice başım belaya girdi iyice bana sardı. Şuan hırslandı bence nasıl sevgilisi olur diye çünkü o bugüne kadar hep seni bekleyeceğim zaten hayatında kimse yok diyordu. Şimdi hırs yaptı başıma bela olacak" diyerek ağlamaya başladım. "Ver şu telefonu " telefonu uzattım yazdığı mesajları okudukça yüzü değişik şekillere girdi aşırı sinirlendi. " Lavuğa bak ya banamı günümü gostericekmiş. Ne zaman gelir tahmini bu şeref yoksunu çünkü ağzını burnunu kırmak için sabırsızlanıyorum. " Hakan ne gelmesi saçmalama bu adam tehlikeli ve ben korkuyorum." "Şuan korktuğun için Hakan dediğini düşünüyorum . Yüzbaşı tercihim." "Off şuan sorun bumu korkuyorum diyorum bana birşey yapabilir. Çünkü artık sevgilim var sanıyor." "Korkma sevgilin var sanıyorsa, var saydığı sevgilinde seni korur." diyince bana kal geldi. Bu yüzbaşı cidden ayarsız hiç ayarı yok. Tam kalkıp gidecekken, "akşam benimle eve geliceksin şu ara tek olma bu şeref yoksunu gelebilir. Birde al şu telefonu bana numaranı ver sıkıntı olursa ararsın." "Kaan Komutanı ararım sonuçta oda hemen yan dairede." "Doktor uzatma yaz numaranı" diyince alıp yazıp çıktım. Çıkınca bir numara çaldırdı. Sanırım bizim kaba Yüzbaşı. Ve aynı o şekilde de kaydettim. Hakettiği gibi. Akşam birlikten çıkarken bahçede arabasının önünde beni beklediğini gördüm. Gözlükte takmış çok yakışıklı duruyordu. Böyle kaba saba huysuz biri olmasa bence daha güzel bir bağ olabilirdi aramızda. Aman neyse ne yapalım kibar naif birini bulana kadar kısmet aramaya devam. Böyle kaba saba birini asla hayatımda istemem. Arabaya binip lojmana doğru yola çıktık. İnerken birlikte "o şeref yoksunu mesaj atarsa bana haber ver". "Emriniz olur komutanım" diye söylenip binaya girdim. Kızlar benden önce hazırlıklara başlamış bile. Delal limonlu cheesecake bile yapmış. "Keşke zahmet etmeseydiniz ben bizim soydaş'a kitledim tatlıları." diyip gülüştük. Akşam ilerleyen saatlerde tüm ekip geldi hepsi değişik değişik tatlılar almış. Gözüm istemsizce Hakan'ı aradı ama yok gelmemiş kaba herif. Kaan sanırım anladıki; "Soydaşım komutanımın işi varmış gelemedi " dedi. Külli yalan işi felan yok. Ben soğuk nevaleyim kimseyle işim olmaz demiyorda. Ekip gelince kızlarla tanıştı. Tam tahmin ettiğim gibi Delal'le Kaan süper anlaştı. Tahmin etmiştim iki deli bir araya gelince diğeri değneğini saklarmış misali. Baya kanka felan demeye başladılar birbirlerine. Meriç'le Hazal'da çok güzel sohbet ediyor. Bizim Hazal zaten tam narin çiçek, yani onun sohbet edebileceği tek kişide Albay oğlu olurdu doğru. Hazal'la Delal'i gören asla kardeş demez bu kadar iki zıt karakter. Herkes sohbet muhabbet ederken bende Yüzbaşı'mızıza mesaj attım. Ben: Keşke gelseydin biz adam yemiyoruz. Kaba Yüzbaşı: Sana boş muhabbetleri sevmediğimi söylemiştim. İşim olmaz kadın günü konseptli yerlerde. Ben: Ya sen şuna ben yaşlıyım kafam kaldırmıyor desene. Kaba Yüzbaşı: Doktorrrrr!!!!!! Ne yaşlısı ben daha 30 yaşındayım. Ben: Bana göre yaşlısın. malum ben 25 yaşındayım. Senin ekipte senden bir kaç yaş küçük ayrıca ruhları genç. Senin içine Darülaceze kaçmış. Neyse sana evde tek başına iyi takılmalar. yazıp çıktım. Kudursun şimdi. Aradan 5 dk gecmediki kapı çaldı ben bakarım diyerek gidip açtım hop banko Yüzbaşı'mız gelmiş. "Hoşgeldin Yüzbaşım aa pardon Hakan noldu evde tuz felanmı kalmadı." "Bende davet edilmiştim diye hatırlıyorum" "Evet ama sende böyle ortamları sevmediğini söylemiştin, bende doğru yaşlılara göre olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum". dememle kolumdan tutup duvara yasladı. "Ne yapıyorsun bıraksana delimisin sen?" "Sus Sumru bir daha bana yaşlı felan deme cidden kötü olur". "Aman tamam be demem. Ne tür bir delisin sen ya." diyip içeriye geçtik. Ekip görünce çok şaşırdı. Komutanım işiniz vardı felan dediler. Oda bitti geldim felan dedi zırvaladı. Ben kahve yapmak için mutfağa geçtim herkes kendi alemindeydi çünkü. Arkamdan oda mutfağa geldi. "Sade " dedi. Donuk bakınca "kahvemi sade içiyorum, sormadın da onu söylemeye geldim." Kafa salladım sadece. Az önce tuttuğu kolum acımıştı. Ayarsız sanki karşısında kendi gibi güçlü biri var hafif tutması bile nasıl ağır. Kolumu ovaladığımı görünce yanıma geldi. "Özür dilerim Sumru ben canını yakmak istemedim." "Önemli değil Yüzbaşım geçer birazdan". "Sivildeyken farkettim de bana sinirlenince Yüzbaşı diyorsun." "Bilmem olabilir sinirlenmişimdir belki." İçerden Delal'in sesini duyduk. Hadi gelin bu güzel gecenin anısına fotoğraf çekilcez diye. İçeriye geçtik masanın etrafına hepsi toplanmış. Delal tripotu ayarlıyordu. Bizimki yine uyuzluk yaptı." Siz çekilin ben çekilmem" diye. Bende iyice can damarından vurarak; " bencede biz gençler olalak çekilelim ekip" diyince neyi ima ettiğimi anladı ve yanıma geldi. Fotoğrafa girdi. O gelince ben biraz öteye kaydım. Delal ayarladığını peş peşe bir kaç tane çekeceğini söyledi . Ben biraz daha uzaklaşınca Yüzbaşımız belimden tutup çektiği gibi ona çok yakın bir şekilde fotoğraf çekilmemizi sağladı. Bu adam ayarsız cidden sağı solu belli değil. Bir sapığıma sevgilisiyim diyor, kolumdan tutup hırpaladığı günün ilerleyen zamanında belimden tutup kendine doğru çekip fotoğraf çekiliyor. Gerçekten anlayamadım. Gece çok eğlenceli bitmişti hepsini uğurladık ortalığı toparlayıp yattık. Yarın ekip operasyona çıkıyor. Aslında bende gidecektim ama Albay tehlikeli bir operasyon olduğunu benimde daha çok yeni olduğum için birlikte kalmamı söyledi. İnşallah hayırlısı ile gidip gelirler. En çokta kaba Yüzbaşı aklımda içimde kötü birşey var sanki. 'Operasyon" -Yüzbaşı Hakan Koçak - Dün gece komşularımızın evinde kahve fasılı yapıp bayağa keyifli vakit geçirdik. Sumru biraz sinirlerimi bozsada bana yaşlı felan diyerek yinede eğlenceliydi. Bu kız bazen beni çok kışkırtıyor. Bu asi ve bana kafa tutan halleri çok s***i duruyor. Neler düşünüyorum kendime kızıyorum. Geçen mini etekle işe geliyordu içimden kıskandım ama başka şeyleri bahane edip arabayla benle gelmesini istedim ama bana kötü döndü. İyice kızdı bana. Birde belası Zafer diye bir p*ç çıktı. Kızın peşinde olduğunu öğrenince sinir beynime çıktı. O anlık boşlukla sevgilisiyim felan dedim. Sabaha operasyona çıkacağız inşallah Sumruyu'da görürüm umuduyla birliğe geçtim. Oradaydı benim timin yanına gidince oda geldi. Herşey hazır yarım saate çıkacağımızı söyledim. Gözleriyle kaçamak bakıyor anlıyorum. Yanıma gelip, "Yüzbaşım dikkatli olun hepiniz Allah'a emanet olun " dedi . Hazırlıklar tamam olunca askeri araçlara binip yola çıktık. -Sumru Kaya- Timi uğurlayınca içimdeki sıkıntı dahada çoğaldı. Aklımda Hakan'ın giderken arkasına dönüp bakışı kaldı. Kaba herif ne kadar kızsamda şuan operasyona gidiyor diye onun için telaşlanıyordum. Akşam oluyor işlerim bitince eve geçtim. Kızlar yemek yapmış yedim ortalığı toparlayıp duşa girdim. Ama hâlâ içim çok sıkkın. Aklıma gelenle mesaj attım hemen. Ben: Ne yaptınız Yüzbaşım sizi ve timi merak ettim umarım iyisinizdir. yazdım ama sadece tek tık oldu. Bir saate yakın bekledim ama mesaj iletilmedi. Muhtemelen telefon çekmeyen bir yerdeler. Bende yorgunlukla uyuyup kalmışım. Gece telefonun mesaj sesine uyandım. Bakınca Hakan'ın mesaj attığını gördüm. Kaba Yüzbaşı: Timde bende iyiyim. Teşekkürler. Sadece bu kadarmı ya teşekkürlermi. Ben onu burda merak edeyim o sadece teşekkür etsin. Ben: Bende iyim Yüzbaşım teşekkürler. Kaba Yüzbaşı: Sumru sen şuan inşallah tirip felan atmıyorsundur. Çünkü dağın başında teröristlerin cirit attığı bir ortamda en son isteyeceğim şey bile değil bu tirip muhabbeti. Ben: Yok Yüzbaşım ne tiribi. Sizleri çok merak ettim sadece sağ salim gelin hepiniz. Kaba Yüzbaşı: Neyse Sumru çok boşa konuşacak vakit yok. Timden uzaktayım yanlarına gitmeliyim. Ben : Peki. Yazıp sadece çıktım bazen öyle bir kırıyor ki insanı. bilerekmi yapıyor anlamıyorum. Nedense istemsizce ağladım. O gece bizim evde çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Yüzünü okşadım neden böyle yapıyorum anlamıyorum ama kendine gel Sumru bu adamdan olmaz bu adam senin hayallerindeki adamın yakınından dahi geçmiyor üzülürsün kızım diye kendimi dizginlemem gerekiyor. Uzak durmakta fayda var. Sabah olunca kalktım yine işe gittim. Albaya haber varmı diye sordum ama hiç birinin telefonunun çekmediğini telsizlerle irtibata geçtiğini söyledi. Hakan'ada artık mesaj atamıyorum çünkü beni üzüyor üzülmek istemiyorum. Aklıma gelenle bende Kaan'a mesaj attım. Ben: Soydaşım nasılsınız sizi çok merak ediyorum. Tam kadro eksiksiz gelirseniz size çok güzel bir ziyafet çekmeyi planlıyorum. yazdım ama asla iletilmedi. İyice merak ediyorum. Allah'tan bugün haftanın son günüydü. Hafta sonu daha sakin bir şekilde evde dinlenirdim. Akşam olunca eve geldim telefondan mesajlara baktım ama yok Kaan'a iletilmemiş. Gözüm bir kaç altta mesajlarda adı gözüken Hakan'a kaydı. Profil resminden bile kamuflajlı halini görünce içim kötü oldu. Ertesi gün oldu hâlâ mesaj iletilmedi. Delal'le konuştum oda hiç Kaan'la görüşmemiş mesaj atmış ama onunkide iletilmemiş. Haber alamadıkça iyice huzursuz oldum. Hakan'a yazamıyorum. Zaten telefonları çekse Kaan bana cevap verir. Böyle böyle pazartesi oldu. Tekrar uyanıp işe gitmek için yola koyuldum. Belki Albaydan bir haber alırdım. Birliğe giriş yapınca Albay'ı telaşlı gördüm ne olduğunu sorunca, Timin döndüğünü ama Yüzbaşının yaralı olduğunu söyledi. Hastaneye gidiyordu bende gitmek için kendisinden onay aldım ve birlikte gittik. Bütün tim burda ama bitek Hakan yok gözüm onu aradı. Kaan'ı görünce ona sarılıp üstüne başına baktım kir toz pas içindelerdi resmen. "Kaan ne oldu? Yüzbaşı nasıl?" "Sakin soydaşım büyük birşey değil omzundan yaralandı. Komutan için bu devede kulak." "Off Kaan saçmalama adam vurulmuş." "Tamam soydaş paniğe gerek yok cidden iyiydi. Kurşunu çıkartmak için aldılar ameliyata. Biraz zaman geçtikten sonra ameliyathane kapısından çıkan doktora doğru koştuk. Kendimi tanıttım Doktor olduğumu belirttim. Sağolsun hocam gerekli hem tıbbi bilgileri ve genel bilgileri verdi. Birazdan odaya alırlar ve görürsünüz dedi. Bu gece burda kalıcak yarın taburcu olacaktı. Hakan'ı odaya aldılar. Bütün tim ve Albay yanına girip geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Albayın işi olduğu için gitmek zorunda kaldı. Çocuklar biriniz yanında refakatçi kalırsınız diye belirtti. Meriç kalacağını söyledi. Herkesi yolladı çünkü onlarda çok yorgundu kaç gündür operasyondaydılar. Meriç; " Sumru ben bi kantine insem sen biraz burda durabilirmisin komutanımın yanında. Yiyecek birşeyler alıp geleceğim" dedi. Bende başımla onayladım. "Hakan nasılsın ağrın varmı? Doktorundan bilgileri aldım bir kaç dikişin var. iki gün duş alamayacaksın. Sonra bir haftaya dikişleri aldirabilirsin." "Tamam abartma Sumru ". "Yüzbaşım ben telaş yaptım. Korktumda o yüzden yani." "Korkma Sumru, telaşta yapma ben alışığım bu ilk değil sonda olmayacak. Yani Doktorluk nutuğunu bana atmana gerek yok." Bu adam yine beni kırıyordu. Ben s***k gibi onu merak edip yanına geldim. Aptalım ben aptal. Akıllanmam ben. Meriç gelince; Haydi görüşürüz Meriç ben çıkıyorum." "Sumru kalsaydın biraz daha" "Yok bana fazla gerek yok. Hem sizin bu ilk değil alışkınsınızdır." diyip çıktım. Yol boyu eve gidene kadar kendime sinirden sövdüm. Yolda sinirle giderken birine çarptım ama hava kararmıştı pardon diyip yüzüne bakmadan ilerledim. Eve gidip deli gibi ağlamak istiyorum. Aptallığıma, salaklığıma, akılsızlığıma. Eve gelince kızlara sarılıp ağlamaya başladım. Kızlara durumları anlattım onlarda Hakan için endişelendiler ama iyi olduğunu duyunca ikiside rahatladı. Ben hâlâ s***k gibi ağlıyordum. Delal; Kuşum sen bu Hakan'a aşık olmuş olabilir misin?." " Delal saçmalama ne diyorsun? kafayı mı yedin sen?" "Kızım o zaman niye ağlıyorsun defol et. Ne hali varsa görsün. Çokta kıçımızda yani. İyilikten anlamıyorsa muhattap olma." "Sinirden ağlıyorum Delal, aşktan değil korkma. Neyse ben yatıyorum galiba regl olucam ağrımda var." Hazal; Kuzum hemen ilaç al senin zor geçiyor bak biliyorsun. "Alıp yatıcam zaten hemen." Sabah uyandığımda regl olmuştum. Ağrımda vardı. Kızlar çoktan gitmişler. Bu halde birliğe asla gidemezdim Albay'a mesaj attım rahatsız olduğumu söyledim. Kalkıp kahvaltı yapıp ilaç almak en doğrusuydu. Tam mutfağa geçerken kapı çaldı hemen açınca Meriç'le Hakan'ı gördüm. Meriç çıktıklarını söyledi ve hemen birliğe gitmesi gerektiğini Komutanlarına çorba yapıp yapamayacağımı sordu. Zor bela ayakta duruyordum ama yinede yaparım dedim. Ben yine nezaketden geçmiş olsun Yüzbaşım dedim. Bana bakıp; "Sumru iyimisin? biraz rengin soluk gibi." "İyiyim Yüzbaşım ben çorba hazır olunca size bırakırım." diyip içeriye girdim. Hemen yayla çorbası yaptım hızlı bir şekilde ve ağrım iyice artmıştı. Hazırlayıp tepsiye koydum ve karşı daireye geçtim. İkinci çalışta açtı kapıyı. Hoşgeldin diyerek beni içeriye aldı. Mutfak masasının üstüne tepsiyi bıraktım tam çıkacaktım ki kolumdan tutup; "Sumru neyin var, hiç iyi gözükmüyorsun." "Rahatsızım biraz ama iyi olurum önemli değil " "İstersen hastaneye gidelim." " Gerek yok buda benim ilk ve son yaşadığım şey değil genelde her ay yaşıyorum. Doktor olarak nutuk çekmek gibi olmasın ama yapabilecek pek bişey yok malesef bunu çekmek zorundayım. En olasılık ağrı kesici ve çok çok serum yani ben kendime ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Doktorum ya hani". "Anladım tamam sen şu her ay olunan şeyden olmuşsun." "Sanane ney olduysam oldum." "Sumru sakin ol biraz." "Neyse ben gideyim sen çorbanı iç" dememle karnıma birden bıçak saplanır gibi Ağrı girince karnımı tutup iki büklüm kıvrandım. Hakan hemen tek koluyla beni tutup koltuğa oturttu. "Sumru iyi değilsin Meriç'i arayalım gelsin Hastaneye gidelim." "Sana gerek yok dedim anlamıyor musun? neyini zorluyorsun be adam." "Sumru bak ayarlarımla oynama ne oluyor durduk yere sana." "Durduk yere mi ya sen iyimisin tanıştığımız dan beri sürekli bana ayarsız davranıyorsun. Sürekli bı laf sokuyorsun. Beni rencide ediyorsun sence durduk yere mi. Ben sana yakın olmak istedikçe sen duvar örüyorsun. " diyerek ağrımında verdiği acıyla ağlamaya başladım. Kollarıyla beni tutarak kendine bakmamı sağladı. "Sumru bana yakın olma. olmamalısın. Ben ateşim Sumru kendimle birlikte yanımdaki herkesi yakarım. Ben hiç sevgi görmeyen bir anneden olmuşum. Hiç sevgi görmeyen bir çocuk olarak doğmuşum büyümüşüm o yüzden bana yakın olma. Benden uzak dur yapma. Sen üzülürsün ben karşımdakini üzerim." "Öylemi diyorsun Yüzbaşım " "Evet Sumru benle iyi olmaya bana yakın olmaya çalışma." " O zaman beni bu burda son görüşün karşına çıkmamak için emin ol elimden gelen herşeyi yapıcam hoşçakal Yüzbaşı." diyip o evden ağlayarak çıktım. Artık Hakan'ın yüzünü dahi görmek istemiyordum. Beni bu akşam kalbimden bıçakladı ne kadar inkar etsemde ona karşı ilgim vardı ama bu akşam bütün kalbime kurşun sıktı. Yapacak bişey yok sitem etmeyede hakkım yok. Hayatta herşey kısmet. Eve gelip Özcan Deniz'in o şarkısını açıp açıp dinledim. Yangın her aşkın yolu Sevdim, gördüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Ah, gönlün şimdi başka yâre mesken Ah, el çekmiyor kara sevda benden (benden) Sen hangi elde sevda olup açtın? Ben karlı dağlar misali yalnızım Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı helal ettim Yok bir sitemim, hayatta her şey kısmet (kısmet) Soldu gençliğim, ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla, gönlüm, nasip değilmiş vuslat (vuslat) Rahat uyu, yâr, sana hakkımı haram ettim. 'Mesafe' -Sumru Kaya- Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım. Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum. "Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?" "İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük. "Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi." "Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi." "İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz." Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi. "Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi. "Nasıl oldun Sumru?" "Sizene" "Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın." "Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor". "Sumru derdin ney?" "Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum." "Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?" "Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı." "O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun." "Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti. "Musaitmisiniz Doktor hanım" "Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş. "Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir." "Tamam sen yap pansumanı." Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım. "Biraz acıtmış olabilirim". "Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak." "Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu. "Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım." "İşte böyle senin gibi olamaz" "Sumru bak benim damarıma basma" "Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? " "Sumru sen cidden çok dik başlısın." "Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte." "Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma" "Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi. Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım. Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel". "O o burda " "Kim Sumru burda?" "Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu. "Bu şeref yoksunu kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu. "Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. gö'ğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım. "Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni k*******n senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. " "Sumru!!! kendine gel kapat çeneni." "Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı. "Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım. "Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana." "Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma." "Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum." "O zaman bende gelirim tek kalamazsın". "Hayır tabikide ben kendim giderim." "O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın." "Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi. Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi. "Kızlar gelene kadar yanında kalacağım." "Sakın gitme olurmu Yüzbaşı" "Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi." "Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum." "Tamam hadi sen uyu ben burdayım." Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım. "Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim. "Sen uyanık mıydın?" "Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru". "Anladım" "Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen" "Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum." "Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum." "Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?". "Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?." "Durucaksın Sumru olmaz." "Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun." "Sumru senin derdin ney?" "Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?" "Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun." "Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ". "Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim". Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi gö'ğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana." Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı. "Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı. Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?". " Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık. 'Kalbim Acıyor ' -Hakan Koçak- Sumru'nun evinden kendi evime geçince duvarları yumruklamaya başladım. Kızı arkamda gözü yaşlı bıraktım. Ben uyurken söyledikleri sonra bana söyledikleri ben adı herifin tekiyim ama uzak durmamız lazım. Olmaz ben kimseyi sevemem. Ben sevilmeyen ötelenen bir çocuk oldum. Babam denilen şeref yoksunu anneme bedensel sаldırı etmiş. Annem o yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulmuş. Aneannem ve dedemde hasta pek anneme destek olamamışlar . Köylü halkı anneme acıyıp hep bakmışlar. Köydeki ebe doğumunu yapmasını sağlamış. Anaanemle dedemde vefat edince annemin akıl sağlığı bu çocuğa bakmaya yetmiyor diye beni 3 yaşında devlet korumasına almışlar. Anne baba bilmeden sevgisiz büyüdüm. Çocuk esirgeme kurumunda kaldım. Annem benim varlığımı bile unutmuş ben elinden alınınca iyice aklı gitmiş hastahaneye yatırılmış. Sonra öğrendim ki bu kadar acı ve üzüntüye dayanamayıp kötü hastalığa yakalanmış 2 ay sonra vefat etmiş. Bunların hepsini asker olunca elimdeki imkanları devreye sokunca öğrendim. Ben böyle sevgisiz büyüyen bu şekilde yetişen biri oldum. Kimse bizi sevip başımızı okşamadıki. Ben şimdi birine hele Sumru'ya nasıl o sevgiyi verebilirim. Bana o ağlayarak bakan gözlerine nasıl sevgi veririm. Ben ona bu haksızlığı yapamam. O belliki çok sevilmiş ilgi görmüş karşısında da onu bekliyor. Benden bu şekilde tavır gördükçe üzülüyor farkındayım. O yüzden uzak durmak en iyisi ben sevemem ben ona istediğini veremem. Ben onun için yanlış adamım oda zamanla anlayacak bunu. Sabah uyanıp işe gitmek için tam evden çıkarken kapıda Sumru ve kuzenleriyle karşılaştım. Kuzenleri selam verdi ama o asla tek kelime etmedi. Hem neden etsinki kıza neler dedim. Ama biran yüzünü gördüm allak bullaktı. Ağlamaktan gözleri şişmiş hep. İçimden kendime bir dünya sövdüm. Neden cesaretli olamıyorsun Hakan diye. Neden biraz olsun sevmeyi denemiyorsun diye. Ama olmaz ben onu üzerim. Benden uzak dur dedim ama birlikte felan onun o gözlerini gördükçe nasıl uzak duracağım bilmiyorum. Ama mecburum. Önden çıkıp gitti arabayla gel desem gelmez benimde zaten böyle birşeyi teklif etmemem gerekiyor. Arabayla yanından geçtim. Birliğe girince Kaan'ı gördüm. Sumru gelince odama gelsin direk diye direktif verdim. 10 dk sonra Sumru geldi. Gözleri şişmiş kıp kırmızı kızı ne hallere soktun Hakan. Ben senin... neyse kendime olan sinirimi başka türlü atarım. "Doktor öğleden sonra ilkyardım eğitimi var. Konferans salonu hazır. Başka bir eksik varsa söyle. Benimde olmam gerekiyormu?" Hiç iyi durmuyordu başı dönüyordu sanki.Zoraki konuştu benimle. "Yok herşey tamam birşeye ihtiyaç yok. Sizinde katılmanıza gerek yok. " diyip önündeki sandalyeye doğru zor bela tutundu. "Başım dönüyor" demesiyle ben yerimden fırlayıp onu tuttum. Tutmamla kollarıma bayıldı. -Sumru Kaya- Gözlerimi zorlayarak açınca kendimi hastane odasında buldum. En son birlikteydim iyi değildim ama ne oldu bana bilmiyorum. Koluma bakınca serum takılı olduğunu gördüm. Sağıma doğru bakınca Hakan koltukta oturuyor telefonuyla ilgileniyordu. Aşırı susamış hissediyordum kendimi. Su diye mırıldandım. Sesimi hemen duyup yanıma geldi. "Sumru iyimisin nasıl oldun?. Doktoru çağırayım mı?." "Su istiyorum Hakan boğazım yanıyor sanki" dememle hemen getirdi, bana suyu içirdi. Ne oldu bana diye sorunca anlattı. Onun odasında bayılmışım ambulansla beni hastaneye getirmiş. Bir kaç gün önce regl olmam birde stresli olmam kaynaklı vücudumdaki bazı değerler düşmüş ve strese bağlı bayılmışım. Anladım. bir kaç kez daha böyle olmuştum. Okulda dersler yoğun ve stresliyken. " Şimdi niye böyle stres yaptın, yapma Sumru bak kendine zarar veriyorsun. Çok kötü bir halde seni buraya getirdim. Ama birazdan çıkacağız doktor uyandıktan bir saat sonra çıkabilirsiniz dedi" "Teşekkürler Hakan benimle ilgilendiğin için. Dün akşamdan sonra karşıma çıkmayacaktın o yüzden şaşırdım." "Sumru onla bu bir değil. Bunu kim olsa yapar. Yani sen olmasan başkasıda bayılsa ben aynı şeyi yapardım." "Herkes gibisin yani diyorsun" diyince güldük. "Biraz daha dinlen, serumun da bitsin çıkarız " Ben biraz daha yattım serum bitince Hakan çıkarttı. Benim hazırlanmama yardımcı oldu. Hastaneden çıkıp onun arabasına bindik." Ee ambulansla geldik demiştin." "Meriç'ten istedim o getirdi." "Anladım". Lojmana gelince arabadan da inmeme yardımcı oldu binadan içeriye girdik. Çantam neredeki anahtarım onun içindeydi. "Sumru sanırım çantan birlikte kaldı o anki panikle hiç aklımıza gelmedi." "Ee Hazal sağlık ocağında, Delal'de okulda. Birliğe gidip çantamı almamız lazım." "Gerek yok benim eve geçelim sen yatıp dinlenirsin. Kızlar gelince geçersin eve." "Yok gerek yok. Sen beni beş dk birliğe götürüp getirsen olmazmı. Çantamı alırım." "Sumru saçmalama zaten yorgunsun. Biran önce yatıp dinlen. Ben Kaan'a haber vericem akşama çantanı getirir. " "Tamam "diyerek onun daireye geçtim. Cidden çok yorgunum dinlenme şart. Ben salona doğru geçince " yok koltuk olmaz pek rahat değiller, sen benim yatağıma geç dinlen. Nevresimler temizdir." "Yok önemli değil ama koltukta yatarım zaten bir kaç saat idare ederim." "Sumru sana ne diyorsam onu yapar mısın?". "Peki tamam bunada tamam" diyerek odasına doğru götürdü beni. Uzanmamı sağladı. "Ben şimdi sana çorba yapacağım onuda içince vitaminlerin var onları iç. Yoksa birlik doktorsuz kalacak " diyerek güldü. "Sen makarna ve tosttan başka bişey biliyormusun?". "Ehh işte yapıyoruz bişeyler. Umarım zehirlenmessin" diyerek mutfağa gitti. Dünkü bunları diyen adam sanki başkasıydı, şimdiki adam başkası. Hangisi gerçek Hakan bilmiyorum hangisi o cidden kestiremiyorum. Tam mayışmışken, çorbayı getirdi. "Kalk bakalım sana tarhana çorbası yaptım. Kaan'ın annesi hepimize memleketten yollamıştı bir işe yaradı." Ben gülerek" zehirlenmem demi bak daha yeni çıktım hastaneden." "İnşallah yani umuyorumki sıkıntı çıkmayacak " diyince kaşığı aldım içmeye başladım. "Hımmm fena olmamış Yüzbaşım". "Bak buna sevindim demekki becerebildim. Artık kendimede yaparım." Çorbam bitince tepsiyi aldı yine yanıma geldi yatağın kenarına doğru oturdu. Bende iyice dikelerek ona daha yakın oldum. "Nasılsın daha iyimisin ben şimdi ilaçlarınıda getiricem içersin." İyiyim Hakan. Sadece kalbim acıyor. O nasıl iyi olacak bilmiyorum. Dün akşam yerle bir oldu. Nasıl toparlanır o bilmiyorum. Hangi serum hangi vitamin iyi gelir hiç bilmiyorum. Bir doktor olarak bu konuda sıfır bilgi sahibiyim. Bana hep doktorluğumla ilgili nutuk çekiyorsun diyorsun ya bu konu hakkında çekecek bir nutuğum bile yok." dedim ve ağlamaya başladım. "Sumru ne olur ağlama bak yeni toparlıyorsun." "Hakan ben şuan ne yapıcam bilmiyorum. Ben buraya ne umutlarla geldim ama şuan benim kalbim acıyor ben nasıl yapıcam bu halde buralarda. İstanbul'a gerimi dönsem diyorum ama o kadar emeğim var çalışıp atandım bu hiç kolay değil. Ne yapıcam bilmiyorum. Ama burda kalırsam da mutsuz olucam onuda biliyorum." "Sakın Sumru sakın mesleğini kariyerini bir hiç uğruna böyle birşeyin içine sokma." "Hiç mi olarak görüyorsun?". "Sumru bak seni kırmak istemiyorum yemin ederim istemiyorum ama sen çok naifsin bir o kadarda deli dolu. Ben seni üzerim, ben kimseyi sevemem anla benide." "Neden ama Yüzbaşım. Bence kalbinde öyle güzel bir merhamet varki bunu saklıyorsun." "Sumru yapma nolur." diyince ben ona yaklaştım. "Bişey yapmıyorum sadece kendine bir şans ver bu kadar kötü gözükmek zorunda değilsin diyorum". diyince iyice yanaştım ona oda bana doğru yanaştı. Elimi yanağına doğru koydum daha çok dudaklarına doğru yanaştım. Biraz daha yaklaşınca dudaklarından onu öptüm. İlk karşılık vermedi ama ben biraz daha öpünce oda bana karşılık verdi ve öyle böyle değil baya hırçınca beni yatağa doğru yarım yatırdı hatta. Üstüme doğru bayağa eğildi. Bende ellerimi saçına geçirip iyice kendime doğru çektirdim. Bir elini belime atınca inledim. Sonra birden durdu. Alnını alnıma dayadı. "Sana yapma dedim ben zor biriyim olmaz bizden. Ben seni üzerim bunu neden yaptın Sumru." diyerek ayağa kalktı. " Bu anı unut olmadı farzet tamammı. Bak olmaz biz olamayız ben kimseyi sevmem üzerim. Ben biriyle olsam bile bir gecelik sevişip bırakırım." Böyle diyince sinirle ayağa kalktım ben bu adama duygularımı söyledim o biriyle olursamda tek gecelik olur dedi. Bu beni ne saniyordu. Ben ağlamaya başladım. "Hakan sen şuan şu dediklerinde ciddimisin. Biz az önce öpüştük sende istedin. Ama şimdi bana ne diyorsun sen beni ne sandın. Tek gecelik bilmem ney. Ya sana duygularımı anlatmaya çalıştım tamam istemeyebilirsin ama saygı duyabilirdin. Seni o kadar yanlış tanımışım ki, kendimden nefret ediyorum. Sen nasıl adi bir adamsın. Senden etkilenen bu kalbimi söküp atmak istiyorum. Hani dün demiştin ya bana benden uzak dur diye. Haklısın Yüzbaşı biz uzak duralım. Daha ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Benden uzak Allah'a yakın ol. Ama sanada yine duam inşallah Allah o kalbine biraz sevgi ve merhamet verir. Ve bide İnşallah olmaz ama inşallah sende birgün seversin ve birinden bir yudum sevgi dilenirsin. Belki beni o zaman anlarsın". diyip çıktım evden. Anahtarım yok ama olsun birliğe kadar gidip çantamı alıp döneceğim. Benim için Hakan defteri kapandı. Yolu bahtı açık olsun. İnşallah birgün gerçekten sever. Beni öpünce biran umutlanmıştım ama adamın kafasındaki düşünceler bam başkaymış.